Ders çalışmayı ve matematiği nasıl sevdiririm

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Ders çalışmayı ve matematiği nasıl sevdiririm ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Ders çalışmayı ve matematiği nasıl sevdiririm





  2. 2
    seco00006
    Usta Üye





    Cevap: Çocuğunuza matematiği nasıl sevdirirsiniz.

    Çocuğunuzun matematik yüzünden hayatı kararanlardan biri olmasını istemiyorsanız, bu yazıya bir göz atın. Matematiği seven bir çocuk için NLP uzmanı Cengiz Eren'i dinlemekte yarar var.

    Nehir'in sayılarla arası pek iyi değil. "3 ile 2'yi topla" diyorum, gözlerini tavana dikip havada toplamaya çalışıyor. Bu zaman kazanma numarasını çarpım tablosunu sorulduğunda ben de yapardım, ama işe yaramıyor. Toplama işleminin sonucu ne yazık ki tavanda yazmıyor. Nehir, matematik ödevlerini abaküsle yaptığında sorun yok ama devreye parmaklar girince işler karışıyor.

    Bir aya yakın zamandır panik durumdayım. Nehir'in sadece sağ beyninin iyi çalışmasını istemiyorum, sol beyni de en az sol beyni kadar iyi olursa LGS imiş, ÖSS imiş hepsi vız gelir. Matematik ödevini yaparken sabır taşım çatlamak üzere. Sayılar, Nehir için bir şey ifade etmiyor. 4'ün ya da 8'in hiçbir karşılığı yok. Keşke Nehir, bu konuda biraz dayısına çekseydi. Kardeşim, resmen sayılarla dans ediyor, arkadaşlık yapıyor ve üstüne üstlük bundan mutlu oluyor
    Matematiği sorun haline gelmeden nasıl çözerim diye düşünürken aklıma NLP uzmanı Cengiz Eren geldi. Nehir'in bebekliğinde Cengiz Eren'in önerilerini uygulamıştım. Galiba sadece sol beynini ve sözel algılarını fazla açtım. Konuşmaya gelince Nehir'in dili bir karış, ama iş sayılara gelince ortada dil mil kalmıyor.
    İnsanların en zorlandığı konulardan biri matematik. Sayılarla işlem yapıyorsunuz ve sonucunu hemen alıyorsunuz. Yani matematik, hayata göre basit ve yorumsuz. Cengiz Eren'e "Matematik neden sevilmez?" diye soruyorum. Eren, "Matematikte sonuçlar nettir. Bir çocuğun karnesinde bütün dersler beş ise çocuk sınıf birincisi olabilir. Buradaki karmaşık durum notların çok olması, kendisinin önde olmasını sağlıyor. Az olabilmek için çok gereklidir. Derslerde bu durum böyle iken, parasal konularda tersine işliyor. Çok para var ise çok şey alınabilir. Yukarıdaki sistem burada çalışmıyor. Çok sermaye sahibi çok vergi verir. Çok kişi çalıştıran çok kazanır. Bu karşıtlık tabii ki çocukların kafasını karıştırıyor. Birinci olabilmek az olan bir durumdur ve çok ders çalışmayı gerektirir" yanıtını veriyor.

    ANLAMASı BiLE ZOR
    Sayılarla aram hiç iyi olmadı. O yüzden para hesabını da iyi yapamam. Para gelir ve gider. Bundan şikayetçi miyim? Hayır. Matematikle arası iyi olanların hayata daha farklı yaklaştıklarını görüyorum. Sorunları fazla detaylandırmadan, yorum katmadan sanki 2+2'nin sonucunu bulur gibi sorunları hallediyorlar.
    Nehir'in sayılarla arasının iyi olmasını sadece matematik dersinden yüksek not alsın diye istemiyorum. O hatayı bir kez okumayı sökme sırasında yaptım, sağolun ağzımın payını verdiniz, bir daha asla yapmam.
    Nehir, rakamlarla kardeş kardeş geçinse, ben "8+15" dediğimde yüzüme bön bön bakmak yerine "23" dese, ben gerilmesem, o oflayıp puflamasa... Ama matematik işlemleri hayatımızı zorlaştırıyor.Şimdi birinci sınıfta verilen matematiködevlerini sanki bizler üçüncü sınıfta mı yapıyorduk ne? Kardeşim, üçüncü sınıfa giden oğluna verilen bir matematik sorusunu yapmakta zorlandığım anlattı. Sonucu bulmuş ama nasıl yaptığını Ateş'e bir türlü anlatamamış. Of ki ne of... Nice çocuklara verdiği derslerle üniversiteyi kazandıran kardeşim, üçüncü sınıf ödevinde zorlanıyorsa,ben ayvayı yedim. Basit doğal sayıların toplaması, çıkarması, çarpması ve bölmesi dışında bir şey bildiğim yok.

    HAYATı KOLAYLAŞTıRABiLiR
    NLP uzmanı Cengiz Eren, matematiği zorlaştıran bir başka nedenin işlemler olduğunu söylüyor. Hayata bakıldığında para kazanabilmek için çalışmak gerekiyor.Harcamalar ise çıkarma işlemi ile sonuçlanıyor. Çocuk ailesinde para isteyerek toplama yaparken, baba veya anne para verirken çıkarma işlemi yapıyor.Cengiz Eren'e göre, ekonomik durumu yetersiz olan aileler, çocuklarına harçlık verirken yüzlerini buruşturuyor veya kızıyorsa, farkında olmadan çocuğun matematikten soğumasına neden oluyormuş.Toplumda çoğunluk toplamayı daha fazla seviyormuş. Bu nedenle de çıkarma işlemini yaparken zorlanıyorlarmış.Cengiz Eren, matematiğe farklı bir yaklaşım getiriyor. Eren "Bilgi açısından bakıldığında ders çalışmak toplama işlemidir. Sınav ise bilgileri kağıda dökme, yani çıkarma işlemidir. Bu mantık, hayatımızda birçok içeriğe uygulandığında matematik sevilir hale gelebilir. Sevmek toplama ise sevilmek çıkarma, çalışmak toplama ise harcamak çıkarma, birlikte olmak toplama ise ayrılmak çıkarma, düşünmek toplama ise yazmak çıkarma şeklinde düşünülebilir."Bebeklikten itibaren sayılarla ve formüllerle karşılaşan çocuklar matematiği severmiş. Bebeklikten itibaren çocuklarınızın odasına sayılar, karşılaşacağı formüller asarsanız, bu gelecek için altyapı oluşturabilir. Bu bilgileri farkında olmadan algılayan bebek, okulda sayılar veya formüllerle karşılaştığında daha az zorluk çekecektir. Zaten NLP'nin temel felsefesi de var olan kaynakları kullanmaya dayalıdır.Bütün bu bilgileri alt alta koyduğumda matematik gözümde ete kemiğe büründü.Kelimelerin anlamı gibi rakamların da anlamını çözmek lazım. Kendi hayatımızda toplama ve çıkarma işlemlerini dengeli yaparsak, yaşam daha kolaylaşacak gibi görünüyor.

    Karne destek hattı
    Ekho Psikoterapi Merkezi, kurduğu Karne Destek Hattı ile,karne döneminde gelen zayıf notlar veya olumsuz değerlendirmeler sonucu, çocuk ile ebeveyn arasında yaşanan ve zaman zaman oldukça olumsuz sonuçlara yol açabilen çatışmaları önlemeyi, karne dönemlerinin temelde değerlendirme ve ileriye dönük planlama süreci olduğu bilincini topluma yerleştirmeyi amaçlıyor......

    Matematik neden sevilmez
    • Çocuklar sayılarla geç karşılaşıyorlarsa...
    • Sayısal sonuçlar kendilerini iyi hissettirmiyorsa,,.
    • Aile içindeki para ile ilgili sonuçlarda sürekli çatışma çıkıyorsa...
    • Aile sayısal değerleri anlatırken sayıları değil de az, çok gibi kelimeleri kullanıyorsa;
    matematiğin sevilmesi kolay değildir.Rakamları sevsin Küçük yaşta matematikle arası iyi olan çocuklar, gelecekte zorlanmıyor. Çocukların matematiği yapması değil sevmesi de şart.








  3. 3
    seco00006
    Usta Üye
    ÇOCUKLARA KİTABI NASIL SEVDİRİRİZ?

    Teknoloji ile erken yaşta tanışan çocuklara kitabı sevdirmenin ipuçları...
    Hepimiz çocukların kitap okumasını istiyoruz. Kıpır kıpır teknoloji ile erken yaşta tanışan çocuklarımıza hareketsiz duran kitapları sevdirmek eskisi kadar kolay değil.

    Birçok değişik oyun, oyuncak, teknolojik alet arasından sıyrılarak bir çocuğun ilgisini çekebilecek bir kitabı seçmek ne kadar da güç, değil mi?
    Aslında uzun uzun düşünmeye gerek yok. Zira en doğrusunu yine çocuklar biliyor. Kitapla dolu bir odada, kitapları eline alıp inceleyen bir çocuk genellikle en isabetli seçimi yapıp bir tanesinin içine dalıveriyor. Bu seçimlerin isabetlilik oranı da yaş küçüldükçe artıyor.

    Ama biz yine de kitap okumayı çocuklarına sevdirmek ve kitap seçimi konusunda bilinçli davranmak isteyen anne babalara birkaç ipucu vererek yardımcı olalım.

    Anne baba olarak okumak ve çocuklara okuyan modeller olarak gözükmek onlarda "heves" uyandırabilir. Ama dikkat! Okuma işi ona ayırdığınız zamanı kısıtlıyor ve kitap aranızda bir engel oluşturuyor ise tam tersi bir etki yaratabilir.

    Evde televizyon veya bilgisayar ile vakit geçirmeyi çocuğun yatma saatinden sonraya bırakarak ortaklaşa kitap okuma zamanları yaratmak da çocuktaki kitap okuma isteğini güçlendirebilir.

    Kitap seçmek için kitabevine birlikte gitmeye ve kitap seçiminde çocuğun da isteklerini göz önünde tutmaya dikkat edersek kitabı okumaya daha hevesli olacaktır. Kitap seçerken çocuğa kitapları incelemek için fırsat tanımaya ve sabırlı davranmaya özen göstermeliyiz.
    Kitapların nasıl kaleme alındığı kadar nasıl resimlendirildiği de çok önemlidir. Çocuklar kelimelerden önce resimleri okumayı öğrenirler. Nitelikli bir şekilde kaleme alınmış bir kitap özenle resimlenmemişse hak ettiği ilgiyi göremeyebilir.

    Resimlemede önemli olan yazıdaki duygunun görsel olarak canlandırılmasıdır. Bu nedenle resimlerin, bazen rengârenk olması, bazen birkaç renginin vurgulanması, bazen de siyah beyaz olması tercih edilir.
    Anlatılanla resim iyi eşleşmiş olursa çocuk, kitabın bütününü sevecek ve etkisinde kalacaktır. Çok yalın bir anlatımla, temel bir duyguyu işleyen bir yazıya karmaşık, bol renkli ve ayrıntılı resimlerin eşlik etmesi bütünlüğü bozabilir.

    İyi kaleme alınmış ve güzel resimlenmiş olsa bile sayfa düzenine, grafik tasarımına ve kullanılan malzemeye özen gösterilmemişse kitap beklenen ilgiyi görmeyebilir.

    İyi'yi göstermenin yanı sıra kötüden de kaçınmayan, toplumun iyilerinin aşırı derecede vurgulanmadığı, öğretici, ders verici olma amacının dozunun kaçırılmadığı hikâyeler, çocuğa kendi doğrularını seçme hakkı tanıyacaktır.
    Başka kültürlerin ürünü olan değerli çocuk kitapları, çocuğa evrensel bir bakış açısı kazandırması ve farklı kültür değerlerini tanıtması açısından yararlı olabilir. Ancak bu tür kitaplarda önemli olan, çevirinin iyi yapılmış olmasıdır.

    Çocuğu kalıpların dışına taşıyacak ve yaratıcılığını besleyecek sıradışı hikayeler seçilirse çocuğun hayata bakış açısı genişleyecektir.
    Kitabın dilinin akıcı olmasına ve Türk dilinin iyi kullanılmış olmasına da dikkat edilmelidir.
    Kitabın yazarının ve resimleyeninin daha önceki çalışmalarının tanınıyor olması, kitabın saygın bir yayınevi tarafından yayımlanmış olması güvenilirliği açısından olumlu bir işarettir.

    Her kitap çocuğa bilgi verilmesi ya da çocuk tarafından okunması amacıyla hazırlanmamıştır. Mutlaka bir ders vermek ya da yeni bir bilgi edindirmek gibi bir görevi yoktur; sadece çocuğu eğlendirmek ve keyifli bir zaman geçirmesini sağlamak için de seçilebilir.
    Çocuk edebiyatı da resim, heykel, müzik gibi bir sanat dalıdır. Çocuk kitabının nasıl olması gerektiği hakkında katı kurallar konulamaz. Çocuğun ilgisini çeken, ona farklı bakış açıları kazandıran, ona haz veren kitap değerlidir.

    YAŞ GRUPLARINA GÖRE KİTAP SEÇİMİ:
    0-3 YAŞ ÇOCUĞUNA:
    Tanıdık nesnelerin olduğu parlak renkli kısa ama ahenkli cümlelerden oluşan az kelimeli ve bu kelimelere ait resimleri olan bol resimli uzun süre elinde kalacağı için kaliteli malzemeden yapılmış, kolay yıpranmayacak ellerinin boyutuna uygun kitaplar seçebilirsiniz.
    Bu yaş grubundaki çocuk dokunarak ve dinleyerek öğrenmeye çalışır. Konuşmayı öğrenmesine yardımcı olmak ve dil becerilerini geliştirmek için ona kitap okuyun.
    3-5 YAŞ ÇOCUĞUNA:
    Masallar, bildik hikâyeler içeren tanıdık durumların anlatıldığı, hayata dair çocuğun sınıflandırabileceği nesneler içeren iyi resmedilmiş hayalgücünü harekete geçiren ayrıntılı resimleri olan kitaplar seçebilirsiniz.
    Bu yaş grubundaki çocukların yaratıcılıkları hızlı gelişir. Özellikle olayların nedenleri üzerine yoğunlaşırlar. Dolayısıyla içinde sorularına cevap bulabilecekleri, günlük hayatlarında karşılaştıkları sorunları komik bir dille anlatan (uyumak istemeyen çocuk, arkadaşı olmayan ayıcık vb.) kitapları tercih edebilirsiniz.
    5-8 YAŞ ÇOCUĞUNA
    Güçlü hikâyeleri ve güçlü karakterleri olan sadece iyi-doğru değil, kötü-yanlış karakterleri de içeren içinde yabancı ve bilinmedik kelimeler olmayan gerçek hikâyelerden alıntılar içeren yeni bilgiler öğreten ayrıntılı resimleri olan okumayı yeni öğrenenler için fazla uzun olmayan ve küçük yazılarla yazılmamış ilgi alanına giren konular içeren kitaplar seçebilirsiniz.
    Bu yaş grubundaki çocuk kendisini tanımaya başlamıştır. Kendisinin, başka insanlardan farklı duygu ve düşünceleri olabileceğini anlamıştır. Yeni şeyler denemeye açıktır.
    8-12 YAŞ ÇOCUĞUNA
    Çocuğun karakter ve zevkine uygun sadece mesaj kaygısı taşımayan, çocuğu düşündüren kendisinin seçeceği kitaplar alabilirsiniz.
    Bu yaş grubundaki çocuk kendi ilgi alanlarını kendisi belirleyebilir. Bu alanlarla ilgili her yeni bilgi ya da kahraman onu heyecanlandıracaktır. Maceralı hikâyeler bu yaş grubunun ilgisini fazlasıyla çeker.

    (Kaynak: Davranış Bilimleri Enstitüsü)







  4. 4
    seco00006
    Usta Üye
    ÖĞRETMEN-ÖĞRENCİ İLETİŞİMİ NASIL OLMALI



    Okul çağı çocuğun aile yuvasından dışarı çıkıp dünyaya açıldığı toplumsal çevreye katıldığı ilk yerlerden biridir. Okula gelene kadar, çocuğun dünyasında anne-baba birinci rol modelken; okul hayatına başlamayla birlikte, öğretmen anne babanın yerini alacaktır.
    Bu noktadan hareketle, öğrencilerinizle iyi ilişkiler kurmaya özen göstermeliyiz. Çünkü öğrencilerin öğretmenlerini sevmeleri ile derslerinde ki başarının arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Eğitim amaçlarına ulaşılması açısından derste öğrenilenler kadar öğrencilerle kurulacak olan ilişkilerde önem kazanmaktadır.
    Öğretmenler olarak, öğrencilere karşı göstereceğimiz tutum ve davranışlarında kuracağımız iletişim biçiminde birtakım hususlara dikkat etmemiz gerekmektedir.


    Öğrencinin Yansıttığı Kişiliği Kabul Etmeliyiz.
    Öğrencilerimizin hatalı yönleri olabilir. Bu hatalara dayalı olarak öğrenciye tahammül etmek zor olabilir. Ancak öğrencinin size karşı yansıtmış olduğu kişiliği kabul ettiğinizde sizleri dinlerler. Eğer öğrencilerinize yönelik eleştirileriniz varsa ve hatalarını düzeltmeye yönelik çabalarınızda, onlara yönelik kuracağımın en etkili iletişim yolu mutlaka onların olumlu davranışlarını, olumlu yönlerini, özelliklerini fark ederek, vurgulamak olmalıdır.

    Öğrencilerimizi Asla Utandırmamalıyız.
    Öğrencilerinizin suçları, hataları ne olursa olsun sınıf veya herhangi bir topluluk önünde onları utandırdığımızda veya teşhir ettiğimizde aramızda kurulu olan köprüleri yıkabiliriz. Bu nedenle bu hususlara dikkat etmeli, öğrencilerimizi uyarmamız gereken noktalar olursa bunları birebir paylaşmalıyız. Unutmayalım ki öğretmenlerimizin asıl görevleri öğrencilerin hatalarını yakalamak değil doğrularını yakalamaktır.

    Öğrenciler Arasındaki Sosyal İletişimi Güçlendirmeliyiz.
    Öğrencilerinize bize ve arkadaşlarına yardımcı olabilecekleri fırsatlar yaratmak, onlarla sosyal iletişim kurmayı önemsemek ve arkadaşları ile aralarında kuracakları sosyal ilişkileri teşvik etmek gerekir. Böylece öğrencilerinize kendisinin önemli olduğunu hissettirmiş olup aynı zamanda kendisine olan güvenini de kazanmasını sağlarız.

    Öğrencilerimizi İyi ve Doğru Dinlemeliyiz.
    Bütün insanlar söyleyeceklerinin önemli ve kendilerine özgü olduğuna inanırlar. Bu sebeple öğrencilerimizin söylediklerini dinleyin ve hatta ona kendi söylediklerini geri bildirimlerde bulunarak tekrarlayın. Böylece anlamış olduğunuzu açıkça belirtmiş olursunuz. Bu iletişim sonunda onlarında sizin söylediklerinize önem verme ihtimalleri artar.

    Öğrencilerimize Ne Kadar Kızarsak Kızalım Onların Kalıcı Kişilik Özelliklerine Atıfta Bulunmamalıyız.
    Çocuklar gelişimlerinin gereği olarak pek çok şeyi eksik ve hatalı yapabilirler. Bu durum hem gelişimin hem de eğitimin doğası gereğidir. Eğer onlardan her şeyi doğru yapmalarını beklersen eğitimin mantığına aykırı bir istekte bulunmuş oluruz.
    Bazı çocuklar özellikle zor çocuk olabilir. Ancak çocuklar hangi davranışlarda bulunurlarsa bulunsunlar onların kalıcı kişilik özelliklerine yönelik, hakaret ve lakaplarda bulunmamalıyız. Sen kalın kafalısın, geri zekalı mısın, salak……vb. ifadeler çocuklarımızın kalıcı kişilik özelliklerine yönelik olarak söylenmiş ifadelerdir. Bu durum tüm çocukları olumsuz etkileyecektir. Bu tarz ifadeler çocukların kendilerine olan öz saygılarının düşmesine, akademik başarısızlığın artmasına ve sosyal ilişkilerinde bozulmaya yol açar. Ayrıca çocuğun öğretmene karşı duyduğu saygı ve sevginin azalmasına da neden olur.
    Tüm bu durumlar öğretmen ve öğrenci arasındaki etkili iletişimi olumsuz etkileyeceğinden eğitimin kalitesini de olumsuz etkileyecektir.
    Özetle biz öğretmenler olarak öğrencilerimizi önemsemeliyiz. Onların her birinin farklı özellikleri ve farklı ihtiyaçları olduğunu hiçbir zaman unutmamalıyız. Öğrencilerimizin ilgi yetenek ve kabiliyetleri doğrultusunda bir eğitim planlamak, çocuklarımızın sadece akademik olarak değil, sosyal, fiziksel, duygusal olarak da tam bireyler olarak yetişmelerini sağlayacaktır.

  5. 5
    asisedef06
    Yeni Üye
    Şurada akademik bir yazı var. http://cocukpsikolojimerkezi.com/mat...il-sevdirilir/ Bu konuda bazen profesyonel destek almak gerekiyor. Çocuk psikolojisi basit gözükse de çok katmanlı bir şey. Bunu doğru yorumlayacak birilerine ihtiyaç var.

  6. 6
    Ziyaretçi
    Oglum ilkokul 3. Sınif ogrencisi matematigi cok seviyor ve fazlasiylada basarili fakat Turkce,fen bilgisi,zayif kitap okumayi hic sevmiyor ne yaptiysam sevdiremedim.özel ders aldiriyorum ama yinede fazla yarari yok kitabi sevdirmek icin ne yapabilirim

  7. 7
    Hakan
    Administratör
    Oglum ilkokul 3. Sınif ogrencisi matematigi cok seviyor ve fazlasiylada basarili fakat Turkce,fen bilgisi,zayif kitap okumayi hic sevmiyor ne yaptiysam sevdiremedim.özel ders aldiriyorum ama yinede fazla yarari yok kitabi sevdirmek icin ne yapabilirim
    Okuduğu her kitap için hediye almalısınız yani teşvik edici politikalar izlemelisiniz.

+ Yorum Gönder
çocuğa matematiği sevdirmek,  çocuğa matematiği sevdirme yolları,  matematik nasıl anlatılır,  ilkokul çocuğuna matematik nasıl anlatılır,  3.sınıf çocuguna nasıl ders yapmayı sevdiririm
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 6 kişi