Selçuklu döneminde inşa edilen anıtsal yapıların kapılarının kenarlarına dolanan taş kabartma motifl

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Selçuklu döneminde inşa edilen anıtsal yapıların kapılarının kenarlarına dolanan taş kabartma motifl ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Selçuklu döneminde inşa edilen anıtsal yapıların kapılarının kenarlarına dolanan taş kabartma motifl





  2. 2
    Fatal
    Özel Üye





    Cevap: sorunuzun cevabını alttan bulabilirsiniz.

    K

    KABARA: Taş yüzey üzerine bezeme amacıyla yapılan yarım küre biçiminde kabartma süs öğesi. Genellikle, Osmanlı revaklarında iki kemer arasında kalan üçgen biçimli yüzeyin ortasına konulur. Taçkapı alınlıkları üzerinde de görülür.

    KAFTAN: Genellikle ipekli kumaştan yapılan uzun ve süslü giysi.

    KAİDE:Üzerine bir yapının ya da taşıyıcı bir yapı öğesinin veya heykelin oturduğu prizmatik kâgir öge.

    KAKMA: Ağaç ve kaplamalara ince levhalar biçiminde renkli ağaç, sedef, fildişi, metal gibi değişik malzemeleri gömerek uygulanan süsleme sanatı.

    KALE: Düşman saldırılarından korunmak amacıyla yapılmış burçlar, kuleler ve duvarlardan oluşan savunma yapısı.

    KASNAK: Üzerine kubbe ya da manastır tonozunun oturduğu çokgen ya da daire planlı kaide.

    KAVSARA: 1)Kemerin eğrisel alt yüzeyi.
    2)Taçkapıda asıl giriş kapısının üstünde kalan içbükey örtü kesimi.Mukarnas ya a tonozla örtülü olabilir.

    KAVUK: Pamuktan yapılan ve etrafına sarık dolanan erkek başlığı.

    KAVVAL: Sözü, sohbeti tatlı olan, güzel ve fazla konuşan adam; şarkıcı. Mutasavvıflar, ariflerin semâ toplantısında kalplerini rahatlandırmak için 1.Güzel koku, 2.Güzel yüz, 3.Güzel ses gibi üç şeye ihtiyacı olduğunu göz önünde tutarak kavvalın güzel sesli ve güzel yüzlü olmasını isterler. Bununla birlikte, bu niteliklere sahip kavvalın dinlenip seyredilmesini de yalnızca Tanrı'dan başka her şeyden ilgisini kesen ariflere layık görürler.

    KEMER: Bir açıklığı geçmek için kullanılan, düzgün eğrisel biçimli strüktürel öge. Sivri kemer, basık kemer, kaşkemer, pencî kemer,dilimli kemer vs. gibi türleri vardır.

    KEPENK: Dükkân vitrinleri ve pencereleri dış etkilerden korumak için ve güvenlik amacıyla kapatan ahşap ya da metal öge.

    KERAMİK: Çanak çömlek,tuğla,kiremit,terakota,sırlı karolar,bloklar gibi pişmiş toprak ürünlere verilen ad.Seramik olarak ta adlandırılır.

    KERVANSARAY: Kentler arası yollarda kervanların konaklaması için yapılmış büyük han yapısı. İslam ülkelerine özgü bir yapı türü olan kervansarayın kökeni oldukça belirsizdir. İlk kervansarayların Türkistan'da ribat diye adlandırılan küçük kaleleri örnek aldığı sanılır. Bu ilk kervansaraylar Büyük Selçuklular döneminde (12.yy başlarında) yapılmışlardır. Anadolu'daki en eski kervansarayın ise, 13.yy'ın başında yapıldığı bilinir.

    KESİT:Bir yapının düşey bir düzlemle varsayımsal olarak kesilmesi durumunda, bu düzlem üzerindeki izdüşümünün ölçekli olarak yapılmış çizimi.

    KESME TAŞ:Tüm yüzeyleri ince yonu tekniğiyle işlenmiş prizmatik yapı taşı.

    KİLİM: Döşeme yaygısı olarak kullanılan, tezgâhta kumaş gibi yünlü ipliklerle dokunmuş desenli örtü.

    KİREÇ: Kalkerin (kireçtaşı) fırında yakılmasıyla elde edilen kalsiyumoksit. Harç ve sıva yapımında kullanılır.

    KİTÂBE: Yazıt.

    KONSOL: Mimarlıkta ana bünyeden çıkıntı yapan her türlü strüktürel öğeye denir. Balkon, cumba, çıkma gibi yapı birimlerini taşıyan mimari ögedir.

    KÖŞK: Türk mimarisinde bir saray veya konak kompleksi içinde yer alan ve ana yapıdan bağımsız nitelikte,sürekli kullanıma hizmet etmeyen küçük yapı.

    KÖŞK MESCİT: Anadolu Selçuklu kervansaraylarında avlunun ortasında yer alan ve dört kemerle taşınan kare planlı bir altyapı üzerinde yükselen küçük mescit. Özellikle sultan hanlarda görülür .

    KRİPTA: Eski Roma'da Hıristiyanların gizlice tapınmak için kullandıkları yeraltı kilisesi. Daha sonraları anlamı değişerek kilisenin bodrum katına verilen ad haline dönüşmüştür. Burası tapınma işlevine hizmet edebileceği gibi, sadece mezarların yer aldığı bir mekân da olabilir.

    KUBBE:Yarım küre biçiminde mimari örtü öğesi. Çok eski dönemlerden beri bilinir ve kullanılır.

    KÛFÎ: Hat sanatında kullanılan bir yazı türü. 8.yy'da yeni kurulmuş bir Arap kenti olan Kûfa'da ortaya çıktı. Arap yazısının sadece bir yazı olmaktan uzaklaşarak, bir sanat dalı haline gelmesinde önemli rolü vardır. 8.yy'ın ikinci yarsında iyice gelişen Kûfî, sonraki üç yüzyıl boyunca Kuran yazımında kullanılan rakipsiz yazı oldu.

    KULE: Zemin alanına oranla yüksekliği çok fazla olan yapı.

    KURNA: İslam hamamlarında içinde yıkanma suyu biriktirilen taş ya da mermer tekne.

    KUTB ya da KUTUB: Aslında değirmen taşının üzerinde döndüğü mil, değirmen iği; kutup yıldızı; bir kavmin işlerinin döndüğü yer, başkan ve komutan anlamlarına gelen bu kelime ile tasavvufta sâliklerin her türlü işleri kendisine havale edilmiş olan kişi kastedilir. Sûfilere göre kutb, Tanrı'nın özel nazarına kavuştuğu yerdir. Bu makama yükseldikten sonra Abdullah adını alan kutb, peygamberin bütün özelliklerini miras edinmiştir. Sağında ve solunda iki imam bulunur. Bu iki imamın çeşitli kaynaklara göre yerleri değişiktir. Bunlardan biri kutbun halifesi olup kutb öldüğünde onun yerine geçer.

    KÜLAH: Osmanlı minaresinin konik üst parçası.

    KÜLÜNK: Taşı kabaca işlemek ve kırmak için kullanılan iki ucu sivri kazma.

    KÜMBET: Silindirik ya da çokgen planlı bir gövde üzerine oturan konik ya da piramidal bir külahtan oluşan Türk ve İran mezar yapısı.

    KÜNDEKÂRÎ:Türk Sanatı'nda küçük ve geometrik biçimli ahşap parçalarının birbirlerine geçmelerle bağlanması tekniği ve bu teknik kullanılarak oluşturulmuş yapıt. Kündekârî tekniğinin ana amacı, ahşabın zamanla ısı ve nem etkisiyle çalışmasından kaynaklanan deformasyonunun önlenmesidir.

    KÜNK: Betondan ya da topraktan yapılan pissu veya akaçlama (drenaj) borusu.

    KÜTÜVAL: Kale muhafızı ,dizdar.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi