Küresel sorunlarla uluslar arası kuruluşların ve sivil toplum örgütlerinin kuruluş amaçları nelerdir

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Küresel sorunlarla uluslar arası kuruluşların ve sivil toplum örgütlerinin kuruluş amaçları nelerdir ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Küresel sorunlarla uluslar arası kuruluşların ve sivil toplum örgütlerinin kuruluş amaçları nelerdir





  2. 2
    Fashion
    Bayan Üye





    Cevap: Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle, ekonomik, ticari, mali, sosyal, kültürel, dinsel, çevresel, hukuksal, siyasal, eğitimsel, bilimsel, teknolojik, insani ve benzeri amaçlarla kurulan ve faaliyetler yürüten küresel nitelikli sivil toplum kuruluşlarının sayısında olağanüstü artışlar gerçekleşmiştir. Uluslararası sivil toplum kuruluşları, küreselleşmenin etkisiyledünya ölçeğinde örgütlenme ve etkinlik kurma yeteneğine sahip olmaları ve değişen koşullara daha kolay uyum sağlayabilmeleri gibi nedenlerle, uzmanlık sahibi oldukları konularda ve küresel sorunlarla mücadelede önemli roller üstlenmektedirler. Pek çok devlet ve uluslararası örgüt etkin olmadıkları ya da olamadıkları alanlarda, uluslararası sivil toplum kuruluşlarını dikkate almak ve onlarla ilişki/işbirliği içinde olmak zorunluluğunu hissetmektedirler. Doğal bir sonuç olarak uluslararası politikada aktör çeşitliliği artmakta ve aktörler arası ilişkiler karmaşıklaşmakta; devlet merkezli yaklaşımın yerini çok merkezli yaklaşımlar almaktadır. Bildiride, Uluslararası sivil toplum kuruluşlarının yapısı, sınıflandırılması, artan rol ve etkinlikleri ve diğer aktörlerle ilişkileri örneklemelerle ortaya konulmaktadır.

    Anahtar Kelimeler: Uluslararası Politika Aktörleri, Uluslararası Sivil Toplum Kuruluşları, Ulusaşırı İlişkiler.

    INTERNATIONAL NONGOVERNMENTAL ORGANIZATIONS AS A GLOBAL ACTOR:

    THEIR ROLE AND EFFICIENCY IN INTERNATIONAL POLITICS

    Abstract

    By the end of the Cold War there had been an increase in the number of global NGOs which were established for the economic, commercial, financial, social, cultural, religious, environmental, legal, political, educational, scientific, technological, human and related purposes. International NGOs, because of their ability to organize worldwide and to harmonize the changing conditions easily, play important roles in the areas where they have expertise and in fighting with global problems. Many countries and international organizations feel the necessity to pay attention to the views of international NGOs and corporate with them. As a natural result the numbers of actors in international politics increased, the relation between the actors becomes more complex and multi-centered approaches take the place of state-centered approaches. This paper presents the structure and classification of the international NGOs their increasing role and relations with other actors with sample cases.

    Key Words: International Politics Actors, International NGOs(INGOs), Transnational Relations.

    Giriş

    Yirminci yüzyılın başlarından itibaren yaşananlar, uluslararası sistemin yapısında değişimleri de beraberinde getirmiştir. Kuşkusuz Birinci Dünya Savaşı ile başlayan süreçte, Vestfalya sistemiyle ortaya çıkan devletlerin uluslararası sistemin yegane/temel aktörü varsayımı, yerini devletler dışındaki aktörlerin de uluslararası sistemde yer alabilecekleri varsayımının daha fazla benimsenmesine bırakmıştır.

    Günümüzde uluslararası sistem yalnızca sayıları geçen bir buçuk asırda iki yüzün üzerine çıkan devletler arasında gerçekleşen olgu ve olayların oluşturduğu bir bütün değil, giderek artan biçimde uluslararası düzeyde örgütlenmiş birçok aktörün etkileşim içinde olduğu bir arena halini almaktadır. Sayıları çığ gibi büyüyen uluslararası örgütler, çokuluslu şirketler ve uluslararası sivil toplum kuruluşları, devletlerle birlikte uluslararası politikanın öznesi olmaktadır.

    Sivil toplum kuruluşları(STK’lar) devletlerin geleneksel sınırlarının önemini yitirdiği, devlet merkezli yaklaşımların rafa kalkmaya başladığı ve devlet dışında gelişen alanın olağanüstü büyüdüğü bu ortamda, ulusal ölçeği aşarak küresel ölçekte rol ve etkinlik kazanmaya başlamıştır. Uluslararası STK’ların bir kısmının yıllık bütçesi, bazı devletlerin Gayri Safi Milli Hasılalarından çok daha fazladır. Bazılarının uluslararası örgütlenme açısından birçok devletin önünde olduğu, sahip oldukları temsilcilikler ve üye sayılarından anlaşılmaktadır. Çalışmada Soğuk Savaş sonrası dönemde daha da karmaşıklaşan uluslararası sistemin aktörlerinden biri olan uluslararası STK’ların sistem içindeki yapısı, konumu, rol ve etkinlikleri ile diğer aktörlerle olan ilişkileri irdelenmektedir.

    Kavramsal Çerçeve

    Uluslararası politika, geleneksel anlamda devletlerin temel aktör olduğu ve politik ilişkiler/faaliyetler yürüttüğü alan olarak kabul edilmekteydi. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yaşanan gelişmeler uluslararası politika alanını genişletmiş; devletler dışındaki aktörlerin rol ve etkinlikleri giderek artmıştır. “Uluslararası sistemde az ya da çok bağımsız eylemler geliştirme yeteneğine sahip organize varlık” olarak kabul edilen uluslararası ilişkiler aktörleri, aynı zamanda karar verme kapasitesine sahip, diğer aktörler üzerinde etki yaratabilen, nispi olarak otonom birimlerdir(Arı, 1997: 40). Aktörlerin ayrımındaki en genel ölçüt hükümetleri temsil eden/etmeyen ve ulusal/uluslararası olarak yapılanıdır. William Coplin’in kullandığı bu ayrımda devletler, hükümetleri temsil eden ulusal nitelikli aktörler arasında yer alırken, bireyler ve gruplar ise hükümetleri temsil etmeyen ulusal nitelikli aktörler kategorisindedirler. Hükümetlerin temsil edilmediği uluslararası nitelikli aktörler arasında uluslararası uzmanlık kuruluşları, çokuluslu şirketler ve siyasal nitelik taşıyan hükümetleraşırı kuruluşlar yer almaktadır. Birleşmiş Milletler(BM) gibi küresel örgütlenmeler ile NATO ve Avrupa Birliği gibi blok tipi örgütlenmeler/entegrasyon hareketleri ise hükümetlerin temsil edildiği uluslararası nitelikli aktörler arasında sayılmaktadır(Sönmezoğlu, 1995: 35-55). Bu sınıflandırmanın ötesinde Avrupa Birliği, NAFTA ve Dünya Ticaret Örgütü gibi devletüstü(supranasyonal) aktörlerle, yarıözerk bölgeler (İsveç Kantonları, Hong Kong, Quebec gibi); devletaltı(substate) aktörler (federe devletler, yerel halklar, azınlıklar, ulusal kurtuluş hareketleri gibi) ve nihayet ulusötesi/aşırı(transnational) aktörlerden de (Uluslararası Standartlar Örgütü ve Uluslararası Olimpiyat Komitesi gibi) söz edilmektedir. Uluslararası politikanın aktörleri arasında yer alan hükümetlerin temsil edilmediği kuruluşların sayıları ve önemleri giderek artmaktadır. Hükümet dışı kuruluş* olarak adlandırılan bu kuruluşların tanımında(Başlar, 2005: 32-33); “kişisel ve grup çıkarlarının devlet sınırları ötesine taşınması sonucu ortaya çıkmış, gerçek ve tüzel kişiler tarafından oluşturulan, üyelerinin gönüllü olarak katkıda bulunduğu, faaliyetlerinden dolayı uluslararası ilişkilerde bir rol oynama yeteneğine sahip,….hükümet politikalarından bağımsız olarak kendi kendisini yönetecek nitelikte otonom bir karar mekanizmasına sahip, merkezi hükümetten tamamen veya büyük ölçüde bağımsız mali kaynak ve kontrolü olan,….ikiden fazla ülkede teşkilatlanması olan, BM’nin gerçekleştirmeyi amaçladığı hedefleri kendisine ilke edinmiş, ulusal ve uluslararası düzlemde bireylerin, insanların yaşam kalitesini arttırmaya çalışan,….devletler veya uluslararası kuruluşlar tarafından kurulmamış, tüzel kişiliği tercihen olan ve devletlerin iç işlerine karışmamayı benimseyen” sosyal kuruluşlar olduğu görülmektedir.

    Ulusötesi ya da hükümetleraşırı faaliyetler yürütebilme yeteneğine sahip olan uluslararası STK’ların, genel STK özelliklerine ek olarak en az üç devlet bireylerinden ya da kolektif varlıklarından oluşması; en az üç devlette faaliyetinin olması; bütçeye önemli finansal desteğin en az üç devletin bireylerinden ya da kolektif varlıklarından gelmesi gerekmektedir(Arıboğan, 1996: 212-213). Uluslararası STK’lar bu özellikleri sayesinde, uluslararası politikada kendi çıkarlarını küreselleştirme olanağını yakalamış olmaktadırlar.

    Uluslararası STK’lar işlevsel, hizmet alanı, finansal kaynakların temini, üye profili, amaçsal ve organizasyon şekli açılarından sınıflandırılmaktadır(Başlar, 2005: 34-43). İşlevsel açıdan belirli bir amacın savunuculuğunu yapanlar (Uluslararası Hukukçular Komitesi, Dünya Barış Konseyi gibi) ve insancıl, kalkınma, çevrenin korunması gibi alanlarda uzmanlaşarak faaliyette bulunanlar (Uluslararası Kızılhaç Teşkilatı gibi) olmak üzere ayrılmaktadır. Hizmet alanı açısından yerel, ulusal, bölgesel ve uluslararası boyutta faaliyet yürütmektedirler. Finansal kaynakların temini açısından üyelerin, iş dünyasının ve hükümetlerin desteklediği üç kategoriye sahiptirler. Üyeleri gerçek ve tüzel kişilerden oluştuğu gibi uluslararası kuruluşlar ve devletlerden oluşan melez STK’lar da vardır. Ayrıca kapalı üye gruplarını ve federasyonları bünyesine kabul eden hükümetlerden bağımsız karar alabilen ulusötesi veya hükümetleraşırı STK’lar da (Uluslararası Hava Taşıma Birliği, Uluslararası Olimpiyat Komitesi, Uluslararası Standartlar Örgütü:ISO gibi) mevcuttur. Siyasal, dini, ideolojik, hukuksal ve ekonomik amaçlar çerçevesinde faaliyet yürüten STK’ların bir kısmı basit yapılıdır ve yalnızca bir ülkede faaliyet yürütür. Bir kısmı ise değişik ülkelerde kurulan şubeler ya da kuruluşlardan (Uluslararası Af Örgütü, Greenpaece, Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu gibi) oluşan birliklerdir.

    Çevre, eğitim, bilim, sağlık, yardım, kalkınma, sanat, spor, hukuk, siyaset, din, ekonomi, basın, iletişim, ulaşım vb onlarca alanda faaliyet yürüten binlerce STK’nın bir kısmının küresel nitelikli sorunlarla mücadelede inisiyatif sahibi olma çabasında olduğu göze çarpmaktadır. Özellikle çevre, insan hakları, insani yardım, fakirliğin azaltılması, kalkınma gibi alanlara ilgi duyan STK’ların küresel ölçekli yaklaşımlarla çözüm arayışına girişmeleri dikkat çekicidir(Yıldırım, 2004: 287). Uluslararası STK’ların büyük, çok katmanlı ve kompleks sistemler olmaları, iletişim teknolojisinin kolayca kullanımı sayesinde sınır aşan ölçekte iletişim ağları kurabilmeleri, güçlerini birleştirerek ortak çalışmalar yürütmede başarılı sonuçlar elde edebilmelerine olanak sağlamaktadır(Madon, 1999: 256).

    Rol ve Etkinlikler

    Küreselleşmenin STK’lara gerek ulusal gerekse uluslararası düzeyde kaçınılmaz etkileri olmuştur. Ulusal ve uluslararası STK’lar uluslararası karar alma mekanizmalarını çeşitli düzeylerde etkilemeye başlamışlardır. Özellikle uluslararası sorunların saptanması, yeni değerler ve normların ortaya konulması, beklenmedik gereksinimlerin karşılanması ve yeniliklerin yayılması, ulusaşırı çatışma ve anlaşmazlıkların çözümü, ulusaşırı ittifaklar oluşturulması, global sorunlarda doğrudan harekete geçilmesi ya da kaynakların harekete geçirilmesi alanlarında etkileri artmıştır(Brown ve diğerleri, 2000: 19). Gerçekten de uluslararası sorunların dünya gündemine taşınması ve belli konularda ortak değer yargıları ile normlar oluşturulabilmesinde ve küresel kamu yararı gözeten politikaların formüle edilip uygulanmasında STK’lar önemli roller üstlenmişlerdir. STK’lar aynı zamanda bazı uluslararası örgütlerin politikalarını gözden geçirmelerini ve kendilerini yenilemelerini sağlamaktadırlar. Bazı çatışmaların çözümünde aracı ya da katalizör rolüne sahiptirler. Önemli küresel sorunlar karşısında uluslararası kamuoyunu ve kaynakları harekete geçirebilme kapasitesine sahip ağlar oluşturabilmeye başlamışlardır.

    20 Yüzyılın son çeyreği STK’ların ekonomik, siyasal ve lojistik açıdan inanılmaz boyutlarda büyüdüğü dönem olmuştur. STK’ların sürekli artan sayısı, STK’larda istihdam edilen çalışan sayısı, sahip oldukları üyeler ve dış temsilcilikler açısından bakıldığında çarpıcı rakamlarla karşılaşmak mümkündür. STK’ların oluşturduğu sektörün yıllık değerinin 1 trilyon Doları aşması ve 19 milyon çalışanı ile dünyanın sekizinci büyük ekonomisi olması fevkalade bir gerçektir (www.sustainability.com). STK’ların sadece insani yardım, kalkınma ve teknik yardım alanlarında yıllık 9-10 milyar Dolar kaynak oluşturabilmektedirler. Diğer taraftan ulusal ölçekte sahip oldukları ekonomik güç her yıl hızla artmaktadır. 1990’lardan itibaren STK’ların yalnızca gelişmiş ülkelerde değil aynı zamanda azgelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler ve bölgelerde de sayılarının çığ gibi arttığını görmek mümkündür. 1900’lü yılların başında dünyada sadece yaklaşık 200 olan STK sayısı 1975 yılına gelindiğinde 5000 idi. Geçen dokuz yılda STK sayısı ikiye katlanarak 1984 yılında 10.000’e çıkarken, 1984 yılında bu sayı 20.000’i bulmuştur. 2000’li yılların başında ise sayı kesin olmamakla birlikte 45.000’e çıkmıştır(Başlar, 2005: 63). Sayılarının ve etkileme alanlarının artmasının yanında yeni işlevler de edinerek ve teknolojinin olanaklarını kullanarak örgütlenmektedirler.

    Uluslararası ve yerel STK’lar devletlerin pek çok nedenle yetersiz kaldığı ya da devletler kanalıyla gerçekleşme olanağı bulunmayan konularda roller üstlenmektedirler. Devletlerin faaliyetlerinin dışında işlevlere sahip olmaları, gönüllülük temelli hareket etmeleri ve düşük maliyetlerle birçok küresel nitelikli sorunla mücadelede etkili olmaları önemlerini arttırmaktadır. Çevre ve insani yardım gibi konularda özellikle de çatışma anlarında ortaya çıkan insani krizlerde ne yazık ki devletlerin resmi platformlarda bir araya gelmesi STK’ların hızına erişememektedir. Öyle ki STK’lar yiyecek, su, hıfzıssıhha ve acil sağlık önlemleri gibi geleneksel yardım misyonlarının ötesinde yerel yönetim temsilcisi, sivil toplumun gelişmesini teşvik eden, müzakere ve arabuluculuk becerisini kullanarak hasım tarafları bir araya getirme işlevlerini de gerçekleştirmektedir(Aall, 1996: 7).

    Uluslararası STK’lar gerek ulusal gerekse uluslararası arenada bireysel ya da kolektif çıkarlarını korumak, devletleri ve diğer uluslararası örgütleri kendi amaçları doğrultusunda etkilemek amacıyla faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Bu yönlerinden dolayı STK’ların asıl amacının politik olduğu, görünürdeki amaçlarıyla asıl amaçlarının her zaman örtüşmediği de gündeme getirilmektedir. En güçlü uluslararası STK’lardan birisi olan Uluslararası Af Örgütü’nün insan haklarının korumasına yönelik faaliyet programına sahip bulunmasına karşın gerçek ilgi alanının siyasal suçlular ve onların hakları olduğu kabul edilmektedir.

    Uluslararası STK’ların gerek iç politikada gerekse uluslararası politikada artan rolleri ve ekonomik güçleri nedeniyle uluslararası politikada güç sahibi varlıklar olarak kabul edilmeleri beş noktada açıklanmaktadır(Bkz. Charnovitz, 2005: 14-16). İlk olarak uluslararası STK’ların tıpkı devletler gibi güç sahibi aktörlere benzemeleridir. Uluslararası STK’lar, uluslararası toplumun tümünü temsil etmeseler bile onların izni ve delegasyonu olmaksızın güçlerini kazanmaktadırlar. Uluslararası düzeyde temsil yeteneğine sahip olmamalarına rağmen “Ulusüstü sivil toplum” standartlarına sahip olan STK’lar, diğer güç sahibi aktörler gibi dikkate alınmaktadırlar. İkinci olarak STK’ların küresel ölçekte hesaba katılmalarıdır. Üçüncü olarak uluslararası STK’lar için herkesçe meşruiyeti kabul edilen açıklayıcı tanım oluşturulamamasıdır. Dördüncü olarak bazı STK’ların finansal katkıda bulunanlar ve üyeler tarafından izlenebilmesi için iyi tanımlanmış yöntemlere sahip olmalarıdır. Beşinci olarak STK’lara olan güvendir. STK’ların inanılır kalmayı sürdürebilmeleri için, şeffaflıklarının giderek artması gerekmektedir.

    STK’lar insani yardım ve kalkınma yardımları alanlarında geçtiğimiz 20 yılda aktif roller üstlenmişlerdir. Soğuk Savaş sonrasında dünyanın birçok bölgesinde ortaya çıkan yerel ve bölgesel krizler, iç karışıklıklar ve doğal felaketler insani sorunların geçmiş yıllarda olduğundan fazla gündeme gelmesine yol açmıştı. Bu dönemde ortaya çıkan insani sorunların çözümü için yardım faaliyetleri de hız kazanmıştı. İnsani yardım operasyonlarında STK’ların tercih edilmesi, kriz olan bölgeye daha hızlı erişim, yardıma muhtaç olanlar üzerinde daha kolay güven hissi uyandırabilme ve dağıtım maliyetlerinin daha az olması gibi nedenlerden kaynaklanmaktadır(Aall, 1996: V).

    Uluslararası insani yardım alanındaki girişimler BM Mülteciler Yüksek Komiserliği(UNHCR) gibi BM’ye bağlı çeşitli kuruluşlar, Dünya Bankası ve diğer bölgesel kalkınma bankaları, AB’nin yardım kuruluşu Avrupa Topluluğu İnsani Ofisi(ECHO) gibi bölgesel yardım kuruluşları, ABD, Kanada, Japonya ve İngiltere gibi devletlerin ulusal yardım kuruluşları, Uluslararası Kızılhaç Birliği(ICRC) ile birlikte birçok uluslararası ve yerel STK’nın aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Çok taraflı yardım organizasyonları ve bu konudaki karar alma süreçlerine katılan STK’lar, 1980’lerde Dünya Bankası ve Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) gibi diğer BM ajansları aracılığıyla informel biçimde bu süreçlerde yer almaktaydı. Bu çabalar 1990’larda karşılıklı yardım ajansları ve uluslararası örgütlerin resmi politikası halini almış; STK’ların karar alma süreçlerine ulusal, yerel ve bölgesel düzeylerde katılımı aktif biçimde desteklenmeye başlamıştır. Aynı dönemde Asya, Güney Amerika, Afrika, Orta ve Doğu Avrupa, eski Sovyetler Birliği ve Ortadoğu’da sivil toplum hareketleri hızla artarak geniş bir sivil toplum ağı oluşturulmuş; bu hareketler başta ABD olmak üzere Kanada’da ve Avrupa ülkelerinde oluşturulan bağış fonlarıyla desteklenmiştir. Ayrıca BM, AB, Kuzey ve Güney Amerika Devletleri Organizasyonu, AGİT gibi organizasyonlarla özel vakıf fonları tarafından da desteklenmişlerdir(Gershman, 2003: 31). 1990’ların ortalarında Orta Amerika’daki çatışma çözümünde BM ajanslarının halkın katılımı yaklaşımını benimsemesi, çeşitli düzeylerdeki politik karar alma süreçlerinde ve kademeli olarak gelişmelerinde STK’ların daha büyük katkı sağlamalarına yol açmıştır. BM’nin barış inşası ve Soğuk Savaş sonrasındaki Orta Amerika Mülteciler Uluslararası Konferansı (CIREFCA), Orta Amerika Mülteciler, Yerinden Edilmişler ve Dönenler İçin Kalkınma Planı(PRODERE) gibi yeniden yapılanma programlarında STK’lar devletlerce ortak olarak görülmüştür. Her iki program da BM’nin 1980’lerin sonunda ve 1990’ların başında yaşanan çatışmalar sonrası ateşkesin ilk safhaları, seçimler ve insan hakları izleme konularındaki çabalarından kaynaklanmıştır







  3. 3
    Ziyaretçi
    Dengeyi sağlamak için bazı sivil toplum kuruluşlarının yapılması gerekiyor.







+ Yorum Gönder
küresel sorunlar karşısında kurulan uluslararası kuruluşlar,  küresel sorunlar karşısında kurulan uluslararası sivil toplum örgütleri,  küresel sorunlar ve uluslararası kuruluşlar,  küresel sorunlar nelerdir,  uluslararası küresel sorunlar nelerdir
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 7 kişi