Yasin suresindeki kelime anlamları

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Yasin suresindeki kelime anlamları ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1

  2. 2
    fecr
    Özel Üye





    Cevap: Yasin kelimesinin anlamı nedir?

    - “Yasin” sözcüğü, diğer yirmi sekiz surenin başında bulunan mukattaat harflerindendir. Bu harfler “müteşabih” (manaları kapalı, değişik anlamlara gelebilecek) harflerdir. Bu sebeple, diğer harfler için olduğu gibi, “Ya Sin” harfleri için de muhtemel manalar doğrultusunda yorumlar yapılmıştır.

    - Bu yorumlardan birisi de “Ey İnsan!” dır. Bu yorumu yapanlar şunu düşünmüş olmalılar: Yasin harflerinden sonra Hz. Muhammed (a.s.m)’e bir hitap vardır: “Kur’an-ı Hakime yemin olsun ki, sen gönderilmiş peygamberlerdensin”. Kur’an’ın bu ifadesi, kendisinden önce gelen “Ya-Sin” kelimesinin bir “nidâ = çağrı” olduğunu gerektirir. Bu harfler de (ya; çağrı edatı, sin ise, insan kelimesinin “Sin” harfini çağrıştırdığı için) böyle bir manaya uygundur. O halde, bütün insanların peygamberi ve onların temsilcisi olan Hz. Muhammed (a.s.m)’e “Ey İnsan!” diye hitap edilmiştir. Bu pek çok yorumlardan sadece biridir.

    - Yasin kelimesi için şu yorumlar da yapılmıştır:

    Habeş dilinde “ya insan!” anlamına gelir. “ya Recül! = Ey erkek” manasına gelir. Bu bir kasem/yemin üslubudur; bu kelime Allah’ın bir ismidir. Kur’an’ın bir ismidir. Allah’ın, kelamının girişi için kullandığı bir şifre anahtardır.(bk. Taberî, ilgili ayetin tefsiri).

    Bazılarına göre, Yasin, Hz. Peygamber’e hitaben; “Ya Seyyid = Efendi!” manasına gelir.(İbn Aşur).

    - Aslında “Y” harfi, Meryem Suresi'nin başında da geçmiştir; “Kâf-Ha-Ya-Ayn-Sad". “Y” harfinin burada bir nida edatı olmadığı kesindir.

    - Unutmayalım ki, Kur’an’ın ifadeleri çok geniş kapsamlıdır, aynı lafızla pek çok manaya işaret edilmiştir. Çünkü, Kur’an Allah’ın sonsuz ilmini yansıtmaktadır. Bu açıdan bakıldığında, yirmi sekiz surenin başında bulunan şifreli(esrarlı) harflerin bir çok manayı ifade etmesi, bu esrarlı üslubun bir gereğidir. Bu cümleden olarak, heca harflerinin ismi olarak kullanıldığında, Arapça şekliyle “YÂ=(Y-elif- hemze)nin ebced değeri; on iki’dir, “Sin” harfinin ebced değeri ise, yüz yirmi’dir. Bunun toplamı; yüz otuz iki olup, Hem “Muhammed” kelimesinin, hem de “Kalb” kelimesinin ebced değeridir. Bu tevafuk, bu harflerin Hz. Muhammed’e baktığını söyleyen alimlerin görüşlerini desteklediği gibi, “Yasin Suresi Kur’an’ın kalbidir” hadisi şerifinde geçtği üzere, “kalb” ile olan ilişkisine ışık tutmaktadır.

    Sorularla islamiyet.



    .yasini serif okunusuabdussamedin yasin okunusuyasin suresi okunusuyasin suresinin okunusuyasin okunusuyasin süresi okunusuyasin suresi okunusuyasin suresinin sesli okunusuyasiniserifyasin suresi turkce okunusu.







  3. 3
    fecr
    Özel Üye
    36-YÂSÎN
    Yasin Süresi Meali (türkçe anlamı) Sûre, ismini iki harften ibaret olan ilk âyetten almıştır. Mekke'de inmiştir.
    83 (seksenüç) âyettir. Sûreye isim olarak verilen "yâsîn"in, genellikle "Ey insan!" manasına geldiği kabul edilir. Bununla kasdedilen, Hz. Peygamber'dir. Yâsîn sûresi Kur'an'ın kalbi kabul edilmiş ve müslümanlar arasında ayrı bir önem kazanmıştır. Fazileti hakkında hadisler vardır.

    Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.
    1. Yâsîn,
    2. Hikmet dolu Kur'an hakkı için,
    3. Sen şüphesiz peygamberlerdensin.
    4. Doğru yol üzerindesin.5. (Bu Kur'an) üstün ve çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir. 6. Ataları uyarılmamış, bu yüzden kendileri de gaflet içinde kalmış bir toplumu uyarman için indirilmiştir.7. Andolsun ki onların çoğu gafletlerinin cezasını hak etmişlerdir. Çünkü onlar iman etmiyorlar. 8. Biz, onların boyunlarına halkalar geçirdik. O halkalar çenelere kadar dayanmaktadır. Bu yüzden kafaları yukarı kalkıktır.

    Ayet, iman etmedikleri için ceza görecek olan kafirlerin durumunun temsili bir ifadesidir.
    9. Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çektik de onları kapattık, artık göremezler.

    İman yolları, kendilerine kapalı olduğu için hakkı göremezler.
    10. Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar. 11. Sen ancak zikre (Kur'an'a) uyan ve görmeden Rahmân'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. İşte böylesini, bir mağfiret ve güzel bir mükâfatla müjdele. 12. Şüphesiz ölüleri ancak biz diriltiriz. Onların yaptıkları her işi, bıraktıkları her izi yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (levh-i mahfuz'da) sayıp yazmışızdır.

    Ölüleri diriltmek tabiri, cahilleri hidayete erdirmek, müşrikleri şirkten imana döndürmek şeklinde de tefsir edilmiştir.
    13. Onlara, şu şehir halkını misal getir: Hani onlara elçiler gelmişti.

    Bu şehrin Antakya olduğu söylenmiştir.
    14. İşte o zaman biz, onlara iki elçi göndermiştik. Onları yalanladılar. Bunun üzerine üçüncü bir elçi gönderdik. Onlar: Biz size gönderilmiş Allah elçileriyiz! dediler. 15. Elçilere dediler ki: Siz de ancak bizim gibi birer insansınız. Rahmân, herhangi bir şey indirmedi. Siz ancak yalan söylüyorsunuz. 16. (Elçiler) dediler ki: Rabbimiz biliyor; biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz. 17. "Bizim vazifemiz, açık bir şekilde Allah'ın buyruklarını size tebliğ etmekten başka bir şey değildir" dediler. 18. (Bunun üzerine onlar:) Doğrusu siz bize uğursuz geldiniz. Eğer bu işten vazgeçmezseniz, andolsun sizi taşlarız. Ve bizden size mutlaka fena bir kötülük dokunur, dediler.19. Elçiler şöyle cevap verdi: Sizin uğursuzluğunuz sizinle beraberdir. Size nasihat ediliyorsa bu uğursuzluk mudur? Bilakis, siz aşırı giden bir milletsiniz. 20. Derken şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi. "Ey kavmim! dedi, bu elçilere uyunuz!" 21. "Sizden herhangi bir ücret istemeyen bu kimselere tâbi olun, çünkü onlar hidayete ermiş kimselerdir."

    Bu tavsiyeden ötürü adama dönerek “Vay, sen de mi onların dinindensin” dediler. Bunun üzerine adam şöyle dedi:
    22. "Bana ne olmuş ki, beni yaratana ibadet etmeyecekmişim! Halbuki, hepiniz O'na döndürüleceksiniz." 23. "O'ndan başka tanrılar mı edineyim? O çok esirgeyici Allah, eğer bana bir zarar dilerse onların (putların) şefâati bana hiçbir fayda vermez, beni kurtaramazlar." 24. "İşte o zaman ben apaçık bir sapıklığın içine gömülmüş olurum."25. "Şüphesiz ben, Rabbinize inandım, beni dinleyin."

    Azgınlar bu sözleri dinlemeyip, o zatı taş yağmuruna tuttular. Tam öleceği esnada ona:
    26. Ona: Cennete gir" denilince. "Keşke, dedi, kavmim bilseydi!" 27. "Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikrama mazhar olanlardan kıldığını !"28. Biz ondan sonra, onun milletini helâk etmek için üzerlerine gökten herhangi bir ordu indirmedik ve indirecek de değildik. 29. (Onları helâk eden) korkunç sesten başka bir şey değildi. Birdenbire sönüverdiler. 30. Ne yazık şu kullara! Onlara bir peygamber gelmeyegörsün, ille de onunla alay etmeye kalkışırlar. 31. Müşrikler görmüyorlar mı ki, onlardan önce nice kavimler helâk ettik. Onlar tekrar dönüp de bunlara gelmezler. 32. Elbette onların hepsi (kıyamet gününde) karşımızda hazır bulunacaklar. 33. (Bu hususta) ölü toprak onlar için mühim bir delildir. Biz ona yağmurla hayat verdik ve ondan dane çıkardık. İşte onlar bundan yerler. 34. Biz, yeryüzünde nice nice hurma bahçeleri, üzüm bağları yarattık ve oralarda birçok pınarlar fışkırttık. 35. Ta ki, onların meyvelerinden ve elleriyle bunlardan imal ettiklerinden yesinler. Hâla şükretmeyecekler mi? 36. Yerin bitirdiklerinden, insanların kendilerinden ve henüz mahiyetini bilmedikleri şeylerden bütün çiftleri yaratan Allah'ı tesbih ve takdis ederim. 37. Gece de onlar için bir ibret alâmetidir. Biz ondan gündüzü sıyırıp çekeriz de onlar karanlıklara gömülürler. 38. Güneş, kendisi için belirlenen yerde akar (döner). İşte bu, azîz ve alîm olan Allah'ın takdiridir. 39. Ay için de birtakım menziller (yörüngeler) tayin ettik. Nihayet o, eğri hurma dalı gibi (hilâl) olur da geri döner. 40. Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzerler. 41. Onların zürriyetlerini dopdolu bir gemide taşımamız da onlar için büyük bir ibrettir. 42. Onlar için, bunun gibi binecekleri başka şeyler de yarattık. 43. Dilesek onları suda boğarız. O zaman ne onların imdadına koşan olur, ne de onlar kurtarılırlar. 44. Ancak bizim tarafımızdan bir rahmet ve belli bir zamana kadar dünyadan faydalandırmamız müstesnadır.







  4. 4
    fecr
    Özel Üye
    Yüce Allah 32. Ayette kıyamet gününde bütün insanların kendi huzurunda toplanacaklarını bildirmiş ve daha sonraki ayetlerde de buna muktedir olduğuna dair birçok delil getirmiştir. Bu cümleden olarak ölmüş toprağın diriltilmesi ve bundan çeşitli bitki ve meyvelerin elde edilmesi, çift varlıkların yaratılması, gece ve gündünüzn birbirini takip etmesi, güneşle ayın kendi yörüngelerinde dönmeleri, gemilerin denizde yüzmeleri ve diğer binek vasıtaların yaratılması gibi deliller zikretmiştir. Dilendiği takdirde insanları denizde boğabileceğini, rahmeti ve takdirinin gereği olarak belli bir süre insanları yaşatacağını da bildirmiştir.
    45. Onlara yapmakta olduğunuz ve yapıp arkada bıraktığınız işlerde Allah'tan korkun; umulur ki size merhamet olunur denildiğinde (aldırmazlar). 46. Onlara Rablerinin âyetlerinden bir âyet gelmeyedursun, ille de ondan yüz çevirmişlerdir. 47. Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden hayra sarfediniz, denildiğinde, kâfirler müminlere dediler ki: Allah'ın dilediği takdirde doyuracağı kimseleri biz mi doyuracağız? Siz gerçekten apaçık bir sapıklık içindesiniz. 48. Onlar: Eğer gerçekten doğru söylüyorsanız, bu tehdit ne zaman gerçekleşecektir? derler. 49. Onlar, birbirleriyle çekişip dururken kendilerini ansızın yakalayacak korkunç bir sesi bekliyorlar.50. İşte o anda onlar ne bir vasiyyette bulunabilirler, ne de ailelerine dönebilirler. 51. Nihayet Sûr'a üfürülecek. Bir de bakarsın ki onlar kabirlerinden kalkıp koşarak Rablerine giderler. 52. (İşte o zaman:) Eyvah, eyvah! Bizi kabrimizden kim kaldırdı? Bu, Rahmân'ın vâdettiğidir. Peygamberler gerçekten doğru söylemişler! derler. 53. Olan müthiş bir sesten ibarettir. Bunun üzerine onların hepsi hemen huzurumuzda hazır bulunurlar. 54. O gün hiçbir kimse en ufak bir haksızlığa uğramaz. Siz orada ancak yaptıklarınızın karşılığını alırsınız. 55. O gün cennetlikler, gerçekten nimetler içinde safa sürerler. 56. Onlar ve eşleri gölgeler altında tahtlara kurulurlar. 57. Orada onlar için her çeşit meyve vardır. Bütün arzuları yerine getirilir. 58. Onlara merhametli Rabb'in söylediği selam vardır. 59. "Ayrılın bir tarafa bugün, ey günahkârlar!"60. "Ey Adem oğulları! Size şeytana tapmayın, çünkü o sizin apaçık bir düşmanınızdır" demedim mi? 61. "Ve bana kulluk ediniz, doğru yol budur" demedim mi? 62. Şeytan sizden pek çok milleti kandırıp saptırdı. Hâla akıl erdiremiyor musunuz? 63. İşte, bu size vâdedilen cehennemdir. 64. İnkârınız sebebiyle bugün oraya girin! 65. O gün onların ağızlarını mühürleriz; yaptıklarını bize elleri anlatır, ayakları da şahitlik eder. 66. Dilesek onların gözlerini büsbütün kör ederdik. O zaman doğru yolu bulmaya koşuşurlar, ama nasıl göreceklerdi? 67. Eğer dilesek oldukları yerde onların şekillerini değiştirirdik de ne ileriye gitmeye güçleri yeterdi ne de geri gelmeye! 68. Kime uzun ömür verirsek biz onun gelişmesini tersine çeviririz. Hiç düşünmüyorlar mı?69. Biz ona (Peygamber'e) şiir öğretmedik. Zaten ona yaraşmazdı da. Onun söyledikleri, ancak Allah'tan gelmiş bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır. 70. Diri olanları uyarsın ve kâfirler cezayı hak etsinler diye. 71. Görmüyorlar mı ki, biz kudretimizin eseri olmak üzere onlar için birçok hayvan yarattık. Bu sayede onlar bunlara sahip olmuşlardır. 72. Bu hayvanları onların emrine verdik. Onların bazısını binek olarak kullanırlar, bazısını besin olarak yerler. 73. Bu hayvanlarda onlar için nice faydalar ve içilecek sütler vardır. Hâla şükretmezler mi?74. Onlar, yardım göreceklerini umarak Allah'tan başka ilâhlar edindiler. 75. Halbuki ilâhların onlara yardım etmeye güçleri yetmez. Aksine kendileri bunlar için yardıma hazır askerlerdir.76. (Resûlüm!) O halde onların sözleri sakın seni üzmesin. Kuşkusuz biz, onların gizlemekte olduklarını da, açığa vurduklarını da biliyoruz.Öldükten sonra dirilmeyi inkar eden Übey b. Halef çürümüş bir kemik alıp elinde ufaladıktan sonra Resulullah’a dönerek: “Allah’ın, bu çürümüş kemikleri tekrar dirilteceğine mi inanıyorsun?” dedi. Resulullah(s.a.), “Evet, seni diriltecek ve cehenneme sokacak” diye cevap verdi. Bunun üzerine 77. ve 78. ayetler nazil oldu.
    77. İnsan görmez mi ki, biz onu meniden yarattık. Bir de bakıyorsun ki, apaçık düşman kesilmiş.78. Kendi yaratılışını unutarak bize karşı misal getirmeye kalkışıyor ve: "Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?" diyor. 79. De ki: Onları ilk defa yaratmış olan diriltecek. Çünkü O, her türlü yaratmayı gayet iyi bilir.80. Yeşil ağaçtan sizin için ateş çıkaran O'dur. İşte siz ateşi ondan yakıyorsunuz.

    Bedeviler ağaçları birbirine sürterek ve yakarak ateş elde ederlerdi. Yemyeşil ağaçtan ateş çıkarmaya muktedir olan Allah çürümüş kemikleri diriltmeye de kadirdir. Ayette buna işaret edilmektedir.

    81. Gökleri ve yeri yaratan, onların benzerlerini yaratmaya kadir değil midir? Evet! Elbette kadirdir. O, her şeyi hakkıyla bilen yaratıcıdır. 82. Bir şey yaratmak istediği zaman Onun yaptığı "Ol" demekten ibarettir. Hemen oluverir.83. Her şeyin mülkü kendi elinde olan Allah'ın şanı ne kadar yücedir! Siz de O'na döneceksiniz.

+ Yorum Gönder
yasin suresi kelime anlamları,  yasin kelime anlamı,  yasin suresi kelime meali
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi