Beden ve ruh arasında nasıl bir ilişki vardır

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Beden ve ruh arasında nasıl bir ilişki vardır ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi


  2. 2
    Gülcan
    Usta Üye





    Cevap: Ruh ile beden arasındaki ilişki nasıldır..

    Ruh ile beden arasındaki ilgi, bir bakıma, sesle mânâ arasındaki ilgiye benzer. Ses mânânın bedeni, mânâ sesin ruhudur. Bu ruh o bedenin ne sağındadır, ne solunda, ne içindedir, ne dışında... Mânâ, hayatiyetini devam ettirmek için sese muhtaç değildir. O, hâfızada sessizce durur, dimağda gürültüsüz meydana gelir, kalpte kelimesiz bulunur. Ancak, görünmek ve bilinmek istedi mi, işte o zaman, sese görev düşer. Ses, muhatabın kulağına varınca ömrünü tamamlar. Mânâ ise ondan sonra da varlığını sürdürür.

    Mânâ sesten önce de vardı, sesle birlikte göründü, sesten sonra da varlığını devam ettirmede. Ruh Allahın kanunu, beden Onun mahlûku. Bu bedeni, o kanunla tanzim ve idare ediyor.Allahın mahlûkata benzemekten münezzeh olduğundan gaflet etmemek şartıyla, insan kendi ruhunda, birçok rabbanî hakikatlere işaretler bulabilir. Bu işaretleri hakikate tatbik ederken, çok dikkatli olmak gerek. İşaretle asıl arasında bir benzerlik kurma gafletine düşülmemeli. Haritadaki bir nokta, bir şehre işaret eder, ama o nokta ile şehir arasında bir benzerlik kurmak cehalettir. Bir yazı, kâtibini gösterir, onun sanatına delil olur; lâkin, kâtibi yazıya benzetmek, yahut yazının özelliklerinde yazarın sıfatlarını aramak mânâsızlıktır. Meseleye bu şuurla nazar ettiğimizde, ruhumuzda bazı hakikatlere işaretler bulabiliriz:

    Ruh, beden ülkesinin yegâne sultanıdır; birdir, şeriki yoktur.
    Ruh, bedenin hiçbir cüzüne, hiçbir organına benzemez.
    Ruhun zâtı, bedenin zâtına benzemediği gibi, sıfatları da bedenin sıfatlarına benzemez.
    Ruhun bir meseleyi tefekkür etmesiyle, midenin bir lokmayı yoğurması arasında benzerlik düşünülemez.
    Ruh doğmaz, doğurmaz, bedende mekân tutmaz. Bunlar hep bedenin, maddenin özellikleridir.
    Ruhu mahiyetiyle kavramak mümkün değildir. Onun zâtı hakkında ne düşünülse, ona şirk koşulmuş olur.
    Bir bedende iki ruh bulunsa, beden fesada gider...
    Bedenin eliyle ne alınırsa alınsın, şükür daima ruha yapılmalıdır.
    Ruhun bedendeki icraatı, Güneşin gezegenlerini döndürmesi gibi, dokunmaksızın, temassız yapılır.
    Bir hücreyi idare etmekle, bütün hücreleri idare etmek arasında, ruh için bir fark düşünülemez; birincisi ona daha hafif, ikincisi daha zor değildir...

    Bir başka açıdan:

    Bedeni kafese, ruhu ise kuşa benzetirler. Bu güzel teşbihten alacağımız çok dersler var.

    Bunlardan birkaçı:
    Beden ruh içindir, ruh beden için değil.
    Kafesin boyanmasıyla kuş güzelleşmez. Beden sıhhati de ruhun olgunluğuna delil olamaz.
    Kafesi büyütmekle kuşu geliştirmiş olamazsınız. Onun büyüme yolu daha başkadır.
    Kuş, kafesten dışarıyı seyreder, ama gören kafes değildir.
    ?Göz bir hassedir ki; ruh, bu âlemi o pencere ile seyreder.? (Sözler)

    Kuşsuz kafesi kimse evinde barındırmaz. En yakınımızı bile ölümünden sonra kaç gün misafir ediyoruz?

    Kuş kafesten önce de vardı, kafesten uçtuktan sonra da varlığını devam ettirir.

    Şu koca kâinat sarayı, ruh için bir oda gibi. Beden ise kafes. Ruh kafesten uçtuğu gibi, saraydan da çıkar gider, daha geniş âlemlere kavuşmak üzere.







  3. 3
    Forumacil
    Özel Üye
    beden ve ruh arasında nasıl bir ilişki vardır




    Ruh bedenden ayrılır. Tıpkı bir çocuğun oyuncağından ayrıldığı gibi… Nedendir, nasıldır bilinmez. Ama vakit gelince, bütün güzel rüyalar biter. Gökyüzüne bakarsınız ve her kayan yıldızla bir dilek tutarsınız. Kayan her yıldızın dünyadan göç eden bir ruhun gülümseyişi olduğuna inanırsınız. İşte bazılarının ölümü sizin mutluluğunuz olur. Herkesin bir yıldızı vardır ya, hani her gece yatmadan önce dua edişinizde bakarsınız; belki bir sevgiliye iyi geceler öpücüğü, belki uzaktaki annenizin kokusunu duymak için bir rüzgâr, belki de yarınki önemli bir randevu için şans getirmesini dilersiniz. O zaman işte ruhunuz bedeninizden ayrılır. Siz hala nefes almaya devam edersiniz. Ama ruhunuz sizi çoktan terk edilmişliğin yatağında bırakmış, terk eden diğer ruhlarla gecesine anlam kazandırmak için bir uğraş içerisine girmeye başlamıştır bile.


    Ruh sadece ölüm dediğimiz ürpertici ama bir o kadar da çekici olan, bir son mu yoksa bir başlangıç mı olduğu henüz bilim adamları tarafından açıklanamamış gizli bir soru olarak, bizleri cezbeden vedanın gerçekleşmesiyle ayrılmaz bedenden. Geceleri veya tatlı gündüz uykularında görülen bütün rüyalarda tapulu malıymış gibi olmadık insanların rüyalarına girip, biraz renk katıp rüyayı süsleyen ruhunuz sizi o sıcacık yatağınızda bırakıp ya da ayaküstü uyutup kaçamak yapmaktan vazgeçmez.

    Belki siz küçüklükten beri hep aynı yalana inandınız. Bedende herhangi bir hayat belirtisi görünmediğinde diğer dünyaya göç edildiği yalanına herkes gibi siz de inandınız. Ama adı üstünde o da bir yalan. Ruhun gitmesi için illa bedende hayat belirtisinin görünmemesi lazımsa, şu an dünyanın yarısı aynı bu şekilde yaşamaya devam ediyor. Tabi ki teorik olarak yaşamaya devam ediyor. Ruhları onları çoktan terk etmiş, gözlerindeki ışıltı çoktan yerini karanlığa devretmiştir. Hayalperest insanların uydurduğu masallar gibi, bu ruh meselesi de başlı başına kocaman bir yalandır.


    Yaşadığınız sürece aldatmalara, ihanetlere nasıl alışmışsanız- ki zaten bu sizin içinizde var, ruhunuz sağ olsun - ruhun yapıp yapıp sonra karşı konulmaz cilveli bakışlarından bedeninizi alamazsınız ve ruhun oynaşmalarına izin verirsiniz.

    Felsefecileri şimdi daha iyi anlıyorum. Önceden işleri güçleri yok ruh, akıl gibi saçma şeylerle uğraşıyorlar desem de artık onları anlayabiliyorum. Onlar yüzyıllar öncesinden çakmış davayı ama bizler anlamamışız. Ruh bedenini sadece yeni mekân olarak toprağın altı olarak tercih ettiğinde terk etmez. Ruh her zaman bedeni terk eder. Zaten beden de alışmıştır terk edilmeye. Milletin rüyalarında, hayallerinde gezmesine izin verip boynuzlanmayı çoktan benimsemiştir.


    Ruhla beden arasında çok incenin de incesi bir bağ vardır - ki bunu tamamen ben uyduruyorum - ancak toprakla beden birleşip ruhu ilk ve son kez aldatmaya teşebbüs ettiği zaman bu bağ kopar. Aslında kopmaz da aklınızdaki su iyice bulanmasın. Ama siz kopuyor bilin, dersem ben de o yalancılar kervanına katılmış olurum. O yüzden söylüyorum, bedenle ruh inanılmaz bir bağ ile birbirlerine bağlıdır. Bu bağ ne kopar ne de yıpranır.

    Beden yeni mekân olarak toprağı tercih etse de asla o ruh gibi adi değildir ve ona hiçbir zaman ihanet etmez. Ancak ruh bedenin terk edişine çok bozulur. İşte bir zamanlar bedene hiç gitmeyecek bir misafir gibi gelişiyle mucizelere sebep olan ayrılmaz ikili olarak bilinen ruh ve beden, ebedi ayrılışlarına bir tek gözyaşı dökmeden öyle donmuş bir sahnede durmaya devam ederler. Ruh bedeni aramak için bazen bir sevgiliye görülür, bazen de bedendeki o eski tadı bulmak için başka bedenlere girer. Bu arayış kavuşacakları güne kadar devam eder. Şimdiye kadar anlatılan masalların aksine bu masal hiçbir zaman güzel bitmez. Aslında bu masal hiç bitmez.

    Ruh her zaman bedeni arar. Bedense toprağın altından kavuşacakları güne kadar ruhu izlemeye devam eder.







+ Yorum Gönder
bedenle ruh arasında nasıl bir ilişki vardır
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi