Gelenek ve göreneklerimiz hakkında bilgi

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Gelenek ve göreneklerimiz hakkında bilgi ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi


  2. 2
    desert.rose
    Usta Üye





    Cevap: ÖRF
    Örfler çoğu
    zamantoplumun katı beklentileri olarak nitelenen birtakım örnek tutum ve davranışlardır. Örfler aynı zamandatoplumu herhangi bir değer sisteminin bünyesini oluşturan temel taşlarını da temsil ederler. Bu değerler sistemi toplumsal yapının durumuna göre giderek özel bir hukuk sistemine göre ya da o sistemdeki bir yasa maddesine de gerekçe olur.
    Örflerin bireyle birey bireyle
    aile bireyle komşular ve akrabalar bireyle halk ve ulus arasındaki ilişkileri davranışları tutum ve tavırları düzenleyen ve belirleyen işlevleri vardır. Toplumun her üyesini sürekli olarak baskı altında tutan örfler zorlayıcı yaptırıcı ya da yasaklayıcı yaptırımlarıyla bireyin gruplacemaatla ya da toplumla uygunlaşımını sağlarlar. Öte yandan cinsyaş sınıf ve mesleklere göre belirlenmiş çeşitli örfler bunlar arasında bağlantıyı koruma kollama pekiştirme ve denetleme işlevleriyle de yüklüdürler.
    Örflere karşı çıkma kimi
    toplumlarda yasaya karşı çıkmayla bir tutulur hatta zamanzaman yasaların da üstünde tutularak katı ve bağışlamasız bir tutumla birey cezalandırılır.
    ADET
    Adetler tıpkı örfler gibi birçok sosyal içerikli ilişkiyi düzenlemekte yönetmekte ve denetlemektedirler. Toplumsal yaşamın düzenli gitmesinde kuralların uygulanmasında adetler etkili olmaktadırlar örneğin karşılama ve uğurlamalar yemek ve sofra düzenleri geçiş dönemleriyle ilgili kutlama ve kutsamalar; kız isteme nişanlılık ve evlenme usülleri cinsler yaş grupları meslek mensupları arasındaki ilişkilerin biçimleri selamlaşma hatır sorma sırasında uyulması gereken kurallar bayramlar mevsimler önemli günlerle ilgili davranış biçimleri 'yas alma' 'baş sağlığı dileme' gibi durumlarda söylenecek sözler takınılacak tavırlar ve tutumlar adetlerin alanına girerler.
    Adetler çeşitli kökenlerden kaynaklanmış ve biçimlenmişlerdir bunlar içerisinde geçmiş zamanların yaşama biçimleri dünya görüşleri ilginç rastlantı ve olaylar önemli bir yer tutarlar. Bir toplumda toplumun bütününü ilgilendiren adetler olduğu gibi çeşitli mesleklerin mezheplerin etnik grupların v.b. kendilerine özgü adetleri vardır. Adetlerin pratikteki uygulanışını giderek gelenekleşmesini sağlayan bu konuda bilinçli yada bilinçsiz görev üstlenen yaş ve cins gruplarıyla dinsel liderler dernek yöneticileri oyun grubu başkanları bulunmaktadır. Kimi adetler oldukça durağan ve sürekliyken kimisi de zamanla değişebilen niteliktedir. Adetlerden bir bölümü toplumun büyük değişim çalkantısına ayak uydurarak özlerinde ve biçimlerinde sınırlı değişmelere uyarak benliklerini bir dereceye kadar korurken bir bölümü de tıpkı canlı organizmalar gibi etkinliği ve diriliğini zamanla yitirerek gün gelir ortadan kalkarlar.
    GELENEK
    Gelenekler geniş anlamıyla bir kuşaktan ötekine geçirilebilen bilgi tasarım boş inanç yaşantı biçimi daha geniş anlamıyla maddi olmayan kültürdür. Dar anlamda ise kuşaklar boyunca bir toplumun örneğin kutsal yada politik işleri gibi önemli konulardaki görüşlerdir. Gelenekler sözlü ve yazılı olmak üzere iki bölüme ayrılırlar. Tıpkı adetler gibi ama onlardan daha güçlü olarak toplumsal yaşamın düzenlenmesinde ve denetlenmesinde önemli rol oynarlar. Nitelikleri bakımından genellikle tutucu olan gelenekler aile hukuk din ve politika gibi toplumsal kurumlar üzerinde etkilidirler bilim ve sanat, geleneklerin daha az etkisi altındadırlar. Bireyin bağlı bulunduğu grubun yada toplumun geleneklerine karşı çıkması, bu karşı çıkışın derecesine göre bireyin toplulukça afarozundan saldırıya uğramasına, hor görülmesinden alaya alınmasına kadar genişleyen tepki türlerinde biçimlenir. Geleneklerin tıpkı örfler gibi yasalarla belirlenmiş türleri vardır. Yasa geleneklere ve onlara aykırı davranışlar için verilecek olan cezaları bir ölçüye sokmaya çalışır. Gelenekler genellikle yasalardan çok daha geniş bir alanı yönetirler.
    GÖRENEK
    Göreneğin örfe adete, geleneğe bakarak yaptırım gücü daha zayıftır. Örfteki yapılma zorunluğu adet ve gelenekdeki yapılmalı özelliği görenekteki yapılabilme özelliğini alır. En yalın tanımıyla bir şeyi görüle geldiği gibi yapma alışkanlığı olan görenek öteki sosyal alışkanlık gibi gerekli ve uygun görülenleri kapsar. Ama bunların mutlaka yerine getirilmesini istemez. Öteden beri yapıla gelmekte olan fakat henüz adet durumunu kazanmamış olan bu davranış biçimlerine grubun toplumun gelişmesin uygun yenilikler eklenir. Bunlar süreklilik kazandığı gibi bir süre sonra ortadan kalkabilirler.
    Görenekler günlük yaşantımızın gerekli gördüğü ilişkilerin düzenlenmesinde bireyler arasındaki sürtüşmeleri azaltmakta toplumsal ilişkilerin kolaylaşmasında belirleyici rol oynarlar. Komşu ziyaretlerinde hasta yoklamalarında alış-verişte ortak taşıtlara inip binmede tanışma ve tanıştırılmalarda nasıl davranılacağını belirleyerek ilişkilerin düzenli gitmesine yardımcı olurlar.

    TÜRKiYE’DE DİNİ BAYRAM GELENEKLERi:
    Türkiye’de resmi olarakta kutlanan iki tane dini bayram vardır. Kurban Bayramı ve Şeker (Ramazan) Bayramı.Kurban Bayramı dört gün Şeker(Ramazan)bayramı ise üç gün sürer ve bu bayramların Türk halkının yaşamında özel bir yeri ve anlamı vardır.
    Bayramların kutlanması her bölgede farklı olabilir.Ancak temelde kutlamalar bir birine çok benzer.
    .Bayramlarda hazırlıklar bir iki hafta önceden ''genel bayram temizliği'' ile başlar. Bayram için yiyecek ve giyecek listesi yapılır.Alışveriş listesinde bayram şekeri ve kolonyası mutlaka yer alır. Özellikle
    çocuklara bayramlık elbise ve ayakkabı almak için zengin- fakir herkes özel çaba gösterir. ''Kurban Bayramı '' listesinde ise farkli olarak bir de KURBANLIK bulunur.

    Bayramlar öncesinde kandil geceleri lokma yapılarak komşulara mahalle çocuklarına yakınlara dağıtılır. Aynı gece Kuran okunarak ölüler için dua edilir.
    Her iki bayramında bir önceki gününe Arife günü denir .Arife günü mezarlıklar ziyaret edilir ve bayram yemekleri hazırlanır.. Bayram yemekleri de bölgeler göre ve bayramın türüne göre farklılık gösterir. Elbette Kurban Bayramının ana menüsü kurban etinden oluşur. Bunun yanı sıra börekler açılır dolmalar sarmalar yapılır Ancak her iki bayramında vazgeçilmez menüsünde baklava vardır.. Arife gecesi ailenin tüm bireyleri yıkanır. Bayram sabahı erkenden kalkılır. Herkes en yeni bayramlık giysilerini giyer. Erkekler bayram namazına giderler kadınlar gerekli yemek ve sofra hazırlıklarını yaparlar.
    Bayram namazı sonrasında erkekler toplu olarak mezarlıklara giderler. Orada hem kendi yakınlarına hem de tüm ölülere dualar yapılır. Ardından eve gelinir. Sofraya hep beraber oturularak bayram yemeği yenir. Yemekten sonra eller yıkanır ailede en büyükten başlayarak bayramlaşma yapılır .Büyüklerin elleri öpülür. Büyükler de küçüklere para vererek sevindirirler.. Kurban Bayramında genellikle hafif bir kahvaltıdan sonra Kurban kesme işiyle ilgilenilir ve öğlen yemeğine kurban eti pişirilir.. Sonra komşular akrabalar dostlar gezilerek bayramları kutlanır. Bayram ziyaretine gelenlere kolonya şeker çikolata baklava bayram kahvesi (Kurban Bayramı ise kurban eti) ikram edilir.
    Bazı yerlerde ''bayram şenliklerinin'' yapıldığı salıncaklarin kurulduğu çeşitli oyunların ve atraksiyonların olduğu ‘’şenlik alanları’’vardır. Gençler ve çocuklar buralarda toplanarak gönüllerince eğlenirler.
    Bu ''Dini Bayramlar''ın en önemli özellikleri :Bayramlarda insanlar bir araya gelir eş-dost-akrabalar ziyaret edilir küs olanlar barışır fakirlere yardım edilir dostluklar gelişir ve mutluluklar sevinçler paylaşılır.
    Keşke insanlar 3-4 günlük bu bayramları tatil olarak görmese de geleneklerimiz gelecek kuşaklara da aktarılabilse!

    EVLENME ADETLERİ

    Birleşmiş Milletler Nüfus Komisyonu’na göre “Erkek ve kadının kanuni birleşmesinden doğan müesseseye evlilik” denir. (SERPER. S. 149)
    Evlilik insan gruplarının yaşantıları boyunca uyguladıkları ve geliştirdikleri sosyal öğelerle yüklü bir kavramdır. Kültürler arası farklılık göstermesi sosyal öğelerin değişik kültürler içinde oluşması ve farklı değer yargılarıyla yüklü olmasıyla açıklanabilir. Toplumlar kimin kiminle kaç eşle ve hangi koşullar altında evlenebileceğine dair bir takım kurallar yaratmışlardır. Çok değişik uygulamalar olmakla beraber evlilik esas itibariyle toplum tarafından onanan kadın ve erkek ya da kadınlar ve erkekler arasında yaratılan bir ilişki türünü karakterize etmektedir. İlişkinin belirli kalıplar içinde gerçekleşmesi de evliliğin sosyal bir kurum olarak ele alınıp incelenmesine olanak vermektedir. Aile birliği sürekliliğini evlilik kurumuyla sağlar. Başka bir deyişle evlenme olgusu aileyi oluşturan toplumsal ilişkileri belirli kalıplar içine yerleştiren bir sözleşmedir...
    Anadolu’nun her tarafında evlenmenin yapılabilmesi için bu olay öncesi bir takım hazırlık ve aşamaların birbiri arkasına yapılması ve izlenmesi gerekir. Bu nedenle halk (ister köy-geleneksel topluluklarında olsun ister şehir ve kasabaların geleneksel sınıflarında olsun) bu aşamaları işaretleyen bir takım kaideleri (görenekleri) ve seremonileri uygulamak zorundadır. Evlenme ile ilgili göreneklerin çoğu söz konusu toplumlarda kuşaktan kuşağa geçmiş binaenaleyh gelenekleşmiş olup bunların yanı sıra yapıla gelmekte olan seremoniler de birtakım inançlar ve pratiklerden ibarettir. Ancak çok eski zamandan beri uygulanan ve bugün artık Türkiye Türk topluluğunun malı kültürünün bir parçası haline gelmiş olan “Evlenme görenekleri ve seremonilerinin batılılaşma süresi sonunda gittikçe değişmekte oldukları da bir gerçektir. Söz konusu görenekler ve seremoniler sıra ile ilkten sona doğru ana hatları şu aşamalara göre uygulanır: Evlenme arzusunu belirtme evlenme çağı görücü gezmek (dünürcülük) söz kesimi başlık nişan evlenme ve düğün. (ERDENTUĞ. S.213)

    Evlenme İsteğini Belirtme :
    Önceki yıllarda kız ve erkeğin aile içinde evlenme isteklerini açıkça belli etmeleri imkansızdı. Kız ve erkeklerin eşlerini seçme hakkı ancak anne - baba ve akrabalara tanınan haktı. Günümüzde ise artık çoğunlukla gençler evlenmek istedikleri kişileri kendileri seçme hakkına sahiptir.

    Evlilik Çağı ve Yaşı :
    Geleneksel kesimde kızın ve erkeğin evlenme çağına geldiklerini belirleyen bir takım ölçütler vardır. Bunların başında buluğa erme gelir. Ülkemizde buluğ çağı 10-14 yaşları arasında başlar. Gerek kızda gerek erkekte görülen bir takım biyolojik ve fizyolojik gelişmeler buluğ çağının belirtileridir. Annelik ve babalık için gerekli olan bu gelişmeler onların biyolojik ve sosyo-kültürel kişiliklerini geliştiren önemli belirtilerdir. Bu belirtilerle kişisel sorumluluklar da başlar. Kızlar bu aşamada üyesi bulundukları ailenin ekonomik toplumsal ve kültürel etkinliklerine katılırlar. Aynı durum erkek çocukları için de söz konusudur.
    Erkek çocuk da aile içerisinde gerek cinsinin gerekse yaşının gerektirdiği etkinliklere katılarak geleneklerinin öngördüğü tavrını almaya çalışır.
    Kızın ergin yaşa girmesi ev işlerine katılması aile ve grup içerisinde genç kızlık çağının gerektirdiği role bürünmesi ve karşı cinsle ilgilenmesiyle evlenecek duruma geldiğini göstermektedir. Erkek çocuğunsa aynı biçimde toplumsal rolüne bürünmesi evin ekonomisine katkıda bulunması askerliğini yapması ve iş sahibi olması evlenmesi için gerekli ve geçerli sayılan ölçütlerdir.
    Öte yandan evlenme işinde bir de “sıra gözetimi” vardır. Bu konuda ağabeylerin ve ablaların daha önce evlenmelerine dikkat edilir. Ancak küçük kızın evlendirilmesinde büyük kızın ya da kızların henüz evlenmemiş olmaları önemli bir engel sayılmamaktadır. Özellikle son yıllarda bu gibi durumlarda ağabey ve ablalardan izin istenmekte evlilik ondan sonra gerçekleştirilmektedir.
    Kırsal alanda evlenme kentlere bakarak daha erken yaşlarda olmaktadır. Kimi yörelerde evlenmenin gerçekleşmesi için erkeğin askere gitmeden önce kimi yerlerde de askerden dönmüş olması şartı aranmaktadır. Genellikle kızlarla erkeklerin evlenme yaşları birbirine yakın olmaktadır.
    İster kırsal ister kentsel kesimde olsun evlenme yaşını ve zamanını ekonomik etmenlerinkimi sosyal olayların göçlerin ölümlerin belirlediğini de söylemek gerekir. Evlenme girişiminde bulunmada toplum kıza ve erkeğe aynı hakkı tanımamıştır. Başka bir söyleyişle erkek ve erkek ailesi bu konuda aktif bir durumdayken kız ve kız ailesi pasif bir durumdadır. Girişimgenellikle erkekten ve erkek ailesinden gelir.

    Elenme Aşamaları

    1- Görücülük Dünürcülük / Kız Bakma Kız İsteme
    İlk aşama olan görücülük kız bakma kız arama kız beğenmeyi ifade eder. Kentlerde daha çok tanışıp anlaşarak evlenme yaygınken geleneksel kesimde görücülük daha yaygındır.
    Oğullarını evlendirmek isteyen aileler ilkin akrabalarından komşularından yakın çevrelerinden başlayarak kız aramaya çıkarlar. Bu konuda kendilerine komşuları ve tanıdıkları da yardımcı olurlar.Evlenecek delikanlıya kız aramak kız bakmak için baş vurulan bu adete “görücülük”“görücüye çıkma” gibi adlar verilir.
    Erkeğin aile üyeleri akraba ve komşularından seçilen birkaç kadının beğenilen kızın evine ziyarete gitmeleri kızı görmeleri onu incelemeleri ve niyetlerini açığa vurmaları görücülüğün kız bakma aşamasını oluşturur. Bu tür evlenmede eşlerden çok onların yakınlarının beğenisi isteği ve girişimi söz konusudur. Kuşkusuz erkek de bu tercihi genellikle onaylar. (TEZCAN S.37)
    Kız görmeye genellikle habersiz gidilir. Son zamanlarda aracı olarak adlandırılan kişiler kız evinin ağzını aradığı için kız evi aslında haberdardır. Kızın davranışlarına bakılarak istekli olup olmadığı anlaşılır. Kızın ikramda bulunması yanlarında oturması isteyip istemediğinin belirtisidir.
    Kız evinden olumsuz cevap alınacağı sezilirse başka adaylar üzerinde durulur. Görücüye çıkma kız bakma Türkiye’nin değişik bölgelerinde kimi ayrıcalıklar ve yöresel özellikler göstermekle birlikte yine de bu usul ana çizgileri bakımından aynıdır.
    Ancak kesin karara varmadan önce gerek oğlan gerekse kız ailesi adaylar hakkında bilgi toplamaya çalışırlar. Elde edilen bilgilerin değerlendirilmesi kız için işgüzar namusluterbiyeli evine ve törelerine bağlı olup olmadığı oğlan içinse kötü alışkanlıklarının bulunup bulunmadığını işine mesleğine bağlılığı noktalarında toplanmaktadır. Kız ve oğlan evlerinin karşılıklı olarak bir değerlendirmeye varmaları sonucunda kız istemeye yani dünürcülük aşamasına geçilir. (ÖRNEK S:191)
    Dünürcülük beğenilen kızın istenilmeye gidilmesidir. Dünürcülük genellikle erkeklerin de katılımıyla gerçekleştirilir. Dünürcü olarak kız evine sözü geçen kişiler de bulundurulur. İlk gidişte oğlan evinin bir büyüğü “Allah’ın emri Peygamberin kavliyle kızınızı oğlumuza istiyoruz” diyerek niyetlerini belli eder. Kız evinden bir büyüğün “Allah yazdıysa olur” şeklindeki ifadesi kızın verileceği şeklinde yorumlanır. Genellikle ilk istenişte kız verilmez. “Kız evi naz evi”dir. Bu arada kız evinde erkek tarafının getirdiği şeker lokum çikolata gibi yiyecekler (şirinlik ağız tadı vs.) yenilir. Bazı yörelerimizde Kur’an da okunur.





















  3. 3
    desert.rose
    Usta Üye
    Türk Kültüründe Evlilik ve Evlilik Gelenekleri


    Birleşmiş Milletler Nüfus Komisyonu’na göre “Erkek ve kadının kanuni birleşmesinden doğan müesseseye evlilik” denir.
    Evlilik insan gruplarının yaşantıları boyunca uyguladıkları ve geliştirdikleri sosyal öğelerle yüklü bir kavramdır. Kültürler arası farklılık göstermesi sosyal öğelerin değişik kültürler içinde oluşması ve farklı değer yargılarıyla yüklü olmasıyla açıklanabilir. Toplumlar kimin kiminle kaç eşle ve hangi koşullar altında evlenebileceğine dair bir takım kurallar yaratmışlardır. Çok değişik uygulamalar olmakla beraber evlilik esas itibariyle toplum tarafından onanan kadın ve erkek ya da kadınlar ve erkekler arasında yaratılan bir ilişki türünü karakterize etmektedir. İlişkinin belirli kalıplar içinde gerçekleşmesi de evliliğin sosyal bir kurum olarak ele alınıp incelenmesine olanak vermektedir. Aile birliği sürekliliğini evlilik kurumuyla sağlar. Başka bir deyişle evlenme olgusu aileyi oluşturan toplumsal ilişkileri belirli kalıplar içine yerleştiren bir sözleşmedir...
    Anadolu’nun her tarafında evlenmenin yapılabilmesi için bu olay öncesi bir takım hazırlık ve aşamaların birbiri arkasına yapılması ve izlenmesi gerekir. Bu nedenle halk (ister köy-geleneksel topluluklarında olsun ister şehir ve kasabaların geleneksel sınıflarında olsun) bu aşamaları işaretleyen bir takım kaideleri (görenekleri) ve seremonileri uygulamak zorundadır. Evlenme ile ilgili göreneklerin çoğu söz konusu toplumlarda kuşaktan kuşağa geçmiş binaenaleyh gelenekleşmiş olup bunların yanı sıra yapıla gelmekte olan seremoniler de birtakım inançlar ve pratiklerden ibarettir. Ancak çok eski zamandan beri uygulanan ve bugün artık Türkiye Türk topluluğunun malı kültürünün bir parçası haline gelmiş olan “Evlenme görenekleri ve seremonilerinin batılılaşma süresi sonunda gittikçe değişmekte oldukları da bir gerçektir. Söz konusu görenekler ve seremoniler sıra ile ilkten sona doğru ana hatları şu aşamalara göre uygulanır: Evlenme arzusunu belirtme evlenme çağı görücü gezmek (dünürcülük) söz kesimi başlık nişan evlenme ve düğün.


    Evlenme İsteğini Belirtme :
    Önceki yıllarda kız ve erkeğin aile içinde evlenme isteklerini açıkça belli etmeleri imkansızdı. Kız ve erkeklerin eşlerini seçme hakkı ancak anne - baba ve akrabalara tanınan haktı. Günümüzde ise artık çoğunlukla gençler evlenmek istedikleri kişileri kendileri seçme hakkına sahiptir.


    Evlilik Çağı ve Yaşı :
    Geleneksel kesimde kızın ve erkeğin evlenme çağına geldiklerini belirleyen bir takım ölçütler vardır. Bunların başında buluğa erme gelir. Ülkemizde buluğ çağı 10-14 yaşları arasında başlar. Gerek kızda gerek erkekte görülen bir takım biyolojik ve fizyolojik gelişmeler buluğ çağının belirtileridir. Annelik ve babalık için gerekli olan bu gelişmeler onların biyolojik ve sosyo-kültürel kişiliklerini geliştiren önemli belirtilerdir. Bu belirtilerle kişisel sorumluluklar da başlar. Kızlar bu aşamada üyesi bulundukları ailenin ekonomik toplumsal ve kültürel etkinliklerine katılırlar. Aynı durum erkek çocukları için de söz konusudur.
    Erkek çocuk da aile içerisinde gerek cinsinin gerekse yaşının gerektirdiği etkinliklere katılarak geleneklerinin öngördüğü tavrını almaya çalışır.
    Kızın ergin yaşa girmesi; ev işlerine katılması aile ve grup içerisinde genç kızlık çağının gerektirdiği role bürünmesi ve karşı cinsle ilgilenmesiyle evlenecek duruma geldiğini göstermektedir. Erkek çocuğunsa aynı biçimde toplumsal rolüne bürünmesi evin ekonomisine katkıda bulunması askerliğini yapması ve iş sahibi olması evlenmesi için gerekli ve geçerli sayılan ölçütlerdir.
    Öte yandan evlenme işinde bir de “sıra gözetimi” vardır. Bu konuda ağabeylerin ve ablaların daha önce evlenmelerine dikkat edilir. Ancak küçük kızın evlendirilmesinde büyük kızın ya da kızların henüz evlenmemiş olmaları önemli bir engel sayılmamaktadır. Özellikle son yıllarda bu gibi durumlarda ağabey ve ablalardan izin istenmekte evlilik ondan sonra gerçekleştirilmektedir.
    Kırsal alanda evlenme kentlere bakarak daha erken yaşlarda olmaktadır. Kimi yörelerde evlenmenin gerçekleşmesi için erkeğin askere gitmeden önce kimi yerlerde de askerden dönmüş olması şartı aranmaktadır. Genellikle kızlarla erkeklerin evlenme yaşları birbirine yakın olmaktadır.
    İster kırsal ister kentsel kesimde olsun evlenme yaşını ve zamanını ekonomik etmenlerin kimi sosyal olayların göçlerin ölümlerin belirlediğini de söylemek gerekir. Evlenme girişiminde bulunmada toplum kıza ve erkeğe aynı hakkı tanımamıştır. Başka bir söyleyişle erkek ve erkek ailesi bu konuda aktif bir durumdayken kız ve kız ailesi pasif bir durumdadır. Girişim genellikle erkekten ve erkek ailesinden gelir.


    Askerlik gelenekleri
    Toplumumuzda gelenekselleşmiş köklü bir geçmişe sahip olan askerlik kutsal bir görev olarak değerlendirilir. Asker olmak onurlu ve erdemli bir insan olmayla özdeşleştirilir. Özellikle kırsal kesimde askerliğini yapmayan kişiler hoş karşılanmaz sözleri dikkate alınmaz.


    Topluma bu denli önem verilen bu görevin başlangıcında ve bitişinde diğer geçiş dönemlerinde olduğu gibi çeşitli törenler yapılmaktadır. Uğurlama ve karşılama törenleri bölgesel farklılıklar göstermektedir.


    Yurdumuzun her yöresinde yaygın olarak yapılan uygulamalardan biri pusulası (askere çağrı mektubu) gelen gençlerin akrabaları ve arkadaşları tarafından sırayla yemeğe davet edilmelidir. Bu yemek yalnızca asker adayına verildiği gibi ailesiyle birlikte ağırlandığı da olmaktadır. Yemek sırası ve sonrasında eğlenceler yapılması da yaygın bir uygulamadır.


    Kars'da askere gidecek kişi köy ve şehirdeki akrabalarını ziyaret edip "Allahaısmarladık" demekle bu ziyaretler sırasında kendisine harçlık ve yolluk olarak hazırlanan çöreklerden verilmektedir.


    Silifkenin Kırtıl köyünde ise askere gidileceği günün akşamı askere gidecek olanlar kız ve erkek arkadaşlarını eve davet eder geç saatlere kadar eğlenirler mengi oynanır. Askerlerin ceplerine uğur parası denilen harçlıklar konulur.


    Ankara - Kızılcahamam - Verimli köyünde yaşlı erkekler ve kadınlar "Uğur parası" adı verilen parayı verirken "Benim için nöbet tut buna karşılık" diyerek gencin gönlünü almaktadırlar.


    Seydişehir'de uğurlama töreninde kadınlar hazırladıkları çöreği üçe bölerler. Bir parçası kurda kuşa yem olsun diye suya atılır. Bir parçası delikanlının gömleğine sarılarak sandıkta saklanır. Bir parçası da yemesi için delikanlının yolluğuna konur. Her izine geldiğinde gömleğe sarılı parçadan bir bölümü koparılarak gence yedirilir. Asker uğurlamasından sonra kadınlar bir pınarın başında toplanarak yemek yerler. Yemek yerken tahta kaşık kullanılmaz tahta kaşık kullanılırsa delikanlıların askerde çok dayak yiyeceğine inanılır.


    Eskişehir - Seyitgazi - Şükranlı köyünde askere gidecek genç nişanlı ise nişanlı evinin odununu gitmeden önce asker adayına kestirirler zorluklara alışsın diye.


    Yaşamının bir bölümü ile ilgili bu denli zengin uğurlama törenlerinin yanında karşılama törenleri de zengin uygulamalara sahne olmaktadır.


    Silifkenin - Kırtıl köyünde asker terhis olduktan sonra kına alıp getirir. Köye geldiği günün akşamı kendisine hoşgeldine gelenlere hazırlanan kınadan yakılır. "Asker kınası" adı verilen bu kınanın yakılması uğurlu sayılır.


    Askerlikle ilgili konulardan birisini de askerde yoğun özlem ve hasret duygularıyla yazılan asker mektupları oluşturur. Asker mektupları genellikle selamla başlayıp durum anlatıldıktan sonra bir mani ile biter.
    Mektuplarda bütün akraba ve tanıdıklara selam söylenir. İletişim araçların yaygın olmadığı dönemlerde tek iletişim yolu olan mektuplarda evli olan askerin baba evinde olan eşine duygularını açıkça ifade edememesi mektubun başka kişilerce de okunacağı düşüncesi ile kimi zaman şifre içerikli maniler yazdığı da görülür.


    Yürü mektubum yürü
    Haberini al da gel
    Bir iken iki olduk
    Üç olduk mu sor da gel


    Diyerek manide çocuğu olup olmadığı üstü kapalı bir biçimde sorduğu gibi.


    Durum bildiren bu tür mektuplar dışında bir de mizahi asker mektupları vardır ki bu tür mektuplar daha çok arkadaşlar arasında yazılmaktadır.


    Askerliğin bitip eve dönülmesinde de büyük bir coşku yaşanır eğlenceler düzenlenir. Akrabaları ve arkadaşları on onbeş gün ziyaretine gider ve bu sürede evde misafir gibi ağırlanıp iş yaptırılmaz. Bazı yörelerde bu ziyaretler sırasında gence hediyeler verildiği de olur.


    ANADOLU’DA ÖLÜM GELENEKLERİ




    büyük bir kesimi geleneklerin etkisi altındadır. Halkımızın geleneksel yaşamını oluşturan ona öz ve biçim kazandıran ana davranış kalıplarının temelindeyse sayısız adet inanma ve töresel işlem yatmaktadır. Gerçekleştirilen bu uygulamalar yöreden yöreye farklılık ve benzerlik göstermektedir.


    Hayatın üç önemli dönemi doğum ve evlenmede olduğu gibi ölüm çevresinde de bir çok inanma adet töre tören ayin kalıp davranış işlem kümelenmektedir. Ölüm çevresinde kümelenen ve ölüyle toplum üyelerini kuşatan bu inanmalar adetler işlemler törenler ve kalıp davranışlar başlıca üç grupta toplanmaktadır. Ölüm öncesi ölüm sırası ve ölüm sonrası şeklinde oluşan gelenekler dizisi kısaca aşağıda açıklanmaktadır.


    Anadolu’da genel olarak ölüm korkusunun bilinç altındaki baskısıyla tedirgin olan halk düşüncesi geleceğini bilmek isteğinin de etkisiyle alışılagelmişin dışındaki birtakım davranışları araç gereçlerin şu ya da bu biçimdeki kullanışlarını meteorolojik olayları hayvanların hareket ve seslerini; düşlerdeki görüntülerle hastadaki psikolojik ve fizyolojik değişiklikleri çoğu zaman ölümün bir ön belirtisi saymaktadır. Halk inanmalarında ölümü önceden haber veren belirtiler arasında hayvanlarla ilgili olanlar büyük bir yer kapsamaktadır. Hayvanların insanlarda bulunmayan kimi yetenekleri sezi güçleri biçimsel özellikleri uğurlu ya da uğursuz sayılmaları bu tür inanmaların oluşmasında ve evrensel bir çizgiye erişmesinde büyük bir rol oynamaktadır


    Evev eşyası araç gereç ve yiyecek çevresinde kümelenen bir takım inanmaların temelinde de ölüm korkusu yatmakta bunlar halk tarafından çoğu zaman ölümün ön belirtileri olarak nitelenmektedir. Ay güneş tutulması yıldız kayması şimşek çakması ve gök gürlemesi gibi olaylar da halk inanmalarında çoğu zaman ölüme yorumlanmaktadır. Bilinçaltında biçimlenen çeşitli görüntülerin simgesel bir takım çağırışımlarla da desteklenerek gerek düşü gören gerekse yakınları için bir ölüm belirtisi olarak yorumlanışı oldukça yaygındır.


    Ölüm olaylarının duyurulmasının en doğal biçimi ölenin yakınlarının ağlamalarıyla olur. Olayı duyan komşular ölü evinde toplanarak ölünün yakınlarının acılarına ortak olmaya onları avutmaya ilk hazırlıkları yapmaya yardımcı olurlar. Köylerde ilçelerde ve küçük kentlerde evden eve haberleşmenin okuyucu çıkarmanın yanı sıra en yaygın usulu sela verdirmektedir. Gazetelere ilan vermek yoluyla olayı duyurma daha çok büyük kentlerde görülmektedir. Büyük kentlerde cenaze işlerini alan ticari kuruluşlar da vardır.


    Bunlar defin için gerekli hazırlıkların yanı sıra ölüm ilanlarını da üzerlerine almaktadır.


    Ölümden hemen sonra yapılan işlemlerin bir bölümü doğrudan doğruya cesetle ilgiliyken bir bölümü de ceset çevresinde toplanmaktadır. Ölünün öte dünyaya gönderilişine ön hazırlık niteliğindeki bu işlemlerin kimilerinin temelinde ölene canlı gözüyle bakmanın ve ondan korkmanın tipik belirtileri yatarken kimilerinde de hijyenik düşünceler ve dinsel gelenekler rol oynamaktadır.


    Bu tür işlemlerin en çok görülenleri şunlardır. Ölünün gözleri kapatılır çenesi bağlanır başı kıble yönüne çevrilir ayakları yanyana getirilir elleri yanyana ve göbek üzerine konurüzerindekiler çıkartılır bazı yerlerde yatağı değiştirilir


    ölünün karnına bıçak demir vs. metal eşya konur ölünün bulunduğu oda temizlenir ölünün bulunduğu oda aydınlatılır ölünün başucunda Kuran okunur.


    Bahsedilen ön hazırlıktan sonra gömme için gerek dinsel gerek geleneksel bakımdan zorunlu olan hazırlığa geçilir. Bu hazırlık üç önemli işlemden geçmektedir. Yıkama kefenleme ve cenaze namazıdır. Ölen biri elden geldiğince çabuk gömülmeye hazırlanır. Kişi sabahleyin ölmüşse ikindi namazına ikindiden sonra ölenler o gece bekletilerek sabahleyin gömülürler. Uzaktaki akrabaları için cenaze bekletilebilir.


    nadolu’da büyük bir çoğunluğun yaptığı bir uygulama da cenaze gömülmeden önce yıkanması olayıdır. Kadınları kadın erkekleri erkek yıkayıcılar yıkarlar. Bu işi yapan kişiler meslekten yıkayıcılar hocalartecrübeli olanlar dini bütünler meslekten kimse bulunmazsa ölü evinden ya da komşulardan biri bazı yerlerde de vasiyet üzerine sevdiği kişiler olur.


    Büyük kentlerde yıkama mezarlık gasılhanelerinde köylerde ise herkesin evinin bahçesinin kuytu bir köşesinde yapılmaktadır.


    Anadolu’da ölünün dinsel törenle ve yemekle anıldığı belirli günler vardır. Bunların başında ölünün kırkıncı elliikinci günleriyle yılı gelmektedir. Daha seyrek olmakla beraber üçüncü ve yedinci günlerde de ölü belli bir biçimde anılmaktadır. Aslında belli sayıların karşıladığı bu tür günler sözkonusu sayılara kazandırılmış olan dinsel büyüsel ve geleneksel niteliklerden dolayı önemsemişler giderek bir takım adetlerin bünyelerine ana öğe olarak yerleşmişlerdir.


    Ölüm olayından sonra en önem verilen ve dikkat edilen davranış biçimi de yakınların gidenin ardından tuttuğu yasdır. Yakınını kaybeden bir insanın bu olay karşısında duyduğu tepkiler şaşkınlık isyan ve acıdır yas. Toplumsal ekonomik biyolojik ve duygusal yönden bağlı bulunduğumuz acı bir insanın kaybından duyduğumuz acı insancıl bir tepkidir.


    Yas toplum tarafından bizim için önemli olarak tanımlanmış insanların ve yakınlarımızdan birinin kaybıyla duyulan acı ve üzüntüyü toplumsal kalıplar içinde ifade etmektir. Toplumsal bir kurum niteliğinde olan yasla ilgili adetler bu adetlere bağlı işlemler kaçınmalar acı çekeni belli etme belirli bir süre yeni durumuna alıştırma acısını azaltma ve giderek bu durumundan çıkarma amacına yöneliktir. Dünyanın her tarafında gerek ilkel gerekse yüksek kültürlerde bu amaçla uygulanan bir takım adetler ve törenler görülmektedir.




    Cenaze kaldırıldıktan sonra gerçekleştirilen diğer bir uygulama da ölü yemeğidir. Ölümle ilgili adet ve inanmaların önemli bir bölümünü oluşturan bu yemek bir yanıyla ölenin öte dünyada sürdürdüğü başka şeylerin yanı sıra yemeye ve içmeye de ihtiyacı olduğu tasarımını vurgularken bir yanıyla da ölüm olayına eşlik eden geçiş törenlerinin halk arasındaki gerekirliliğini açığa vurmaktadır. Çünkü ölünün öte dünyaya uğurlanışının tam ve geçerli olabilmesi için dinsel kuralların ve işlemlerin yanı sıra geleneksel olayların da yerine getirilmesi gerekmektedir. Aksi halde ölenin ruhunun geri de bıraktıklarını tedirgin edeceğine inanılmaktadır.
    alıntı.








+ Yorum Gönder
gelenek ve göreneklerimiz hakkında bilgi,  gelenek ve görenek hakkında bilgi,  gelenek ve göreneklerimiz hakkında yazı,  gelenek ve göreneklerimiz ile ilgili yazı,  gelenek ve göreneklerle ilgili yazı
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 15 kişi