Günlük hayatımızda enerji harcanarak yapılan faaliyetler

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Günlük hayatımızda enerji harcanarak yapılan faaliyetler ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Günlük hayatımızda enerji harcanarak yapılan faaliyetler





  2. 2
    Gülcan
    Usta Üye





    Cevap: Günlük hayatımızda enerji harcanarak yapılan faaliyetler

    Enerji Ve Günlük Hayatımız

    Bu yazıyı okumaya başladığınızda çok rahat bir şekilde oturuyorsanız, harcadığınız enerji hayatınızın devamı için gerekli asgari enerjiye yakındır. Kahvenizi yudumlarken aldığınız kafein, metabolizmanızı uyarır. Çalışma hızı artar. Birşeyler yerken, yediğimiz besinler sindirilirken, barsaklarda emilirken veya depo edilirken ve günlük işlerinizi yapma şekline göre harcadığınız enerji miktarı artar. Yazıyı okumayı bırakın. Çevrenizdeki eşyaları temizlemeye başlayın. Bir iki dakika içinde harcadığınız enerji yaklaşık on misli artacaktır. Değişik miktarlarda enerji gerektiren bu faaliyetleri yerine getirirken vücut enerji üretim ve tüketimini nasıl dengeler? Ferdin günlük hayatında harcaması gereken en az enerji miktarını doğru şekilde tayin edebilir miyiz? Mesela klasik ve modern usullerle çiftçilik yapanların çay yaprağı toplayıcılarının; bebeğin, çok yaşlı bir kimsenin, atletlerin, hastaların ve benzeri insan gruplarının değişen enerji ihtiyaçlarını nasıl ölçebiliriz? Son yıllara kadar harcadığımız günlük enerji miktarını doğrudan metotlarla kesin şekilde ölçmek mümkün olmamıştır. Umumiyetle dolaylı yollardan yapılan ölçümlerin sonuçları kriter olarak kullanıldı. Bu sebepten mütehassıs gruplarca hazırlanan tahminlere dayalı diyet reçetelerini referans alarak, harcanan enerji miktarını doğru şekilde ölçmek mümkün olmamıştır.

    Çift radyoaktif işaretli su metodunu(*) kullanarak bugün ferdin günlük harcadığı enerji miktarını doğru şekilde ölçmek mümkündür. Diyet uzmanların yıllardır cevabını bulamadığı bazı soruların belki bu metotla cevabı bulunabilir. Uzun süre bir kişi, besin olarak aldığı enerji ile kullandığı enerji arasındaki dengeyi nasıl devam ettirir?
    Oldukça fazla iştahı olan ve fazla yiyen bazı insanlar niçin zayıftırlar? Tam aksine iştahsız ve az yiyen insanların bazıları niçin kilo alırlar? Enerji harcamalarımızı yediğimiz besinin kalite ve miktarına göre ayarlayabilir miyiz? Bazı insanlar çok az gıda ile hayatlarını sürdürebilmektedir. Bu tarz hayat sürmenin neticeleri nelerdir?
    Bu sorulara şimdiye kadar henüz tatmin edici cevaplar bulunamamıştır. Bununla beraber bazı ipuçları elde edilmiştir.

    Günlük hayatta harcanan enerji miktarına tesir eden ana unsurlar gıda, sıcaklık ve yapılan iştir. Şişmanlık, kanser, enfeksiyon, hamilelik, iş yoğunluğundaki mevsimle alakalı değişikliklere bağlı kilo kaybı; çeşitli besinlerin yetersiz olması; vücudun enerji dengesini bozan faktörlerden bir kaçıdır.

    Sağlıklı hamile kalmayı düşünen kadınlar üzerinde yapılan çalışmalar; onların gün boyunca harcadıkları toplam enerjinin, bütün gün yatakta kaldıklarında harcadıkları enerjiden % 38 daha fazla olduğunu göstermiştir. Ölçülen değerler, birçok kitapta normal günlük faaliyetler için gerekli enerji miktarından dikkate değer derecede İngiltere’deki Sağlık ve Sosyal Güvenlik bölümünde şu an için geçerli günlük enerji kullanım miktarlarından da önemli derecede düşüktü. Bu araştırma insanın daha az yemek yiyerek günlük faaliyetlerini yürütebileceği gerçeğine işaret eder.

    Enerji harcamasındaki bu azalış modern hayat olarak adlandırılan hareketsiz hayat tarzının bir neticesi olsa gerek. Fazla harekete ihtiyaç göstermeyen masabaşı meslekler, motorlu vasıtalarla seyahat, enerji harcamayı azaltıcı ev eşyaları, televizyon seyretme, merkezi ısıtma bizim enerji ihtiyacımızın azalmasını teşvik edici faktörlerdir.
    Modern teknolojinin getirdiği imkânlar insanın harcaması gereken enerji miktarını oldukça azaltmıştır. İşten eve, evden işe gidiş ve gelişler hep motorlu vasıtalarla yapılmaktadır. Ne yazık ki yürüme unutulmaya yüz tutan faaliyetlerdendir. Modern hayat tarzı, insanların ayrıca spora da zaman ayırmalarını ve spor tesisleri inşa etmeyi mecbur kılmıştır. Hareketsizlik aşırı beslenme ile birlikte olduğunda, kalp hastalıklarını teşvik ettiği için bu tür sosyal değişiklikleri beslenme uzmanlarının dikkate almaları gerekir. Eğer insanlar daha az yiyerek hareketsizliklerini dengelemezlerse, daha az enerji harcamaya doğru gelişen bu meyil, zamanla daha fazla insanın şişman olmasına yol açar. Bu insanlar daha az enerji harcarlarken aldıkları besinin kalitesine ve çeşitliliğine dikkat etmezlerse çeşitli vitamin ve minerallerden mahrum kalabilirler.

    Uzun yıllardan beri araştırmacılar şişman insanların anormal derecede az yemek yemeye ihtiyaç duyduklarını düşündüler. Çünkü şişman insanların yediklerini söyledikleri yemek miktarı normal insanların yediklerinden daha düşük veya aynıdır. Bu düşüncenin doğru olup olmadığını araştırmak ve şişmanlığın sebebini ortaya çıkarmak için, birkaç yıldır şişman olan ve kendi seviyelerindeki normal sağlıklı kadınlardan %50 ağır olan bir grup kadın üzerinde çalışma yapıldı. Şişman kadınların yedikleri besin miktarına bakılarak, onların daha az enerji harcadıkları düşünülmekteydi. Araştırma neticeleri ise, şişman insanların daha fazla enerji harcadığını gösterdi. Bu insanlar daha fazla yağ dokusuna sahip olmanın yanında metabolik olarak az miktarda aktif dokuya sahiptirler. Şişman kadınlar gerçekten zayıflara nazaran daha az yiyip daha çok harcama yapıyorlarsa bu kadınlar nasıl şişman olarak kalıyorlar? Bu durum; “eksersizde ve bazal metabolizmada daha az enerji kullandıklarından dolayı”; insanlar şişman olarak büyürler hipotezini tartışılabilir hale getirdi. Şişmanların zayıflara nazaran daha büyük vücuda sahip olduklarını hesaba katarsak hem şişman, hem zayıf kadınların harcadıkları enerjinin ve bazal metabolizma hızlarının hemen hemen aynı olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu da şişman kadınların bünyelerindeki bir arızaya bağlı olarak ifade ettikleri besin miktarından 800 kalori daha fazla yemek yedikleri müşahede edilmiştir.

    Enerji Harcamada Otoregulasyon* var mı?
    İnsanların hayatları süresince aldıkları enerji ile harcadıkları enerji ahenk içindedir. Her şeyde olduğu gibi enerji bakımından da vücut denge halindedir. Mesela insanlar yok denecek kadar az şey yediklerinde metabolizmaları otomatik olarak yavaşlar. Diğer deyişle harcanan enerjide kısıtlamaya gidilir. İnsanlar fazla enerji alırlarsa aynı şeyler tersine olur. Vücutta enerji giriş ve çıkışını dengelemek için vücudun enerji kullanım verimliliğini değiştiren mekanizmaların olduğu düşünülmüştür. Ancak yapılan çalışmalar insanların çok düşük enerji alımlarına adapte olabildiğini göstermektedir. Enerji alınması ile tüketilmesinin eş zamanlı ölçümlerinden enerji alınması ile tüketilmesinin önemli derecede alakalı olduğu tespit edildi. Şimdiye kadar yapılan çalışmalarda bu nokta gözden kaçırılmıştı. Çift radyoaktif işaretli izotop metodu ile yapılan çalışmalarda kişinin harcadığı enerji miktarı aldığı enerji miktarına paraleldir.

    Alınan fazla enerjiyi vücudun ısı olarak yaktığını öne süren adaptif thermogenesiz (ayarlanabilir ısı üretimi) teorisine göre birçok insan kilo almaksızın, ihtiyaç duyduğunda daha fazla yiyebilir. Ancak şimdiye kadar insan vücudunda bu mekanizma tam olarak keşfedilmemiştir.

    Gambia’nın Keneba kasabasındaki insanlar üzerinde yapılan müşahede ve tecrübeler yukarıdaki neticeleri destekleyici mahiyetteydi.

    Keneba halkı çiftçilik yaparak geçimini sağlar önceki yılın mahsulü azalmaya başladığında halk yiyecek sıkıntısına ve açlığa maruz kalır. Aynı zamanda bu mevsim zirai çalışmanın yoğun olduğu dolayısıyla çok çalışmayı gerektiren bir dönemdir. Diğer deyişle insanlar çalışırken harcadıkları enerjiyi yerine koyamamaktadırlar. Keneba halkı negatif enerji dengesine girerler. Bu dönemde çocuklar diyare (ishal) ve diğer enfeksiyonlara maruz kaldıklarından büyüme ve gelişmeleri oldukça yavaşlar.

    Kadınlar tarlada en ağır işlerde çalışırken bazal metabolik (temel vücut faaliyetleri) hızlarını iki misline çıkarırlar. Bu insanlar hızlı şekilde vücuttaki yağlarını kullanarak yüksek miktarda enerji harcarlar. Fakat bu esnada kadınlar hamile kalabilmekte ve çocuklarını da emzirebilmektedirler. Vücutlarında kıtlık zamanlarında kullanılmak üzere depo edilmiş enerji kaynakları Rahmeti Sonsuz tarafından kullandırılarak enerji dengesi sağlanmıştır. Böylece yiyecek kıtlığı ve açlık onları öldürmemiştir. Bu hadise günde üç öğün yemek yemeye alışmış kişilerin ani kıtlık karşısında ölümlerinin rızksızlıktan değil, onların fazla yeme alışkanlıklarından kaynaklandığını ve orucun hikmetini gösteren güzel bir misaldir.

    Çocuk emziren annelere her gün yüksek enerjili bisküviler verildiğinde bebeklerinin daha iyi ve çabuk geliştiği müşahede edilmiştir. Hamilelik dönemlerinde yüksek enerjili bisküviyle beslenen anneler daha gürbüz çocuk doğurmuşlardır.

    Keneba halkı ve çocuklan üzerinde yapılan müşahedeler cevaplanması gereken birçok soruyu ortaya çıkardı.

    Enfeksiyon hastalıkları çocuğun ihtiyaç duyduğu enerji miktarını arttırdığından mı çocuğun büyümesi çok yavaşlamaktadır? Enerji ihtiyacı bakımından genetik farklılıkların olması, bazı çocukların kötü beslenmeden ölürken diğerlerinin iyi şekilde büyümesini izah edebilir mi? Acaba çocuklar daha az aktif tutularak kötü beslenme şartlarına ve kıtlık dönemlerine adapte edilebilir mi?

    Belki insan vücuduna ait sırlar, bir gün tamamen çözülebilir. Kudreti Sonsuzun metabolizmalarımıza yerleştirdiği harika sanatlar daha iyi anlaşılır. Böylece nasıl eşsiz bir ihtimamla korunduğumuz ve ne kadar israf ederek beslendiğimiz ortaya çıkar. Eğer kanaatkâr insanımız “yiyiniz içiniz, israf etmeyiniz” ve “yeryüzünde mevcut her canlının rızkı Allah’a aittir” gibi ilahi hakikatlere tam olarak inanır ve Yüce Rehberimizin beslenme mevzuundaki tavsiyelerini yerine getirirse herhalde dünya açlık problemiyle karşı karşıya kalmayacaktır.

    (*) Çift radyoaktif işareti izotop metodu: Kişiye stabil deuterium ve oksijen 18 izotoplarıyla işaretlenmiş sudan bir bardak içirir. İki nafta boyunca her gün kişinin idrar veya tükürüğünden numune toplanır. Örnekler analiz edilerek kişinin günlük harcadığı enerji miktarı tayin edilir. Bu metot vücudun metabolizmasında ne kadar hidrojen ve oksijen kullandığına bakılarak yapılan hesaplara dayanır. Örnekler kütle spektrometrikanal izi ile analiz edilir. İki izotopun vücuttan uzaklaşma hız sabitesi belirlenir. Deuterium hız sabitesi suyun turnoverini ölçer. Oksijen 18m hız sabitesi toplam suyu ve karbondioksitin turnovesini ölçer. Ne kadar CO2 üretildiğini belirleyerek ve klasik kalori metrik denklemler kullanılarak harcanan enerji tayin edilir.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi