Merve ismine uyan ikiz kız bebek ismi

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Merve ismine uyan ikiz kız bebek ismi ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi


  2. 2
    Hasan
    Özel Üye





    Cevap: merve ve miray olabilir mi?

    Miray isminin, İsimler Sözlüğündeki Tam Karşılığı

    Yılın ilk aylarında doğan / Güneş gibi ay gibi parlayan


    yada bunları inceleyiniz.

    Meryem1. Peygamber İsa’nın annesi. 2. Bu adın kökeni İbranca “İsyan, ayaklanma” anlamındadır. 3. Dindar kadın.
    MergubeSevilen, beğenilen, aranılan. kız ismi
    Mercan1. Tropik ve ılık denizlerde yaşayan, kırmızı kalker iskeletli hayvan ve bu hayvanın iskeletinden elde edilen, süs eşyaları yapımında kullanılan madde. 2. Açık kırmızı
    Meramİstek, niyet, amaç. kız ismi

    MeralGeyik, dişi geyik, ceylan. kız ismi


    Detaylı

    MACİDE: (AR) Şan ve şeref sahibi olan kimse. İyi ahlaklı. Ulu.

    MAĞFİRET: (AR) Allah'ın kullarının günahlarını bağışlaması, örtmesi.

    MAHBUBE: (AR) (Muhabbet olunmuş) Sevilmiş, sevilen.

    MAHFER: (FAR) Ay aydınlığı, ay ışığı.

    MAHİNEV: (FAR) Yeni ay, ayça, hilal.

    MAHİNUR: (FAR) Ayın nuru, ışığı. Ay yüzlü güzel.

    MAHİRE: (AR) (Maharetli) Hünerli, elinden iş gelir, becerikli.

    MAHİZAR: (FAR) İnleyen ay.

    MAHİZER: (FAR) Sarı, altın renginde ay.

    MAHMUDE: (AR) Bingör otu, sakmunya.

    MAHMURE: (AR) Sarhoşluğun verdiği sersemlik. Uyku basmış, ağırlaşmış, yan baygın göz.

    MAHPARE: (FAR) Ay parçası, çok güzel kadın.

    MAHPERİ: (FAR.) Ay gibi peri kadar güzel.

    MAHPERVER: (FAR) Mehtap.

    MAHPEYKER: (FAR) Yüzü ay gibi parlak, güzel, nurlu.

    MAHSUNE: (AR) Kuşatılmış, sarılmış, çevrilmiş.

    MAHTER: (FAR) Yeni ay, ayça, hilal.

    MAHUR: (FAR) Türk musikisinde rast perdesinde karar kılan bir makam.

    MAİDE: (AR) Üzerinde yemek bulunan sofra. Yemek, şölen. İsa ve Havarilerine gökten inen sofra (Maide-i Mesih).

    MAİLE: (AR) . Bir yana eğilmiş, eğik. Hevesli, istekli, yetenekli. Taraflı, içten istekli. Andırır, benzer. Tutkun.

    MAKBULE: (AR) Kabul olunmuş, alınmış, alınan. Beğenilen, hoş karşılanan, geçer.

    MAKSUDE: (AR) (Kastolunan) İstenilen şey, istek. Maksat, niyet, murat. Varılmak istenen yer.

    MAKSUME: (AR) Ayrılmış, bölünmüş. Kısmet.

    MAKSURE: (AR) Kasrolunmuş, kısaltılmış, kasılmış. Alıkonulmuş. Bir şeye ayrılmış.

    MAKULE: (AR) Akla uygun bulunan. Akıl ile bilinir, akılla kanıtlanan. Oldukça akıllı, sözü akla yakın.

    MALİKE: (AR) Mal sahibi olan kadın. Peri, su perisi.

    MANOLYA: (FR) Manolyagillerden. Beyaz renkli ve güzel kokulu çiçekleri olan, süs bitkisi olarak yetiştirilen ağaç ve bu ağacın çiçeği.

    MANSURE: (AR) Yardım olunmuş, Allah'ın yardımıyla galip, üstün gelmiş. Türk müziğinde bir düzen. Bir ney çeşidi.

    MANZURE: (AR) Bakılan, nazar olunan. Gözde olan, beğenilen.

    MARAL: (TR) Dişi geyik, ceylan, karaca.

    MARİFET: (AR) Herkesin yapamadığı ustalık, herşeyde görülmeyen hususiyet, ustalıkla yapılmış olan şey. Bilme, biliş. 3. Hoşa gitmeyen hareket. Vasıta aracı, ikinci el.

    MARUFE: (AR) Herkesçe bilinen tanınmış belli. Meşhur ünlü.

    MASUME: (AR) Günahsız, suçsuz. Küçük çocuk, temiz, saf.

    MASUNE: (AR) Korunmuş, korunan.

    MATLUBE: (AR) İstenilen, aranılan, talep edilen şey.

    MATUKE: (AR) Azat olunmuş, özgürlüğü bağışlanmış.

    MEBŞURE: (AR) Yüzü beyaz, gösterişli güzel kadın.

    MECDİDE: (AR) Rızkı bol, nasibi açık, bahtiyar.

    MECİDE: (AR) Büyük ulu. Şan ve şeref sahibi.

    MEDİHA: (AR) Methetmeye, övmeye sebeb olan şey, övme mevzuu.

    MEDİNE: (AR) Şehir. Arabistan'da bir şehir. Hz. Peygamberin kabrinin bulunduğu şehir.

    MEFHARET: (AR) İftihar duyma, övünme.

    MEFKURE: (AR) Ülkü, ideal.

    MEFRUZA: (AR) Farz olunmuş, varsayılmış.

    MEFTUNE: (AR) Büyülenmiş. Gönül vermiş, tutkun vurgun. Hayran olmuş, şaşmış.

    MEHDİYE: (AR) Kendisine rehberlik edilen.

    MEHİR: (FAR) Ay.

    MEHLİKA: (FAR) Ay yüzlü güzel.

    MEHPARE: (FAR) Ay parçası, çok güzel.

    MEHTAP: (FAR) Ay aydınlığı, ay ışığı. Dolunay. Alay, eğlence, zevklenme.

    MEHVEŞ: (FAR) Ay gibi, ay yüzlü, güzel.

    MELÂ: (AR) Doluluk. Topluluk. Ova.

    MELAHAT: (AR) Güzellik, yüz güzelliği.

    MELDÂ: (AR) RGenç, körpe ve nazik.

    MELEK: (AR) Allah'ın nurdan yarattığı varlıklar. Halim, selim güzel huylu kimse.

    MELEKNAZ: (AR-FAR) (bkz. Melek).

    MELEKNUR: (AR) (bkz. Melek).

    MELEKPER: (AR-FAR) Melek kanatlı.

    MELEKRU: (AR-FAR) Melek yüzlü.

    MELEKSİMA: (AR-FAR) Melek yüzlü.

    MELİHA: (AR) Melahat sahibi, güzel, şirin, sevimli.

    MELİKE: (AR) Kadın hükümdar. Hükümdar karısı.

    MELİS: (YUN) Bal, tatlı şey. Sevgi, can. Bal arısı. Çayır, çayırlık. Oğulotu.

    MELODİ: (YUN) Nağme, ahenk, ezgi.

    MELTEM: (TR) Yazın düzenli olarak karadan denize doğru esen rüzgar.

    MEMDUDE: (AR) Uzatılan.

    MEMDUHA: (AR) Övülmüş, övülecek.

    MEMNUNE: (AR) Minnet altında bulunan. Sevinmiş, sevinçli. Razı hoşnut.

    MENEKŞE: (FAR) Menekşegillerden birçok çeşitleri bulunan koyu mor çiçek açan süs bitkisi. Koyu mor renk.

    MENSURE: (AR) Saçılmış, dağılmış. Ölçüsüz, uyaksız, manzum olmayan söz.

    MENŞURE: (AR) (Neşrolunmuş) Dağıtılmış, yayılmış.

    MENZURE: (AR) Adanmış, vadedilmiş. Adak olarak belirtilmiş.

    MERAL: (TR) Dişi geyik, ceylan, karaca.

    MERAM: (AR) Arzu istek. İçten tasarlanan niyet.

    MERCAN: (AR) Selenterelerin mercanlar sınıfından olup kayalık yerlerde koloni meydana getirerek yaşayan, iskeleti kalkerli kırmızı renkli deniz hayvanı.

    MERSA: (AR) Liman.

    MERVE: (AR) Mekke'de bir dağın adı.

    MERYEM: (İBR) Abid. İbadete düşkün insan. Hz. İsa'nın annesi.

    MERZUKA: (AR) Rızıklandırılmış, rızık verilmiş.

    MESERRET: (AR) Sevinçler. Şenlik, sevinç.

    MESRURE: (AR) Sevinçli, memnun, sevinmiş meramına ermiş.

    MESUDE: (AR) Saadetli, bahtlı, bahtiyar, kutlu.

    MEŞHURE: (AR) Ünlü, argın, tanınmış.

    MEŞKURE: (AR) Beğenilmiş, övülmüş. Teşekkür edilmeye değer olan.

    METHİYE: (AR) Birini övmek maksadıyla yazılmış eser, kaide.

    MEVA: (AR) Sığınılacak yer, yurt, mesken.

    MEVEDDET: (AR) Sevgi, muhabbet. Dostluk.

    MEVHİBE: (AR) Vergi, ihsan, bağış.

    MEVLUDE: (AR) Yeni doğmuş çocuk.

    MEVSİM: (AR) Yılın dört bö­lümünden biri. Dağlamak suretiyle damga vurmak.

    MİHRACE: (Sanskritçe) Hindistan'da kral ve prenseslere verilen unvan.

    MİHRAN: (AR) Nehir. Pakistan'dan geçen İndus nehrine verilen isim.

    MİHRİ: (FAR) Güneş. Sevgi. Eylül ayı.

    MİHRİBAN: (FAR) Şefkatli, merhametli, muhabbetli, güleryüzlü, yumuşak huylu. MİHRİCAN: (FAR) Sonbahar.

    MİHRİMAH: (AR) Güneş ile ay.

    MİHRİNAZ: (FAR) Naz güneşi. Çok nazlı.

    MİHRİNİSA: (FAR) Kadınlığın güneşi, erdemli, nitelikli kadın.

    MİHRİNUR: (FAR) Işık saçan, aydınlatan güneş.

    MİHRİŞAH: (FAR) Şahların güneşi.

    MİHRİYE: (FAR) Güneşe ait, güneşle ilgili.

    MİMOZA: (Latince) Baklagillerden ince ve san yapraklı çiçek açan bir cins süs bitkisi, küstümotu.

    MİNA: (AR) Camın ana maddesi. Liman, iskele. Gökyüzü.

    MİNE: (FAR) Maden ve çini üzerine vurulan camı andırır cila. Dişlerin üzerindeki ince ve parlak tabaka. İnce ve parlak nakış.

    MİRAT: (AR) Ayna.

    MİRAY: (FAR) Ayın ilk günleri.

    MİRCAN: (FAR) Canın içi.

    MİRHAN: (FAR) (bkz. Mircan).

    MİRNUR: (FAR) (bkz. Mircan).

    MISRA: (AR) Şiirin bir satırı.

    MUALLA: (AR) Yüce, yüksek, (bkz. Bülent). Makamı, rütbesi yüksek. Bir yazı stili.

    MUAZZEZ: (AR) (Ta'ziz edilmiş) İzzetlendirilmiş. İzzet ve şeref sahibi. İkram ve izaz olunan, ağırlanan, hürmetle, saygı ile kabul olunan. Kıymetli, değerli, aziz.

    MUCİBE: (AR) İcabet eden, uyan. İcap eden, gereken. Sebeb olan, vesile teşkil eden.

    MUCİDE: (AR) Yaratıcı. Bir buluş ortaya çıkaran kimse.

    MUCİZE: (AR) Hayran bırakan, olağanüstü olay. İnsan aklının alamayacağı.

    MUHABBET: (AR) Sevme, sevgi. Dostluk. Dostça konuşma.

    MUHİBE: (AR) Seven, sevgi besleyen, dost.

    MUHLİSE: (AR) Halis, katıksız. Dostluğu, samimiliği ve her hali içten gönülden olan.

    MUHSİNE: (AR) İhsan eden, iyilikte, bağışta bulunan.

    MUHTEŞEM: (AR) İhtişamlı, tantanalı, debdebeli, görkemli.

    MUİNE: (AR) Yardımcı. Çırak.

    MUKADDER: (AR) Takdir olunmuş, kıymeti biçilmiş, kadri değeri bilinmiş, beğenilmiş. Yazılı, yazılıp belirlenmiş ilahi taktir. Yazılı olmayıp sözün gelişinden anlaşılan.

    MUKADDES: (AR) Takdis edilmiş, mübarek kutsal temiz.

    MUKBİLE: (AR) İkballi, kutlu, mutlu, bahtiyar, mesut.

    MUKİME: (AR) İkamet eden, oturan.

    MUNİSE: (AR) Alışılan, yadırganmaz, alışılmış. Cana yakın sevimli. İnsandan kaçmayan.

    MURADİYE: (AR) Arzu, istek, dilek. Maksat meram.

    MUTEBER: (AR) İtibarlı, hatırı sayılır, saygın. İnanılır, güvenilir. Yürürlükte olan geçer.

    MUTENA: (AR) Özenle dikkatle seçilmiş. Önemli, seçkin. Az bulunur.

    MÜMİNE: (AR) İman etmiş, İslam dinine inanmış, müslüman.

    MÜBAHAT: (AR) Övünme, iftihar etme.

    MÜBECCEL: (AR) Yücelmiş, saygı gösterilmiş yüce, ulu.

    MÜBERRA: (AR) Temize çıkmış aklanmış, müstesna, azade, arınmış.

    MÜCEDDET: (AR) Yeni, henüz kullanılmamış.

    MÜCELLA: (AR) Parlatılmış, parlak, cilalı.

    MÜCEVHER: (AR) Değerli süs eşyası. Arap alfabesinde noktalı olan harf.

    MÜESSER: (AR) Kendisine bir şey tesir etmiş olan.

    MÜFİDE: (Ar.) İfade eden, anlatan, manalı. Faydalı.

    MÜGE: (FR) İnci çiçeği.

    MÜHİBE: (Ar.) Heybetli, korkunç, korkutan. Tehlikeli ve saygı uyandıran.

    MÜHRE: (FAR) Bir çeşit yuvarlak şey. Cam boncuk.

    MÜJDE: (FAR) Muştu, sevinç haberi, büşra. Hayırlı, sevinçli bir haber getirene verilen bahşiş.

    MÜJGÂN: (FAR) Kirpikler, kirpik.

    MÜKÂFAT: (AR) Ödül. Değerlendirici, sevindirici davranış.

    MÜKRİME: (AR) İkramcı, ikram eden, ağırlayan ağırlayıcı, misafirperver.

    MÜNEVVER: (AR)(Tenvir edilmiş) Nurlandırılmış, aydınlatılmış, ışıklı. Aydın.

    MÜNİBE: (AR) İnabe eden, asiliği, azgınlığı bırakarak Allah'a yönelen. Güzel yağan, faydalı yağmur. Taze ve verimli bahar.

    MÜNİFE: (AR) Yüksek, ulu, büyük, ali, bülend. Yüksek, büyük hükümler.

    MÜNİRE: (AR) Nurlandıran, ışık veren, parlak.

    MÜREVVA: (AR) Aklı, fikri, düşünüşü görünüşü sağlam.

    MÜRŞİDE: (AR) İrşad eden, doğru yolu gösteren kılavuz.

    MÜRÜVVET: (AR) İnsaniyet, mertlik, yiğitlik. Cömertlik, iyilikseverlik.

    MÜSEVVER: (AR) Çevresine sur, duvar çevrilmiş korunmuş.

    MÜSLİME: (AR) İslam dininde olan.

    MÜŞERREF: (AR) Şereflendirilmiş kendisine şeref verilmiş, şerefli.

    MÜVEDDET: (AR) Sevgi, muhabbet, dostluk.

    MÜVELLÂ: (AR) Bir davanın veya anlaşmazlığın çözümü, bir işin araştırılması konusuna görevlendirilmiş kişi.

    MÜYESSER. (AR) Kolayı bulunup yapılan, kolay gelen, kolaylıkla olan.

    MÜZEHHER: (AR) Çiçekli, çiçeklenmiş, çiçek açmış.

    MÜZEYYEN: (AR) (Zinetlendirilmiş) Süslenmiş, süslü.







+ Yorum Gönder
merve ismine uygun isimler,  merve isminin yanına hangi isim yakışır,  merveye uygun isimler,  meryem isminin yanına yakışan isimler,  merve ile uyumlu isimler
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi