Ülkemizde laikliğin yerleşmesini sağlamak amacıyla 1924 yılında çıkarılan kanunlar hangileridir

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Ülkemizde laikliğin yerleşmesini sağlamak amacıyla 1924 yılında çıkarılan kanunlar hangileridir ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Ülkemizde laikliğin yerleşmesini sağlamak amacıyla 1924 yılında çıkarılan kanunlar hangileridir





  2. 2
    Gezgin
    Özel Üye





    Cevap: Türkiye Cumhuriyetinde Laikligin Yerlesmesi

    A- 3 Onemli Devrim Kanunu

    Osmanli Devletinde yüz yildan fazla bir zamanda yasanan bu gelismelere ve devralinan mirasa karsin 1923’de ilan edilen yeni Türkiye Cumhuriyeti’nde laikligin yerlesmesi hic de kolay olmamistir. Bu cercevede bircok kanunlar cikarilmis, bu kanunlara karsi ciddi tepkiler olusmus, dönem dönem gelisen isyanlar olmustur.

    Mustafa Kemal, isgale karsi direnisi baslatmak icin Samsun’a ciktiktan sonra önce Amasya Tamimi’ni yayinladi, sonra Erzurum ve Sivas kongrelerini topladi. 12 Ocak 1920’de de ilk meclis toplandi. Ilk meclisin cikardigi bu anayasada (Teskilat-i Esasiye kanunu) 1876’da cikarilmis olan ilk anayasadan ciddi sekilde farkli maddeler vardi. Yeni Anayasanin daha birinci maddesinde “Hakimiyet bilâkaydü şart milletindir” deniliyordu. Bu madde acik bir Cumhuriyet ilani olmasa da meclisten üstün bir kuvvet (saltanat) taninmadigi anlamina geliyordu. Ayrica kanunda din ile ilgili hicbir hüküm bulunmuyordu. Ancak zaten 23 maddelik kisa bir metin oldugundan bu metinde olmayan konularda hala 1876 tarihli Teskilat-i Esasiyenin gecerli oldugu kabulediliyordu.

    29 Ekim 1923’de 1921 anayasasinda, 1. maddede devletin seklinin Cumhuriyet olduguna dair degisiklik yapilirken, 2. maddeye “Türkiye Devletinin dini, Dini İslâmdır“ seklinde bir madde eklendi. Kisacasi kurtulus savasi sürecinde bir tür ölüm-kalim mücadelesi verildigi icin laiklik ile gelismeler yavaslamistir. Ancak 1924’den sonra laiklik atilimlari yeniden baslar. Burda en önemli tarih 3 Mart 1924’te cikarilan üc kanundur. Bu kanunlar laikligin gelisimi acisindan büyük bir öneme sahiptir, bu yüzden de “devrim kanunlari” olarak adlandirilmistir. Bu üc kanun sunlardir:

    • Halifeligin Kaldirilmasi
    • Seriye ve Evkaf Kanunu (Diyanet ve Vakiflar Kanunu)
    • Tevhidi Tedrisat Kanunu (Egitimin Birlestirilmesi Kanunu)
    Son derece önemli bu üc kanuna kisa kisa da olsa deginmemiz gerekiyor:
    • Halifeligin Kaldirilmasi
    Büyük Millet Meclisi daha 1 Kasim 1922’de Osmanli Imparatorlugunun cöktügünü ilan etmis ve Istanbul hükümetinin 16 Mart 1920’den beri tarihe karistigini ilan etmisti. Aslinda 1921’de kabul edilen anayasada da egemenligin kayitsiz sartsiz millete ait oldugu söyleniyordu. Seklen halife ünvanini da koruyan Vahdettin 17 Kasim 1922’de sinir disi edildi ve kurtulus savasini yöneten meclis halife olarak Abdülmecit’i atadi. Böylece halifelik ve saltanat birbirinden ayrilmis ve saltanat lagvedilmisti. Kurtulus savasi boyunca Mustafa Kemal de sik sik “Islam aleminde sözü gecen bir halifelik” istediklerini söylemisti. Saltanatin kaldirilmasi meclis üyeleri acisindan da uygun bulunuyordu, cünkü saltanat ve Istanbul hükümeti acikca kurtulus savasina karsi cikmis ve engellemeye calismisti. 29 Ekim’e kadar savasi yürütmüs bir meclis vardi ancak devletin basi belli degildi. 29 Ekim’de yeni bir meclis olusturulup, cumhuriyet ilan edilip, Atatürk cumhurbaskani olarak secilince muhaliflerin sesleri yükselmeye basladi. Acikca cumhuriyetten yana olan bazi yazarlar bile 29 Ekim kararlarinin olup bittiye getirildigini yazmaya basladi. Halife’nin devletin basi sayilmasi gerektigine, yada Atatürk’ün halifeligi almasi gerektigine dair görüsler ortaya atildi. Halife Abdülmecit ressamlik yapan, sanatci kisiligi olan bir insandi, ancak halifelik bir dinsel kurum olmanin ötesinde yeni Türkiye’nin rejim sorunu cercevesinde tartisilan bir noktaya geldi. Hint Müslümanlarinin liderleri olarak taninan Aga Han ve Emir Ali’nin Abdülmecit’e gönderdikleri bir mektubun gazetelerde yayinlanmasinin ardindan ilk Istiklal Mahkemeleri kuruldu ve Halifelik yanlisi ve Cumhuriyete karsi yazi yazan kisiler tutuklanip bu mahkemelerde yargilanmaya basladi. Halifelik kurumunun varligini sürdürmesi yeni Türkiye Cumhuriyetinin cok basini agritacak gibi gözüküyordu.

    Bu günlerde Mustafa Kemal, Izmir’de yapilan Harb Oyunlarini izlemeye gitti ve orda ordunun ileri gelenleri ile halifelik konusu ve gündeme getirilecek devrimler konusunu konustu. Ayni günlerde Istiklal Mahkemelerinde süren davalar sonuclandi ve bütün tutuklananlar beraat edip saliverildi. Yine ayni günlerde Mecliste 1924 bütce görüsmeleri baslamisti ve Halife’nin ödenek artirimi istegi ile gündeme gelen “Hanedan tahsisati” konusu gündeme bomba gibi düstü. Bu artirim yapilirsa Halife bütcesi, Cumhurbaskanligi ve Meclis ödeneklerinden de büyük olacakti. Ayrica Halife, Istanbul’a giden devlet adamlarinin kendisini ziyarete gelmemesinden de yakiniyordu. Ismet Inonu araciligiyla Atatürk’e gelen bu telgrafa Atatürk sert bir tepki verdi. Hilafet makaminin tarihsel bir anidan baska birsey olmadigini, bir hazinesinin olamayacagini bildirdi ve ardindan basinin önemli isimlerini toplayarak iki gün süren bir toplanti yapti. Atatürk uzun aciklamalarin sonunda Halifeligi kaldirmak niyetinde olduklarini gazetecilere acikladi. Az sayida gazeteci disinda basinin destegini almayi basardi.

    3 Mart 1924’te yapilan Meclis oturumunda bu üc önemli kanun görüsüldü. Bunlardan en önemlisi hic kuskusuz Hilafetin kaldirilmasi ile ilgili olandi. O yüzden önce diger kanunlar görüsüldü ve son olarak Hilafet ile ilgili kanun oylandi. Bu arada meclis görüsmelerinde bircok milletvekili kanunlarin lehinde konustu. Adeta mecliste tam bir konsensüs olusmustu. Bu kanunlarin gecmesi icin hem ordu, hem basin, hem de vekiller ikna olmuslardi.

    • Seriye ve Evkaf Kanunu (Diyanet ve Vakiflar Kanunu)
    Osmanli devletinde din islerinden sorumlu olan kisi Seyhülislam idi. Dini egitim veren Medreseler vardi ve bunlar da vakiflara bagli olarak calisiyorlardi. 1920 yilinda Büyük Millet Meclisi Seyhülislamlik makamini kaldirip yerine “Seriye ve Evkaf Vekaleti”ni (Diyanet ve Vakiflar Bakanligi) kurmustu. 1924 yilinda Halifeligin kaldirilmasina paralel olarak laiklik yönünde baska adimlarin atilmasi da gündeme geldi. O güne kadar bir bakanlik düzeyinde olan din isleri Diyanet Isleri Baskanligi kurularak direk basbakana bagli bir kuruma dönüstürüldü. Ayni sekilde Harbiye Vekaleti de Genel Kurmay Baskanligina dönüstürüldü. Böylelikle din ve ordunun siyasetten ayrilarak birer devlet kurumu haline gelmesi saglanmis oldu. (Not: Ne yazik ki, her iki kurumun da yani din ve ordunun siyasetten hicbir zaman elini cekmeyecegini yasayarak görecektik,)
    • Tevhid-i Tedrisat Kanunu (Egitimin Birlestirilmesi Kanunu)
    Osmanli Devletinde baslangicta egitim medreselerde yürütülüyordu. Sonralari laik egitim veren okullar da acilmaya basladi. Her dini hem laik egitim sistemi varligini sürdürüyordu. Bunun disinda her okulun kendi egitim sistemi vardi. Tevhidi tedrisat kanunu ile bütün okullar Milli Egitim Bakanligi’na bagli olacak ve devlet adina egitim vereceklerdi. Bu durumda daha önce Seriye ve Evkaf Vekaletine bagli olarak egitim veren okullar burdan aliniyor Egitim Bakanligina baglaniyordu. Ayni sekilde askeri okullar da Milli Egitim Bakanligina baglandi. Milli Egitim Bakanligina baglanan bu medreseler daha sonra kapatildi ve yerine Ilahiyat Fakülteleri ve Imam-Hatip okullari acildi.







+ Yorum Gönder
laikliğin yerleşmesini sağlamak amacıyla 1924 yılında çıkarılan kanunlar,  laikliğin yerleşmesini sağlamak,  laikliğin yerleşmesi için çıkarılan kanunlar,  laikligin yerlesmesini saglamak amaciyla ulkemizde 1924 yilinda cikan kanunlar
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi