Biyografi ve hayat hikaye örnekleri

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Biyografi ve hayat hikaye örnekleri ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi


  2. 2
    Aytu
    Bayan Üye





    Cevap: biyografi örneği

    http://www.forumalev.net/unlu-erkek-...biyografi.html

    hikaye örnekleri


    Kurt İle Keçi Hikayesi

    Var idi, yok idi. Yeryüzünde bir keçi ile bir koyun var idi. İkisi, aç oldukları için kırda dolaşıp yayılmaya çıktılar. Bir kurda rastladılar. Korkup, durdular. Kurt:
    - Koyun kardeş seni yiyeceğim, dedi.
    Bunun üzerine koyun kurda:
    - Önünde hazır durmuşum, istersen ye beni. Ancak senden bir ricam var: Beni şimdi yeme. Önünde biraz oynayıp, birazcık pehlivanlık edeyim. Beni ondan sonra ye, dedi.
    Kurt da "pekiyi" diyerek, koyunun isteğini kabul etti. Koyun sağdan sola, soldan sağa zıpladı. Bir taraftan bir tarafa koştu durdu. Kurt ise hep böyle koyunun çevresinde dolanarak, onu seyretti. Koyun da şöyle yaptı, böyle yaptı; sonunda bırakıp kaçtı. Kurt bekledi, bekledi.. Fakat koyun dönüp gelmedi. Kurt aramaya koyuldu ise de, koyunu bulamadı.
    Bu yüzden kurt gelip keçiye:
    - Keçi kardeş seni yiyeceğim, dedi. Keçi:
    -Beni nasıl yiyeceksin, tek beni yersen eline ne geçer? Benim iki yavrum var. Onlar da mağaradadır. Bırak beni gideyim, onlara süt emzireyim. Yavrularımı da yanıma alıp getireyim, hepimizi birden ye. Ta ki beni yedikten sonra yavrum kalmasın yahut yavrularımı yedikten sonra, ben kalmayayım.
    Kurt "pekiyi" dedi. Keçi gitti, dağa girdi. Yavrularını emzirdi. İkisini de yanına alıp, uzaklaştı. Kurt bekledi, bekledi… Fakat keçi de gelmedi. Kurt kalkıp yola düştü, keçiyi dağ tepe aramaya koyuldu. Bütün çabalarına rağmen keçiyi bulamadı. İkisini de elden kaçırdığını anladı. Sonra bir mağaraya geldi, içeri girdi. Mağarada bağlı bir at gördü. Kurt:
    - At kardeş yerim seni, dedi. At:
    - Beni yiyebilmen zordur. Sen ki ufak bir kurtsun, benim gibi kocaman bir atı nasıl yersin? diye cevap verdi.
    Kurt ise:
    - Yerim, dedi. At:
    - Pekiyi, istersen beni ye. Yalnız, nalıma beratım** yazılıdır, dedi. Kurt:
    - Nalın nerededir? diye sordu. At:
    - Ayağımın altındadır, dedi. Kurt da:
    - Ayağını kaldır da bakayım, dedi.
    Bunun üzerine at ayağını kaldırdı. Kurt atın nalındaki beratı görmek için eğildi.
    Bu durumdan istifade eden at, alnına bir tekme vurmakla birlikte, kurdun kafasını parçaladı. Kurt yere yığıldı, düştü. Can çekişirken başına gelen işleri, sızlanarak söylenmeye başladı:

    Gittin gördün bir koyun
    Ye, kalsın kuru boyun
    Neyine oyun, moyun
    Pehlivanlık mı edeceksin?

    Gittin gördün bir keçi
    Ye kalsın kuru ayakçığı
    Neylersin ikiyi üçü
    Çobanlık mı edeceksin?

    Geldin gördün bir at
    Ye de yanında yat
    Neyine berat, merat
    İstanbul’a mı gideceksin?

    Bunları söyledikten sonra kurt can verdi. Koyun kurtuldu. Keçi de kurtuldu. At da kurtuldu.
    Ben de gittim bana üç elma verdiler: Biri masala, biri masalı anlatana, biri de masalı dinleyenlere.


    İki Papağan, Kral ve Oğlu

    Biri baba, biri oğlu iki papağan Kral sofrasından geçiniyorlarmış. İki yarıtanrı, onlar da baba
    oğul bu papağanlarsız edemiyorlarmış. Dördü de yaşlarına başlarına göre Candan bağlıymışlar
    birbirine Dki baba canciğermiş; Uçarı yürekli iki oğul da Bağdaşıyorlarmış nasılsa. Sofrada,
    okulda bir prensle olmak Ne şeref bir genç papağan için. Prens, zalim bir cilvesiyle kaderin,
    Başka kuşları da seviyormuş: Bir serçe, çapkın mı çapkın, Çevrenin en sevdalısı, Bağlamış
    kendine genç prensi. İki rakip kuş oynaşırken bir gün Bütün delikanlılar gibi Kavgaya
    çevirmişler oyunu. Serçe, boyuna bakmadan, Öyle gagalar yemiş papağandan, Sürtmüş kanadı
    yere can çekişir gibi, Kurtulmaz sanmışlar aldığı yaradan. Prens kızıp öldürmüş papağanı.
    Haberi yetiştirmişler babasına;
    Zavallı ihtiyar ciyak ciyak bağırmış;
    Ama ne kadar yolunsa, yırtınsa boşuna:
    Konuşkan yavrusu gitmiş öbür dünyaya,
    Konuşmaz olmuş daha doğrusu;
    Öyle olunca da bir kızmış ki babası
    Saldırmış kralın oğluna,
    Oymuş iki gözünü birden
    Ve kaçmış bir çamın tepesine saklanmış.
    Orda, tanrıların kucağında,
    Tadını çıkarıyormuş aldığı öcün,
    Güvenlik içinde, kimseden korkmaksızın.
    Kralın ta kendisi gitmiş çağırmış onu:
    - Gel dostum, demiş ağlamak neye yarar? Kin, öç, yas, bitsin artık bunlar. Duyduğun acı ne kadar büyük de olsa Haksızlığın bizden yana olduğunu Söylemek zorundayım sana.
    Oğlum sebeb oldu bütün bunlara. Oğlum mu dedim? Hayır, kaderin işi bu: Çoktan yazmış ki alınlarımıza, Ölecek birimizden birinin çocuğu, Bu yüzden de öteki kör olacak. Ne olur gelsen de kafesine, Dki baba birbirimizi avutsak? Papağan demiş ki efendisine:
    - Sayın kralım, nasıl güvenebilirim sana, Bu benim yaptığımı yaptıktan sonra? Kaderden söz ediyorsun;
    Beni kandıracağını mı sanıyorsun
    Senin inançlarına sığmaz uydurmalarla?
    Ama ister Tanrı yürütsün ister kader
    Bu dünyanın işlerini,
    Benim alnıma yazılmış olan da şu ki,
    Bu çamın tepesinde
    Ya da karanlık bir ormanın köşesinde
    Bitireceğim son günlerimi, Gözleri görmez olmuş oğlundan uzaklarda. Onu gördükçe kızacaksın
    elbet bana. Bilmez miyim, kral lokmasıdır öç almak, Tanrılar öç alır da krallar almaz mı?
    Dnanmıyor değilim şu anda, Sana ettiğim kötülüğü Ama çok daha güvenli geliyor bana Senin elinden, gözünden uzak olmak. Canım kralım, git, uğraşma boşuna; Bana haram artık seninle yaşamak. Hem ayrılık azaltır öfkeyi, kini Sevdanın da merhemi olduğu gibi.







+ Yorum Gönder
ingilizce hayat hikayesi örnekleri,  hayat hikayesi örnekleri,  örnek hayat hikayeleri,  biyografi ile ilgili hikaye,  biyografi hikaye örneği
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi