Yaşadığımız yerin tarihi kültürel özellikleri gelenek görenekleri oyun müzik ve yemekleri

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Yaşadığımız yerin tarihi kültürel özellikleri gelenek görenekleri oyun müzik ve yemekleri ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Yaşadığımız yerin tarihi kültürel özellikleri gelenek görenekleri oyun müzik ve yemekleri





  2. 2
    Galus
    Özel Üye





    Cevap: Hatay İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri

    Antakya'nın Kısa Tarihçesi


    Roma İmparatorluğu’nun üç büyük kentinden biri ve doğu başkenti. Hristiyanlığın Kudüs dışında yayıldığı ilk kent. Hz. İsa A.S. takipçilerinin Hristiyan adını aldıkları ilk kent. Yakın çağımızın en küçük ve en "kısa süreli" devletinin merkezi...
    Amik ovasının başlangıcında, Amanos dağları ile Habib Neccar dağlarının ortasındaki vadide kurulmuş Antakya, bugünkü konumuyla karşılaştırıldığında inanılmaz bir tarihi zenginliğe sahiptir.
    Antakya M.Ö. 4. yüzyılda Suriye Kralı 1. Seleukos tarafından kurulmuş ve babası Antiochos’un adını vermiştir. M.Ö. 64 yılında Roma İmparatorluğu’na bağlanmış ve bu dönemde gelişerek nüfusu 200.000’e ulaşmıştır.
    Antakya’nın bu gelişmişliği, Akdeniz ile Mezopotamya arasında bir köprü oluşturmasından kaynaklanmıştır.
    Gemiler kıyıdan 29 km uzaklıktaki bu kente Asi nehri üzerinden gelebiliyorlardı. Hareketli bir ticari hayat ve lüks malların üretimi şehre büyük bir zenginlik kazandırmıştı. Bu zenginlik dönemi, şehrin 526 depreminde yerle bir olmasına kadar sürdü.
    Antakya daha sonra 300 yıl süreyle Arap-İslam ordularının denetiminde kaldı. Ardından Bizans ve Selçuklu dönemi yaşandı. 1516’da Osmanlı şehri oldu. 1918’de Fransız işgaline uğradı. 1938’de bağımsız bir devlet statüsü kazandı. 1939’da da Hatay Devlet Meclisi’nin verdiği kararla Türkiye’ye bağlandı.

    Kentin tarihi dokusu, camiler ve Antakya evleri
    Antakya’nın tarihi kent dokusunu tanımak için Asi nehrinin üst yanını dolaşmak gerekir. Yeni kent şehre giriş tarafında ve nehre kadar olan bölümdedir.
    Kentin tarihi dokusu büyük ölçüde korunmuştur. Kent farklı dinlerden insanların yıllardır bir arada yaşadığı, dışarıdan fazla göç almadığı için de fazla bozulmamış bir yapıdadır.
    Eski Antakya evleri, kemerli bir yapıyla bir arabanın zar zor geçebileceği taş döşeli ara sokaklara açılır. Sokakların ortası, yağmur sularının akabilmesi için geniş bir oluk gibi düşük seviyelidir. Evlerin hemen hepsine bir avluyla girilir. Avluların kimisi, merdivenle çıkılan birinci kattadır ve yaşam diye nitelenen bölüme bu avlulardan geçilerek girilir. Birinci katlar taş, ikinci katlar bağdadidir. Evlerin dış görünüşü sadedir ama içerideki taş ve ahşap işçiliğiyle yağlı boya süslemeler göz alıcıdır. Zeminleri göz alıcı renklere sahip karo taşlar süslemektedir.
    Kentte görmeye değer tarihi yapıların önemli bölümü Kurtuluş Caddesi üzerindedir. Şehrin ana caddelerinden biri olan ve çok sayıda dükkanın sıralandığı cadde üzerinde; Ulu Cami, Habib Neccar Camisi ve türbesi, Süveyka Camisi, Katolik Kilisesi görülebilir. Giriş kapısı üzerindeki freskleriyle dikkat çeken Ortodoks Kilisesi ise Kuruluş Caddesi’ni Meydana bağlayan ara caddelerden biri üzerindedir ve dar bir pasajla büyük avlusuna girilmektedir.
    Eski kentle yeniyi birbirine bağlayan köprü, eski taş köprünün yerine yapılmış. Son derece sağlam olan tarihi taş köprü, Amik ovasının kurutulması için uygulamaya konan projeye kurban gitmiş.
    Köprü çevresinde tarihi Antakya evlerini görmek mümkün. Bu evlerden biri sinema, biri Belediye başkanlığı, diğeri de Postane olarak hizmet veriyor. Antakya Mozaik müzesi de bu meydandadır.

    Antakya Camileri

    Habib-i Neccar Camii


    Kurtuluş caddesi ile Kemal Paşa caddesi kavşağında bulunan camii, Hz. İsa’nın havarilerine ilk inanan ve bu uğurda canını veren bir Antakyalının adını taşımaktadır. Camiinin kuzeydoğu köşesinde 4 metre derinde Habib Neccar Türbesi vardır. Bugünkü camii Osmanlı dönemi eseridir. Etrafı medrese odaları ile çevrili camii avlusundaki şadırvan 19. yüzyıl eseridir.

    Ulu Camii

    Köprü yakınında bulunan ve yapıldığı dönem itibariyle Antakya’nın en eski camisi olan Ulu Caminin Memlük dönemi eseri olduğu sanılmaktadır. Kitabelerde, camiinin ve minaresinin çeşitli dönemlerde tamir edildiği anlaşılmaktadır.
    Antakya’da bunlardan başka Mahremiye Camii (girişindeki tünel ve mihrap etrafındaki sütunlar ilgi çekicidir), Nakip Camii, Yeni Camii, Civelek Camii, Meydan (Giriş kapısı minarenin altındadır), Şeyh Ali Camii gibi hepsi Osmanlı dönemi olan camiler vardır. Bunlar kubbeli ve ahşap çatılı olmak üzere iki ayrı tipte inşa edilmişlerdir. Camilerden bazıları kalın gövdeli ve şapkalı, bazıları ince gövdeli, şerefeli ve külahlı olmak üzere iki tip minare dikkati çeker.

    Antakya Arkeoloji Müzesi Mozaik Eserleri

    Antakya’da yaşanan zenginlik ve ihtişam dönemini simgeleyen en güzel eserler, eşi bulunmaz Antakya mozaikleridir.
    Antakya Mozaik Müzesi, sergilenen mozaiklerin büyüklüğü, sayısı ve kalitesi açısından dünyanın en zengin ikinci mozaik müzesidir.
    Mozaikler Grek, Roma ve Bizans dönemine ait. Samandağı, Harbiye ve Antakya’da bulunan hamam, kilise ve evlerin tabanlarını süslemiş mozaiklerin çoğunda mitolojik konular işlenmiş. Bu mozaikler paneller halinde sergileniyor, Antakya Müzesi’nde. Müzede ayrıca heykeller de bulunmaktadır ki, bunların en önemlisi 3 m boyundaki Apollon heykelidir. 8 salonu bulunan müzede kazılardan çıkan diğer arkeolojik buluntular, sikkeler, süs eşyaları da görülebilir.
    Mozaiklerin bir bölümü salonların yetersizliğinden ötürü bahçede, mozaikler için zararlı dış koşullarda sergileniyor ve ne yazık ki renkleri soluyor, eğer yitiriyor.


    HATAY GELENEKLERİ, görenekleri adetleri ve
    HATAY KÜLTÜRÜ


    Eskiden olup da şimdi olmayan neler var ? Buradan bizlerle paylaşabilirsiniz.

    HATAY'IN yöresel kıyafetlerinin oyunlarının yemeklerinin resimleri, yöresel göreneklerimiz, antakya da düğün ve sünnetlerde yapılan özel yemek ve içecekler, hatay in gelenek ve gorenekleri, hatay ın yöresel kıyafetleri, hatayındüğünleri, bugün hatayda öğlen saat11 de hava nasıl olacak, iskenderun gelenek ve göreneklerimiz, hatayın düyün yemekleri, hatay yöresindeki gelenek ve görenekler, antakya nın gelenek ve görenekleri, antakya neleriyle ünlüdür, hatay yöresine ait kahvaltilar, hatay yöresine ait gelenek ve görenekler, antakya ili, hatay altınözü düğün gelenekleri, hatay gelenek ve göreneği, sünnetçi hatay, hatayın düğünleri, gelenek ve göreneklerimiz yemekli düğünler, turkiye antakyaninin duyunleri, hatay iskenderun adetleri, hatay gelenek ve görenekleri, antakya nın gelenek ve gorenekleri kısaca, hatayin yöresel oyunlari nelerdi,


    HATAY'DA EVLENME GELENEĞİ
    Evlenmelerde, toplumsal konum, geçim düzeyi ve etnik ayrılıklar belirleyici etkenler arasındadır. Antakya, İskenderun gibi merkezlerde bu anlayış büyük ölçüde değişmekle birlikte, öbür ilçeler ve kırsal kesimde etkisini sürdürmektedir. Genelde görücü yöntemi yaygındır. Görücü gidilen kızın yanında, ailesinin de özellikleri soruşturulur. Olumlu sonuç alınırsa, babası, birkaç kişi ile kızı istemeye “Dünürlüğe” gider. Bu “Söz Kesimi” anlamındadır, nişan-düğün tarihleri çeyiz, başlık kararlaştırılır. Başlık, Antakya’da “Hak”, Reyhanlı’da “Kan Parası”, Samandağ’da “Besleme Hakkı” diye adlandırılır. Nişan salonda değil ise kız evinde yapılır. Kadın-erkek eğlenilir. Kimi yerlerde ise mevlit okutulur.
    Düğün genellikle pazar ya da perşembe günü yapılır. Kentlerde nikah çağrısı, kasabalarda ise “Okuntu” gönderilir. İskenderun’da “Maşta” denen kadın, kapı kapı gezerek düğüne davet eder. Düğünden bir gece önce kına gecesi yapılır. Aynı gün gündüz gelin hamamı yapılır.
    Düğün günü kız evinde yüksek bir ağaca bayrak çekilir. Düğünler genellikle yemekli olur. Bir hafta öncesinden ekmek açılır, etli yemekler ağır basar, konuklara yörede “Tini” denen incir rakısı sunulur. Kına gecesi, kız evine getirilen çeyiz, kız evininkiyle birlikte oğlan evine gönderilir. Gelin odasında sergilenir. Ertesi gün düğün alayı gelin almaya gelir. İkindiye doğru, gelin arabaya bindirilir. Anası ve kız kardeşi de yanında oturur. Alay, gelin arabasının arkasından gelir. Gelinin kapısına eve bağlı olsun diye bir topak hamur yapıştırılır.
    Ertesi gün, İskenderun ve Yayladağı'nda “Süpha Günü” diye adlandırılır. Kadınlar çeşitli armağanlarla gelin görmeye gider. Birkaç gün sonra kız evine gidilir, akrabalar yemeğe çağrılır.

    EVLENME İLE İLGİLİ ADETLER VE GELENEKLER:

    Kırıkhan ve çevresinde erkeklerin evlenme çağına geldikleri zaman genellikle şu iki durumla karşı karşıyadır;
    1 - Ya sevdiği birisi vardır,
    2 - Ya da büyüklerinin göstereceği bir kızla evlendirileceklerdir.
    Birinci şıktaki durum, yaşadığımız devirde sıklıkla karşılanmaktadır. Evlenme çağına gelen delikanlı sevdiği ve beğendiği kızı, bir punduna getirerek annesine veya kız kardeşine duyurur. Annesi kızı araştırır, beğenir ve oğluna layık bulursa durumu oğlanın babasına açar. Aile içinde herkesin görüşü usulüne uygun bir biçimde alınır. Olumlu ise kız tarafına, iki aileninde tanıdığı bir yaşlı kadın aracılığıyla haber gönderilir. “ Bir akşam size gelmek istiyoruz.” denilir. Kız tarafı bu istemi kendi durumlarına göre ayarlar ve günü daha sonra aradaki kadına bildirirler.



    Hatay Halk Oyunları, Hatay Müzik Kültürü ve Hatay Yöresi Giyim ve Kuşamı Hakkında Özet Bilgi


    Hatay halk müziği Çukurova bölgesi ve Gaziantep özellikleri taşır. Konuları çok çeşitlidir, Doğa, aşk. sevda, hasat, harman, düğünler, ölümler, türkülerin konusunu oluşturur. Yörede en çok oynanan oyun halaydır. Yörenin ünlü türküleri Altın Tasta Gül Kuruttum. Şu Karşıki Dağda Kar Var Duman Yok, Al Mendili Mendili, Pınar Bası. Eli Elime Değdi. Hev Güzel Güzel. Pınara Vurdum Kazmavı, Kapı Kapı Şen Olur vb.’dir.

    Halk müziği araçları cura. çöğü, tambura, kemane, sukabağı ve zurnadır.

    Halay dışında çiftetelli, zeybek ve semah gibi oyunlara da rastlanır. En yaygın oyunlar, Adana Üçayağı, Garip, Karşıda Kavun Yerler. Eli Elime Değdi. Dolağa, Zeybek, çiftetellidir.

    Giyim-kuşam: Geleneksel kadın giyimi zıbın, mavi yünlü veya pamuklu kumaştan beli bol büzgülü entari, üstüne yelek, bele kuşak, yün çorap, yemeni ve çarıktan oluşur. Takı günümüzde yaygındır.

    Erkek giyiminde yöreden yöreye değişen özellikler vardır. Ağ kısmı bol, gittikçe daralan paçaları dar ve islemeli şalvarla, kalın kuşak, aba denilen yelek erkek giyimini oluşturur. Başa terlik veva takke denen el örgüsü başlık giyilir, çevresine poşu sarılır

    Eli elime değdi de

    Hem ben yandım, hem kendi,

    Bize kimse karışmaz

    Arkamız sağ efendi

    * * *

    Eli elekli yarim de

    Göğsü velekli yarim

    Asker olmuş gidiyorum

    Aslan yürekli yarim

    * * * *

    Daldan dala ip serdim de

    İpekli mendil gerdim

    Şu Şenköv’ün kızlannı da

    Candan gönülden sevdim







  3. 3
    Ziyaretçi
    HATAY İLİNİN MUTFAK KÜLTÜRÜ VE BESLENME ÖZELLİKLERİ
    Hatay Mutfağı, oldukça zengin bir mutfaktır. Hatay'a gelen ziyaretçilerin öncelikle dikkatini çeken özelliklerin başında Hatay Mutfağının zenginliği ve yemeklerin lezzeti gelir.
    Yerleşim yerinin tarım ve hayvancılığa dayanması, kış mevsiminin hafif geçmesi, yiyecek malzemelerinin bol olmasını sağlamaktadır. Mevsimlik sebzelerin rahatça bulunabilmesi, konserve türü olan yiyeceklere olan ihtiyacı azaltmaktadır.
    Dağlarda, kırlarda, kendi kendine yetişen kömeç, kekik ve köklerden geniş ölçüde yararlanılır. Sebze yemekleri etli, soğanlı, domatesli pişirilir. Yemekler, biberli, baharatlı ve bol salçalı pişirilir. Salçasız, acısız, baharatsız yemeklere pek ilgi gösterilmez.
    Patlıcan-domates-zeytinyağı-sanınsak dörtlüsü çok sık kullanılır. İç yağı ve kuyruk yağı yaygın olarak kullanılır. Zeytin üretimi fazla olduğundan zeytinyağı kültürü geniştir Soğan, kıyma, et, salça ve sebzeler,su konmadan önce yağda kavrulur.Her an elde edilen,soğan,nane,maydanoz ve biber mutfağın sembolüdür. Bulgur, baharat, et mutfağın temel öğeleridir. Ayrıca, pirinç, buğday ve buğday ürünleri sıkça kullanılır. Kebap ve köfte çeşitleri çok fazladır. Et daha çok, bulgur ve pirinçle ya da sebzelerle birlikte kullanılır.
    Yoğurt, tek başına ya da sarımsaklı olarak, yemek üstü malzemesi şeklinde kullanıldığı gibi ayran ve cacık olarak da sofralarımızda yer alır ve yoğurttan çeşitli çorbalar hazırlanır. Lezzet amaçlı sos servisi bulunmamaktadır. Daha çok yağda kavrulmuş domates sosu, yağ ve salçayla kavrulmuş soğan kullanılır. Bu soslar, nane ile renklendirilir. Az pişirme metoduna Hatay Mutfağında pek rastlanmaz.
    Hatay Mutfağında köylerde toplu yemek yeme geleneği sürdürülmektedir. Yemekler yer sofrası şeklinde hazırlanır. Bir sini içerisine yerleştirilen, yemekler, sininin etrafındaki minderlere bağdaş kurularak yenir. Toplantılarda, düğünlerde, ziyafetlerde en iyi ve sevilen yemekleri hazırlamak adettir. Sofralarda yemek kalıntısı bırakılmamasına özen gösterilir. Hataylılar tatlı yemeyi çok severler. Bu nedenle hamurdan, meyve ve sebzelerden hazırlanın çeşitle tatlıları vardır. Meyve ve köklerden serbest yapmak gelenek haline gelmiştir. Hatay ilinde meyan kökünden yapılan meyan şerbeti bolca tüketilmektedir.
    Hatay ili genelinde, tandırda yapılan ekmek, yufka ekmeği, biberli ekmek, lavaş ve pide tüketilmektedir. Harbiye'nin tavuğu oldukça tanınmıştır. Tavuktan çok çeşitli yemekler yapılır. Kızartma, haşlama, ızgara, şiş, pilav üstü, dolma, tavuğun en çok kullanıldığı yemeklerdir.
    Kahvaltılarda tuzlu ve tuzsuz peynir çeşitleri, salçalı sos ve limonla tüketilen yeşil zeytin, söğüş domates-salatalık, çökelek, reçel ve marmelat çeşitleri tüketilir. Çayın yanında kahvaltılarda tuzlu yoğurt yenilmesi, Hatay beslenme kültürünün özgünlüğüdür. Çökeleğe genellikle biber katılır. Yeşil zeytinin ezmesi, kırılarak tuzlu suda tatlandırılmış olanı kahvaltı masalarını süsler.







+ Yorum Gönder
yaşadığımız yerin tarihi ve kültürel özellikleri ,  yaşadığımız yerin tarihi turistik kültürel özellikleri,  hatayın kültürel özellikleri kısaca,  yaşadığımız yerin tarihi turistik kültürel,  yaşadığımız yerin tarihi kültürel özellikleri gelenek görenekleri
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 13 kişi