Hz Mehdi hakında görüşler.

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Hz Mehdi hakında görüşler. ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Hz Mehdi hakında görüşler.




    Soru: Selamün Aleyküm Değerli Kardeşlerim..!

    Öncelikle Hz Mehdi a.s ile ilgili bazı bilgileri sizler ile paylaşmak istedim çünkü bu mesele bu günlerde oldukça popüler oldu.Hz Mehdinin iki boyutu vardır 1- cisi Şahsi manevi boyutu ki bunu şöyle izah edeyim ; Ruhsal boyutta bir Mehdilik makamı vardır.Seyri sülük yapanların veya Dinen Allah c.c ye yakinlik hasıl olmaya başlayanlar yani bu yolda gidenlerin bu ruhsal makamı imtihan olarak geçmeleri gerekir. bu yolun yolcularının karşılaştığı bir makamdır yani müslüman mübminlerin .Ayrıca Her Dini Tebliğ eden Müslüman-Mübmin manevi alemde ve zahir alemde bir nevi mehdidir,bu makamı şahsiyeden güç alarak seslenir ve güç alır.
    2-cisi ise gerçek ten Hz mehdinin zatı şahsiyesidir .Bunu şöyle bir örnekle örnek verelim valilik bir makamdır ancak valilik şahsiyeti de vardır.Bir şahıstır, aynı zamanda.Her valiye o makamın sahibi denmez, o makamda Vali denir.Makamın sahibi ise ilahi evvelde kararlaştırılmış Hz Mehdidir.O valilik makamın temsili suretidir. Ancak en yüce makam Resululah s.a.v e aittir.Tüm makamlar s.a.v nedeniyle yaratıldığı için mehdi de onun kölesidir veli de..gerçekte Mehdi de odur hadi de..Yani yazılmış hali Kuran ,İnsan olarak(Suret olarak) Hz Peygamberimizdir.s.a.v.dir. Hz Mehdi a.s aslın suretidir.

    Bugün Bu kadar mehdilik iddaların dan anlıyoruz ki Hz mehdi şahsen de zuhur etmiş olmalı inancımca. Ancak Mehdiyet makamından etkilenenlerin sayısı da bir hayli artmış durumda. kimisi her tebliğ eden müslümanın mehdilik makamında olması nedeniyle kendisini makamın aslisi zan ederek bu durumdan kendisini kurtaramıyor ve mehdi diye karşımıza çıkıyor. Allah yardımcıları olsun..Evet Mehdilik makamı manevisi her müslümanın Allah ın rızası ve sevgisini kazanmak istediği için yani cennetlik olmak isteği..maksatıyla amel etmesi yönünden cazibesi yüksek çoğu müslümanın istediği şeydir. Ancak bu makam imtihandır. Allah ve Resulullah sevgisi her makamın üzerinde dir.Böyle de olmalıdır. Bu cihetle Hz. Mehdinin geldiğine inanıyorum; her an çıkacagını düşünüyorum..Ancak öncelikle her kes kendi şahsi manevisin de ki cihata devam etmeli takvasız nefis (bozukluğu olan nefis) denilen deccalin elinden nefsini kurtararak bir nevi iç dünyasının şahsi manevi mehdisi olmalıdır. Zaten içte olanlar dışarıda zahir alemde gördüğümüz alemde zuhur edecek..Hz Mehdinin gelişi bizlere Şahsi manevide güç ve destektir.Bunu iyi değerlendirelim ve Allah a layık kul Hz Peygamberimiz s.a.v laik ümmet olmaya çalışalım.

    Allah a emanet olun saygılarımla.
    ?







  2. 2
    mum
    Özel Üye





    Cevap: MEHDÎ

    Yol gösteren, hidayete eren, doğru yolu bulan, Allah tarafından kendisine rehberlik edilen kimse. Kıyamete yakın dönemde zulüm ve adaletsizliğin her tarafı kapladığı bir zamanda gelip yeryüzünü adaletle dolduracağı ve İslâmı hâkim kılacağı söylenen Ehl-i beytten birisi.
    Mehdi, kelime olarak Arapça He-De-Ye kökünden ismi mef'ul olup hidayete ermiş, hidayet bulmuş kişi anlamını taşır. Mehdî'nin ahir zamanda çıkacağına ve insanları hayır ve adalete yönelteceğine dair ahad haberler mevcuttur. Hz. Peygamber (s.a.s)'den nakledilen İtin Mâce'de mevcut hadislere göre Mehdî'nin Ehl-i beytten olacağı bildirilmektedir:
    "Mehdî bizden, Ehl-i beyttendir. Allah onu bir gecede zafere erdirecektir. Mehdî, Fatıma evlâdındandır" (İbn Mâce, Fiten, 34; Dârimî, Mehdî, 1).
    "Biz Abdülmuttalib evlâdı Cennet ehlinin efendileriyiz. Ben, Hamza, Ali, Cafer, Hasan, Hüseyin ve Mehdî" (Ebu Davud, Mehdî, 1; Tirmizî, Fiten, 52-53; İbn Mâce, Fiten, 34).
    "Dünya hayatının sona ermesine bir gün bile kalsa, Allah zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracak Ehl-i beytten birini gönderecektir" (Ahmed b. Hanbel, II, 117-118).
    Bu gibi hadislerin yanısıra diğer muhaddislerin hadis mecmualarında da bazı haberler mevcuttur. Bu hadisleri takviye edecek mütevatir derecede bir bilgi olmadığı gibi, bununla ilgili olarak Kur'ân-ı nass da mevcut değildir. Ayrıca Mehdî konusu Maturidî ve Eş'arî gibi Ehl-i Sünnet'in temelini oluşturan akaide dair eserler telif eden imamların eserlerinde işlenmemiş ve bu konu ele alınmamıştır. Ayrıca fer'i bir konu olduğundan ve ahad habere dayandığından dolayı bunu inkâr küfre sebeb olmadığı için ilk dönem akaid kitaplarına yansımamıştır.
    Ehl-i Sünnet'in akideye dair yazılan son dönemlerinde bu konu ele alınmaya başlanmış ve iman ile aralarında ilgi kurulmuştur. Bununla birlikte Şiâ'nın bütün kollarında Mehdîlik önemli bir husus olup sürekli işlenen ve Mehdî beklentisinin hâkim olduğu bir inanç görülmektedir. Şiâ'nın gizli imamı Mehdî'dir. Şiâ'ya göre bu gizlilik mutlaka bir gün sona erecek, yeryüzündeki bu zulüm ve adaletsizlikler yok olacak ve tarih boyunca haksızlığa uğratılan Ehl-i beytin intikamı alınacaktır. Onlar Kur'ân-ı Kerim'in Hud, 11/8; eş-Şuara, 24/4; el-Kasas, 28/5 gibi ayetlerin Mehdî'ye delalet ettiğini söylerler.
    Ehl-i Sünnet'te de Mehdî bekleme temayülü olmasına rağmen, ona insan üstü özellikler atfedilmeden toplumu İslâma yöneltecek bir yönetici veya ilim adamı olabileceği ifade edilmektedir. Ayrıca ahad haberlere dayanan bu beklentinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini düşünmek insanın inancına gölge düşürmemektedir.
    İmam Sahavî ve İbn Hacer el-Heytemi gibi âlimlerin yanı sıra İmam Celâleddin es-Suyûtî "el-Örfü'l-Verdî fi Ahbâri'l-Mehdî" ve "Kitabü'l-Keşf" adı altında Mehdî ile ilgili hadisleri bir kitabında toplamıştır. Bu eser Ali b. Hüsameddin el-Muttaki tarafından "el-Burhan fi Alâmâtî Mehdiyyi Âhiri'z-Zaman " adıyla yeni bir tasnif ile ilim dünyasına kazandırılmıştır. İbn Hâcer el-Heytemî de bu konuda "el-Kavlu'l-Muhtasar fi Alâmâtil-Mehdiyyil-Muntazar" adlı eserini telif etmiştir. Bu her iki eser Müşerref Gözcü tarafından Türkçe'ye çevrilmiştir. Mehdî ile ilgili hadisler yukarıda da ifade ettiğimiz gibi Ebu Davut, Tirmizi, İbn Mâce, Ahmed b. Hanbel gibi büyük âlim ve muhaddisler tarafından kaydedilmiş hadislerdir. Buna rağmen dikkate şayan bir husus vardır ki Buhârî ve Müslim bu konudaki hadislere eserlerinde yer vermemişlerdir.
    Sahihayn dışındaki hadis mecmualarında yer alan bu hadislerin sıhhat dereceleri tartışılmış ve genellikle zayıf derecesinde hadis oldukları kabul edilmiştir.
    Zaten bunlar arasındaki çelişkiler bu durumu göstermektedir.
    Ehl-i Sünnet'te Mehdî inancı söz konusu edilmesine rağmen, bir inanç olarak yerleşmemiştir. Şiâ bunu çok ileri seviyede akideyi ilgilendiren bir mesele olarak takdim etmiştir. Şia'da Mehdî'nin on ikinci İmam olduğu ifade edilmekle birlikte daha önceleri beşinci İmam olan Muhammed Bakır'ın Mehdî olduğu da ileri sürülmüştü. Hatta Ca'fer-i Sadık'ın da Mehdî olduğunu ifade eden görüşlere de tesadüf edilmektedir.
    Tamamen siyasî bir rol oynadığı gözlemlenen Mehdî inancı kesin bir delile dayanmamakta olup, İslâm tarihinde bir çok kanlı çatışmaya neden olmuştur. Emevî ve Abbasî tarihleri boyunca ortaya çıkan bir çok siyâsi grup hep liderlerinin Mehdî olduğunu söyleyedurmuşlardı. Hatta Kuzey Afrika'da kurulan ve daha sonra Mısır'a da hâkim olan Şiî Fatımî devletinin ilk hükümdarının Mehdî olduğu inancı bu devleti kuran ve sürdüren kimseler tarafından inanılan bir husustu.
    Ayrıca zaman zaman Türkiye'de ve başta İstanbul'da olmak üzere İslâm dünyasının birçok yerinde Mehdî olduğunu iddia edenler hiç de eksik olmamıştır. Bu gibi kimseler Mehdî beklentisinde olan bir çok insanı aldatmış ve hislerini istismar etmişlerdir. Meçhule dayalı olan bir arılayışın İslâm'ın genel prensipleri ile nasıl bağdaşmadığı görülmektedir.
    Bütün bunlar gözönünde bulundurulunca Mehdî inancının İslâmdaki yeri kendiliğinden ortaya çıkar.
    Ahmed AĞIRAKÇA








  3. 3
    Doganay1965
    Yeni Üye
    Esselamun Aleyküm ve Rahmetullah.

    Müslüman alemi... Hz.Mehdi(A.s) İstanbul da gizlice ve aniden zuhur etmiş. Okuyun Müslümanlara ve insanlığa duyurun.

    Bismillahirrahmânirrahîm
    La İlahe İllallah Muhammed-ül Resulullah

    Sancak-ı Şerif.bmp

    Vaad edilen zaman yaklaşmış, insanlığın ve Müslüman âleminin beklediği büyük gün gelmiştir.

    İslam dininin kutlu sancağı Aralık 2009 aşuresinde, İmam Mehdi Sahibü'z Zaman tarafından Akdeniz(Adana)de arş-ı alaya kaldırılacak ve İstanbul'un manen fethi ile hüküm bulacaktır. O günü özlemle bekleyen ve o gün Allah için bu kutlu sancağın altında bulunmayı dileyenlere müjdeler olsun.

    "İnkâr edenler birbirinin dostudur. Eğer size emredileni yerine getirip mümini dost, kâfiri düşman bilmezseniz, yeryüzünde fitne çıkar ve pek büyük bir fesat meydana gelir." Enfal Sûresi (73.Ayet)

    Ey Firavunlar(zalimler)ın zulmü altında ezilip feryat edenler.

    Nefsinize uyup mümini düşman, kâfiri dost biliyorsunuz. Yüzünüzü Şeytan'a, sırtınızı ise Cenab-ı Allah'ın rahmetine döndüğünüz için bu felaketleri yaşıyorsunuz. İyi bilin ki, Cenab-ı Allah'ın rahmeti mazlumların, gazabı ise zalimlerin üzerindedir. Her kim, Cenab-ı Allah'ın ipi(Ehl-i Beyti)ne sarılmış ise kurtuluşu için sarılmıştır. Bu kutlu sancağı nefsim için değil, ezilen halkların huzuru ve kurtuluşu için kaldıracağım.

    Ya Cenab-ı Allah'ın ipine sarılıp necat(selamet) bulacak ya da Şeytan'a uyup helak olacaksınız.
    Dilerim ki hakkı tedbir eder, kurtuluş ile takdir edilirsiniz.

    İmam Mehdi Sahibü'z Zaman

    Sadakallahul Aliyy'ül Azim



    İmam Mehdi Sahibü'z Zaman'ın yardımcıları ve insanlık, sayısız alamet ve mucizelere rağmen,
    Mehdi çıksın icraatlarını ve kerametlerini göstersin diyerek "Kar üzerinde sürünerekte olsa O'na koşmadıkları için"
    vahim bir taassub hastalığına yakalanmışlardır.

    O'da bu hakikati(imtihanı) bildiği için birkaç yardımcısı ile (28.12.2009'da) çıkıp
    Adana'dan İstanbul'a hareket etmiş, Kadıköy de ve Eminönü Karaköy İskelesi önünde
    yukarıdaki kutlu Sancak-ı Şerifi kaldırarak, Cenab-ı Allah'ın kelamını insanlığa tebliğ edip, alenen zuhur etmiştir.

    "Yaratılanı severim, yaradandan ötürü." felsefesi ile sizler değil, O (İmam Mehdi) koşup sizlere geldi.

    O'nu anlamadınız... Hem de hiç anlamadınız. Ne kadar az düşünüyorsunuz!

    Şimdi siz insanlar O'nu arayın... Bulun, bulabilir iseniz tabi.

    Hz. İmam Caferi Sadık (A.s);

    Talut'un ashabı bir nehirle imtihan olunmuş ve Allah onlar hakkında "Sizleri bir nehir ile deneyeceğiz." (Bakara Suresi 249.Ayeti) Buyurmuştu. Kaim aleyhisselam'ın ashabı da tıpkı onun gibi imtihan olunacaklar.

    Hz. İmam Hüseyin (A.s) buyurmuştur;

    "Hz. Mehdi (A.s) kıyam ettiğinde halk onu tanımayacaktır. Zira o (HZ. Mehdi (A.s.)) halka güzel simalı biri olarak gelecektir..." (Ikd-üd. Dürer, s. 41)

    Hz. İmam Rıza (A.s) buyurmuştur;

    "...Babalarımdan nakledilmiştir ki, Hz. Mehdi (A.s) gizlice ve aniden zuhur edecektir." (Yenabi-ul Mevedde, c. 2, s.197)


    İmam Mehdi Sahibü'z Zaman'ın gerçekten zuhur edip etmediğini merak edenler ve İstanbul da yaşayanlar... Yukarıdaki Sancak-ı Şerif'in resmini yanınıza alarak Eminönü Karaköy İskelesi önündeki esnaflara gidip "Elinde Sancak-ı Şerif olan güzel simalı bir genç burada insanlara tebliğ yaptı mı?" diye sorun. Zuhurun gerçekleştiğini ve tebliğin yapıldığını oradaki esnaflar sizlere söylesinler.

    Zuhurun bu şekilde sessizce yapılışı, insanlık ve özellikle Türk milleti için büyük bir imtihan idi. Çünkü Müslümanlara velilik ve mürşitlik yapanlar haktan uzaklaşmışlar, yüzlerini batıla dönmüşlerdir. Onların peşinden gidenlerde, onlardan farklı değildirler. Kalplerinde bir buğday tanesi kadar iman olanlar ise O'nu aramak ve etrafında toplanmak yerine O'nun meydanlara çıkmasını beklemişlerdir. O da çıkmıştır.

    Bu hakikat yüreğinde iman olan ve dilinden Allah'ın kelamını düşürmeyenler için büyük bir utançtır. O (İmam Mehdi) insanlığın huzuru ve barışı için bütün varlığını feda etmiştir. Kendi gerçeğinizle yüzleşin ey insanlar. Sizler insanlığın huzuru ve barışı için ne yaptınız, neler feda ettiniz? Sizler için varlığını feda eden Allah dostunun uzattığı rahmet elini bu şekilde mi tutuyorsunuz?

    Yüce Allah, Sırat-ı Müstakim'den sapan kullarını ıslah edip, hidayet eder inşallah.

    http://----------------/mehdisahibizaman internet sayfasından alıntıdır.







  4. 4
    mumsema
    Özel Üye
    İslam dininin kutlu sancağı Aralık 2009 aşuresinde, İmam Mehdi Sahibü'z Zaman tarafından Akdeniz(Adana)de arş-ı alaya kaldırılacak ve İstanbul'un manen fethi ile hüküm bulacaktır.
    bu yazı şia kaynaklıdır ve doğruluk derecesi yoktur.

+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi