Eski Ve Yeni ölçüler Resimli Karşılaştırması

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Eski Ve Yeni ölçüler Resimli Karşılaştırması ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Eski Ve Yeni ölçüler Resimli Karşılaştırması





  2. 2
    ENGİN
    Özel Üye





    Cevap: Eski öçü aletleri şunlardır;
    • Arpa
    • Bakray
    • Batman
    • Buğday
    • Çeki
    • Denk
    • Dirhem
    • Dirhemi şer'i
    • Dünük
    • Fitil
    • Habbe
    • Hardal Tanesi
    • Kantar
    • Kırat
    • Kıyye
    • Kıtmir
    • Ludre
    • Misgal (Miskal)
    • Nakir
    • Okka
    • Pirinç
    • Tonilato
    • Zerre







  3. 3
    ENGİN
    Özel Üye
    Eski ve Yeni Ölçüm Aletleri

    eski olcu aleti.jpg

    eski olcu aleti1.png

    terazi.jpg

    yeni-olcum-aleti.jpg







  4. 4
    ENGİN
    Özel Üye
    ESKİ UZUNLUK ÖLÇÜLERİ

    Çarşı arşını
    Daha çok çarşı ve pazarda kullanılırdı. Metre hesabıyla çarşı arşını 68 cm'dir.

    Bina ve mimar arşını
    75,8 cm'dir. Bu arşının uzunluğunda zamanla değişiklikler oldu. Üçüncü Selim Han abanoz ağacından bir mimar arşını yaptırdı. Bunun ölçü olarak kullanılmasını istedi ve kütüphaneye kaldırttı. Bunun bir tarafı 24 parmağa ve her parmak 10 hat'ta bölündü. Böylelikle bu bölümle basımevinde kullanılan punto büyüklükleri de alınabilecekti. Diğer tarafı sadece 20 eşit parçaya bölündü. Değerli kumaşları bilhassa ipekleri ölçmede endaze kullanılırdı (endaze 65,25 cm'dir).
    Türkiye'de 26 Mart 1931 tarih ve 1782 sayılı kanunla, arşın ölçü birimi kaldırılıp, yerine metre sistemi kabul edildi. 1933'ten sonra da arşının bütün çeşitleri tamamen ortadan kaldırılıp metre sistemine geçildi.
    Zirai mimari, arşın ve endaze ölçü birimlerinin ast ve üst katları aşağıda gösterilmiştir.

    ENDAZE
    1 endaze = 8 rubu
    1 rubu = 2 kirah
    ÇARŞI ARŞINI
    1 çarşı arşını = 8 rubu

    ZİRAİ
    1 merhale = 2 berid
    1 berid (menzil) = 4 fersah
    1 fersah = 3 mil
    1 mil = 2500 zirai
    1 kulaç = 2,5 zirai

    PARMAK
    1 parmak = 12 hat
    1 hat = 12 nokta

    GÜNÜMÜZ ÖLÇÜSÜ METREYE GÖRE KIYASLAMA
    " 1 parmak = 12 hat = 0,03157 m
    " 1 hat = 12 nokta = 0,00263 m
    " 1 nokta = 0,00022 m
    " 1 kulaç = 2,5 zirai =1,895 m (ip boyu, su derinliği, kuyu derinliği vb. için)
    " 1 kara mili = 2500 zirai = 1895 m (kara yolculuğundaki mesafeler için)
    " 1 fersah = 3 mil = 7500 zirai = 5685 m
    " 1 berid (menzil) = 4 fersah = 12 mil = 30900 arşın = 22740 m
    " 1 merhale = 2 berid = 45080 m
    " 1 çarşı arşını = 8 rubu (urup) = 0,680 m (kumaş için)
    " 1 rubu = 2 kirah = 0,085 m
    " 1 kirah = 0,0425 m
    " 1 endaze = 8 rubu (urup) = 0,650 m
    (artan ipekli fiyatlarına karşılık konulan ölçü birimi)

    ESKİ AĞIRLIK ÖLÇÜLERİ

    Ağırlık ölçü birimi de uzunluk ölçü birimi gibi farklılıklar gösteriyordu. Şimdi kullanılan ağırlık birimi kilogram olup 0 derecede bir desimetreküp suyun ağırlığı olarak tanımlanmış ve Uluslararası Ölçü ve Ağırlık Birliğinden Türkiye'ye bir örnek verilmiştir.1874 yılı iridyumlu platin alaşımından 1928/29 da yapılmış olan 42 nolu Türkiye milli kilogram prototipinin kullanılmasında gösterilen dikkatsizlik ve özensizlikten dolayı bozulduğunun anlaşılması üzerine 1953 yılında yapılan 54 numaralı prototipi ile değiştirilmiştir.

    OKKA
    1 tonilato = 4 çeki
    1 çeki = 4 kantar
    1 kantar = 44 okka(kıyye)
    1 batman = 6 okka(kıyye)
    1 okka(kıyye) = 400 dirhem

    DİRHEM

    Osmanlı Döneminde kullanılan 1 dirhem
    1 dirhem = 4 dönük
    1 dönük = 4 kırat
    1 kırat = 4 bakray
    1 bakray = 4 fitil
    1 fitil = 2 nekir
    1 nekir = 2 kıtmir
    1 kıtmir = 2 zerre

    GÜNÜMÜZ ÖLÇÜSÜ KİLOGRAMA GÖRE KIYASLAMA
    " 1 okka (kıyye) = 400 dirhem = 1282,945 gr (1280 gr)
    " 1 batman = 6 kıyye = 7,544 kg
    " 1 kantar = 44 kıyye = 100 ludre = 56,320 kg
    " 1 çeki = 4 kantar = 176 kıyye = 225,798 kg
    " 1 tonilato = 1000 kg = 4 çeki + 1 kantar + 37,4 okka
    " 1 tonilato = 17 kantar + 31 okka + 183 dirhem
    " 1 miskal = 1,5 dirhem = 4,8 gr
    " 1 dirhem = 4 dünük = 3,2 gr
    " 1 dünük = 4 kırat
    " 1 kırat = 4 bakray = 1/24 misgal
    " 1 bakray = 4 fitil
    " 1 fitil = 2 nekir
    " 1 nekir = 2 kıtmir
    " 1 kıtmir = 2 zerre

    ESKİ ALAN ÖLÇÜLERİ

    " 1 arşın (zirai) ²= 0,57417 m²= 4 ayak²
    " 1 dönüm (yeni) = 2500 m²
    " 1 dönüm (büyük) = 2720 m²
    " 1 dönüm (atik) = 4 evlek = 1600 zirai² = 918,672 m² (bir kenarı 40 arşın (zirai) olan kare)
    " 1 atik evlek = 400 arşın²= 229,668 m²
    " 1 yeni evlek = 100 m²
    " 1 cerip = 3600 zirai²= 2067,012 m²
    " 1 ayak² = 144 parmak²= 0,14354 m²
    " 1 parmak² = 144 hat²= 0,00099751 m²
    " 1 hat² = 144 nokta²= 0,000006927 m² " 1 çarşı arşın² = 0,46240 m²
    " 1 urup² = 0,007225 m²
    " 1 kirah² = 0,0018062 m²
    " 1 endaze² = 0,422500 m²
    " 1 urup² = 0,0066015 m²

    ESKİ ZAMAN ÖLÇÜLERİ

    Alaturka Saat
    Hicri Takvim
    Cumhuriyetten önce, yurdumuzda kullanılan ölçüler uygar ülkelerin kullandığı ölçülerden farklıydı. Metre yerine, arşın denilen bir uzunluk aleti kullanıyordu ve ayrıca alaturka saat kullanıyordu. Bu saate göre 6'da öğle 12'de akşam oluyordu.
    Dünya ülkelerinin çoğu miladi takvim kullanırken, biz hicri takvim kullanıyorduk. Bu yüzden takvim birliği sağlanamıyordu. Ağırlık ölçüsü olarak okka, batman, dirhem denilen ölçü birimi kullanıyordu. Bütün bunlar dünyaya ayak uydurmamızı engelliyordu. TBMM hazırladığı bir kanunla eski ölçü birimleri değiştirirdi. Bugün kullandığımız metre, kilogram, takvim, saat gibi ölçü araçları kabul edildi.

    ESKİ SIVI ÖLÇÜLERİ

    Su kaynağının debisinin ölçülmesinde birim olarak "lüle" kullanılmıştır. 1 lüle yaklaşık olarak 26 mm çapında bir borudur ve dakikada 36 litre su akıtır. Günlük yaklaşık 52 m3 su olarak kabul edilir. Şehir içinde yer alan su taksim istasyonlarında bulunan dağıtım sandıklarında kullanılan boruların günlük debisi ise dağıtım yapılan bölgenin ihtiyacına göre ayarlanmıştır ve aşağıdaki gibidir.

    1 Hilal 0,5625 lt/Dak. (Günde-0,81 m3)
    1 Çuvaldız 1,125 lt/Dak. (Günde-1,62 m3)
    1 Masura 4,5 lt/Dak. (Günde-6,48 m3)
    1 Kamış 9 lt/Dak. (Günde-12,96 m3)
    1 Lüle 36 lt/Dak. (Günde- 51,84 m3 ~ 52 m3)

  5. 5
    ENGİN
    Özel Üye
    Kantar Ağırlığı, 1911 tarihli. İçi kurşun doldurulmuş pirinç.




    Tarihöncesi dönemlerde yaygın olarak kullanılan hayvan, özellikle de uyuyan ördek biçimindeki ağırlıklar, değişik büyüklüklerdedir ve geriye dönük başları, kabartma ve kazıma tekniğiyle biçimlendirilmiştir. Hematitin yanısıra beyaz ve krem rengi kaya kristalinden yapılmış örneklere de rastlanır. İ.Ö. 2000-1000 yıllarına tarihlendirilen bu ağırlıkların alt bölümlerinde sahibinin kimliğini belirttiği düşünülen, oyularak işlenmiş kompozisyonlar görülür. Anadolu'nun diğer merkezlerinde de örnekleri görülen bu ağırlıklar, Önasya ülkelerinde o dönemde geçerli olan mina, şekel gibi ağırlık birimlerinin karşılığı olarak üretilmiş olmalıdır. Kurşun ve taş ağırlıkların kefeli tartı aletlerinde, yani terazilerde kullanılmış olduğu, gerek araştırmalarda ele geçen tunç kefe örneklerinden gerekse İ.Ö. 1900'lere tarihlenen eski Babil üslubu bir silindir mühür baskısından anlaşılmaktadır. Eski Asur Ticaret Kolonileri çağında ayrıca, değişim aracı olarak, tartılarak satılan gümüş külçelerin ya da işaretli çubukların da kullanıldığı bilinmektedir.

    Kantar ağırlığı.
    Aelia Eudocia. Bizans dönemi. Pirinç içine kurşun doldurulmuş



    Kalkolitik Çağ sonlarında Anadolu'da yoğun olarak metal kullanılmaya başlaması, bölgede ticari ilişkilerin geliştiğini göstermekte, okunan ticaret belgelerinden Anadolu'da Mezopotamya kökenli ağırlık birimlerinin kullanıldıkları anlaşılmaktadır. Anadolu'da Asur Kolonileri Çağı öncesinde ölçü ve tartıyla aygıtlarının varlığı kesin olarak bilinmemekte, ancak ele geçen bazı ölçekli değerli metal buluntuların, ölçü ya da değiş-tokuş birimleri olarak kullanıldığı sanılmaktadır. Örneğin Troya'da ele geçen küçük altın külçeleri ve özellikle ölçekli çubuklar, ölçüye dayalı bir ticaretin açık kanıtları olarak kabul edilebilir. Hititler de, başka Önasya kavimleri gibi, değişim aracı olarak demir, bronz çubuklar ya da gümüş külçeler kullanmışlardır. Bu belirli ağırlık ve boyutlardaki halka ya da çubuk biçimi gümüş külçelerin yanısıra, önceki dönemlerde olduğu gibi hematit ağırlıkların, ağırlık birimi olarak da Babil kökenli şekel ve mina'nın kullanılması sürdürülmüştür.

    Bronz mina




    Antik Yunan Çağında Atina çevresinde uygulanan Solon yasalarının, Anadolu'da da geçerli olduğu düşünülmektedir. Büyük yasa koyucusu Solon, ağırlık birimi 'talent'i (Yunancası: talanton) para birimi talentden üç mina daha ağır yaparak, aradaki farkı ağırlık talentinin birimlerine paylaştırmıştır. Bu birim stater'dir (873,2 gram) ve eski sikkeye yani 'didrahmi'ye denk sayılacak bir ağırlık birimidir; ayrıca askatları vardır.

    Yunanlılar ağırlık birimi olarak genelde talanton ve mna kullanıyorlardı, ama bunların ağırlığı her yerde aynı değildi. Örneğin Solon'dan sonra Atina'da alışverişte kullanılan talent 36,39 kilogramdı. Para birimi olarak ağırlığı ise 25,92 kilogramdı. Talanton'un altmışta biri de mna'ydı (436,60 gram). Eski Yunanlıların kullandığı başlıca sıvı hacim ölçüleri, katule (0,27 litre) ve amphora'dır (19,44 litre). Katı maddeler için hacim ölçüsü olarak da khoniks (1,08 litre) ve medimnos (51,84 litre) kullanılmıştır.

    "Tarihin Babası" olarak anılan Halikarnassos'lu Herodotos'un ünlü Tarih'inde, Antik Yunan çağında Anadolu'da kullanılan uzunluk ölçülerinin hemen hepsini buluruz:

    Ayak: 0,296 metre
    Parmak: ayağın on altıda biri, 0,0185 metre
    Dirsek: birbuçuk ayak, 0,444metre
    Kulaç: 6 ayak ya da 4 dirsek, 1,776 metre
    Plethron: 100 ayak
    Stadion: 600 ayak; Atina stadion'u 77,6 metredir.
    Palma: 4 Palma 1 ayak, 6 Palma 1 dirsektir
    Skenes: (Mısır ölçüsü) 60 stadion'a eşittir; yani 1 skenes 10 kilometre, 656 metredir.
    Parasang: (İran ölçüsü) 30 stadion'a eşittir, yani 5 kilometre, 328 metredir.


    Roma-Bizans Kantarları ve Terazileri

    Tartı aygıtı olarak, antik dönemde terazi (libra), Roma ve Bizans dönemlerinde terazi ve kantar (statera) birlikte kullanılmıştır. Kantar, kare kesitli bir kantar kolu, kol üstünde hareket edebilen bir topuz ve tartılacak nesnenin asıldığı kancalardan oluşur. Kantar kolunun üç yüzü, belirli bir ölçü sistemine göre çentiklerle eşit bölümlere ayrılmış ve böylece hafif, orta ve çok ağır olmak üzere üç tür yük de aynı terazi ile tartılabilmiştir.

    Terazi ise, eksende dikey durması gereken bir kolu olan yatay bir çubuğun iki ucuna, eşit uzunlukta ipek ipliklerle asılı iki küçük kefeden oluşur. Daha çok değerli madenlerin, sikke gibi hafif malzemelerin tartılmasında kullanılmıştır.

    Müze ve özel koleksiyonlardaki örneklerden, Roma ve Bizans dönemlerinden yakın dönemlere (günümüzden yaklaşık yirmi yıl öncesine) dek kullanılan kantarın, uygarlıklar boyunca ufak değişimlerle uğradığı anlaşılmaktadır. Örneğin Roma ve Bizans ta kantarın üç çengeli varken, Selçuklu ve Osmanlılarda ikiye indirilmiştir. Teraziyse günümüze kadar hiç değişmeden gelmiştir ve bugün de aynı biçimde kullanılmaktadır.

    Bizans Kantar Ağırlıkları

    Tartı aletlerinde olduğu gibi ağırlıklarda da karşımıza iki tip çıkar: kantarla kullanılan büst biçimli ağırlıklar ve terazi kefesinde kullanılan düz ağırlıklar. Günümüze ulaşan ve 5.-7. yüzyıllar arasına tarihlenen çok sayıda ağırlığın ilk örnekleri Roma döneminde üretilmiştir. Çokgen prizma, büst veya küçük heykel biçiminde ve çeşitli boyutta ağırlıkları olan bronz kantarlar, kolay taşınabilir olmaları nedeniyle pek çok ülkede, tüccar ve satıcılar tarafından tercih edilmiştir. Balmumu eritme yöntemiyle bronzdan dökülen ağırlıkların içi istenilen ölçüde kurşunla doldurulur ve bir kancayla kantar koluna asılırdı.

    Ağırlıklarda kullanılan figürler, çoğunlukla imparator, imparatoriçe ya da tanrıça Athena (Minerva) büstleridir. Erken Bizans döneminde, daha çok imparator veya tanrıça Athena figürleri kullanılırken, 5.yüzyılın ikinci çeyreğinde imparatoriçe büstleri yaygın hale gelmiştir. İmparator ve imparatoriçe, tanrı ve tanrıça figürlerinin kantar ağırlığı olarak yeğlenmesinin nedeni, bunların satıcılar için doğruluğu ve dürüstlüğü, alıcılar için de güvenilirliği simgelemeleridir.

  6. 6
    ENGİN
    Özel Üye
    Anadolu motifli 200 dirhemlik ağırlık. Selçuklu dönemi.




    Büyük olasılıkla Akdeniz coğrafyasında aynı bölge ticaretinin içinde olan Araplar da, Sasani, Roma ve Bizanslıların kullandığı ölçü birimlerini kullanıyorlardı; ancak İslamiyetin doğuşundan sonra kendi kurallarını koymuşlar ve eski ölçü birimlerini kullanarak yeni bir sistem kurmuşlardır.

    İslamiyetin ilk dönemlerinden günümüze cam ağırlıklar ve paraya ölçü oluşturan cam 'sence'ler kalmıştır (Sence'ler, değerli madenden basılan sikkeye ölçü oluşturmak amacıyla yapılmış ağırlık ölçüleridir). Rıtl adı verilen bazı cam ağırlıklar (bu sözcük, İtalyan ölçü birimi "rotolo"dan türemiştir) Emevi, Abbasi, Eyyubi, Fatımi dönemlerinde kullanılmıştır. Günümüze tam olarak ulaşmış bir parça bulunmadığından tam ağırlığı saptanamamıştır ; ancak elde bulunan parçalardan çapının 110 mm kadar olduğu anlaşılmaktadır. Abbasi döneminden kalma 842-847 tarihli çifte rıtl denen ağırlık sa 759.79 gramdır.

    Roma ve Bizans'ta kullanılmış olduğunu anlaşılan cam senceler, Araplar tarafından gümüş sikkelerin ağırlıklarının saptanmasında kullanılmıştır. Yapılan araştırmalar, Bizans sencelerin Bizans dinarı solidus ile aynı ağırlıkta olduğunu ve 68 habbeye (4,406 gram), Araplardaki dirhemin ise 66 habbeye (4,276 grama) karşılık geldiğini göstermektedir.

    İslamî senceler zamanla gelişerek klasik biçimlerine kavuşmuştur. Kimilerinin üstünde halife, vali, imam ya da şurta adlarıyla Aslahü , Ekremehü , Emta' Lehü gibi Arapça yazılar ve Kuran'dan ibareler yer alır. Genelde sadece tek yüzüne damga vurulan sencelerin iki yüzünün de damgalanmasına Abbasiler döneminde başlanmıştır; bu dönemde sikkenin bir yüzüne kelime-i tevhid, diğerine halife, vali, imam, şurta, vb. adları basılırdı Sencelerdeki renkler, üretim sırasında katılan hammaddeye göre değişiklik göstermiş; mavi renkteki senceler krom oksitten, kehribar rengi kükürt ve karbondan, koyu mavi senceler ise manganezden elde edilmiştir.

    Şakül 12.- 15. yüzyıl, bronz



    Selçuklu ve Beylikler Dönemi Ölçü ve Ağırlıkları

    Osmanlı öncesi Türk ölçü sistemi Orta Asya kaynaklıdır ve hem İran'la hem de Çin'le geliştirilen ticari ilişkiler sonucunda oluşmuştur. Divan-ı Lügati't Türk , gündelik yaşamda kulanılan ölçü ve tartı birimlerinin saptanmasında bu dönem için en önemli kaynaktır. Bir yükün yarısı olan artık, istif yığma ölçüsü kırklım, hububat ölçüsü sagu ve arazi ölçümlerinde kullanılan yerel ölçü adları bu kaynakta yer almaktadır.

    Bazı 14. yüzyıl kaynakları da İran-İlhanlı ağırlık birimi olarak kullanılan lodra, kantar, okka ve batmanın (menn), hububat ölçüsü olarak kullanılan kile ve müdd'ün Osmanlı öncesi Anadolu'da ölçü sisteminin temelini oluşturduğunu belirtmektedir.

    Selçuklu dönemi vakfiyelerinden ukiyye(vukiyye), irdeb ,mûd ve batmanın Selçuklu dönemi ağırlık ve ölçüm sisteminin temel birimleri olduğunu öğreniyoruz. Bu sistem Beylikler dönemi ve Osmanlı dönemi sistemlerine çok etkili biçimde yansıyacaktır.

    Batı Anadolu beyliklerinden Menteşe ve Aydınoğulları'nın Bizans, Venedik ve Ceneviz'le geliştirdiği ticari ilişkiler, 14. yüzyılda Anadolu'da bazı Bizans ve İtalyan ölçülerinin de kullanılması sonucunu doğurmuştur. Örneğin İtalyan yarımadasında kullanılan ölçü birimi rotolo batı Anadoluda da geçerli bir ölçü birimiydi.

    Sarraf cep terazisi



    Osmanlı Uzunluk Ölçüleri

    Osmanlı İmparatorluğu'nun temel uzunluk ölçüsü "arşın"dır. Üç tür arşın vardır: Mimari arşın, çarşı arşını ve endaze.

    Mimari Arşın 75,8 cm'dir; çarşı arşınından ve endazeden daha uzundur. Bu arşın, arazi, bina ve inşaat ölçümlerinde kullanıldığı için bu adı almıştır. Bina Arşını da denir. Metrenin ¾ kadarıdır. İki mimari arşın, bir buçuk metreden biraz fazladır.

    Bir mimari arşının 1/ 24 üne 'parmak', bir parmağın 1/12 sine 'hat', bir hattın 1/12 sine 'nokta' adı verilir.

    Böylece 1mimari arşın = 24 parmak = 288 hat = 3456 nokta'dır.

    Bunların metrik sistemde karşılıkları da şöyledir:

    1 mimari arşın = 75,8 cm

    1 parmak = 3,158 cm

    1 hat = 0,263 cm

    1 nokta = 0,0219cm'dir

    Mimari arşın, şimşir, abanoz, fildişi, demir ya da çelikten yapılır ve üstüne parmak bölümlenmesi çizilirdi.

    Hafriyatlarda kullanılan'kadem' mimari arşının yarısı kadardır ve 12 parmak uzunluğundadır.

    İki buçuk mimari arşına 'kulaç' adı verilir; hafriyatta, kuyu açanlar arasında vesuların derinliğini belirtmekte kullanılan bir ölçüdür.

    100 kulaç yani 2500 mimari arşına 'mil'; 3 mil yani 7500 mimari arşına ise 'fersah' denilirdi. Bir kişinin normal bir yürüyüşle yaklaşık bir saatte aldığı mesafe olarak kabul edilmiştir.

    4 fersah bir 'berit' ya da 'menzil'dir. 2 berite de bir 'merhale' denirdi.

    Gram pirinç ağırlık seti. Tophanede imal edilmiştir.



    Metrik Sisteme Geçiş Dönemi

    Osmanlıların metrik sisteme geçiş süreci, Sultan Abdülaziz döneminde, 20 Cemaziyelahir 1286 (1869) tarihli bir hatt-ı humayun ve kanunnameyle başlamıştır. Bu kanunnamede uzunluk ölçü birimi olarak metre kabul edilmiş ve eski ölçülere uygun bir adlandırma kaygısıyla metre için "zira-ı a'şarî" deyimi kullanılmıştır.

    Bu değişiklikle birlikte, arazi ölçü birimi olarak 'ar', hacim ölçüsü olarak "öşr-i ziya küp" yani 'desimetre küp', birim karşılığı olarak litre, ağırlık ölçüsü olarak da "dirhem-i aşarî" ya da 'gram' kabul edilmiştir. Osmanlı Devletinde kullanılacak metre cinsinden bütün ölçülere örnek olmak üzere platinden bir "zira-ı a'şarî" ve bir kilo ağırlığına eşit bir "vukıyye-i aşariyye" imal ettirilip Hazine-i Hümayun'da saklanması, yasanın ikinci ve yedinci maddeleriyle emredilmiştir. Bu arada yasanın resmi işlemlerde Mart 1287'den (1870) itibaren geçerli olacağı, halkın Mart 1290'a (1873) kadar eski ve yeni ölçüleri birlikte kullanabileceği, bu tarihten sonra eski ölçülerin bütünüyle yasaklanacağı da belirtilmiştir.

    Sultan Abdülaziz döneminin bu çabaları, metrik sisteme geçişte yeterli olmamış, kapsamlı bir geçiş, Sultan II: Abdülhamid'in 1881 tarihli kanunnamesiyle gerçekleşebilmiş ve metrik ağırlıklara 1883 tarihinden sonra damga vurulmaya başlanmıştır. Bütün bunlara rağmen 1895 tarihinde (1313 H.) bir kez daha geri dönüldüğü ve Osmanlı topraklarında bir süre daha dirhem kullanılmaya başlandığı görülmektedir. Metrik sisteme son ve kesin geçişse, ancak Cumhuriyet'in kurulmasından sonra 26 Mart 1931'de çıkartılan "Ölçü Kanunu"yla sağlanabilmiştir

  7. 7
    ENGİN
    Özel Üye
    MİSKÂL

    Mikdar, kadar; dirhemin, bir tam yedi bölü üçü ağırlığında altın ağırlık ölçü birimi. İslâmî bir terim olarak; zekât ve sadaka-i fıtır vermek, kurban kesmek için gerekli olan zenginliğin belirlenmesinde kullanılan bir ağırlık birimidir. Şer'î ve örfi olmak üzere ikiye ayrılır. Şer'î miskal, Hz. Peygamber (s.a.s) zamanında kullanılan miskal; örfi miskal de her ülkenin kendine ait miskali demektir.
    Şer'î miskal 20; örfi miskal 24 kırattır. Bir kırat, kapçığı ve iki tarafından kılçığı temizlenmiş orta boyda beş arpa tanesinin ağırlığına eşittir. Buna göre şer'î bir miskal 20 x 5 = 100; örfî miskal 24 x 5 = 120 arpa ağırlığında olur. Bu günkü ağırlık ölçüsüyle şer'î bir miskal yaklaşık 4.009; örfi bir miskal de 4.8105 gramdır. Zekât ve sadaka-i fıtır vermek ve kurban kesmek için lâzım olan zenginliğin belirlenmesinde şer'î miskal esas alınır (İbn Âbidin, II, s. 39; Tecrid-i Sarih Tercümesi, V, s. 50, 53).
    Altının para olarak kullanılmayan ziynet ve benzeri çeşitlerinin ağırlık olarak değerlendirilmesinde miskal sözcüğü kullanılırken, Hz. Peyamber ve Hulefa-ı Râşidin döneminde, tedavülde kullanılan altın paraya "dinar" gümüş paraya ise "dirhem" adı verilmiştir. Miskal veya dinar ağırlıklı (vezin) bakımından eşit altın para birimleri olduğu gibi, bunların gümüş para birimi olan dirhemle de, ağırlık bağlantıları bulunmasına özen gösterilmiştir. Hz. Ömer devrinde yapılan para ayarlamasında on dirhemin bir dinar veya bir miskale eşit kabul edilmesi ve bundan sonra da bu orana genellikle dikkat edilmesi, bu iki çeşit paranın birbirine göre ağırlığını gösterir. Şer'î dirhem yaklaşık 2,8 gram kabul edilince, on dirhem = 28 gram olur. Bunu yediye böldüğümüzde 28: 7 = 4 gram da yaklaşık dinarın ağırlığı olmuş bulunur (Ayrıntı için bk. "Dirhem" ve "Dinâr" maddeleri).
    İslâm'da altın ve gümüş para sistemi ve bunların kendi cinsleriyle mübadelesinde "eşit ağırlık ve peşin" olarak yapılması prensibinin getirilmesi, tedavülde kullanılan para ile, toplumun elindeki bütün altın ve gümüş stokları arasında "satın alma gücü eşitliği" bağıntısını ortaya çıkarmıştır. Başka bir deyimle, para olarak kullanılan altın veya gümüşle, aynı ayardaki diğer altın ve gümüş çeşitleri arasında ağırlık bakımından bir satış alma gücü farkının doğmasına İslâm'daki faiz yasağı ekonomik bir engeldir. Bu prensip gereği, İslâmî para sistemi enflasyona karşı korunmuştur.
    Şâmil İA


+ Yorum Gönder
eski ve yeni uzunluk ölçülerinin karşılaştırılması,  eski ölçülerle yeni ölçülerin karşılaştırılması,  eski uzunluk ölçüleri ile yeni uzunluk ölçülerinin karşılaştırılması,  eski ve yeni ölçülerin karşılaştırılması,  eski ve yeni uzunluk ölçülerini karşılaştırma
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi