Balkanlarda osmanlı mirası

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Balkanlarda osmanlı mirası ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi


  2. 2
    Hasan
    Özel Üye





    Cevap: Balkanlar'daki Osmanlı mirası

    Türkler bin yıllık tarihlerinde, iki deniz ve üç kıtada Kıyamet'e kadar ayakta kalacak bir kültür ve sanat mirası bırakmışlardır. Türkler'in Balkanlar'dan çekilmesiyle başlayan yıkım ve yok etme çalışmalarına rağmen, bütün Balkan şehirlerindeki Osmanlı mirası, varlığını korumaktadır. Osmanlılar'ın kurduğu şehirlerin odak noktasını oluşturan yapılar, çok fonksiyonlu oldukları için, her dönemde yararlı olmuşlardır. Hiçbir yönetim onları bütünüyle yok etmeye kalkışmamıştır.
    Kaleler, köprüler, kervansaraylar, çarşılar, medreseler, şifahaneler, imarethaneler ve camiler Osmanlı dönemindeki ekonomik, siyasal ve kültürel hayatın, elle tutulur, gözle görülür, en önemli ve en güçlü şahitleridir. Onların yaşanan hayatın içine çekmeden, eski fonksiyonlarına yeni fonksiyonlar kazandırmadan, Osmanlılar'ın Balkanlar'da beşyüz yıl süren, uzun soluklu koşusunun dayandığı temelleri ortaya çıkarmak, anlamak ve anlatmak mümkün değildir.
    Hafta sonunda Balkan şehirlerindeki Osmanlı mirasını korumak ve zenginleştirmek için, bütün Türk ve İslam dünyasını harekete geçiren Rumeli Türkleri Vakfı'nın yorulma bilmez Başkanı Melek Aras ve yöneticilerinin Makedonya ve Kosova'da düzenledikleri açılış, kültür ve sanat toplantılarına katıldım. Üsküp'te Ensar Derneği ve MATÜSİTEB' işbirliğiyle düzenlenen “Üsküp'te Osmanlı Medeniyeti” panelinde, Prof. Dr. Mehmet İpşirli, Prof. Dr. Ahmet Şerif, Prof. Dr. İdris Bostan ve Doç. Dr. Önder Bayır ile birlikte Balkanlar'daki “Osmanlı Mirası”nı değişik boyutlarıyla ele alıp tartıştık.
    Başta Türkiye olmak üzere, Osmanlı coğrafyasındaki, eski eserlerin yerine yenilerinin yapılması, büyük gelirler sağladığı için, bütün şehirlerde tarihin görünen yüzü olan mimari yapıları korumak her zaman çok güç olmuştur. Bu yüzden, Rumeli Türkleri Vakfı gibi, gönüllü kuruluşlar yanında bütün şirketlerin, eski şehirlerin yıkılıp, bir beton yığını yapılara dönüşmemesi için, sosyal ve kültürel sorumluluk projelerine destek vermeleri gerekir. Yerel yönetimlerin şehirlerdeki eski mahallelerle birlikte tarihi eserlerin yıkılmalarını önlemeleri, eskilerinin yanında yeni mahallelerin kurulmasına öncülük yapmalarına bağlıdır.
    Şehirlerdeki tarihi ve kültürel mirası korumak için, tarihin silinmez izlerini taşıyan eski şehirleri yıkmadan, Manhattan'ı örnek alan, yüksek çelik bina ormanı yeni şehirler, Paris'te olduğu gibi, şehir merkezinden uzak alanlara kurulmalıdır. Mostar, Saraybosna, Üsküp, Priştine, Prizren ve Şumnu'da başarılı örnekleri verilen, tarihi şehirlerin kültürel dokusunu bozmadan, çevrede yeni yerleşim alanları kurarak, tarihi yapılarla birlikte evrensel değerler de korunabilir.
    Osmanlı coğrafyasındaki tarihi ve kültürel mirası korumada başarısızlığa uğrayan ülkelerin başında Türkiye gelir. Osmanlı döneminden Cumhuriyet dönemine geçişte, büyük tarihi miras reddedildiği için, başta İstanbul olmak üzere bütün Anadolu şehirlerindeki Osmanlı mirası yapılar, bir bir yıkılarak, yok olup gitmişlerdir.
    Olumlu ve olumsuz yönleriyle, bütün tarihini kucaklamayan bir toplum, yüzyılların içinde oluşan tarihi yapılarını ve kültürel değerlerini korumakta büyük güçlük çeker.
    Tarihi ve kültürel eserler, bütün insanlığın açık üniversiteleridir. Tarihi miras geçmişi değil, geleceği aydınlatır.

    Nazif Gürdoğan
    yeni şafak







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi