İnsan vücudu için zararlı mineraller

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden İnsan vücudu için zararlı mineraller ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    İnsan vücudu için zararlı mineraller





  2. 2
    Galus
    Özel Üye





    Cevap: İnsan Sağlığına Etki Eden Mineraller ve Analiz Yöntemleri


    ÖZET
    Minerallerin ve tozlarının insan sağlığı üzerindeki etkileri temel olarak tozların tane boyutuna ve tozların mineralojik yapısına bağlıdır. Son yıllara kadar mineral tozlarının neden olduğu hastalıklar sadece mesleki hastalıklar olarak biliniyordu. Günümüzde ise mineral tozlarının solunum, sindirim veya deri yoluyla vücuda girdiği ve çeşitli hastalıklara neden oldukları araştırmacılar tarafından vurgulanmıştır. Mineraller doğal bir şekilde oluşan, belirli bir kristal içyapısı olan yine belirli kimyasal bileşime sahip, kendine özgü fiziksel ve kimyasal özellikleri içeren katı maddelerdir. Minerallerin analizlerinde Fizik-Kimya-Matematik gibi temel disiplinlerden yararlanılmaktadır. Bu çalışmada özellikle insan sağlığına etki eden mineraller ve analiz yöntemleri ele alınacaktır.
    Anahtar Kelimeler: İnsan sağlığı, Mineral, Mineralojik analizler

    GİRİŞ

    Toplumlar sanayi de ilerledikçe minerallere olan ihtiyaçları ve kullanma miktarları da artmaktadır. Son yıllara kadar mineral tozlarının neden olduğu hastalıklar sadece mesleki hastalıklar olarak biliniyordu. Günümüzde ise mineral tozlarının meslekten bağımsız olarak, solunum, sindirim veya cilt yoluyla vücuda girdiği ve vücudun çeşitli organlarında çeşitli hastalıklara yol açtıkları birçok araştırmacı tarafından vurgulanmıştır (1-6) (Tablo)

    Tablo: İnsan Sağlığına Etki Eden Mineraller ve Sebep Oldukları Hastalıklar


    Havada asılı duran ve hava akımı ile hareket edebilen katı parçacıklara toz denilmektedir. Mineral tozlarının insan sağlığı üzerindeki etkileri temel olarak tozların tane boyutlarına ve mineralojik yapılarına bağlıdır. Almanya’nın Bochum Slikoz Araştırma Merkezi’nde (7), tozun akciğerlerde tutulması ile ilgili yapılan araştırmalarda; 0.5 (µm)’den küçük olan taneciklerin geri atılmasının tozun kimyasal yapısına ve özgül ağırlığına bağlı olduğu bildirilmiştir. Slikoz hastalığından ölen hastalar üzerinde yapılan bir araştırmada (8); akciğerde boyutu 5 µm’a kadar olan toz tanecikleri bulunmuştur. Nadir olarak 10 µm çapındaki tanecikler görülmüşse de bu durumun tamamen taneciklerin şeklinden kaynaklandığı düşünülmüştür. Akciğerde tutulan toz taneciklerinin büyüklüğü 0.2-2.0 µm arasında ve özellikle 1 µm civarındadır. 20 angströmden (0.002 µm) küçük olan taneciklere ise akciğerde rastlanmamıştır. Bu boyuttaki ince tozların akciğer sıvılarında taşındığı ve hemen çözündüğü düşünülmek-tedir. Bilindiği gibi tane boyutu küçüldükçe çözünmede artmaktadır (7) (Şekil 1).

    Metabolizmaya giren toz inert olabilmekte-dir. Bu durumda tozun çok az veya hiç etkisi olmaz. Fakat toz biyolojik olarak aktif ise; toksik, allerjik, fibroblastik veya kimyasal olarak ara reaksiyonlara katılabilmekte ve altere olabilmektedir. Hastalıklara neden olan minerallerin en önemli özellikleri alterasyon mineralleri olması ve kendi elektrik yük dengelerini bulundukları ortama göre ayarlayabilmeleridir (9).

    MİNERALLERİN NEDEN OLDUĞU BAZI ÖNEMLİ HASTALIKLAR
    A) Pnömokonyozlar;
    a) Silikosis: Kuvars tozlarının akciğerlerde oluşturduğu bir hastalıktır (3,10,12). Silikozis deyimi ilk olarak Visconti ( 1871 ) tarafından rapor edilmiştir (11). Önceleri “Maden Tüberkülozu” olarak isimlendirilmiş olan hastalığın çok ince kuvars (SiO2) içeren tozların solunmasından kaynaklandığı anlaşılmıştır. 0.5-5 µm çapındaki tozlar, 5-10 yıl gibi uzun bir süre ve tozların yoğun olduğu bir ortamda solunurlarsa hastalığa yol açabilmektedirler (13,14). Esas etki kömür tozu ile birlikte bulunan SİO2 e aittir.
    b)Asbestozisler:
    Asbest Cisimleri: 10 m dan uzun bütün asbest tipleri çekirdek olmak üzere, bunların üzerinde çubuklar veya boncuklar dizisine benzer şekilde biriken organik materyalin oluşturduğu cisimlerdir. Asbest cisimlerinin serpantin liflerinden ziyade amfibol lifleri ile oluştukları gözlenmiştir. Talk, alüminyum silikatlar, zeolit gibi lif biçimli mineraller, organik lifler de asbest cisimlerinin oluşumuna neden olabilirler (15). Asbest grubu lifli mineraller solunum yolu ile alındıktan sonra mesotelial hücrelere direkt olarak toksik etkilerinden dolayı plevral inflamasyonu provake edebilirler. İnhale edilen asbest lifleri aynı zamanda akciğerden inflamatuar sitokinlerin ve büyüme faktörlerinin salınımına yol açarak indirekt olarakta plevral hasarlanmayı ortaya çıkarabilmektedir (15, 16).
    Plevral plaklar: Asbeste maruziyet nedeniyle oluşan subplevral hyalinize alanlardır. Boyutları değişik olduğu gibi genellikle her iki hemitoraksta birlikte gelişirler. Plevral plaklar incelendiğinde; plakların yapısında lifsel biçimli amfibollerin bol miktarda, serpantin asbest liflerinin çok az miktarda bulunduğu görülmüştür (16,17).
    Plevral Effüzyon: Plevral effüzyonun çeşitli nedenleri vardır. Nedeni bilinmeyen plevral effüzyonlu hastaların geçmişlerinde direkt veya indirekt olarak asbestlerle karşı karşıya kaldıkları saptanmıştır (17 ).
    Plevral kalınlaşma: Asbest işçileri arasında en yaygın olan hastalıktır (18).


    Bronş Kanseri: Asbest lifleri akciğerde lokal doku reaksiyonu ve özellikle küçük bronşların epitelinde önce metaplazi, daha sonrada bronkojenik kanser gelişmesine sebep olabilmektedir. Asbestin işlenmesi esnasında asbestlere bulaşan eser elementlerin de bronş kanserinin nedeni olabileceği düşünülmektedir (19).
    Mezotelioma: Bu hastalığa neden olan mineraller amfibol grubundan krokidolit, amesit, antofillit, tremolit, aktinolit, serpantin grubundan krizotil, ayrıca çeşitli kil mineralleri ve bazı zeolit mineralleriyle, sillimanit, rutildir. Mineral tozlarıyla karşı karşıya kalmakla hastalık en az 3-5 yıl, ortalama olarak 30-40 yılda gelişmektedir (20).
    B)Minerallerin Jinekolojik Hastalıklarla İlişkileri:
    Genital pudra kullanımı sonucu yumurtalık kanserine yakalanma sıklığının arttığı öne sürülmektedir (21).

    C)Minerallerin Gastroenteroloji Hastalıkları ile İlişkileri:
    a)Kanser: Krizotil, aktinolit, tremolit, antofillit, krokidolit ve amosit minerallerin etkisi altında kalan insanlarda mide ve pankreas kanserlerinden ölüm oranının bu minerallerin etkisine maruz kalmayanlardan daha fazla olduğu bildirilmiştir (22). Bu minerallerle karşı karşıya kalmanın iç organlardaki kanser riskini nasıl arttırdığı açıkça belirlenmemiştir. Ancak çalışmalar lifsel biçimle minerallerin bütün vücut dokularına yayılabildiğini göstermektedir. Mide kanserinin coğrafik yayılımı incelenirken genetik, iklim, görev, diyet, jeoloji gibi faktörler üzerinde durulmaktadır. Birçok araştırma jeolojik faktörün mide kanserine neden olan etkenler arasında belli bir ağılığa sahip olduğunu göstermektedir.
    b)Safra kesesi taşları: Safra kesesi taşlarının büyük çoğunluğu organik materyalden oluşmaktadır (23). Bununla beraber organik materyalin yanı sıra kalsit, aragonit ve vaterit bulunduran veya tamamen bu üç karbonat mineralinden oluşan taşlar da belirlenmiştir (24).

    Orhan Kavak*, Abdurrahman Dalgıç*, Abdurrahman Şenyiğit**







  3. 3
    Ziyaretçi
    Allah insan oğlunun önüne baya sağlıklı minerallaer vermiştirr







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi