Mevlananın insanlara vermek istediği mesaj

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Mevlananın insanlara vermek istediği mesaj ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1

  2. 2
    Galus
    Özel Üye





    Cevap: 'Hz. Mevlana'nın Çağımız İnsanına Mesajları Nelerdir?' konulu konferans düzenlendi.


    İlçe Müftüsü Bayram Canbey'ın kısa selamlama konuşmasının ardından 'Hz. Mevlana'nın Çağımız İnsanına Mesajları Nelerdir?' konulu konferansın konuşmacısı Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Emekli Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Süleyman Uludağ, Mevlana’nın insanlığa vermek istediği mesajın önemli olduğunu söyledi.

    Bu mesaja muhatap olan insan için, Mevlana’nın çağdaşı ya da ondan sonra yaşamış olması, günümüzde yaşıyor veya gelecekte yaşayacak olmasının hiç önemli olmadığına vurgu yapan Prof. Dr. Süleyman Uludağ, “Hatta onun dindaşı olup olmaması da bu açıdan üzerinde durulması gereken bir şey değildir. İnsan ve insanlık nerede, ne zaman yaşarsa yaşasın, ırkı, rengi, bölgesi, ülkesi, dili, inancı ne olursa olsun insan insandır, insanî öz ve insanlık, zamana, mekana, ırka, renge, dile ve dine göre değişmez. Bu anlamda insanî değerler ve insanlık bir bakıma ezeli ve ebedidir. İlk insanla başlar son insana kadar sürüp gider. Mevlana’nın mesajı işte bu insana, başka bir ifadeyle zaman ve mekan üstü olan soyut ama hakiki insanadır, insan türünedir. Bu bakımdan günümüz insanı deyimi bana göre bir bakıma fazla anlamlı görünmüyor. Mevlana, çağdaşı olan insanlara hangi mesajı vermişse, bugünkü insana da, yarın ki insana da o mesajı vermektedir. Ancak Mevlana’nın eserlerinde verdiği mesaj o dönemdeki bilgi ve kültür, gelenek ve göreneklere göre belli bir takım ifade kalıpları, üslup şekli, temsil, teşbih, mecaz, istiare gibi ibareler içinde verilmiştir. Bu hususlar zamana ve mekana göre değişebilir. Bu sebeple bu noktada sağılıklı ve doğru yoruma ihtiyaç vardır. Mevlana’nın dönemini çok iyi bilen yorumcu tarih onun mesajını günümüz insanına doğru bir şekilde iletebilir. Mesnevî üzerine çok miktarda büyük alimler tarafından şerhler yazılması, yani yorumlar yapılması bu ihtiyaçtan doğmuştur. Buna göre Mevlana’nın insanlığa vermek istediği mesajla, bu konuda Kur’an-ı Kerim’de verilen mesaj çok farklı değildir, birbiriyle benzerlik gösterir. Bundan dolayı Mesnevîye “Mağ’z-i Kur’an” yani Kur’an-ı Kerim’in özü denilmiştir. Buna göre, O’nun mesajı tevhidi esas alan, Kur’an’da vasıfları anlatılan bir Allah akidesi, O’na ihlasla, samimiyetle, sevgiyle, Hudû’ ve huşû’ ile ibadet, adalet ve dürüstlük temelleri üzerinde inşa edilen, hak hukuk gözeten bir ahlak, bu çerçevede insanın gönlünü fetheden ve ona huzur veren maneviyattır. Aslında bu konu pek çok şey söylemeye müsaittir" dedi.

    Mevlana’nın Belh’te doğmasından sonra sekiz asır geçtiğini ifade eden Uludağ, "750 senedir Mevlana’nın etkisi bazen azalarak bazen artarak devam etmektedir. Mevlana, öncelikle insanı ve insanlığı esas almakta, ona hitap etmektedir. Bu noktada Müslim-gayrimüslim ayrımı yapmadığı için, mesajı evrensel bir niteliğe sahiptir. Mevlana etkisini ikiye ayırmamız gerekir. Gayrimüslimler üzerindeki etkisi. Bu etki o’nun mesajının evrensel boyutta olmasından kaynaklanır. Müslümanlar üzerindeki etkisi, bu etki de iki türlüdür. Gönül ehli ve arifler üzerindeki olumlu ve yararlı etkisi. Bu etki arifler, veliler, meşayih ve dervişan üzerinden geniş bir çevreye ve sanat sahasına yayılır ve bir tür Mevlana kültürü oluşturur. İkinci etki tasavvufî hayata ve irfana yalancı olanlar üzerindeki etkisi. Bunlardan bir kısmı Mevlana’yı bilmez, tanımaz, bilmeyi merak da etmez. Mevlana hakkında olumlu yada olumsuz bir şeyde söylemez, susmayı tercih eder. Diğer bir kısım Mevlana münekkidi ve karşıtı. Hatta bunlardan bazıları düşmanıdır. Bu karşıtlık ve husumet de onların İslam anlayışından kaynaklanır. Bunlar, İslam’a zarar verdiğini iddia ettikleri Mevlana’yı en ağır ifadelerle suçlar ve insafsızca eleştirirler. Bu durum tasavvufa ve Sufi’lere yabancı bir şey değildir, bildik ve tanıdık bir durumdan daha evvel de büyük Sufi’ler aynı şekilde itham edilmişlerdir. Gazali, Faysalu’t-Tefrika isimli eserinde bu durumdan yakınır. Mevlana’nın gönül ehli ve irfan sahipleri üzerindeki etkisi, onun hem mesajının evrensel niteliğinden, hem de İslamî niteliğinden kaynaklanır. Zira Mevlana’nın eserlerinde İslam’ın bir çok mesajı, ayetler, hadisler son derece latif ve nefis bir şekilde yorumlanmıştır. Onun be etkisi, çevresi ve izleyicileri tarafından sonraki nesillere ve ehl-i hale aktarılmış, bu suretle günümüze ulaşmıştır" diye konuştu.

    Mevlana düşüncesini doğru anlamak için, günümüz insanının yeteri kadar imkan ve vasıtalara sahip olduğunu belirten Uludağ, "Mevlana ile ilgili muazzam bir literatür vardır, Mevlana uzmanları var. Her insanın ve her Müslüman’ın Mevlana’yı okuması şarttır, diye de bir şey yoktur, meraklıları onunla ilgili yayınları takip edebilme ve uzmanlarından faydalanma şansına sahiptirler. Bununla beraber Mevlana’nın düşüncesini, insan sevgisini ve hoşgörüsünü yaygınlaştırmanın bireylerin ve toplumların huzuruna katkıda bulunacağını da düşünüyorum" diye konuştu.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi