İnsanların Günlük Tüketmesi Gereken Besin Miktarları

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden İnsanların Günlük Tüketmesi Gereken Besin Miktarları ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1

  2. 2
    RüzgarGülü
    Bayan Üye





    Cevap:
    Günlük besin ihtiyacı

    Alınan besinler,kimyasal bünyelerine göre sınıflara ayrılırlar.Karbonhidratlar,yağlar, proteinler.Karbonhidratlar(şeker ve nişasta gibi)yapılarında sadece CHO bulundururlar. Bu gurup besinler çabucak kas kuvveti haline gelebilirler.

    Karbonhidratlar daha sindirim döneminde kana karışmaya başlar.Bir miktar şeker yedikten az sonra insan kuvvetlendiğini enerjisinin arttığını duyar. Yalnız kan ancak 1/1000 oranında şeker bulundurabilir. Bu miktardan arta kalan karaciğerde glikojen halinde depo edilir. Aynı işle kasda görevlidir, fakat her ikisinin de tutulabildiği glikojen miktarı belirlidir. Bu miktardan fazla alındığı zaman arta kalan bölüm yağa çevrilir ve cilt altındaki depolarda saklanır. İşte çok şişmanlarda kilo artımının nedeni budur.

    Bu besinlerin tadı güzeldir, üstelik bazı toplumlarda hamurlu yiyecekler gelenek halinde çok yenir,çoğunlukla ihtiyaçtan fazla alınır. Ekonomisini düzenleyemeyen ve besinlerin vücut üzerinde etkileri ile ilgili bilgi azlığı ve bu tip besinlerin eksikliklerin ortaya çıkardığı kötü sonuçlar bilinmediği için,bu beslenme türü hiç bir sakınca duyulmadan sürdürülüp gidilir. Buna karbonhidratların kolay ve ucuz elde edilebildiklerini de eklersek toplum için kolay bir beslenme yolu olduğu belli olur.

    Vücudumuz için gerekli olan enerjiyi bu tür besinlerden elde ettiğimiz zaman çok yemek zorunluğundayız,yoksa gereken düzeyi tutturamayız. Tıka basa yemenin verdiği gevşeklik,insanı tembelliğe alıştırır. Az çalışarak doyunma güdüsünü sağlayan kimse ise yeni,iyi ve daha mükemmel şeyler peşinde koşmakta bir neden görmez.

    Uygarlıkta geri kalmış uluslar proteinden çoğunlukla hayvan proteininden yoksundurlar.Onlar bir yönden besinlerin hamallığını yaparlar, az çalışır,çok yerler fakat yeteri şekilde beslenemezler. Proteinlerin zeka çalışmaları üzerindeki olumlu etkileri bugün kabul edilmiştir.

    İnsanoğlunun rahatını sağlayan büyük buluşlar, olağanüstü başarılar her zaman için zengin,geçim problemini çözümlemiş toplumlarda oluşuyor. Uygarlık hep onların topraklarında yeşeriyor gelişiyor. Proteinlerde azot bulunduğu için diğer besinlerin onun yerini alamayacağından söz etmiştik.Bu miktar protein alınmazsa vücut kendi yapısından protein yakarak azot dengesini tutmağa çalışır ki,bu organların yıpranma ve aşınması demektir. Troit ve böbrek üstü ve hipofiz bezlerinin salgılarını yapabilmeleri için hammadde olarak proteine ihtiyaç vardır. Besinde protein az olduğu zaman vücut su tutarak şişmeye eğilim gösterir. Ayrıca bilinçsel depresyonlar başgösterir,yaşantısı neşesi azalır.dar protein bulunması bundan ötürü ö nemlidir. Proteinli maddeler hızla tokluk duygusu verirler.

    Proteinli besinlerin hayvansal ve bitkisel türlerinin kalori değerleri aynı olmakla beraber,besleyici değerleri farklıdır. Çünkü hayvansal proteinler vücudun muhtaç olduğu bütün aminoasitleri yapılarında bulundurdukları halde bitkisel proteinlerde bir kısmı ek------.

    Hububat,baklagiller ve hatta bazı sebeplerde bitkisel proteinler bulunmakta ve bu miktar tüm protein miktarının kabarmasına neden olmaktadır. Böyle olmasına rağmen insanın günlük proteininin hiç değilse yarısının hayvansal protein kaynaklarından alması gerekmektedir. Böyle yapılmayacak olursa aminoasit yönünden her zaman bir dengesizliğe düşülebilir.

    Çok hububat kullanan ülkelerde kamuyu hayvansal yiyeceklere alıştırmak kolay ise de kamuyu bunun için çalışmaya alıştırmak güç bir iştir.Çünkü et ,süt ve yumurta ile balık bu ülkelerde pahalı satılmakta ve modern hayvancılık ile balıkçılık usulleri bilinmediği için verim her zaman düşük kalmaktadır. Örneğin bir kilo et elde edebilmek için hayvanına sekiz kilo mısır yedirme zorunda kalan bir insan bu sekiz kilo mısırı yiyerek uzun bir süre için karnını doymuş hissetmekte ve az çalışmaktadır. Bilgi düzeyi düşük olduğu için mısırla beslenmenin sağlığa verdiği zararları ve tembelliğin en önemli nedenlerinden biri olduğunu bilememektedir. Böylece bu iki etken birbiri üzerine etki yapa yapa, o ülkenin ekonomik yönden düzelmesini olanaksız kılar.

    Proteinli besinlerin hayvansal ve bitkisel türlerinin kalori değerleri aynı olmakla beraber besleme güçlükleri farklıdır. Çünkü hayvansal proteinler vücudun muhtaç olduğu bütün aminoasitleri yapılarında bulundururlar. Tüm bitkisel gıda ile beslenmenin sakıncaları bundan ileri gelir. Öte yandan bitkisel maddelerle beslenebilmek için büyük hacımda yiyecek alıp sindirim organlarının yorulmasını göze almak gerekir ki bu da onların erken güçten düşmesinin nedeni olur.Onun için bitkisel proteinin hayvan vücudunda hayvansal protein haline gelmesi ve bu proteinin et şeklinde insan besininin temel kaynağı olması en doğru yoldur.

    Eskiden fazla protein yemenin zararlı olabileceği hakkında genel bir kanı var idiyse de son yıllarda bu fikir değişikliğe uğramıştır. Hatta bir kısım böbrek hastalıklarında bile bugün proteini bol bir rejim uygulanmaktadır.

    Kutuplarda araştırmalar yapan kimseler zaman zaman eskimolarla beraber yaşamak zorunluğunda kalmışlardır. Üç öğün taze etten başka bir şey yiyememişler,bu süre içinde bir hayli kilo vermişler, fakat kendilerinde en ufak bir halsizlik kuvvetsizlik hissetmemişler. Yurtlarına döndüklerinde doktorların kontrolü altında aynı rejime devam etmişler ve hiç bir rahatsızlık hissetmemişler.

    Fazla proteinin böbreklere zararlı olacağı hakkındaki fikirler vitaminler ve madenlerin organizma üzerin de etkilerinin bilinmediği dönemde benimsenmiştir. Bu maddelerin yokluğu veya yetersizliği sonucu ortaya çıkan bozuklukların bol protein alımına bağlanmasına sebep olmuştur.Bilimin ilerlemesi ile vücudumuz için gerekli olan vitaminlerin ve madenlerin önemi ortaya çıkınca bozukluğa proteinlerin değil de bu maddelerin eksikliğinin neden olduğu anlaşılmıştır.

    Proteinlerin barsakta kokuşarak zehirli maddelerin kana karıştığı kanısı da bugün değerini kaybetmiştir.Barsak zarı sağlam olduğu sürece zehirler vücuda giremezler.

    Proteinler için tek kaynak et değildir. Peynir, süt ,yumurta, tereyağı önemli miktarda protein barındırırlar.










  3. 3
    RüzgarGülü
    Bayan Üye
    Herşeysiz olur ama onlarsız olmaz. İşte soframızdan eksik etmeyeceğimiz sekiz besin...
    Uzun ve sağlıklı bir yaşamın anahtarı bilinçli ve dengeli beslenmektir. Bu nedenle yiyeceğiniz besinleri sevdiğiniz için değil gerekli olduğu için seçmelisiniz. Yaşamınız boyunca vazgeçemeyeceğiniz besinlerden en önemlilerini, nedenleriyle birlikte merak ediyorsanız bu yazıyı okuyun.

    Yaşamımız boyunca soframızdan eksik etmememiz gereken besinler; yumurta, yoğurt, fasulye, portakal, yulaf, domates, mısır gevreği ve som balığıdır. Bu besinlerden neden vazgeçemeyeceğimizi şöyle sıralayabiliriz:
    1.Yumurta: Bir yumurta, yarım kilo tavuk, balık veya et ile aynı miktarda protein içeriyor. Ayrıca kan için gerekli olan K vitamini, selenyum ve B vitamini de bulunuyor. Eğer az yağlı bir diyet uyguluyorsanız, günde 1 tane yumurtanın kanınızdaki kolesterol seviyesi üzerinde olumsuz bir etkisi olmuyor. Ancak yumurtayı rafada yemek en iyisi.
    2. Fasulye: Yarım kase fasulye, bir kilo tavuk veya et kadar protein, 7 gram lif (günlük lif gereksiniminin yüzde 30'u), demir ve bir miktar B vitamini içeriyor. Fasulye gibi az yağ içeren bazı besinler, kaslarınızı güçlendirme özelliğine sahip. Ayrıca kalp için yararlı olan lifleri ve kanda oksijen taşınmasında görev alan hemoglobinin yapısına katılan demiri de içeriyor.
    3. Yoğurt: Protein ve B vitaminin yanı sıra 150 gramlık bir kase yoğurt günlük kalsiyum gereksiniminizin yüzde 25-35'ini içeriyor. Ayrıca sağlık için yararlı olan aktif bakteriler, kültürler de yoğurtta bulunuyor. Düşük kalorili olması ve az yağlı olanların üretilmesi ile yoğurt diyet listesinde yer alıyor.
    4. Portakal: C vitamini bakımından zengin olan portakalın bir tanesi ile günlük folik asit gereksiniminizin yüzde 10'unu karşılayabilirsiniz. Ayrıca lif ve potasyum da içeriyor. C vitamini bildiğiniz gibi cilde esneklik veren kolajenin yapısına katılıyor ve de demir emilimine de yardımcı oluyor. Bilmeniz gereken şey ise portakal suyu, kabukları soyulmuş portakala göre daha az lif içermesidir.
    5. Yulaf: Lif deposu olan bir kase haşlanmış yulaf, 145 kalori ve yüksek enerji verici 25 gram protein içeriyor. Aromalı yulaf ezmesi ise kalsiyum, demir ve diğer besleyicileri de bünyesinde taşıyor. Bolca lif içeren yulafın kolesterol düşürücü özelliği bulunuyor. Yulaf ezmesi kendinizi suçlu hissetmeden yiyebileceğiniz yegane besin özelliğini taşıyor. Sindirimi hızlandırdığı içinde diyet reçetelerinde tercih ediliyor.
    6.Domates: C vitamini bakımdan zengin olan domates A vitamini gereksiniminiz de yüzde 10'unu içeriyor. Ayrıca bünyesinde kanser önleyici antioksidan maddesi bulunuyor. Yapılan araştırmalara göre bolca domates yiyen kadınlarda göğüs ve yumurtalık kanseri riski azalıyor. Domatesin kalp krizi riskini azaltan özelliği de bulunuyor. Ancak unutulmaması gereken nokta, domatesle hazırlanan bazı soslar çok fazla yağ içerdiğinden kalorisi de çok yüksek oluyor. Bu nedenle hazır sos kullanmaktansa evinizde kendiniz sos yapmayı tercih edin.
    7.Som balığı: Bir porsiyon som balığı 19 gram protein ve bolca Omega-3 içeriyor. Omega-3 kalp krizi riskini azaltarak kan basıncını kontrol altına alıyor.
    8. Mısır gevreği: Günlük lif gereksiniminizin yarısını karşılayabileceğiniz mısır gevreğinin bir kasesi 4 gram lif içeriyor. Lif bağırsak kanseri riskini azaltıyor. Mısır gevreği aynı zamanda iyi bir demir ve B vitamini kaynağıdır. Günlük kalsiyum gereksinimiz için süt ile beraber ve dilimlenmiş meyvelerle yiyebilirsiniz.
    Ancak katacağınız şeker miktarına dikkat edin. En uygun miktar bir çay kaşığıdır. Daha fazla tatlı olmasını istiyorsanız bunu ekleyeceğiniz meyve dilimleriyle sağlamaya çalışın.








  4. 4
    RüzgarGülü
    Bayan Üye
    Günlük Mutlaka Yenilmesi Geren Besinler Yenilmelimi

    Sağlıklı yaşam uzmanları, yıllardır insanlara 'bir günde mutlaka yenilmesi gerekenler' başlığında uzunca bir liste sunuyor. Bu listelerde genellikle ara öğünler sıralanıyor.




    Ancak kimse "Eğer bir gün içerisinde bütün bunları yemeye kalkarsak, içimiz dışımız yemek olacak! Ana öğünlere yer kalmayacak" demiyor. Biz işin içine biraz da muziplik katarak bu konuyu diyetisyenlere sorduk. Hatta daha da ileri giderek, uzmanların verdiği sağlıklı yaşam ürünlerini topladık ve oturup yedik. Doğrusunu isterseniz 'bir günde mutlaka yenilmesi gereken ara öğünleri' yedikten sonra ana öğünlere yerimiz kalmadı. Midemiz de, kafamız da iyice karıştı...

    Yemeğe düşkün, ağzının tadını bilen bir milletiz. Karnımızı doyurmaktan ziyade zevk için yiyenlerdeniz yani. Bu sebepten midir nedir, akşam yatmadan sabah ne yiyeceğimizi, kahvaltıdan hemen sonra da akşama ne yemek pişireceğimizi düşünürüz. İşin içine son yıllarda bir de 'sağlıklı ve doğru beslenme' anlayışı girince uzmanlar tarafından tam bir bilgi bombardımanına tutulduk. Günde şu yiyecekten şu kadar tüketmeli, şunları muhakkak yemeli, şunları azaltmalı vs, vs... Mesela günde mutlaka 2,5 litre su içmeli, badem, ceviz, fındık, süt, peynir, ayran, çay, kahve, sarmısak, maydanoz, beş porsiyon da meyve tüketmeliymişiz. Dünyaca ünlü uzmanlarımız Prof. Dr. Mehmet Öz ve Prof. Dr. Osman Müftüoğlu da işin içine girince önümüzde 'bir günde mutlaka yenilmesi gerekenler' başlığı altında kocaman bir liste oluşuyor. Eğer bir gün içerisinde bütün bunları yemeye kalkarsak, iş güç yapmaya vaktimiz kalmayacak, varsa yoksa yiyip içeceğiz.

    Bütün bunlar yetmiyormuş gibi uzmanlar ısrarla 'Yeme düzeninizi üç ana ve üç ara öğün olarak tayin edin!' tavsiyesinde bulunuyor. Tamam, üç ara öğünde 'bir günde mutlaka yenilmesi gereken'leri yedik diyelim. Peki bunları yedikten sonra midemizde ana öğünlere yer kalacak mı? Daha da ötesi, ya yersek kilo almaz mıyız? Bütün bunlara ek olarak bir de öğrenciler, hamile bayanlar, emziren anneler için daha özenli menüler tavsiye ediliyor. Kafalar gitgide karışıyor, daha fazla karışmadan listemizi elimize alıp ünlü beslenme uzmanlarının bu konudaki görüşlerini aldık
    .
    Her bilginin doğru verilmesi ve doğru algılanması gerekir!

    Diyetisyen Taylan Kümeli, bu konuda büyük bir bilgi kirliliği yaşandığını ve bunun insanları yanlış noktalara ulaştırabileceğini vurguluyor. Mesela günde 12 bardak su içmenin faydalı olduğu bilimsel bir gerçektir ama öyle insanlar vardır ki günde 3 bardak içmesi daha doğrudur. Yani kişilerin yaşı, boyu, kilosu, genetik yapısı, beslenme alışkanlıkları ve sağlık durumu (hastalık vs. var mı?) göz önünde bulundurularak kendilerine özel bir günlük yeme programı oluşturulmalı.


    Ancak kimse "Eğer bir gün içerisinde bütün bunları yemeye kalkarsak, içimiz dışımız yemek olacak! Ana öğünlere yer kalmayacak" demiyor. Biz işin içine biraz da muziplik katarak bu konuyu diyetisyenlere sorduk. Hatta daha da ileri giderek, uzmanların verdiği sağlıklı yaşam ürünlerini topladık ve oturup yedik. Doğrusunu isterseniz 'bir günde mutlaka yenilmesi gereken ara öğünleri' yedikten sonra ana öğünlere yerimiz kalmadı. Midemiz de, kafamız da iyice karıştı...

    Yemeğe düşkün, ağzının tadını bilen bir milletiz. Karnımızı doyurmaktan ziyade zevk için yiyenlerdeniz yani. Bu sebepten midir nedir, akşam yatmadan sabah ne yiyeceğimizi, kahvaltıdan hemen sonra da akşama ne yemek pişireceğimizi düşünürüz. İşin içine son yıllarda bir de 'sağlıklı ve doğru beslenme' anlayışı girince uzmanlar tarafından tam bir bilgi bombardımanına tutulduk. Günde şu yiyecekten şu kadar tüketmeli, şunları muhakkak yemeli, şunları azaltmalı vs, vs... Mesela günde mutlaka 2,5 litre su içmeli, badem, ceviz, fındık, süt, peynir, ayran, çay, kahve, sarmısak, maydanoz, beş porsiyon da meyve tüketmeliymişiz. Dünyaca ünlü uzmanlarımız Prof. Dr. Mehmet Öz ve Prof. Dr. Osman Müftüoğlu da işin içine girince önümüzde 'bir günde mutlaka yenilmesi gerekenler' başlığı altında kocaman bir liste oluşuyor. Eğer bir gün içerisinde bütün bunları yemeye kalkarsak, iş güç yapmaya vaktimiz kalmayacak, varsa yoksa yiyip içeceğiz.

    Bütün bunlar yetmiyormuş gibi uzmanlar ısrarla 'Yeme düzeninizi üç ana ve üç ara öğün olarak tayin edin!' tavsiyesinde bulunuyor. Tamam, üç ara öğünde 'bir günde mutlaka yenilmesi gereken'leri yedik diyelim. Peki bunları yedikten sonra midemizde ana öğünlere yer kalacak mı? Daha da ötesi, ya yersek kilo almaz mıyız? Bütün bunlara ek olarak bir de öğrenciler, hamile bayanlar, emziren anneler için daha özenli menüler tavsiye ediliyor. Kafalar gitgide karışıyor, daha fazla karışmadan listemizi elimize alıp ünlü beslenme uzmanlarının bu konudaki görüşlerini aldık.

    Her bilginin doğru verilmesi ve doğru algılanması gerekir!

    Diyetisyen Taylan Kümeli, bu konuda büyük bir bilgi kirliliği yaşandığını ve bunun insanları yanlış noktalara ulaştırabileceğini vurguluyor. Mesela günde 12 bardak su içmenin faydalı olduğu bilimsel bir gerçektir ama öyle insanlar vardır ki günde 3 bardak içmesi daha doğrudur. Yani kişilerin yaşı, boyu, kilosu, genetik yapısı, beslenme alışkanlıkları ve sağlık durumu (hastalık vs. var mı?) göz önünde bulundurularak kendilerine özel bir günlük yeme programı oluşturulmalı. Taylan Kümeli her bilginin doğru verilmesi ve doğru algılanması gerektiğinin de altını çiziyor. 'Günde mutlaka iki bardak süt için' derken; süt ürün grubundan ayran, yoğurt veya kefiri de bu listeye sokmak gerekiyor. 'Günde bir avuç fındık, 5 adet ceviz veya 40 gram badem yemeli' mi? Yemeli evet, ama hepsini bir günde değil. Bu gıdaların yağ oranı yüksek olduğu için ya birini tercih etmeli ya da ceviz+fındık+badem= 40 gram dengesi güdülmeli.

    ***

    6 mandalina yenilebilir ama 6 incir yememelisiniz

    Dyt. Taylan Kümeli: İnsanlar kendi bedenlerini çok iyi tanımalı. Bedenlerinin neye ihtiyacı olduğu konusunda seçici ve farkındalıklı bilgilendirmeleri dinlemeli. Günde beş porsiyon meyve çok yuvarlak bir söz. Glisemik indeksi yüksek meyvelerden (incir, kavun, muz, üzüm vs.) beş porsiyon yenmez. İki mandalina bir porsiyondur, dolayısıyla günde 6 mandalina yiyebilirsiniz. Ama 6 tane incir-kavun-üzüm (salkım olarak) ya da muz yiyemezsiniz. Bu açıklamalar yapılırken detayları da kullanmak gerekir. Yüksek tansiyon hastasıysanız, kalp rahatsızlığınız, panik atak ve taşikardiniz (kalbin dakikada 90'dan fazla atması) varsa kahve içmemelisiniz. Anemik bir hastaysanız çay içmemeniz veya az miktarda C vitamini ile tüketmeniz gerekir. Bunların dışında çay ve kahvenin zararını vurgulayan bilimsel bir veri yok. Bu problemleriniz yoksa günlük belirli miktarda tüketilebilir, şekersiz içilirse daha iyi olur tabii.

    ***

    Üç porsiyon meyve iki porsiyon sebze

    Dyt. Dilara Koçak: Dengeli beslenme her besinden ölçülü miktarda yemeyi esas alır. Elma faydalıdır ama günde 3-4 porsiyon meyve yeme hakkımız olduğu düşünülürse bunun tamamını elma ile doldurmamak gerekir. 3 adet kuru kayısı bir porsiyon meyveye eşittir, istenirse meyve hakkınızı bu şekilde kullanabilirsiniz. Şekersiz süt ve krema katkısız olmak şartıyla günde iki fincan kahve içilebilir, çay da aynı şekilde tüketilebilir. Mide hassasiyeti yoksa günde bir diş sarmısak yenilebilir. Yetişkinler haftada 2-3 kez yumurta yiyebilir, çocuklar ise her gün tüketebilir. Günlük üç porsiyon meyve, iki porsiyon sebze genel sağlık önerisidir.

    ***

    Bir günde neler yemeliymişiz neler?

    25 gr zeytinyağı: İdrarda hücrelere zarar veren maddeleri yok ediyor, kalbi koruyor, iyi kolesterol oranının artmasını sağlıyor, kanseri önlüyor.

    5 adet ceviz: Beyin ve zekâ gelişimini destekler, vücuda enerji verir, hafızayı güçlendirir, hazımsızlığı-ishali ve kabızlığı giderir.

    Bir avuç fındık: Vücuda güç ve enerji verir, kalp ve damar sağlığı açısından faydalı, kansızlığı önler, kemik gelişimini destekler.

    40 gr badem: Kalbi hastalıklara karşı koruyor, E vitamini bakımından zengin, antioksidan ve yaşlılık önleyici.

    1 diş sarmısak: Kanın pıhtılaşmasını engelliyor, tansiyonu dengeliyor, antibiyotik görevi görüyor.

    3 elma: Kötü kolesterolü düşürüyor, kanı temizliyor, deri hastalıklarına iyi geliyor, idrar söktürücü özelliği sayesinde böbrekleri korur, karaciğer-mide ve beyne olumlu etkileri var.

    5-6 adet kuru kayısı: Cildi besler, nemlendirir ve yumuşatır, kabızlığı önler, bedensel ve zihinsel yorgunluğu giderir.

    1 tutam maydanoz: C vitamini deposu, mide ve bağırsak gazlarını giderir, kanı temizler, toksinleri vücuttan atar, kum-böbrek taşı- tansiyon ve damar sertliğine karşı etkili.

    2,5 litre su: Enerji verir, metabolizmayı hızlandırır, kilo vermeye yardımcı olur, cildi yumuşatır ve taze tutar, vücuttaki birçok organı temizler, stresi yok eder, yorgunluğu giderir, vs.)

    İki fincan kahve: Beyni kolesterolün zararlarından korur.

    Üç bardak çay: Göğüs kanserini önlüyor, felç riskini azaltıyor.

    3-4 bardak yeşil çay: Metabolizmayı hızlandırıyor.

    İki bardak süt: Kemik erimesi ve bağırsak kanserini önler, kalsiyum ihtiyacını karşılar, dişleri ve kemikleri kuvvetlendirir.

    5 porsiyon meyve: Bilumum vitamin ihtiyacı için...

    Haftada üç kez balık: İçindeki omega-3 kalp-damar hastalıklarına karşı koruyucu bir kalkan, kolesterolü dengeliyor, zihin gelişimi ve öğrenme kolaylığı sağlar, tümör oluşumunu nörolojik ve psikolojik rahatsızlıkları engeller.

    Haftada 3-4 kez yumurta: Yumurta sarısındaki A vitamini göz, diş ve kemik gelişimi için önemli.

    Çok az yiyecekte bulunan D vitamini yumurtanın sarısında bulunur ve çocukların kemik gelişimi için çok önemli. İçerisinde 13 adet vitamin ve mineral bulunuyor.

    DİLEK GÜRAY



+ Yorum Gönder
günlük alınması gereken besin değerleri,  günlük alınması gereken besinler,  bir insanın günlük yemesi gerekenler,  insanın günlük yemesi gerekenler,  insanın günlük alması gereken besinler
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 5 kişi