Popüler müzik türk halk müziği evrensel müzik türk sanat müziği

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Popüler müzik türk halk müziği evrensel müzik türk sanat müziği ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Popüler müzik türk halk müziği evrensel müzik türk sanat müziği





  2. 2
    Hasan
    Özel Üye





    Cevap: Pop Müzik Nedir?Ne Değildir?


    6. yy civarlarında Avrupa istilaların altüst ettiği bir durumdadır. Özellikle Roma İmparatorluğunun yıkılışından sonra oldukça başıboş kalan Avrupa Bozkırlarında bundan sonra otoriteyi sağlayacak bir güç gerekmektedir. Bu noktada Kilise tanrısal olarak atfettiği gücünü de arkasına alarak bundan sonraki 10 yüz yıl boyunca Avrupa'nın en büyük hakimi olacaktır. Bu dönemde kilise sadece haçlı seferleri düzenleyip üniversiteler kurmakla yetinmemiş, bunların yanı sıra müzik ve diğer sanat dallarına da ağırlıklı olarak yoğunlaşmıştır. Bu dönemde kilise müziği diyebileceğimiz "Gregorian Chant" olarak adlandırılan müzik türü ortaya cıkmıştır.

    Bu arada Türklerde İslamiyet öncesinde de müzik geleneği yaygındır. Özellikle Şamanizm gibi bir dinin etkisiyle ayinlerde ve cenaze törenlerinde katılımcılar müziği kullanmışlardır. İslamiyet sonrası Türklerde müzik iki biçimde gelişmiştir. Türk Halk Müziği ve Klasik Türk Musikisi...

    Türkiye'ye dönmeden önce tekrar Avrupa Kilisesinin Müziği hakkında bir kaç noktayı daha belirtmek faydalı olacaktır. Kilisenin hakimiyeti döneminde müzik melodik olarak işlenmiş ve söz yazarlığı henüz günümüzün eltın consal seviyesine hepimizin takdir edeceği gibi erişmemiştir.

    Daha sonra rönesans dönemi müzikal değişimi söz konusudur. 1400-1600 yılları arası olarak anılan bu dönemde yaşanılan "kültürel uyanışın" yansımaları; mimari, resim ve edebiyat gibi dalların yanı sıra müzikte de görülebilmektedir. Humanizma tutkusunun zirveye oynaması ve müziğin kilisenin tekelinden alınmasını izleyen önemli bir gelişme de Hollanda'da müzik yazarlarının oluşturduğu bir okulun faaliyete geçmesidir.

    İlerleyen dönemlerde müzik sürekli olarak çağın değişim ve evrimlerinden etkilenerek kendi iç gelişimini oluşturmuştur. Örneğin Baroque stilinin etkisiyle oluşan tarz, Klasik Dönem Müzik Tarzları vs..

    Yine paralel olarak Türk Müziği de ilerlemesini sürdürmektedir.

    Amerika'da müzik endüstrisinin gelişimi pop müziğin temelleri olarak gösterilmektedir. Kolonyal çağda Amerika'da Geleneksel İngiliz Müzik akımlarının etkisi görülmektedir.

    Bu dönemi İç Savaş dönemi politik akımı ve daha sonrasında da İşçi Sınıfı Müzik tarzının belirginleştiği görülmüştür. Özellikle demiryolu çalışanları bu müzik üzerinde önemli bir noktayı temsil etmektedirler.

    Amerika'da bu günkü anlamına en yakın biçimiyle popüler müzik anlayışının ortaya çıkışı olarak "Basılı şarkı Sözleri" veya "printed song sheets" kaynak gösterilebilir. Bunlar şarkı sözlerinin tek sayfalık kağıtlar halinde basılarak herkesin okuyabileceği biçimde yayılmıştır. Sevilen melodilere yazılan şarkı sözleri popülerlik unsurunu artırmıştır. Bunu melodik ağırlıklı müzik yağan ufak çaplı orkestraların oluşması izlemiştir. Jazz ın kökenlerinde de bu tarzı bulmak mümkündür.

    19.yy da "siyah nüfusun" kendini ifade etme biçimlerinden biri olarak jazz müzik ortaya ççıkmıştır. Özellikle siyah nüfusun yoğun olduğu New Orleans tarafından esen jazz rüzgarı daha sonra Dünyanın hemen her ülkesinde ilgi gösterilen bir tür halini alacaktır.

    Bunu izleyen yıllarda hızlı bir endüstriyel ve müzikal gelişim, müziğin iki farklı biçimde ortaya çıkışını da beraberinde getirmiştir. Müzik bu dönemde iyi bir endüstriyel mal olarak görülmeye başlanmış, bir diğer yandan da ezilen kesimlerin kendilerini özgün olarak ifade etme işlevini de üstlenmiştir.

    1900 lü yıllarda artık müzik bir çok farklı türün birarada üretildiği ve tüketildiği bir kimlik alanı halini almıştır. Bu dönemlerde popüler müziğin bu gün hala efsane olarak nitelendirilen bir çok örneği yazılmış ve çalınmıştır. Rock müzik de 1960 larda altın çağını yaşamıştır. Çiçek çocukları döneminde en gözde müzik tarzı olan rock müzik için ayrı bir paragraf yapmak gerekmektedir.


    Rock müzik 60'lı yılların isyankar tavrının çocuğudur. Bu dönemin asi beyinleri toplumsal muhalefet ve düzene karşı harekete geçme gibi konulara ağırlık veren söz ve müzikleri ile tarih defterine siyah bir sayfa açmışlardır. The Rolling Stones, Bob Dylan, Pink Floyd, Creedence Clearwater Revival, the Grateful Dead, The Who gibi gruplar 60 ve 70 lere damgasını vurmuştur.

    Bu altın çağ da her güzel çağ gibi sona ermiş ve günümüzün müzik çöplüğüne doğru evrilmiştir. Bu gün müzik hangi tür için olursa olsun bir tüketim mekanizmasının önemli bir unsuru olarak işlev görmektedir. Elbette bu sistemin dışarısında kalarak kendi değerleri için müzik üretmeyi seçmiş olanlar vardır ve önemlidirler.

    Pop Müzik Neden Uyduruk ?

    Uyduruktur çünkü kitle kültürü ürünlerinin diğerleri gibi sadece ticari çıkarlar için üretilmektedir. Uyduruktur çünkü temelde kullandığı belli ritmlerin dışında özgün bir ifade ortaya koyamaz ve sınırlarını aşmak için değişimci olamaz. Aslolan hızlı tüketimdir. Anlık para akışının sağlanması önemlidir. İsimlerin efsaneleşmesi gibi bir durum söz konusu değildir.

    Türkiye'de 60'lı yıllarda 45 likler ile beraber ortaya çıkan popüler müzik; günümüzün en uyduruk müzik biçimi olmaya devam etmektedir. ortalığın pop müzik "sanatçılarından" geçilmediği günümüz Türkiyesinde tek değer verilen müzik tarzının pop müzik oluşu da başka bir enteresan noktaya dikkat çekmektedir. Tüm sınırları belirlenmiş, neler aktarabileceği ortada olan, oluşturduğu endüstri içerisindeki kirliliklerle içeriğine dair ipuçlarını da veren bu müzik türünün bu gün en dikkat gösterilen ve sevilen müzik tarzı oluşu ancak ve ancak kitle iletişim araçlarının oynadığı rol ve kitlelerin zamanında ve gereken etkinlikte bilinçlendirilmemeleri ile ilişkisi olduğu düşünüyorum.

    Müziğin tarihsel gelişiminde belirtilen dönemin gerçekliklerini yansıtan bir değer oluşu özelliği de pop müzik ile beraber yok olmuştur. Zaten bu nokta da başlı başına pop müziğin bir gereksizlik olduğu savını desteklemektedir. Başka bir deyişle, müziğin 1000 yıldır sürdürdüğü tarih kaydediciliği özelliğinin ortadan kalkışının pop müzik ile beraber gerçekleşmesi bir tesadüf müdür? Bu gün toplumsal gerçeklikler ve dönemin şartlarından çok, pop müzikte konu edilen, sadece "tüketim kültürü" olarak belirmektedir. Aşk, sevgi, nefret, dostluk gibi tüm konular birer tüketim malzemesine doğru paketlenerek değişmekte, insanların hayatında paranın yeri gerek şarkı sözlerinde gerekse klip denilen görüntülü uyduruklarda sergilenmekte.







  3. 3
    Hasan
    Özel Üye
    Türk Halk Müziği

    Tanım

    Toplumların hayatından kaynaklanan duygu, düşünce ve zevklerini işleyerek dile getiren, ait oldukları toplumun kültürünü yansıtan sözlü ve sözsüz ezgilerdir.

    Riemann'a Göre Halk Müziğinin Özellikleri

    1.Ezgisi ve sözleri kimin tarafından yapıldığı belli olmayanlar
    2.Çeşitli sebeplerden halk tarafından benimsenmiş ve halk şarkısı ifadesini taşıyanlar
    3.Melodik ve armonik bünyesi kolayca anlaşılan ve popüler bir eda taşıyan ezgiler

    Halk müziğinin Tanımları

    BRENNE'e göre Halk tarafından benimsenen ve kulaktan kulağa verilmek suretiyle yayılan ezgiler.
    PRAT’a göre Köylü ve halk arasından çıkıp, gelenek haline gelen ezgiler halk türküsüdür.
    Sonuçta halk müziği anonimdir ve folkloriktir

    Kökenleri
    Türk halk müziğinin kökeninde türkü bulunur. Türke özgü anlamındadır.

    Türkünün diğer halk şiirlerinden farkı ezgisinden gelir. Bir şiir ezgiyle söylendiğinde türkü haline gelir. Bu yüzden halk arasında ezgiyle söylenen bütün halk şiirleri türkü olarak görülmüştür. Bu durum kesin bir türkü biçimi saptamayı yada biçimden yola çıkarak türküyü öteki türlerden ayırmayı zorlaştırmaktadır.

    Türk halk müziğinin kökleri Şamanlara kadar uzanır. Bu dönemde şiirler Şamanlık motifleri taşır ve törensel bir yapıları vardır.

    Şamanlardan günümüze halk ozanları kalmıştır. Türklerin göçlerle yer değiştirmeleri ve gittikleri yerlerin kültürleriyle de karşılaşmaları ve bunlardan etkilenmeleri halk müziğini yeni boyutlara taşımıştır.

    Mani, koşma, varsağı, semai, destan türkünün temellendiği halk şiiri türleridir.

    Türküler Özeliklerine Göre Üç Grupta Toplanır

    1.Ezgilerine Göre

    A) Usullüler Genellikle oyun havalarıdır Konya’da oturak Urfa’da kırık denen ezgiler.
    B) Usulsüzler Uzun havalar bu gruba girer Bozlak hoyrat kayabaşı vs

    2.Konularına Göre

    İşlenen temalar göz önünde tutularak yapılan türkü sınıflandırmaları sınırlı kalmaktadır.
    Ninniler ve çocuk türküleri doğa üzerine türküler aşk türküleri kahramanlık türküleri askerlik türküleri tören türküleri, iş türküleri, eşkıya türküleri, acıklı olayları anlatan türküler, gülünç olayları anlatan türküler, karşılıklı türküler, oyun türküleri, ölüm türküleri (ağıtlar)

    3.Yapılarına Göre
    Türküler 5'liden başlayarak 16'lıya kadar hece ölçüsünün her kalıbında vardır. Türkü sözden çok ezgiden etkilenir, yapısını belirleyen de ezgidir. Türkü ezgiye bağlı olarak biçimlenir.
    Türkü hece ölçüsünü kullanır ama aruzla söylenmiş bazı nazım biçimleri de ezgilerinden dolayı türkü sayılmaktadır. Bunlar: divan, kalenderi, satranç....
    Türkünün tanımı Sözlü halk geleneğinden oluşan çağdan çağa ve bölgeden bölgeye içerik ve biçim değişikliklerine uğrayan ama kural olarak her zaman bir ezgiye koşulmuş olarak söylenen şiirlerdir. Yani türküler anonimdir ve ezgiyle belirlenir.

    Türkünün tek kaynağı sıradan insanın yani halkın özlemleridir.özlemin kim tarafından duyulduğu önemli olmadığı için türkü yakan adını vermez verse de düşer, zamanla halkın malı olur. Türkülerde toplumsal yan ağır basar. Halkın acısı, sevgisi, tutkuları ve özlemleri türkülerde yankı bulur.

    Derleme Çalışmaları
    1960'a kadar
    1926 Cumhuriyet döneminde ilk defa Darü l-elhan halk müziği derlemelerine başladı.
    1927-29 Bu yıllar arasında İstanbul Belediye Konservatuarı 850 türkü derledi.
    1936 A. Saygun Macar besteci Bartok ile birlikte U.C. Erkin N.K. Akses ve Rıza Yalçın’ın da katılımlarıyla 100’ü aşkın türkü derlediler. Plak ve ses kaydıyla arşivlediler. Bu çalışma Macaristan’da yayınlandı.
    1937 Radyonun kurulması H. Müziğini canlandırdı
    1937-52 Bu yıllar arasında Ankara Devlet Konservatuarı 10.000’i aşkın türkü derledi.
    1950'lerin ortalarında çalışmalar tekdüzeleşti ve otantik öğeler zayıfladı.

    1960’lardan sonra
    Ruhi SU çalışmalarıyla halk müziğine yeni bir yorum getirdi. Türkülerinde geleneksel kaynağa, söyleyişe bağlı kalarak bunu şan tekniğiyle kaynaştırdı, tonlamaya ağırlık verdi.

    Bu dönemin toplumsal gelişmelerinden halk ozanları da etkilendiler ve geleneksel aşık müziğinin toplumsal içerikli türküler söylediler. Aşık Mahsuni buna bir örnektir. Geleneksel aşık müziğinin son temsilcisi olarak Aşık Veysel gösterilir.

    1975’den sonra Zülfü Livaneli’yi görüyoruz. Bağlama düzeninde başka sazların kullanımında getirdiği yeni yorumlar ve orkestra sazlarının yanında bağlamayı da çalması halk müziğinde bir zenginleşmedir.

    Bu gelişmelerden etkilenen gençler 1980’den sonra türküleri değişik sazlarla söylemeye ve gruplar kurmaya başladılar. Yeni Türkü, Ezginin Günlüğü, Grup Yorum vs....

    1990’larda ise halk müziğinin dinsel olan yanı da ortaya çıkmaya başladı. Arif Sağ, Musa Eroğlu ve Muhlis Akarsu gibi saz sanatçıları ve ozanlar bağlamayı farklı bir biçimde çalarak geleneksel alevi müziğini tanıttılar.

    Bağlama
    Halk müziğinin çalınmasında temel enstrüman bağlamadır. Bu aletin 2000 yıllık bir geçmişi vardır
    Kopuz Bağlamanın ilk şekline verilen addır Bugün de Orta Asya topluluklarında kullanılmaktadır Kopuzu Dede Korkut’un icad ettiği söylenir.

    Kopuzun bir velilik ve ululuk simgesi olarak güç verme toplulukları birleştirme, kötü ruhları kovma iyi ruhları çağırma, tedavi etme, haber ulaştırma gibi özellikleri vardır. Kopuz genel bir deneyim olarak birden fazla telli saz türünü kapsamaktadır. Elle veya yayla çalınır. Uzun ve saplı veya sapsız olanı vardır. Tekneleri deri ile kaplıdır. Perdesiz iki veya üç telli, telleri at kılı, koyun ve kurt bağırsağından yapılır.

    Rebetiko'nun Kökenleri
    Rebetikonun coğrafi bölgesi modern Yunanistan’dır. Bunun asıl taşıyıcıları özellikle alt tabakadan işsiz güçsüz insanlar ve rebetlerdir.hapishane ve tekkeler ( rebetlerin haşhaş içtikleri meyhaneler) ana çalgısı bağlama ve buzuki olan rebetikoların çalınıp söylendikleri başlıca yerlerdir. Müzikal açıdan bakılırsa bu şarkılar sanat açısından zayıftırlar. Sözlerinin ana teması rebetislerin dar sosyal çevreleriyle sınırlı kalmıştır. Bununla birlikte 19. yy sonunda başka bir müzik türü ortaya çıktı. Temel olarak Küçük Asya ve özellikle İstanbul ve İzmir kökenli Yunanistan’ın kent merkezlerinde “Kafe Aman” lar ortaya çıktı. Bunlar Yunan burjuvalarının gittiği müzikli kahvelerdi. “Kafe Aman”larda çalınan müzik zengin ve sanatsaldı.

    1922 yılı rebetikonun gelişmesinde ve yayılmasında dönüm noktasıdır. Bu tarih Yunanistan’da Küçük Asya Felaketi diye anılacaktır. Genellikle Yunanistan’ın büyük kent merkezlerine kitleler halinde gelen büyük sığınmacı dalgası, ülkenin toplumsal ve kültürel gerçekliğinde önemli değişiklikler meydana getirdi. Yaşadığı çevreden ayrılmış Rumlar, yoksulluk ve işsizlikle karı kaşıya kaldılar ve rebetlerle aynı toplumsal yaşamı paylaştılar.

    Çok sayıda sığınmacı kendi enstrüman ve müzikleriyle rebetlere katıldılar. Sığınmacı işadamları rebet müziğinin çalındığı kendi “Kafe Aman”larını açtılar. Böylece, hapishane ve tekkelerin dar sınırlarından kurtulan rebet müziği daha geniş toplumsal çevrelerinin duygularını dile getirmeye başladı. Bu sırada, tarım toplumunun müziği olan Yunan Halk Müziği doyum noktasına ulaştı ve ülkenin kentsel gelişiminden sonra artık insanlarda bir duygu uyandırmadı. Bir boşluk vardı ve bu boşluk sığınmacılar ve rebetlerle dolduruldu.

    E. Petrapoulos rebetikonun 3 gelişme dönemi olduğunu söyler
    1. İzmir Dönemi (1922-1932) İzmir usulü Kafe Aman ların hüküm sürdüğü dönem
    2. Rebetikonun yeraltına inmesiyle karakterize edilen klasik dönem(1942-1952)
    3. Popüler dönem Rebetiko bu dönemde yer altı sendromundan kurtuluyor ve Yunanistan’ın ulusal müziği haline geliyor.

    Tarihsel Geçmiş
    Rebetiko müziğinin popüler folk yada sanatsal olması birçok faktörün sonucudur Doğuşu ve gelişimi tarihsel olaylar, toplumsal huzursuzluklar, kültürel etkileşimler, güçlü kişilikler tarafından etnik kaynaştırmayla belirlenmiştir. Bu yüzden bu müziğin tutarlı bir tanımını yapmak için Yunan ve Küçük Asya’nın tarihine bir göz atmak gerekiyor.

    Bu tarihsel sunumun başlangıç noktası İstanbul'un 1453'de Türkler tarafından düşürülmesidir. Bu tarihsel olayın en belirgin özelliği Helen ve Ortodoks Hıristiyanlığı olan Bizans İmparatorluğunun sonunu belirlemiş olmasıdır. Böylece kural koyucular Türk din ise İslam oldu. Osmanlı İmparatorluğu yapısı itibariyle birçok milleti içinde barındırıyordu. Rumlar, Ermeniler; Türkler, Slavlar, Arnavutlar vs...

    Bu durum yaklaşık 400 yıl sürdü 1821'de Rumlar Türklere karşı isyan ettiler; uzun süren mücadelelerden sonra modern Yunanistan 1830’da kuruldu Bununla birlikte yeni devletin durumu içindeki antitezleri sinirli bir biçimde sergileyen, oldukça karmaşık bir durumdaydı. Hapishaneler suçlularla ve politik mahkumlarla doluydu Nüfusun büyük bir bölümünü oluşturan köylerin kentlere taşınmasıyla ülkenin toplumsal yapısında önemli değişiklikler meydana geldi. 20. yy başında Yunanistan yeni topraklar alarak yayılmaya başladı. ( Ege adaları Girit Makedonya, Trakya vs.) Tüm bunlarla birlikte Yunan tarihinin en önemli olayı Küçük Asya Felaketi denilen olaydır

    Bunun kökeni, Megalo İdea denilen Bizans’ın başkenti İstanbul’un yeniden alınmasını amaçlayan düşüncedir. Yunanistan bu panhelenik arzudan, batı Anadolu’da yaşayan Rumların çokluğundan ve bağlaşıklarını destekleme isteklerinden dolayı İzmir kentine saldırdı, Türk- Yunan savaşı çıktı. Bu savaş, her iki tarafın nüfusunun karşılıklı olarak değiştirilmesini karara bağlayan bir uluslararası ant. ile bitti. Küçük Asya, Kafkaslar, Doğu Trakya ve başka birçok bölgeden gelen sığınmacı dalgası Yunanistan'ı vurdu. Sığınmacılar kendi gelenek, görenek ve kültürlerini getirdiler. Ancak açlık ve işsizlikle karşı karşıya kaldılar ve Yunanistan tarafından benimsenmeleri oldukça sert ve yavaş oldu.

    Rebetis'Ler
    Rebetiko, rebetisler tarafından çalınıp söylenen müziktir Rebetis terimi ayrı bir yaşam mantalitesi, davranışı, bakışı ve tarzı olan karakteristik bir erkek tipini tanımlıyor. ( rebetis: Asi, kural tanımayan.) karakteristik rebetis, toplum dışıdır, kurumsal güçlere meydan okur. Fakat onlara karşı militanca eylemlerde bulunmaz. Toplumsal geleneklerin dışında olduğu izlenimini verir, bununla birlikte yasadışı olmaktan kaçınır, yer altı dünyasıyla kendini özdeşleştirmez. Argo bir dil konuşur, her zaman silah taşır. Bir rebetis yoksul ve sıradandır. Egemen güçler onu outsider olarak tanımlar.
    Rebetisler ilk büyük kent merkezlerinin doğuşuyla ortaya çıkmışlardır 1900 dolaylarında Gölge Oyunu karakterleri arasına eklendi.

    Etki Ve Stil
    Rebetiko çağdaş kent halk müziğinin bir biçimidir stili kendinden önce gelen müzikal formların etkisiyle biçimlenmiştir. Özellikle şunlar tarafından;

    A. Yunan Halk Müziği Bizans’tan 1821 Yunan Devrimine kadar gelişen tarım düzeyindeki Yunan toplumunun ürünüdür. Bu tür, çağdaş Yunan devletinin kurulması ve büyük kent merkezlerinin gelişmesinden sonra inişe geçmiştir.
    B. Doğu Halk Müziği ( Özellikle Arap ve Türk müziği) Ortadoğu limanlarıyla gelenlerin ve Küçük Asya Felaketi sığınmacılarının Yunanistan’a gelmesiyle.
    C. Bizans İlahileri Yunan Ortodoks Kilisesinin ilahileri
    D. Eptenissa Serenatları İyonya Denizi Adaları tarafından Yunanistan’a miras bırakılmıştır. Rebetikonun batı Avrupa tabanını oluşturur.

    Rebetikonun gelişmesinin ilk on yılında İzmir stili hakimdir. Kafe Aman müziği ilk on yıl boyunca egemen durumdadır. Karakteristikleri; belli bir makamda uzun, feryat eden enstrümantal ve vokal doğaçlamalar, şehvet uyandırıcı kadın sesi, Türk göbek dansına benzer 4/4’lük ölçüyle çalınan ve cinsel olarak tahrik edici çiftetelli tarzı hareketli bir danstır. Solo enstrüman melodisine oktav olarak çalan ikinci bir enstrüman eşlik eder. “ Kafe Aman”ların müzikal atmosferi apaçık Arap ve Türk etkisiyle güçlü bir oryantal havaya sahiptir. Çalgılar keman, lut, ud, santur idi.

    Sonraki yirmi yılın özelliği Yunanistan’ın ürünü eski toplum dışıların rebetikosunun dönüşüdür. Buradaki ana çalgı buzuki, bağlama ve daha sonra da gitardır. Şarkıcı bir erkektir ve sesi metalik, ahenksiz, kulak tırmalayıcı ağır bir tonda olmalıdır. Fakat asla tatlı ve seksi olmaz. Müzikal stili düz ve ağırdır. Şarkı genellikle buzuki tarafından çalınan bir taksimle başlar. Taksim bir makamda yapılan doğaçlamadır. Şarkının stiline ve atmosferine dinleyici sokmak için bir giriş görevi görür. Ritmik karakteri serbesttir. Oldukça sık olarak taksim bağlamanın sürekli olarak çalınmasıyla sürer. Kısa bir taksim iki mısra arasında yapılır. Şarkının en çok kullanılan ölçüsü zeybek dansının ölçüsü 9/8’dir.

    Çalgılar
    A. Lut Görünümü uzun boyunlu lutların bir karışımıydı. Uzun bir boynu ve geniş bir gövdesi vardı.
    B. Ud Büyük armut biçimli bir gövde ve kısa ve geniş bir boyun. Ud genellikle Küçük Asya ve İstanbul Rumları tarafından çalınırdı.
    C. Santuri Yamuk bir görünüm, iki paralel yanı boyunca bağlanmış metalik teller, hafif çekiç yardımıyla çalınır.
    D. Keman Avrupa akordundan (G-D-A-E) farklı bir biçimde (G-D-A-D) olarak daha düşük bir tonda akort edilir.
    E. Daha seyrek olarak arp, lir, flüt armonika
    F. Tef dümbelek zil

    Aksine tipik bir rebetiko orkestrası buzuki, bağlama ve gitardan oluşur. Temel solo çalgı olarak buzuki en önemli rolü oynar. Taksim onunla çalınır ve şarkıya söz aralarında eşlik eder. Bağlamanın rolü birkaç istisna dışında sadece eşlik etmektir. Ritim ve armoni öğesi olarak kullanılır. Gitar akort basılarak çalınır ve melodiyi destekler.

    Buzuki
    Telli bir çalgıdır ve uzun boyunlu lut ailesine aittir. Benzer görünümlü çalgılar prehelenik uygarlıklarda bulunabilir. Eski Yunanistan’da aynı enstrüman panduri olarak bilinirdi. Bizans döneminde tambura adı verilirdi. Tambura, rebetler tarafından kullanılan buzuki ile aynı morfolojik özellikleri taşır. Türk sazı buzuki ile aynı aileye aittir.

    Bağlama
    Küçük buzukidir. 40-60 cm.den daha uzun olamaz. Müzik aletlerinin ve şarkı söylenmenin yasaklanmasından itibaren kolayca saklanabilmesinde dolayı mahpusların tercih ettiği çalgı oldu. Bağlamanın akoru buzukiden bir oktav yüksek yapılır.



    alıntı







  4. 4
    Hasan
    Özel Üye
    Evrensel Müzik ;

    içinde farklı sesleri barındıran, onlara ses hakkı veren, onlarla birlikte güzeli, daha güzel olmayı öğreten evrenselliğe taşıyabilendir. kırmızı kafalı saka kuşu himalayalarda nasıl ötüyorsa, amazon nehrinin denize dökülen kısmının üzerindeki ağacın dalında da aynı ötüyordur. aynı tını aynı ses; dinleyen hangi milletten olursa olsun, anlar saka' nın dilinden... aynıya bakıp, aynıyı anlar... duyduğumuz etkilendiğimizdir evrensel müzik.


    alıntı ; uludagsozluk

  5. 5
    Hasan
    Özel Üye
    Türk Musıkisi (Türk Sanat Müziği)

    Muhteşem Türk musikisinin gelişme ve kökleşme temellerinin ilk yılları, Osmanlı Devletinin kuruluş yıllarının biraz öncesi ve biraz sonrasından itibaren görülmektedir.
    Türk musikisi tarihi incelenirken Tarih bilimcileri ile etno-müzikologların bu konuda, devirlere bölme düşüncelerinde bazı farklılıklar görülmektedir. Eldeki verilere göre Türk musikisinin tarih yönünden incelenmesinde Osmanlı öncesi Türk musikisi yani Fârâbi’den (870-950) Safiyüddin Urmevi (1237-1294) ye kadar olan devir “İlk Ortaçağ”, Abdükkadir Merâganî (1360-1435) den Şehzade Korkut (1467-1513) a kadar olan devir “Ortaçağ” ve Itrî (1640?-1711) den günümüze kadar olan devir de “Yeni ve Yakınçağ” olarak tasnife tabi tutulabilir.
    Çoğunlukla Tunus’ta yaşamış olan Baron Rodolphe D’Erlanger (1872-1932) isimli Fransız müzikoloğu ölümünden önce 1920’li yıllarda edindiği musiki yazmaları üzerine çok geniş bir çalışma yapmış ve bu arada; Fârâbî, İbn Sina, Safiyyüddin Urmevî, Lâdikli Mehmet Çelebi gibi büyük Türk musikişinasları ve sistemcilerinin yazmalarını inceleyerek 2857 sayfayı kapsayan 6 ciltlik büyük bir eser meydana getirmiştir. Fakat ne yazık ki bu devasa eserinin adını “La Musique Arabe” (Arab Musikisi) koymuştur. Sebebi de gayet açık anlaşılmaktadır ki, incelenen yazmaların Arap dili ile yazılmış olmasından ve yazar adlarının da Arap isimlerine benzemesinden, ortaya konan bu eserin musikisi de elbette “Arap Musikisi” olacaktır. Aradan geçen uzun yıllar içinde Türk kültür âleminden hiç kimse bu konu ile bilgilenmemiş ve ilgilenmemiştir. Ve bu yayın ilk defa musiki alimimiz H.Sadettin Arel tarafından 1950 yılında Türk kültür alemine tanıtılmıştır.

+ Yorum Gönder
evrensel müzik türleri nelerdir,  evrensel müzik türleri vikipedi,  evrensel müzik türleri nelerdir kısaca,  tsm thm popüler müzik,  evrensel müzik aletleri nelerdir
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 5 kişi