Nato'nun günümüz dünyasındaki rolü nedir

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Nato'nun günümüz dünyasındaki rolü nedir ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Nato'nun günümüz dünyasındaki rolü nedir





  2. 2
    Ensar
    Özel Üye





    Cevap: YENİ DÜNYA DÜZENİ BAĞLAMINDA
    ULUSLARARASI SİSTEM, NATO’NUN ROLÜ
    VE TÜRKİYE’NİN STRATEJİK KONUMU


    İnsanoğlunun toplu yaşam biçimine geçtiği günden bu yana bir bölüşüm sorunu
    süregelmiş ve uygarlıkların oluşumu süreci içerisinde ilk aşamada kişiler arası, sonrakinde
    topluluklar ve kabileler arası ve en son aşamada da devletler ve milletler arasında gerek
    küçük çaplı çatışmalar boyutunda kalan, gerekse daha büyük savaşlara kadar varan
    anlaşmazlıklar meydana gelmiştir. Uygarlıklar geliştikçe, bilim ve teknoloji ilerleyip
    ülkeler arası ulaşım ve iletişim olanakları arttıkça dünya giderek küçülmeye başlamış,
    ülkelerin “ilgi” ve “etki” sahaları artmış, dolayısıyla diğer ülkeler aleyhine “saldırgan” ve
    “emperyalist” emelleri de artış göstermiş, buna karşı önlem olarak da, bölgesel güçler ve
    ülkeler kendi aralarında ortak düşmana karşı savunma ve saldırı paktları oluşturmuşlardır.
    Her ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar “yalnız” olarak bir şey ifade edemeyeceklerini
    anlayan ülkeler diğer ülkelerle güçlerini birleştirmeye çalışmışlardır.
    Nitekim, insanoğlunun tanık olduğu en büyük savaşlar Sanayi Devrimi’nin
    etkilerinin ve semerelerinin alındığı ve teknolojinin yaygınlaştığı XX. yy.da
    yaşanmıştır. XX. yy. dünyası iki topyekûn savaşa sahne olmuştur. Sanayi devrimi
    sonrasındaki harp silah ve araçlarındaki gelişmeler, gelişmiş ülkelerin emperyalist
    politikaları ve hammadde arayışları, sürüp giden coğrafyalarını ve egemenlik sahalarını
    büyütme isteği ile yanıp tutuşan siyasi otoritelerin etkisi savaşların bu denli büyük çapta
    olmasına sebep olmuştur.

    İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki soğuk savaş döneminde, Sovyet Rusya’nın Doğu
    Avrupa’ daki yayılma politikası ve daha ileriye yönelik emperyalist ideolojik emelleri
    Batı Avrupa’yı da endişelendirmiş, öncelikle Batı Avrupa ülkeleri kendi aralarında
    Sovyet tehdidine karşı bir güvenlik paktı oluşturmayı düşünmüş, ancak güçlerinin
    yetersiz olduğuna kanaat getirerek bu birliğe ABD’ni de davet etmişlerdir.Sonraları
    Kuzey Atlantik Paktı (NATO) adı verilecek olan organizasyona bir tepki ve dengeleyici
    güç olarak da Sovyetler Birliği önderliğinde Varşova Paktı kurulmuştur.
    Daha ilk başlarda NATO’ya başvuruda bulunan, fakat üyeliğe kabul edilmeyen
    Türkiye, yoğun çabaları ve 1952’ de, hiçbir yükümlülüğü olmamasına rağmen, patlak
    veren Kore savaşına 4.500 kişilik bir askeri birlik göndermesi sonucu ancak NATO’ya
    alınacak ve sonraki yıllarda büyük varlık göstererek, NATO’nun en aktif ve en önemli
    müttefiklerinden biri haline gelecektir. Yıllar yılı Türkiye, üyesi bulunduğu NATO’ nun
    amaç ve ilkeleri doğrultusundaki görevinin sorumluluğunu bilen, düzenli ve disiplinli
    ordusuyla Varşova Paktı’ndan gelecek olası tehdit ve tehlikelere karşı kalkan olma
    rolünü üstlenmiş, uluslararası barış ve güven ortamının tesisi ve korunması amaçlarına
    yönelik harekatlara aktif katılımını her fırsat ve vesileyle bilhakkın kanıtlamıştır.
    Bugün NATO’nun geleceğinin nasıl olacağını, gidişatının nereye varacağını kimse
    tam olarak bilmemektedir. Bir taraftan varoluş nedeni olan Sovyet tehdidinin ortadan
    kalkması dolayısıyla öneminin kalmadığı düşünülen NATO, diğer taraftan gerek mikro,
    gerekse makro boyuttaki milliyetçi akım ve sair konulardaki istek, talep, hareket ve

    YENİ DÜNYA DÜZENİ BAĞLAMINDA ULUSLARARASI SİSTEM,
    NATO’NUN ROLÜ VE TÜRKİYE’NİN STRATEJİK KONUMU

    26
    oluşumlar karşısında giderek daha bir önem kazanmaktadır. İkiz Kuleler’e yönelik olarak
    11 Eylül 2001 tarihinde gerçekleştirilen terörist saldırı, NATO’ yu yeniden uluslararası
    sistemin koruyucu ve caydırıcı bir güvenlik şemsiyesi olarak ön plâna çıkarmıştır.
    İşbu makaleyi hazırlamadaki amacımız, NATO’ nun içinde bulunduğu bu paradoksal
    durumun irdelenmesi maksadıyla; kuruluşundan önceki uluslararası ortam ile NATO’ nun
    kuruluş süreci, NATO Andlaşması ve organları, Türkiye’nin NATO’ya katılış süreci ve
    Türkiye- NATO ilişkileri, soğuk savaşın sona ermesi sonucunda NATO’da meydana
    gelen değişim ve gelişimler ve son olarak da NATO’nun geleceğine ait bazı tespit ve
    tahminlerde bulunmak ve bu bağlamda Türkiye’nin durumu ve stratejik konumunu
    analitik bir irdeleme ile ortaya koymaya ve ABD’nin başlattığı tehlikeli tırmanışın nereye
    kadar uzanabileceği, tehlikenin boyutları, olasılıklar ve alınması gereken önlemler
    konusunda birtakım öneri ve değerlendirmelerde bulunmaya çalışmaktır.

    II. İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONRASINDA ULUSLARARASI ORTAM
    Sadece Kıta Avrupası’nda olmak üzere Birinci Dünya Savaşı’nda yaklaşık 18
    milyon insan yaşamını yitirirken, İkinci Dünya Savaşı ise 35 milyonu aşkın insanın
    ölümüne neden olmuştur. Bu denli büyük çaptaki kitlesel insan telefine yol açan ve ard
    arda gelen iki topyekûn savaş, geride kalan milyonlarca yaralı, dul ve yetim, harabeye
    dönen kentler ve yıkılan medeniyetler, gerileyen refah düzeyi, yoksulluk, açlık ve
    sefalet gibi dibe vuran sosyo-ekonomik koşullardan oluşan acı tablo, insanoğlunun
    sürekli ibret alacağı iyi bir ders olmuş ve bu nedenle ülkeler, 50’li yıllarla başlayan yeni
    süreçle birlikte artık kolay kolay savaşı göze alamamakta ve ihtilaflarını savaşarak
    değil, mümkün ölçüde uzlaşma yoluyla çözmeyi yeğlemektedir. Bu nedenle, İkinci
    Dünya Savaşı’nın bitmesiyle büyük ölçekli savaşlar bitmiş gözükmektedir. Ancak çıkar
    çatışması eskiden olduğu gibi bundan sonra da varolmaya devam edecektir. Yalnızca
    savaşların çehresi ve mahiyeti değişmiştir: Topyekûn Sıcak Savaş bitmiş; yerine,
    Topyekûn Soğuk Savaş başlamıştır.

    İkinci Dünya Savaşı sonrasında Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya gibi Avrupa
    ülkelerinin bir güç unsuru olarak dünya politika sahnesinden çekilmesinden sonra,
    Dünya uluslararası güç dengesi itibariyle iki kutuplu bir sistem özelliğini kazandı.
    Bunlar, ABD ve Sovyetler Birliği gibi her biri farklı görüşlere sahip iki ayrı çekirdekten
    oluşuyordu. Soğuk savaşın ve iki kutuplu yapının oluşturduğu bu durum 1970’li yıllara
    kadar sürecekti; Hatta bu soğuk savaşın günümüzde bile tam anlamıyla bitmediği ve
    halen sürmekte olduğu savında bulunan çevrelerin sayısı azımsanmayacak derecede
    fazladır. Soğuk savaşın ortaya koyduğu uluslararası sistem iki “süper güç” ve onların
    etrafında kümelenmiş diğer marjinal güçlerin oluşturdukları ittifaklardan meydana
    gelmektedir. Soğuk savaşın hüküm sürdüğü yıllar, her bir “süper” gücün diğeri aleyhine
    uyguladığı ekonomik ve psikolojik baskı, propaganda, silahlanma, kendine yandaş
    toplama ve saygınlık kazanma, diğeri hakkında istihbarat elde etme, vb. faaliyetlerin
    yoğun olarak kullanılması şeklinde süregelmiştir.
    Soğuk savaş döneminde her iki süper güç kendisini haklı, diğerini saldırgan olarak
    ilân etmiştir. Aslında her ikisi de saldırgan durumdaydı ve her iki süper gücün
    değişmeyen ulusal politikaları vardı:
    Sovyetler Birliği Almanya’yı yutmak, Polonya’yı kendine bağlamak, Doğu
    Avrupa’yı hegemonyasına almak, bu bölgede slav milliyetçiliğini oluşturarak işini
    kolaylaştırmak ve nihai olarak da sıcak denizlere (Akdeniz, Kızıldeniz) ulaşmak
    istemekteydi.







+ Yorum Gönder
natonun günümüz dünyasındaki rolü,  natonun günümüzdeki rolü,  natonun günümüz dünyasındaki rolü nedir,  natonun bugünkü durumu
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi