Herhangi bir peygamber veya milletle ilgili kıssa araştırması

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Herhangi bir peygamber veya milletle ilgili kıssa araştırması ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi


  2. 2
    Ensar
    Özel Üye





    Cevap: Peygamberler Tarihi: İlmi Araştırma Sayı 41

    Hz. İdris

    Kuran’da bildirildiği üzere Hz. İdris Rabbimiz tarafından peygamberlik göreviyle şereflendirilmiş kutlu elçilerden biridir. Allah Kuran’da Hz. İdris’i "doğru olan peygamber" olarak nitelendirmiş, onu yüce bir mekana yükselttiğini bildirmiştir:

    “Kitap'ta İdris'i de zikret. Çünkü o, doğru olan bir peygamberdi. Biz onu yüce bir mekan (makam)a yükseltmiştik.” (Meryem Suresi, 56–57)

    Hz. İdris Her Durum Karşısında Sabır Göstermiştir

    Sabır, insana üstün bir ahlak kazandıran, onu pek çok yönden geliştiren ve kişiye din ahlakını yaşamayan insanlarla kıyaslanmayacak derecede güzel ve huzurlu bir yaşam sunan bir özelliktir. Değerli peygamberlerimizden Hz. İdris de her türlü durum karşısında gösterdiği sabırlı ahlak ile tüm müminlere örnek olmuştur. Hz. İdris’in üstün sabrı, Kuran’da övgüyle haber verilmiştir:

    “İsmail, İdris ve Zü'l-Kifl hepsi sabredenlerdendi. Onları rahmetimize soktuk şüphesiz onlar salih kimselerdi.” (Enbiya Suresi, 85–86)

    İslami kaynaklarda Hz. Nuh’un, Hz. İdris'ten sonra gönderilen peygamberlerimizden biri olduğu kabul edilir.

    “Şüphesiz, Biz Nuh'u; "Kavmini, onlara acı bir azap gelmeden evvel uyar" diye kendi kavmine (Peygamber olarak) gönderdik.” (Nuh Suresi, 1)

    Hz. Nuh Karşılık Beklemeksizin Tebliğ Görevini Yerine Getirmiştir

    Hz. Nuh, peygamber olarak gönderildiği kavmine, Allah'a şirk koşmadan iman etmeleri ve sapkınlıklarından vazgeçerek Allah'ın bildirdiği din ahlakına uymaları konusunda uzun seneler tebliğ yapmıştır. Hz. Nuh'un, hiçbir karşılık beklemeden, yalnızca Allah'ın rızasını gözeterek din ahlakını tebliğ ettiği Kuran'da şöyle bildirilmektedir:

    "Hani onlara kardeşleri Nuh: "Sakınmaz mısınız?" demişti. "Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim."

    "Artık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin."

    "Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir."" (Şuara Suresi, 106–109)

    Hz. Nuh Tebliğ Yaparken Çeşitli Yöntemler Kullanmıştır

    Hz. Nuh yıllarca çevresindeki insanların iman etmeme yönündeki tavırlarına rağmen büyük bir kararlılıkla tebliğ görevini sürdürmüş ve onların iman etmelerine vesile olmak için saygıda kusur eden her türlü tavırlarına ve saldırılarına sabretmiştir. Kavminin çıkardığı zorluklar ise, din ahlakını anlatırken Hz. Nuh’un değişik yöntemler izlemesini gerektirmiştir. Dolayısıyla Hz. Nuh kavmini açıkça din ahlakını yaşamaya davet ettiği gibi, gizli yollarla da onlara tebliğ yapmaya çalışmıştır. Ancak tüm çabasına rağmen kavmi iman etmemiştir. Nuh kavminin bu durumu ayetlerde şöyle bildirilmiştir:

    “Dedi ki: "Rabbim, gerçekten kavmimi gece ve gündüz davet edip-durdum. Fakat davet etmem, bir kaçıştan başkasını arttırmadı. Doğrusu ben, onları bağışlaman için her davet edişimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler ve büyüklük tasladıkça büyüklük gösterip-direttiler. Sonra onları açıktan açığa davet ettim. Daha sonra (davamı) onlara açıkça ilan ettim ve kendilerine gizli gizli yollarla yanaşmak istedim."” (Nuh Suresi 5–9)

    Hz. Nuh’un Atılan İftiralar Karşısındaki Sabırlı ve Kararlı Tutumu

    Kuran'da bildirildiğine göre Rabbimiz’in kendisine lütfettiği din ahlakını, kavmine büyük bir kararlılıkla tebliğ eden peygamberlerimizden biri olan Hz. Nuh, 950 yıl boyunca kavmine tebliğ yapmıştır. (Ankebut Suresi, 14) 950 yıl boyunca kavmini büyük bir kararlılıkla doğru yola davet eden Hz. Nuh'un tebliğini yılmadan büyük bir sabırla sürdürdüğünü gören inkarcılar ise, çeşitli tehditlerle ve iftiralarla bu değerli peygamberimizi tebliğ görevinden vazgeçirebileceklerini düşünmüşlerdir. İnkarcıların attıkları iftiralar bir ayette şöyle bildirilmiştir:

    "Kavminin önde gelenleri: "Gerçekte biz seni açıkça bir şaşırmışlık ve sapmışlık içinde görüyoruz." dediler." (Araf Suresi, 60)

    Allah'ın elçileri tarih boyunca karşılaştıkları her zorluk gibi bu tür iftiralara karşı da Allah'tan yardım dilemiş, hiçbir yılgınlık belirtisi göstermeden sabırla tebliğ görevlerine devam etmişlerdir. Hz. Nuh da kavminin bu çirkin ithamlarını tevekkül ile karşılamış, onlara güzel bir karşılık vermiştir. Bu gerçek ayetlerde şöyle bildirilmiştir:

    "O: "Ey kavmim, bende bir şaşırmışlık ve sapmışlık yoktur; ama ben alemlerin Rabbinden bir elçiyim." dedi. "Size Rabbimin risaletini tebliğ ediyorum. (Ayrıca) Size öğüt veriyor ve sizin bilmediklerinizi ben Allah'tan biliyorum."" (Araf Suresi, 61–62)

    Hz. Nuh'un Duası ve Tufan

    Hz. Nuh içlerinde olduğu sürece kavmini doğru yola davet etmesine ve onları Allah'ın azabına karşı uyarıp korkutmasına rağmen kavmi Hz. Nuh'u yalanlamış ve şirk koşmaya devam etmişlerdir. Bunun sonucunda Hz. Nuh, Allah'a inkarcıları cezalandırması için dua etmiştir. Hz. Nuh'un duası Kuran'da şöyle bildirilir:

    “Nuh "Rabbim, yeryüzünde kafirlerden yurt edinen hiç kimseyi bırakma." dedi. "Çünkü Sen onları bırakacak olursan, Senin kullarını şaşırtıp-saptırırlar ve onlar, kötülükten sınırı aşan (facir'den) kafirden başkasını doğurmazlar."” (Nuh Suresi, 26–27)

    Hz. Nuh'un Oğlu, İman Etmeyenlerle Birlikte Olduğu için Allah'ın Gazabına Uğramıştır

    Hz. Nuh’un oğlu iman etmediği için Nuh kavmi ile boğulanlardan olmuştur.

    "(Gemi) Onlarla dağlar gibi dalga(lar) içinde yüzüyorken Nuh, bir kenara çekilmiş olan oğluna seslendi: "Ey oğlum, bizimle birlikte bin ve kafirlerle birlikte olma." (Oğlu) Dedi ki: "Ben bir dağa sığınacağım, o beni sudan korur." Dedi ki: "Bugün Allah'ın emrinden, esirgeyen olan (Allah)'tan başka bir koruyucu yoktur." Ve ikisinin arasına dalga girdi, böylece o da boğulanlardan oldu." (Hud Suresi, 42–43)


    Bu Kıssadan Çıkarılacak Sonuçlar
    • Hz. Nuh'un kavmine tebliği esnasında bizlere örnek olan birçok ahlak özelliği vardır. "Yalnızca Allah'ın rızasını kazanmaya çalışması, tebliğ için çok çeşitli yöntemler kullanması, her türlü olay karşısında sabrı terk etmemesi, asla yılgınlık ve gevşeklik göstermemesi ve kınayanın kınamasından çekinmemesi" bu üstün ahlak özelliklerinden bazılarıdır.
    • Allah'ın "iyiliği emredip kötülükten men etme" emrini mutlak surette yerine getirmek peygamberler gibi salih müminlerin de üzerine düşen önemli bir sorumluluktur. Müminler bu emri yerine getirirken çeşitli zorluklarla karşılaşabilirler. Burada önemli olan vazgeçmeden büyük bir kararlılıkla bu emri uygulamaya çalışmak, Hz. Nuh'un yaptığı gibi zamanın tüm imkanlarını kullanarak açık ve gizli her türlü yöntemi denemektir.
    • İftiralarına ve sahip oldukları kötü ahlaka rağmen Hz. Nuh'un kavmine hitaben kullandığı yumuşak üslup, inkar edenler tarafından iftira da atılsa müminlerin ne denli itidalli ve tevekküllü olmaları gerektiğinin önemli bir örneğidir. Müminler kendilerine bir iftira atıldığında, bunun bir imtihan olduğunu ve bununla denendiklerini, sabır göstererek tevekkül ederlerse Allah'ın kendilerinden razı olacağını ve kendilerini bu iftiradan temizleyeceğini bilirler. Gerçek bir Müslüman, olumsuz gibi görünen tüm olayların Allah Katından bir deneme olduğunu, her zorlukla beraber bir kolaylık yaratıldığını ve sabredenlerin cennet ile müjdelendiklerini bilerek çok kararlı, itidalli, cesur ve şevk dolu bir tavır gösterir. Sıkıntı duymaz, ümitsizliğe kapılmaz, üzülmez; başına gelen tüm zorlukları Kuran'da emredilen akılcı tavır ve güzel üslupla karşılar.
    “Andolsun, mallarınızla ve canlarınızla imtihan edileceksiniz ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve şirk koşmakta olanlardan elbette çok eziyet verici (sözler) işiteceksiniz. Eğer sabreder ve sakınırsanız (bu) emirlere olan azimdendir.” (Al-i İmran Suresi, 186)
    • Hz. Nuh'un tebliğ yaptığı 950 yıl boyunca göstermiş olduğu sabır ve kararlılık iman edenler için çok güzel bir örnektir. Hz. Nuh'un bu tavrını örnek alan müminler zorluklara karşı sabreder, asla yılgınlık ve gevşeklik göstermezler. Allah'ın yardımının her an yanlarında olduğunu ve mutlak zaferin her zaman iman edenlere ait olduğunu bilirler.
    • Hz. Nuh zamanında gerçekleşen ve 'Nuh Tufanı' olarak adlandırılan olay, o dönemdeki peygambere inanmayan, inançsız insanları cezalandırmak için Yüce Allah'ın özel olarak meydana getirdiği bir cezadır. Allah'ın bildirdiği din ahlakına uymayan, O'nun Hz. Nuh aracılığı ile gönderdiği uyarılardan yüz çeviren, şımarık, kötü huylu insanların hiçbiri -Hz. Nuh’un oğlu da dahil olmak üzere- Hz. Nuh’un Allah’ın emri ile inşa ettiği gemiye binmemiş, kendilerini Allah'tan başka şeylerin koruyacağını zannedip Allah'a değil başka varlıklara güvenmişlerdir. Ancak sonuç olarak Nuh Tufanından korunamamış olmaları Allah dilemezse kişiyi hiçbir önlemin koruyamayacağının açık bir delili olmuştur.








  3. 3
    Ziyaretçi
    güzel kıssalarmış







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi