Bölgelerimizdeki daglar gölleri bulamıyorum

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Bölgelerimizdeki daglar gölleri bulamıyorum ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Bölgelerimizdeki daglar gölleri bulamıyorum





  2. 2
    Hasan
    Özel Üye





    Cevap: GÖLLER NEHİRLER DELTALAR --2

    HAZAR GÖLÜ

    İli:Elazığ İlçe:Elazığ Merkez, Maden, Sivrice Yüzölçümü:7 000 ha.
    Güneybatıkuzeydoğu doğrultusunda uzanan tektonik bir göl olan Hazar Gölü, kuzeyinde Deveboynu, güneyinde ise Hazar baba dağları yer almaktadır. Göl suları tuzlu olup sadece tatlı su girdisinin olduğu yerlerde küçük sazlıklar bulunmaktadır. Batıda kürk suyu ağzında Kürk Deltası, doğuda ise Zıkkım deresi ağzında Gezin Deltası oluşmuştur.
    Alanda en yaygın kuş topluluklarını batağanlar ve sakarme oluşturmaktadır.
    Koruma Statüsü
    Hazar Gölü Doğal Sit Alanı statüsündedir.
    Sulak Alanın Kullanım Durumu:
    Gölün en önemli kullanımı rekreaktif amaçlıdır. Deniz etkisine kapalı, yüksek dağlık alanlardan oluşan Doğu Anadolu Bölgesinde akarsu ve göl kıyıları rekreasyon alanı olarak büyük önem taşımaktadır. Elazığ, Malatya ve Diyarbakır illerine olan yakınlığı, doğal güzelliği ile yazın su sporlarına imkan taşıması nedeniyle Hazar Gölü çevre halkının önemli bir rekreasyon alanı durumuna gelmiştir. Göl kıyısındaki iki plajına Mavi Bayrak bulunmaktadır.
    Hazar Gölünde Karabalık ve Aynalı sazan avlanmakta olup, göl çevresindeki balık lokantaları ile çevre halkı tarafından tüketilmektedir.
    Alanın çevresinde tarıma elverişliği alan çok azdır. Kırsal kesimin geçim kaynağını tarım ve hayvancılık oluşturmaktadır. Genellikle bağ, bahçe ziraatı yapılmaktadır.
    Göl suları sulama ve enerji üretiminde kullanılmaktadır.
    Sulak Alanı Tehdit Eden Faktörler:
    Kirlenme:
    Göle kıyısı olan Gezin ve Sivrice kasabalarının atık suları ile göl çevresinde yer alan yazlık konutlar, kamu kuruluşlarına ait eğitim ve dinlenme tesislerinin atık suları arıtılmadan göle verilmektedir. Göl kıyısında bazı tesislerin arıtma tesisleri mevcut olmasına rağmen bu tesisler de yeterli değildir.
    Göl çevresinde yer alan belediyelerin düzenli katı atık depone alanları bulunmamaktadır. Dere yataklarına dökülen çöpler yağışlarla birlikte göle taşınmakta, hem göl içerisinde hem de akıntı ile bu çöpler göl kıyılarına ulaşmaktadır.
    Habitat Tahribi:
    Sivrice ilçesinde bulunan üç tuğlakiremit fabrikası hammadde teminini Kürk deltasından sağlamaktadır.
    Erozyon:
    Göl çevresindeki meyli yüksek yamaçlarda su ve rüzgar erozyonu problemi mevcuttur. Yağışlı mevsimlerde dereler ve yüzey akış ile göle taşınım olmakta ve göl dibinde balçık birikimi görülmektedir. Bu durumun en önemli etkisi rekreaktif kullanım üzerinde olacaktır.
    Su Rejimine Yapılan Müdahaleler:
    Enerji üretmek ve sulama amacıyla 1220 metre eşik kotunda tünel ile gölden su alınmaktadır. Enerji ihtiyacına göre göl maksimum 1243.81 m., minimum 1234.56 m. kotlarında işletilmektedir. Göl suları, enerji üretimi amacıyla işletmeye açılmadan önce bir gideğenle Dicle Nehrine akmakta iken bugün için gölden doğal çıkışın gerçekleşmesi mümkün görülmemektedir.
    Egzotik türlerin aşılanması:
    Hazar Gölü'ne aynalı sazan aşılaması yapılmıştır. Bu tür gölün batı kıyılarındaki sığ ortamlarda ve göle karışan Kürk suyunda yaşayabilmiştir.
    Çözüm Önerileri:
    Hazar Gölü'nde bugün çok önemli bir problem olarak görülmese de ileride gölde sığlaşmanın ve göl dibindeki balçık oluşumunun önüne geçilmesi için göl çevresinde erozyonla mücadele yöntemlerinin bir program dahilinde uygulanması gerekmektedir.
    Arıtılmış atık suların havza dışına çıkışını sağlayacak bir arıtma tesisi kurularak Sivrice ilçesi kanalizasyonu ile turistik tesisler ve yazlık konutların atık sularını toplayan kolektörün bu arıtma tesisine bağlanması,
    Gezin ilçesinin kanalizasyon sisteminin yapılarak arıtma tesisinin kurulması,
    Gezin ve Sivrice ilçesine ivedilikle katı atık depone alanı oluşturulması,




    İZNİK GÖLÜ

    İli:Bursa İlçelerrhangazi, İznik Yüzölçümü: 29.830 ha.
    Marmara Bölgesinin en büyük, Türkiye’nin ise beşinci büyük doğal gölü olan İznik Gölü, tektonik bir tatlı su gölüdür. En büyükleri kuzeydoğudaki Karasu ve güneybatıdaki Sölöz olmak üzere, derelerin göle girdiği noktalarda küçük deltalar ve geniş sazlıklar oluşmuştur.
    Alan sık sazlıkların arasında karışık koloniler kuran küçük karabatak ve gece balıkçılı ile önem kazanmıştır. Nedeni tam bilinmemekle birlikte, İznik Gölü kış aylarında önemli sayıda su kuşu barındırmamaktadır. Yine de, İç Anadolu gölleri donduğunda kuşlar için önemli bir sığınak oluşturduğu söylenebilir.
    Koruma Statüsü:
    İznik Gölü 1990 yılında Sit Alanı ilan edilmiştir.
    Sulak Alanın Kullanım Durumu:
    Göl bütünüyle tarım alanları ve zeytinliklerle çevrilidir. Tarım alanları için gölden su alınmaktadır.
    İznik, Çakırca, Boyalıca ve Gölyaka’da balıkçı kooperatifleri bulunur. Tutulan deniz ürünlerinin başında bir tür mantar hastalığı nedeniyle 1980’lerden beri büyük azalma gösteren kerevit gelir.
    Sulak Alanı Tehdit Eden Faktörler:
    Kirlilik:
    Orhangazi’deki sanayi tesislerinden, çevredeki yerleşim birimlerinden ve küçük zeytinyağı fabrikalarından göle atıklar karışmaktadır. Bundan kaynaklanan aşırı yosunlaşma ve toplu balık ölümleri dikkat çekmektedir.
    Habitat Tahribi:
    Su düzenine müdahale edilmeden önce, gölün ornitolojik açıdan daha önemli olduğu tahmin edilmektedir. Seddelemelerin su seviyesini yükseltmesi sonucu sazlık ve bataklık alanlarda azalma olmuştur.
    Su Rejimine Yapılan Müdahaleler:
    1963’te gölün batısındaki seddenin yapımı sonucunda 416 ha sulak alan kurutulmuştur. Su tutma amacıyla da yapılan bu sedde, gölü kısmen bir rezervuara dönüştürmüştür.
    Çözüm Önerileri:
    Sulak Alanı Etkileyebilecek Planlama Aşamasında veya Yatırım programına Alınmış Projeler





    KIZILIRMAK DELTASI


    Koordinatlar :410 30' Kuzey 360 05' Doğu
    Deltanın Alanı :56.000 hektar
    Sulak Alanlar :16.110 hektar
    Kızılırmak nehrinin taşıdığı alüvyonların oluşturduğu ülkemizdeki en büyük deltalardan birisidir. İdari olarak Samsun ilinin Engiz, Bafra ve Alaçam ilçeleri sınırları içerisinde yer almaktadır.
    Delta ovası, denizden güneye doğru basamaklar halinde yükselmektedir. Deltanını gerisinde, Kızılırmak nehrinin her iki kenarında yay şeklinde uzanan ve yükseklikleri 600-800 metreye varan Kuzey Anadolu Dağlarının ilk sırasını oluşturan platolar, daha geride ise 1000-1500 merte yüksekliğindeki dağlar yer almaktadır.
    Kızılırmak deltası, doğal özellikleri büyük ölçüde korunabilmiş, ülkemizin Karadeniz kıyısındaki tek sulak alanıdır.
    Deniz, ırmak, göl, sazlık, bataklık, çayır, mera, orman, kumul ve tarım alanları gibi farklı ekolojik karakterlerdeki habitatların birarada bulunması, besin maddelerince zenginlik ve uygun iklim koşulları Delta'nın eşine az rastlanır öçlüde biyolojik çeşitliliğe sahip olmasını sağlamıştır.
    Delta'da, altısı doğu, birisi ise batı yakasında olmak üzere yedi adet göl bulunmaktadır. Deltanın batısında yer alan Karaboğaz gölünün çevresindeki sazlık ve bataklık alanlarla birlikte toplam alanı 1.400 hektardır. Deltanın doğusunda yer alan göller ise Balık gölü, Uzun göl, Çernek gölü, Liman gölü, Gıcı gölü ve Tatlı göldür. Bunlardan Balık gölünün denizle bağlantısı vardır. Göllerin suları tatlı denebilecek kadar az tuzludur. Sadece, denizle bağlantısı olan Balık Gölü'nde denizden su girişinin olduğu dönemlerde tuzluluk artmaktadır.
    Tamamı sığ olna göllerin en derin yeri su seviyesinin yüksek olduğu dönemlerde dahi 3 metreyi geçmez. Ortalama derinlik 1.5 metre civarındadır. İlkbaharda suların yükselmesiyle geniş alanlar su altında kalmakta, delta7nın doğu ölümündeki göllerin tamamına yakını berleşmekte ve tek bir gölü andırmaktadır. Bu dönemde, Balık gölü ile deniz arasında bulunan Galeriç ormanının da büyük bir kısmı su altında kalmakta ve eşsiz bir görünün oluşturmaktadır.
    Deltadaki karakteristik oluşumlardan biride göllerle deniz arasındaki kumullardır. 200-300 metreklik şeritler halinde kıyı boyunca uzanan kumulların yükseklikleri 7/8 metredir.Bazı yerlere 12 metre yüksekliğe ulaştıkları da görülmektedir.
    işlev ve değerleri
    Deltalar, mikro ve makro faonanın çok yüksek bir üretim düzeyine ulaştığı yer yüzünün en verimli doğal alanlarıdır. Yüksek verimin oluşturduuğu yiyecek ağı başta sukuşları olmak üzere, değişik türlerden zengin bir yaban hayatının barınmasına ve beslenmesine imkan sağlamaktadır.
    Deltalar, balıkların yumurta döktüğü, özellikle yavru balıkların beslendiği, korunduğu alanlardır. Yapılan araştırmalar, yediğimiz balıkların 2/3’sinin yaşamlarının tamamını ya da belirli bir devresini sulak alanlarda geçirdiğini göstermiştir. Bu nedenlle sulak alanlar, özellikle deltalar balıkçılığın devamlılığı yönünden hayati öneme sahiptirler.
    Kızılırmak Deltası, yaşama ortamlarının çeşitliliği ve önemleri barındırdığı hayvan varlığı ve türlerin durumları ile çok sayıda Uluslararası öneme sahip sulak alan kriterine sahip bir sulak alan ekosistemidir. Ülkemizin Karadeniz kıyısında doğal karakteri korunabilmiş tek alan olması, deltanın önemini arttırmıştır. Karadenizi direkt olarak aşan göçmen kuşların uçuş hazırlığı ve uçuş sonrası dinlenebildikleri, beslenebildikleri ve korunabildikleri tek alandır.
    Değişik habitatları, zengin bitki ve hayvan varlığı ile bilimsel çalışmalar için açık hava laboratuvarıdır. Taban suyunu dengeleme, denizden tuzlu su girişini önleme gibi işlevleriyle bulunduğu bölgenin su rejiminin düzenlenmesine katkı sağlar.
    Tüm bunların yanısıra, Kızılırmak deltası su ürünleri üretimi, saz kesimi ve otlatma imkanlarıyla yöre ekonomisine önemli katkılar sağlayan çok yönlü bir sulak alan ekosistemidir.
    Güzel manzarası ve barındırdığı yaban hayatı ile kuş gözleme, balık tutma, avcılık gibi rekreasyonel faaliyetlmer için de ideal ortamdır.
    flora ve vejetasyon
    Değişik ekolojik karakterdeki habitatların varlığı deltayı bitki çeşitliliği yönünden de zengin kılmıştır.Göl kıyıları, sazlıklar ve bataklıklar yoğun vejetasyonla kaplıdır. Göllerde su sümbülleri cinsine ait türler hakimdir. Kıyılarda ise kamış, saz, sivri hasırotu bulunmaktadır. Bazı yerlerde nilüferlere de rastlanmaktadır.
    Kuru kesimlerde vejetasyon daha zayıftır. Bu kesimlerde hasırotu vejetasyonu içerisinde ayrıkotu, sinirotu, beşparmakotu ve sütleğen türleriyle, göl soğanı, engerekotu ve orkide yayılış göstermektedir
    Kumulların yer aldığı sahil kesimleri bitki örtüsünden yoksundur. Diğer kesimlerde sütleğen, sığır kuyruğu yaygındır. Daha çok eski kumullarda olmak üzere yer yer defne, kocayemiş, mersin, süpürge otu, şimşir, orman gülü, çıkırgan ve erkek kızılcık gibi bodur ağaç ve çalılarla kaplı alanlar mevcuttur.
    Türkiye'deki nadir subasar ormanlardan biri olan Galeriç ormanının hakim ağaç türü dişbudaktır. Diğer önemli ağaç türleri ise; meşe, söğüt, peruka çalısı ve yemişgendir.
    fauna ve ornitolojik önemi
    Kızılırmak deltası, biyolojik üretim yönünden bol gıda ihtiva eden karakterde bir sulak alan ekosistemidir. Deltada bulunan göller, sazlıklar ve bataklıkların plaktonlar ve omurgasız canlılar bakımından zengin oluşu alanın değişik türde zengin faunaya sahip olmasını sağlamıştır. 16000 hektarlık alanda 100.000 su kuşunun barınması deltanın besin maddesince ve fauna elemanlarınca zenginliğinin en iyi göstergesidir.
    Deltada bulunan göllerde, sazan, sudak, has kefal, mersin merinosu, alabalık türlerine ait zengin balık populasyonları mevcuttur. Ayrıca bol miktarda kerevit bulunmaktadır.
    Yeşil kurbağ, sıçrayıcı kurbağa, ağaç kurbağası ile su kaplumbağaları va su yılanları deltanını değişmez ve önemli sakinlerindendir.
    Delta ve yakın çevresi memeliler bakımından da oldukça zengindir. Yörede görülen başlıca memeli türleri su sıçanı , ev sıçanı, su samuru, yaban kedisi, çakal, ağaç sansarı, sincap ve yaban domuzudur.
    Ornitolojik Önemi
    Deltada bu güne kadar 308 kuş türü saptanmıştır. Bu sayı, Türkiye kuşlarının % 74'ü olup, Türkiye'de Göksu deltasından (332 tür) sonra bir alanda tespit edilmiş en yüksek sayıdır. Bölgede görülen türlerden büyük deniz düdükçünü ve kuzey incir kuşu bu güne dek Türkiye'de sadece Kızılırmak deltasında saptanmıştır. Yine küçük kiraz kuşu ve ak kiraz kuşu son 25 yılda Türkiye'de sadece Kızılırmak deltasında görülmüştür.
    Deltadaki türlerden tepeli pelikan, cüce karabatak, al boyunlu kaz, dikkuyruk, şah kartal, küçük kerkenez ve toy dünya çapında nesilleri tehlikede olan türlerdir. Bu türlerden tepeli pelikan deltada kuluçkaya yatmaktadır.
    1992 yıyında yapılan bir arştırmada 140 kuş türünün deltada ürediği üespit edilmiştir. Bunlardan tepeli pelllikan 6 çift, erguvan balıkçıl 500 çift, kara leylek 50 çift, kaşıkçı 75 çift, boz ördek 200 çift, turna 50 çift, macar ördeği 75 çift,pasbaş patka 150 çift, kocagöz 50 çift ve bataklık kırlangıcının 100 çift üreme populasyınlarıyla delta uluslararsı öneme sahip sulak alan özelliğini kazanmaktadır.
    Deltada üreyen başlıca diğer kuş türleri küçük batağan 350 çift, bahri 250 çift ve küçük sumru 45 çifttir.
    Deltada bulunan Galeriç ormanı, Ülkemizdeki nadir subasar ormanlardan birisidir. Biyolojik çeşitlilik bakımından oldukça zengin olan ormanda 35 ötücü kuş türü kuluçkaya yatmaktadır.
    Kızılırmak deltası, göç sırasında Karadeniz’i doğrudan aşan kuş türleri için hayati önem taşımaktadır. İlkbaharda Karadiniz’i geçmek üzere uzun bur yolciliğin hazırlığını yaptıkları ce sonbahar göçlerinde ise Karadeniz’i aşan kuş türlerinini Karadeniz kıyısında sığınabilecekleri en önemli sulak alndır. Bu nedenle, özellikle geç sırısnada bazı kuş türleri deltada büyük sayılara ulaşmaktadır. Örneğin göç sırasında bir günde Çernek gölü üzerinde 42.000 kum kırlangıcı sayılmış olup, bölgeden geçit yapan kırlangıç sayısının bir milyonu aştığı tahmin edilmektedir. Ötücüler dahim olmak üzere deltadan geçen su kuşlarının sayısı bir kaç milyonu bulmaktadır.
    Tarihi ve kültürel değerler
    Yöreye ilk yerleşen halk, İ.Ö. 4000'lere Orta Asya'dan göçeden Kaşkarlardır.
    Geç Kakoit çağdan itibaren yörede yerleşimlerin olduğu bilinmektedir. 1971 yılından itibaren çevrede yapılan araştırmalarda 57 höyük, 6 düz yerleşim yeri, 48 tümülüs, 5 kaya mezar, 3 mezarlık, 1 hamam, 1 hele, 1 köprü ile 25 adet antik çağ ve hemen sonrasına ait kalıntılar bulunmuştur.
    Yörede tespit edilen en eski yerleşim yerlerinden birisi, Kızılırmak nehrinin batısında, Karadeniz'e kuş uçuşu 7 km. mesafede bulunan İkiztepe'dir. İkiztepe'nin kurulduğu dönemde Karadeniz'e kıyı olduğu; yapılan kazılar sonucunda halkın yaşamlarını hayvancılık, avcılık ve balıkçılık ile sürdürmüş oldukları anlaşılmıştır.
    Hititlerden sonra sırasıyla Frigler, Kimmerler, Romalılar, Bizanslılar, Anadolu Selçukluları ve Osmanlı Devleti yöreye egemen olmuştur.
    insan aktiviteleri
    Tarım
    Kızılırmak deltası, tarımsal potansiyel bakımından Türkiye'nin en zengin ovalarından birisidir. Deltada buğday, mısır, pirinç, ayçiçeği, şeker pancarı ve tütün yetiştiriciliği yapılmaktadır. Sulama imkanlarının artmasıyla birlikte sebze yetiştiriciliği de artmıştır.
    Hayvancılık
    Hayvancılık yöre halkının geçiminde önemli bir yer tutmaktadır. Özellikle sulak alan çevresindeki köylerde hayvancılık yaygındır. Deltada yaklaşık 3000'i manda ve 8000'i sığır olmak üzere 23000 civarında hayvan otlamaktadır.
    Sazcılık
    Deltadaki diğer bir ekonomik etkinlik ise saz kesimidir. Her yıl toplam saz alanının yaklaşık % 25'i kesilmektedir. Kesilen sazın büyük bir bölümü ihraç edilmektedir. Bir kısmı ise hasır, sepet vb. yapımında, binaların özellikle hayvan barınaklarının çatılarını örtmede ve ahırlarda zemine sermek için kullanılmaktadır.
    Balıkçılık
    Göllere yakın olan köyler ikinci bir gelir kaynağı olarak balıkçılığa yönelmişlerdir. Deltanın doğu bölümünde toplam 358 üyeli üç, batı bölümünde ise 24 üyeli bir kooperatif vardır.
    Göllerde, sazan ,sudak, haskefal, mersin morinosu, alabalık, ve inici balığı avlanan balık türleridir. Su seviyesinin yüksek olduğu yıllarda Balık Gölü'nde tırsi ve hamsi'ye de rastlanmaktadır. Ayrıca, göllerde aynalı sazan da yetiştirilmektedir. Son yıllarda kerevit avcılığı da yaygınlaşmıştır.
    Düzenli istatistiki veriler olmadığı için avlanan gerçek balık miktarı bilinmemektedir. Geçmiş yıllarda avlanan balık miktarlarının 350-400 ton civarında olduğu tahmin edilmektedir. Ancak, kontrolsüz avcılık ve kirlenme gibi nedenlerle balık miktarında azalma olduğu balıkçılar tarafından ifade edilmektedir.
    Avcılık
    Deltada yer alan Çernek gölü ve çevresini kapsayan 4000 hektarlık alan 1979 yılında Orman Bakanlığınca Yaban Hayatı Koruma Sahası ilan edilerek deltanın bu bölümünde avcılık tamamen yasaklanmıştır. Ancak, yeterli denetim yapılamadığı için yasa dışı avcılık yapılmaktadır.
    koruma ve yönetim
    Deltada yer alan Çernek gölü ve çevresini kapsayan 4000 hektarlık alan 1979 yılında Orman Bakanlığınca Yaban Hayatı Koruma sahası ilan edilmiştir. Ayrıca, 1994 yılında deltanın doğu bölümünde yer alan sulak alanların tamamı Kültür Bakanlığınca Doğal Sit Alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.
    1996 yılında Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ve Çevre Bakanlığının işbirliğiyle deltadaki tüm doğal alanları kapsayacak şekilde hazırlanan çevre düzeni planında, sulak alan ekosistemi ve sistemle ilişkili habitatlar dikkate alınarak, mutlak koruma, ekolojik etkilenme ve tampon bölgeler belirlenmiş; her bir bölge için koruma ve kullanım esaslarını düzenleyen özel plan kararlar geliştirilmiştir.
    Gölün doğal yapısının ve ekolojik karakterinin korunabilmesi için göl yönetim planı hazırlanmalı; ayrıca etkin bir izleme ve denetimin sağlanabilmesi için mutlaka yerel anlamda özel bir kurumsal yapı oluşturulmalıdır.




    KÜÇÜK ÇEKMECE GÖLÜ


    İli : İstanbul İlçesi : Küçük Çekmece, Avcılar Yüzölçümü : 1500 ha.
    İstanbul’un batısında Marmara Denizi kıyısında yer alan Küçük Çekmece Gölü hafif tuzlu bir lagün gölüdür. En derin yeri 20 metredir. -Kuzeyden gelen Hadımköy, Sazlı ve Nakkaş derelerince beslenir.
    Sulak alanın kullanım durumu :
    Balıkçılık yapılmakla beraber çok yoğun değildir. 1995 yılında avlanan toplam balık miktarı 4 ton olmuştur.
    Koruma Statüsü :
    Gölde herhangi bir koruma statüsü bulunmamaktadır.
    Sulak alanı tehdit eden faktörler :
    Kirlenme :
    Evsel ve endüstriyel kirlilik giderek artmaktadır. Geçmişte İstanbul’un içme ve kullanma suyu kaynağı olarak planlanmışken kirlilik sebebiyle bu amaçla kullanılamamaktadır.
    Habitat tahribi :
    Yerleşim yerleri içerisinde kalması sebebiyle doğal yapısı büyük ölçüde bozulmuştur.Yakın çevresinde yer yer bozulmamış ağaçlıklar ve kuzeyde seyrek sazlıklar bulunmaktadır.
    Su rejimine yapılan müdahaleler :
    1995 yılında gölü besleyen Sazlıdere üzerine kurulan baraj nedeniyle, gölün tatlı su beslenimi azalmış, buna bağlı olarak deniz suyunun girişi ile göl suyundaki tuzluluk artmıştır.
    Çözüm önerileri :
    Plansız yapılaşmalara izin verilmemelidir.




    MERİÇ DELTASI



    Koruma statüsü:
    Küçük Gaal ve Pamuklu göllerini içeren alan 2369 hektarlık kısmı 1991 tarihinde Tabiatı Koruma Alanı ilan edilmiştir.
    Coğrafi Koordinatları: 40o47’ Kuzey 26o07 Doğu
    Meriç Deltası, Yunanistan-Türkiye sınırlarında çok geniş sazlıklar, göller ve tarım alanlarından oluşan ülkemizdeki en önemli sulak alanlardan biridir.
    Önemli bir kısmı Yunanistan sınırları içerisinde yer alan deltanın, ülkemizdeki kısmı idari olarak Edirne ili sınırları içerisindedir.
    Deltada, Meriç nehrinin yatak değiştirmesi, alüvyon yığılması ve deniz hareketleri sonucunda denizden ayrılarak göl haline gelmiş irili ufaklı göl ve lagün bulunmaktadır.
    Bu göl ve lagünlerin en önemlileri (Ülkemiz sınırları içinde kalan); Enez ilçesinin Kuzeydoğusunda bulunan Gala Gölü, Gala Gölü’nün Kuzeydoğusunda yer alan Sığırcı ve Pamuklu gölleri ve Enez ilçesini güneyindeki Dalyan gölüdür. Taşaltı gibi birçok küçük göl ve dalyan daha bulunmaktadır.
    Denizin etkisinde kalan lagün karakterindeki göllerin suları nispeten tuzludur. Diğer göllerin suları ise tatlıdır. Derinlikleri 0.5-2 m, arasında değişmektedir.
    Gala gölü, Büyük Gala (Çelik) ve Küçük Gala olarak iki bölümdür. Büyük Gala (Çelik ) ve Küçük Gala olarak iki bölümdür. Büyük Gala geniş bir su anasına sahiptir. Küçük Gala ise başta saz ve kamış olmak üzere çok yoğun su üstü bitkileriyle tamamen kaplıdır. Zengin ve gür bitki örtüsüne sahip delta, fauna bakımından da çok zengindir. Bölgede yoğun bir çelik tarımı yapılmaktadır.
    Geçmişte, göçmen ve yeril balık tür ve stokları bakımından oldukça zengin olan göller, Meriç Nehri’nin yatağının değiştirilmesi, taşkın önleme seddeleri ile Meriç nehri ile göllerin, dolayısıyla da deniz bağlantısının kesilmesi ve yoğun kirlilik nedeniyle önemli ölçüde azalmıştır.
    agün ve göllerde, göçmen balıklardan yılan balığı, haskefal, yelene, sarıyanak ve deniz levreği türlerine, yerli balıklardan da sazan, turna, yayın, sudak, tahta balığı ve kızılkanat türlerine rastlanmaktadır.
    Ülkemize batıdan geren kuş yolu üzerindeki ilk sulak alan olan Meriç deltası kuş varlığı yönünden çok zengin bir yapıya sahiptir. Deltada bulunan göller, sazlıklar, çayırlıklar, çelik alanları, söğüt ve ılgınlardan oluşan ağaç toplulukları, su kuşlarının üreme, beslenme, özellikle ılıman iklim koşullarının sağladığı avantajla kışlama sahası olarak büyük önem taşımaktadır.
    Karabatak gece balıkçılığı, alaca balıkçıl, küçük ak balıkçıl, erguvani balıkçıl, çeltikçi, küçük orman kartalı, kılıçgaga, uzun bacak, kara sumru ve bıyıklı sumru deltada kuluçkaya yatan önemli türlerdir




    SAPANCA GÖLÜ


    İli: Sakarya, Kocaeli İlçe: Sapanca, Adapazarı, İzmit Yüzölçümü: 4700 ha.
    Eskiden Marmara Denizine bağlı olan ve Sakarya Nehri ile beslenen bir tatlısu gölüdür. Sakarya Nehrinin taşıdığı sedimanlar Gölü denizden ayırmıştır. Alanda macar ördeği, elmabaş patka ve sakarmeke gözlemlenmiştir.
    Koruma Statüsü
    Gölün bir yarısı 1991 yılında, diğer yarısı 1994 yılında Sit Alanı ilan edilmiştir.
    Sulak Alanın Kullanım Durumu
    Göl tamamıyla tarım alanları, meyve bahçeleri ve büyük kavaklıklarla çevrilmiştir. Göl suları Adapazarı Belediyesi tarafından içme ve kullanma suyu amaçlı kullanılmaktadır. TEM Anadolu otoyolu ile Sapanca'nın İstanbul'a bağlanması neticesinde Göl çevresinde yapılaşma hızla artmıştır.
    Sulak Alanı Tehdit Eden Faktörler
    Kirlilik
    Su toplama havzasında sayıları hızla artan endüstri tesisleri, yerleşim birimleri ve tarım alanlarından kaynaklanan kirlilik nedeniyle Göl büyük tehdit altındadır.
    Gölün güneyinden geçen TEM otoyolu özellikle yeraltı ve yerüstü sularının kirlenmesine neden olmaktadır.
    Su Rejimine Yapılan Müdahaleler
    1984 yılında tamamlanan taşkın kontrolü çalışması sonucunda, Gölün doğusundaki 120 ha.lık bataklık alan kurutulmuştur. Gölün güneybatısında yer alan su basar ormanlar tarım alanına dönüştürülmüştür.
    Çözüm Önerileri
    Gölde ekolojik dengenin yeniden oluşturulabilmesi için evsel, endüstriyel ve tarımsal kirliliğin önlenmesi gerekmektedir.
    Zararlı ve tehlikeli maddeler kullanan, üreten, depolayan, taşıyan, işleyen endüstriler havza dışına çıkarılmalıdır.




    TUZ GÖLÜ


    Koruma Statüsü : Bölgenin herhangi bir koruma statüsü yoktur.
    Coğrafi Koordinatları : 38o 45' Kuzey 33o 24' Doğu
    İç Anadolu Bölgesinde, doğudan Kızılırmak masifi, güneyden Obruk, batıdan Cihanbeyli ve kuzeyden Haymana platolarıyla çevrili çukur alanın kuzeydoğusundaki en alçak bölümünde yer almaktadır.
    Türkiye'nin Van Gölünden sonra ikinci büyük gölüdür. İdari olarak Niğde, Konya ve Ankara illeri sınırları içindedir.
    Kapalı bir havzada yer alan göl, jeolojik olarak tektonik kökenlidir.
    Büyüklüğüne karşın ülkemizin en sığ göllerinden biridir. Derinliği birçok yerde 0.5 metreyi dahi bulmaz. Suyun bol olduğu ilkbahar aylarında göl alanı 164 200 hektara ulaşır. Türkiye'nin en az yağış alan yeri olduğu için akarsu bakımından çok fakirdir. Önemli sayılabilecek akarsuları, güneyden göle giren Bağlıca ve Kırdelik suları, ,Eşmekaya kaynakları ve batıdan giren İnsuyu ile doğudan gelen Peçenek suyudur.
    Ancak, bu suların tamamına yakını yazın kurur ve göle ulaşamaz. Aşırı buharlaşmanın da etkisiyle gölün tamamına yakını kurur. Kuruyan bölgelerde 30 cm'yi bulan tuz tabakası oluşur. Sadece ülkemizin değil dünyanın da en tuzlu göllerinden biridir. Suyun yoğunluğu 1.225 gr/cm3'dür. Tuz oranı ise %32'4'dir.
    Gölde, tuz konsantrasyonunun yüksekliği nedeniyle sucul bitkilere rastlanmaz. Göl çevresinde, ancak akarsu etkisinde kalan bölgelerde tuza dayanıklı, seyrek bitki örtüsüne rastlanır.
    Türkiye'nin tuz ihtiyacının büyük bir bölümü buradan karşılanır. Kuş varlığı yönünden Türkiye'nin en zengin göllerinden biridir. Kışın kapladığı çok geniş su alanı su kuşları için önemli bir kışlama alanı oluşturur. Ayrıca, Tuz Gölü civarında, Tuz Gölü ile ekolojik olarak ilişkili, Kulu Gölü, Samsam Gölü, Uyuz Gölü, Kozanlı Saz Gölü, Boluk Gölü, Tersakan Gölü, Eşmekaya Gölü ve Hirfanlı Barajı gibi değişik karakterde irili ufaklı pek çok sulak alan mevcuttur.
    Bu alanların birbirine çok yakın ve değişik karakterde oluşu; farklı habitat istekleri olan değişik türde ve çok zengin bir yaban hayatının barınmasına, beslenmesine ve üremesine olanak sağlayan eşine az rastlanır değerde sulak alanlar kompleksi oluşturmakta, bu durum gölün önemini daha da artırmaktadır.
    Göl ve çevresinde, tuzlu ortamlara uyum sağlanmış olan Flamingo, Kılıçgaga, Angıt ve benzeri kuşların yanısıra, yağmurcunlar, turnalar, yaban kazları ve yaban ördekleri gölde büyük topluluklar oluşturmakta, göl çevresinin nisbeten ıssız oluşu nedeniyle, etraftaki su birikintilerinde, mer'alarda ve ekili alanlarda rahatça beslenmekte, kışın en soğuk günlerinde dahi donmayan göl sularında yüzebilmektedirler.
    İlkbaharda göl içinde oluşan adalar bataklıklar bataklık kırlangıcı, suna, angıt, çamurcun, kılıçgaga, kocagöz ve martı türlerinin kuluçka yapmalarına imkan sağlamaktadırlar.
    Tuz Gölü, flamingoların ülkemizdeki en önemli kuluçka alanıdır. Gölün orta kesimlerinde herbiri 5-6 bin yuvadan oluşan dev kuluçka kolonileri bulunmaktadır.





    VAN GÖLÜ

    İli:Van,Bitlis ilçe: Edremit,Tatvan,Gevaş,Ahlat,Adilcevaz,Erciş,Muradiy e,Van Merkez Yüzölçümü:390 000 ha.
    Van Gölü, Nemrut volkanının patlamasıyla akan lavların Muş ovası'na doğru olan gölün eski çıkışını kapatmasıyla oluşmuş Türkiye'nin en büyük gölüdür. Göl içerisinde irili ufaklı 4 ada bulunmaktadır. Bu adalar ile Ahlat sazlıkları, Dönemeç Deltası, Karasu Deltası, Bendimahi Deltası ve gölün kuzeyinde sazlıklarla kaplı bir tatlı su gölü olan Nurşun Gölü Van Gölünde kuşlar açısından önem taşıyan alanlardır.
    Van sazlığında kuluçkaya yatan yaz ördeği, gölün batısındaki yarımadada üreyen toy, adalarda kuluçkaya yatan Van Gölü martısı ile Van Gölü'ne özgü bir balık türü olan inci kefali Van Gölü'nün uluslararası öneme sahip sulak alanlar içerisinde yer almasını sağlamaktadır.
    Koruma Statüsü
    Van Göl'ündeki adalar 1990 yılında Arkeolojik Sit Alanı ilan edilmiştir.
    Sulak Alanın Kullanım Durumu:
    Van Gölü kıyılarında yer alan kumsallar rekreaktif amaçlı kullanılmaktadır.
    Göl balıkçılık açısından önem taşımaktadır. İnci kefali bölge pazarlarında satılmak üzere önemli miktarlarda yakalanmaktadır.
    Göl kıyısında yer alan bataklıklar, meralar ve adlar yoğun olarak hayvan otlatmasında kullanılmaktadır.
    Göl kıyısında yer alan meyli tarıma elverişli alanlarda genellikle kuru hububat tarımı yapılmaktadır. Sulu tarımın yapıldığı alanlarda ise ekimi yapılan başlıca ürün şeker pancarıdır.
    Sulak Alanı Tehdit Eden Faktörler:
    Kirlenme:
    Göl çevresindeki başlıca yerleşim birimleri olan Van Merkez, Erciş ve Tatvan ilçelerinin kanalizasyon sistemleri mevcut olmasına rağmen atıksu arıtma tesisleri yok veya yetersiz kalarak çalıştırılamamakta ve göle gelen kirliliğin kaynağını oluşturmaktadır. Göle gelen sanayi kaynaklı kirliliğin büyük bir kısmı ise et entegre tesisleri ile un ve şeker Fabrikalarından kaynaklanmaktadır.
    Göle taşınan tarımsal kirliliğin en büyük kaynaklarını havzadaki en büyük üç ova olan Muradiye, Erciş ve Van Ovaları oluşturmaktadır. Bendimahi çayı Muradiye ovasından, Ilıca ise Erciş ovasından tarımsal kirlilik getirmektedir. Kırsal alanlar azot ve fosfor parametreleri için evsel kirlilikten sonra en büyük kirlilik kaynağını oluşturmaktadır.
    Erozyon:
    Van Gölü çevresindeki tarım arazilerinin yaklaşık %90'ında erozyon problemi mevcuttur. Erozyonun başlıca nedenini yanlış arazi idaresi ve meyli yüksek arazilerin tarım alanı olarak kullanılması oluşturmaktadır. Aynı zamanda yörenin başlıca gelir kaynağını hayvancılık oluşturmaktadır. Her mevsim otlatmaya açık olan meralarda aşırı otlatma sonucu doğal örtü tahribata uğramakta ve erozyon şiddetlenmektedir.
    Su Rejimine Yapılan Müdahaleler
    Havzada yer alan tarım alanların sulanmasında Gölü besleyen derelerin suları kullanılmaktadır.
    Sulak Alan Ekosistemini Tehdit Eden Diğer Faktörler:
    Van Gölü çevresi sahip olduğu doğal ve arkeolojik değerler açısından Doğu Anadolu Bölgesinin turizm potansiyeli yüksek olan alanlarındandır. Ancak planlı bir turizm gelişme programı uygulanmamaktadır.
    Çözüm Önerileri:
    Göl çevresindeki yerleşimlerin kanalizasyon sistemleri tamamlanarak arıtma tesisleri kurulmalıdır.
    Havza içerisindeki erozyona maruz kalan tarım arazilerinde problemin cinsine göre toprak muhafaza önlemleri uygulanmalıdır.
    Van merkez olmak üzere göl çevresinde yerleşik bulunan ilçelerin düzenli katı atık depone alanları kurulmalıdır.




    YEŞİLIRMAK DELTASI



    İl : Samsun İlçesi : Terme Yüzölçümü : 3000 ha.
    Ülkemizin Karadeniz kıyısındaki en büyük deltasıdır.
    Deltanın doğusunda yer alan Simenlik ve Akgöl ve kumul alanlar delta için önemli kısımlardır.
    Deltanın batı kesiminde Gagalı, Dumanlı, Akçasaz ve ahubaba adlı küçük göl ve lagünler yer alır.
    Sulak alanın kullanım durumu :
    Deltadaki en önemli insan aktivitelerinden olan saz kesimi yıllık 500 ton civarında olup, Avrupa’ya ihraç edilir.
    Simenlik ve Akgölde balıkçılık yapılmaktadır.
    Koruma Statüsü :
    Simenlik ve Akgöl Sulak alan ekosistemi kompleksi 1975 yılında Yaban Hayatı Koruma Sahası ilan edilmiştir.
    Kirlilik :
    Deltadakin tarım alanlarının drenaj suları lagünlere verilmekte olup, yoğun bir şekilde kirliliğe neden olmaktadır.
    Habitat tahribi :
    1970 ve 1996 yılları arasında deltanın büyük bir bölümü DSİ tarafından drene edilerek deltanın iç bölümlerinde yer alan tüm göller kurutulmuştur. Sadece deltanın doğu bölümünde yer alan 1900 hektarlık Simenlik ve Akgöl kalmıştır.
    Deltanın kumluk kesimlerinde yapılan çam ağaçlandırması kum ekosistemini tehdit etmektedir.
    Yoğun saz kesimi yapılan kesimlerde kuşların kuluçka alanları olumsuz etkilenmektedir.
    Deltada tamamen av yasağı olmasına rağmen yoğun avcılık baskısı altındadır.
    Su rejimine yapılan müdahaleler :
    Yeşilırmak üzerinde yapılan baraj ve seddeler nedeniyle nehrin doğal su rejimi bozulmuştur.
    Çözüm önerileri :
    Tarımdan dönen suların sisteme etkileri araştırılmalı ve elde edilen sonuçlar doğrultusunda gerekli tedbirler alınmalıdır.



    SEYHAN-CEYHAN DELTALARI



    Ülkemizin en geniğ delta ovası olan Çukurova’nın oluğumunda büıük rol oınaıan Seıhan ve Ceıhan ırmakları, ovada sık sık ıatak değiğtirmiğ, bazen birleğmiğ bzen aırılmığlardır. Havzaları çok geniğ olmamasına rağmen tağıdıkları su miktarları oldukça fazla olan bu iki nehir, özellikle Nisan ve Maııs aılarında, ağağı kesimlerde ıağan ıağmur sularına, ıükseklerdeki karların erimesi de eklenince geçmiğte büıük tağkınlara neden olmuğlardır.
    Neticede, tağkınlar sonucu nehirlerin ıatak değiğtirmesi, alüvıon tağınımı, rüzgar ve deniz hareketleribnin etkisiıle deltada irili ufaklı çok saııda göl, lagün,menderes ve bataklık oluğmuğtur. Bunlardan en önemlileri batıdab doğuıa doğru Tuzla gölü, Akıatan, Akıaıaın ve ıumurtalık lagünleridir. Deltada ıer alan göl ve lagünlerin hepsi ekolojik olarak tipik alüvıal baraj gölleridir.
    Kuğ varlığı ıönünden Akıatan, Akıaıan ve ıumurtalık lagünlerinden herbiri “ A” sınıfı niteliğinde alanlar olmasına rağmen, barındırdıkları türlerin ıanı sıra, özelliklerinin ve iğlevlerinin aını olması, aını zamanda ekolojik olarak da birbirleriıle iliğkili olmaları sebebiıle tek bir sulak aaln sistemi olarak değerlendirilmiğtir.



    YUMURTALIK LAGÜNÜ


    Coğrafi Koordinatları : 36º 44’ Kuzey 35º 37’ Doğu
    Koruma Statüsü : yumurtalık körfezinin kuzeyinde bulunan Halep çamlığını da içine alan 16.400 hektarlık alan 08.07.1994 tarihinde Tabiatı Koruma Alanı ilan edilmiştir.
    Ceyhan nehrinin denize döküldüğü yerle yumurtalık ilçesi arasında bulunan, denizle ve birbirleriyle bağlantılı çok sayıda küçük lagün, yer yer sazlıkların bulunduğu tatlı su bataklıkları, çayırlıklar, tuzlu bataklıklar ve geniş kumullardan oluşmaktadır.
    idari olarak Adana ili yumurtalık ilçesi sınırları içindedir. Kıyıları deltada yer alan Akyatan ve Akyayan’dan farklı olarak çok girintili çıkıntılıdır. Lagünlerin oluşumunda Ceyhan nehrinin taşıdığı alüvyonlar, büyük taşkınlar nedeniyle nehrin yatak değiştirmesi ile deniz hareketi etkili olmuştur. Sık sık yatak değiştiren Ceyhan nehri 1935’lere kadar Bebeli boğazından denize dökülmekte iken, taşkın sonucu güneşe yönelmiş ve Hurma boğazından denize dökülmeye başlamıştır.
    Denize geniş bağlantılarının olması sebebiyle lagünlerin tamamının suları tuzludur. Lagünlerin çevresinde ve nehrin etkili olduğu bölgelerde yer yer sazlıklar ve kamışlar bulunmaktadır.
    Kuzeyıde Deveciuğağı Köyü Bitişiğindeki 59 hektarlık Halep çamlığı nesli tehlikede olan türün ülkemizdeki tabii olarak yetiştiği tek yerdir.
    Tatlı suyun bulunduğu yerlerde sazan, yayın ve yılan balığı, lagünlerde ise kefal, levrek, gümüş, barbunıa ve kılıç balığı bulunmaktadır.
    Sukuğları ıönünden oldukça önemli bir alandır. Akyatan ve Akyayan lagünlerinde kışlayan ve üreıen kuğlar burada da görülmektedir.
    Göl ile deniz arasında uzanan 15 km’lik geniğ kumsallar Chelonia mıdas ve Caretta caretta’nın üreme bölgeleridir. Eski Ceyhan nehri yataklarında yumuşak kil kaplumbağası (Trionıx triunguis) görülmektedir.









  3. 3
    Hasan
    Özel Üye
    Türkiyenin Gölleri - Ülkemizin Gölleri

    Göl Yüzölçümü Derinlik Yer Su cinsi
    Van Gölü 3713 km² 171 m Van Acı su
    Tuz Gölü 1500 km² Aksaray Tuzlu su
    Beyşehir Gölü 656 km² 10 m Beyşehir Seydişehir Tatlı su
    Eğridir Gölü 482 km² Isparta Tatlı su
    İznik Gölü 308 km² İznik Tatlı su
    Burdur Gölü 200 km² Burdur Isparta Tatlı su
    Manyas Gölü 166 km² Balıkesir Tatlı su
    Acıgöl 153 km² Afyonkarahisar Denizli Tatlı su
    Uluabat Gölü 134 km² 1-2 m Bursa Tatlı su
    Çıldır Gölü 115 km² Ardahan Kars Tatlı su
    Akşehir Gölü 105 km² Akşehir Konya Tatlı su
    Eber Gölü 104 km² * Tatlı su
    Erçek Gölü 98 km² * Tatlı su
    Hazar Gölü 86 km² Elazığ Tatlı su
    Bafa Gölü 60 km² * Tatlı su
    Köyceğiz Gölü 52 km² Köyceğiz Tatlı su
    Işıklı Gölü 49 km² * Tatlı su
    Nazik Gölü 48 km² * Tatlı su
    Sapanca Gölü 47 km² Adapazarı Tatlı su
    Salda Gölü 45 km² 184 m Burdur Tatlı su
    Yay Gölü 37 km² * Tatlı su
    Akyatan Gölü 35 km² * Tatlı su
    Balık Gölü 34 km² * Tatlı su
    Marmara Gölü 34 km² Salihli Tatlı su
    Çöl Gölü 32 km² * Tatlı su
    Durusu Gölü 25 km² İstanbul Tatlı su
    Karine Gölü 24 km² * Tatlı su
    Tuzla Gölü 23 km² Tuzla Tatlı su
    Küçükçekmece Gölü 16 km² Küçükçekmece Avcılar Tatlı su
    Yaraşlı Gölü 16 km² * Tatlı su
    Haçlı Gölü 16 km² * Tatlı su
    Seyfe Gölü 15 km² * Tatlı su
    Akyayan Gölü 15 km² * Tatlı su
    Hozapin Gölü 14 km² * Tatlı su
    Arin Gölü 13 km² * Tatlı su
    Nemrut Gölü 12 km² Adıyaman Tatlı su
    Balık Gölü 12 km² * Tatlı su
    Büyükçekmece Gölü 11 km² Büyükçekmece Tatlı su
    Boluk Gölü 11 km² * Tatlı su
    Akdoğan Gölü 11 km² * Tatlı su
    Çavuşlu Gölü 9 km² * Tatlı su
    Düden Gölü 8 km² * Tatlı su
    Gala Gölü 8 km² Enez İpsala Tatlı su
    Karataş Gölü 6 km² * Tatlı su
    Mogan Gölü 6 km² Salihli Tatlı su
    Palas Tuzla Gölü 106 km² 15 m Palas/Sarıoğlan/Kayseri Tuzlu su







  4. 4
    Hasan
    Özel Üye
    TÜRKİYE’NİN DAĞLARI Türkiye’de dağlar çok geniş bir alan kaplar. Dağ; çevresine göre 500m. Ve daha yüksek kabarıklıklardır. Bazıları tek bulunurken bazıları da sıradağlar şeklindedir. Oluşumlarına göre dağlar ikiye ayrılır.

    1-Orojenik Hareketlerle Oluşan Dağlar:
    Orojenez dağ oluşumu demektir. Yan basınçla sıkışan yerkabuğu plakaları kıvrılarak ya da kırılarak engebe kazanır ve sıradağlar oluşur. Ülkemizde orojenez iki şekilde görülür. A) Kıvrılma ile B ) Kırılma ile

    a) Kıvrım Dağları: Orojenez sonucu esnek tabakalar kıvrılarak yükselir ve sıradağlar oluşturur. Ülkemizdeki dağlar Alp-Himalaya orojenezi sonucu oluşmuştur. Kuzey Anadolu ve Toros Dağları bu şekilde oluşmuştur.
    Kıvrılma sonucu yüksekte kalan kubbemsi kısımlara Antiklinal, alçakta kalan çanaksı yapıya ise Senklinal denir. Bu oluşumda da bazen kırılmalar dolayısıyla senklinaller boyunca fay hatları oluşabilir. Ülkemizi K.Anadolu

    b ) Kırık Dağları: Orojenez sonucu sert tabakalar kıvrılmaz kırılır. Böylece yükselen kısımlar (Horst) sıradağları oluştururken, Alçalan kısımlar Çöküntü ovalarını (Graben) oluştururlar. Horst ve Grabenler arasında ise kırıklar (Fay Hatları) bulunur. Bu yüzden buralar hem deprem alanlarıdır hem de kaplıca kaynaklarının sık görüldüğü yerlerdir. Ege bölgesinde kıyıya dik uzanan dağlar bu şekilde oluşmuşlardır.
    2- Volkanizma ile Oluşan Dağlar:
    Yerin derinliklerindeki mağmanın yerkabuğunun zayıf ve çatlak kısımlarından yer üstüne çıkmasıyla oluşan genelde tek dağlardan ibaret olan dağlardır. Not: Volkanik sahalar mineralce zengindir. O yüzden tarım arazileri de çok verimlidir. Ayrıca maden bakımından da zengin alanlardır.

    Türkiyedeki volkanik dağlar;

    Marmara Bölgesi : Uludağ
    G.Doğu Anadolu Bölgesi : Karacadağ
    Karadeniz Bölgesi : Köroğlu Dağları
    Akdeniz Bölgesi : Hassa Bölgesi (Hatay)
    Ege Bölgesi : Kula Tepeleri (En genç)
    Doğu Anadolu Bölgesi : Ağrı ,Tendürek, Nemrut, Süphan Dağları
    İç Anadolu Bölgesi : Erciyes, Melendiz, Hasandağ, Karadağ, Karacadağ.
    TÜRKİYE'DEKİ DAĞLARIN DAĞILIŞI

    • Kuzey Anadolu Dağları: Karadeniz kıyısı boyunca uzanan sıradağların kapladığı alana Kuzey Anadolu Dağları denir. Doğuda Rize Dağları (Kaçkar Tepesi 3937m) ortada Canik dağları, batıda İsfendiyar Dağları vardır. 2.sırada yçne doğudan, Mescid, Kop, Ilgaz ve Köroğlu dağları bulunur. Alp-Himalaya sisteminin kuzey kanadını oluşturur. Kocaeli Yarımadasından Gürcistan’a kadar uzanır. Bu uzanış boyunca dağlar Batı Karadeniz’de yükselir Orta Karadeniz’de 1000m. lere alçalır D.Karadeniz’de ise tekrar yükselerek 3000 m. nin üstüne çıkar.
    • K.Anadolu Dağları kıyıya paralel uzanırlar. Bu yüzden bol yağış alan kıyı kesimde fındık, çay gibi mono kültür ürünler yetiştirilir. Ayrıca ormanlarında sık olmasını sağlar. Güney Anadolu Dağları: Alp sisteminin güney koludur. Toros Dağları da denir. Girit ve Rodos Adalarından başlar İran’a kadar uzanır. Batı, Orta ve Güneydoğu Toroslar olarak üç bölüme ayrılırlar. Batı Toroslar Antalya Körfezi'nin iki yanında uzanırlar. Göller Bölgesi'ni içine alırlar. Orta Toroslar ise Adana yöresini batı, kuzey ve doğudan çevirirler. Güneydoğu Toroslar da İskenderun Körfezi'nden başlar bir yay çizerek Van Gölü'nün güneyinden Hakkari'ye ulaşırlar. Bu dağlar özellikle Taşeli Yarımadası karstik arazilerden oluşmuştur. Bir sürü karstik şekle rastlanır.
    • Batı Anadolu Dağları: Kıyılarda ve iç batı kısımda olarak iki bölümde ele alabiliriz. Madra, Yunt, Aydın, Menteşe dağları kıyıda, Türkmen ve Emir dağları, Murat Dağ iç kısımlardadır. Marmara Bölgesi'nde dağlar azdır. Daha çok verimli ovalar vardır. Kaz dağları, Uludağ, Yıldız dağları ve Tekirdağ en bilinenleridir.
    Kırıklı yapıda olduklarından horstlar şeklinde oluşmuşlardır. Aralarında ise Grabenler yani çöküntü ovaları uzanır. Denize dik uzandıkları için;

    İç kısımlara ulaşımı zorlaştırmazlar.
    Kıyıların çok girintili çıkıntılı olmasını sağlamıştır.
    İklimin iç kısımlara kadar girebilmesini sağlamış. Bu da tarımı olumlu etkilemiştir.
    İç Anadolu Dağları: İç kısımlar daha çok yüksek yaylalarla çevrilidir. Burada tek dağlar, volkanlar ve yüksek ovalar vardır.
    Elmadağ, Akdağlar, Tecer, Erciyas, Karacadağ, en belli başlılarıdır. Cihanbeyli, Bozok, Obruk, Uzunyayla İç Anadolu'nun büyük platolarıdır.

    Doğu Anadolu Dağları:Burası yurdumuzun en yüksek ve engebeli bölgesidir. ortalama yükseklik 2000 metreyi geçer. Tekdağlar, sıradağlar, sönmüş volkanlar ve yüksek ovalar vardır.
    Munzur Dağları, Palandöken ve Bingöl Dağları, allahüekber dağları, Erzurum-Kars platosu bölgeyi kaplar. Türkiye'nin en yüksek dağı olan Ağrı ve Küçük Ağrı buradadır. Yükseklikleri 5137-5165 metreyi bulur. Tendürek, Süphan Nemrut ünlü sönmüş volkanlardır. Dağların Ekonomiye Etkileri

    Olumlu Etkileri
    • Kıyı kesimleri iç bölgelerden ayırarak kıyıların yağışlı iç kısımları karasal olmasını sağlamış Bu durum mevsim çeşitliliğine neden olmuştur. Bu durumda tarımsal ürün çeşitliliğine imkan sağlar.
    • K.A.D.’da gür ormanlar oluşmuştur.
    • Dağlar akarsuların su deposudur.
    • Yaban hayatının yaşama alanlarıdır.
    • Yer altı kaynaklarının temel depo alanlarıdır.
    • Avcılık,Dağ Sporları ve Kış Turizmine imkan sağlarlar.
    • Yaylacılık faaliyetleri ile hayvancılığı destekler.
    Olumsuz Etkileri
    • Ulaşımı zorlaştırır. Yol yapım maliyetlerini arttırır.
    • Heyelanların fazla olduğu yerlerde can ve mal kayıplarına neden olurlar.
    • Tarım ve Yerleşme alanlarının sınırlanmasına neden olur
    alıntı

+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi