Ekonomik güç neden çok önemlidir

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Ekonomik güç neden çok önemlidir ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Ekonomik güç neden çok önemlidir





  2. 2
    seher
    Özel Üye





    Cevap: Ekonomik Güç Nedir?

    Soğuk Savaş’ın bitiminden sonra bazı uzman ve akademisyenler jeopolitika kavramının yavaş yavaş yerini jeoekonomiye bırakmaya ve ekonomik gücün uluslararası ilişkilerdeki başarının anahtarı haline gelmeye başladığını dile getirmiştir. Diğer bir deyişle “havuç”, “sopa”dan daha ön plana çıkmaya başlamıştır.

    Bu noktada uluslararası ilişkilerde öteden beri tartışılan bir konu yeniden su yüzüne çıkmaktadır: askeri güç mü yoksa ekonomik güç mü daha önde gelmektedir? Geleneksel olarak Marksistler gücün ekonomi üzerine kurulduğunu ve politika dâhil olmak üzere üstyapıyı oluşturan diğer tüm unsurları ekonomik altyapının şekillendirdiğini ifade etmektedir. Benzer şekilde 19. yüzyıl ekonomik liberalizm akımı da ticaret ve finans alanındaki karşılıklı bağımlılığın savaşları olanaksız hale getirdiğini belirtmektedir. Ancak realistler 1914’ten önce İngiltere-Almanya arasındaki ticaretin savaşı engellemediğini vurgulamaktadır.(1)

    Joseph Nye ekonomik-askeri güç tartışmasıyla ilgili olarak kesin bir sonuca varmanın mümkün olmadığını belirtmektedir.(2) Zira her iki unsur da gücün klasik tanımında yer alan “karşı tarafı istenilen şekilde davranmaya itme” amacına hizmet edebilmektedir: savaş, savaş tehdidi, ekonomik yaptırımlar…vs. Ayrıca bu iki güç çeşidi arasında bir etkileşim bulunduğu da göz ardı edilmemelidir. Etkin bir askeri gücün sağlam bir ekonomiye ihtiyaç duyması kaçınılmazdır. Temel ekonomik çıkarlarının ciddi şekilde tehdit edilmesi durumunda devletler silahlı güç kullanma seçeneğini masada bulundurmaktan çekinmemektedir. Yakın dönemde İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidine karşılık Batı’dan gelen tepkiler ve güç kullanma söylemleri bu kapsamda hatırlanmalıdır.

    Öte yandan ekonomik güç, yumuşak güç bağlamında da değerlendirilmelidir. Güçlü bir ekonomik model diğer devletler için örnek teşkil etmekte ve çekici bir unsur oluşturmaktadır. Soğuk Savaş sonrasında AB’nin elde ettiği yumuşak güç büyük ölçüde ekonomik başarıya dayanmaktadır.

    Ekonomik güç siyasi beklentilere uygun olarak kullanılan ekonomik araçlarla diğer siyasi aktörlerin davranışlarını kontrol etme veya etkileme yeteneği olarak tanımlanabilir. Bir diğer tanımla ekonomik güç, ekonomik kırılganlıktan faydalanılarak kendisi üzerinde etki ve kontrol sağlanmasına karşı direnç göstermektir.(3) Ekonomik güç birtakım göstergeler (istatistiksel metotlar) aracılığıyla ölçülmektedir: demografi, gayri safi milli hasıla, enflasyon oranı, işsizlik oranı, uluslararası ticaretteki yer, pazar payı, yabancı yatırımlar, teknolojik seviye…vs.

    Ekonomik gücü karşılıklı bağımlılıktan ayrı düşünmek mümkün değildir. 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren küreselleşme sürecinin ivme kazanması ve ticari sınırların yavaş yavaş ortadan kalkmasıyla ülkeler arasındaki karşılıklı bağımlılık önemli oranda artmıştır. Dolayısıyla bugün ekonomik bir güç için, gerek ortak kazanç sağlayacak gerekse uluslararası arenada daha avantajlı bir konum kazandıracak pazarlık gücü elde etmeye olanak verecek bir karşılıklı bağımlılık ortamına dâhil olmak kaçınılmaz hale gelmiştir. Zira günümüz ekonomik sisteminde iki devlet arasındaki ilişki, taraflardan biri için diğerinde göre daha fazla önem arz etmektedir ki bu durum diğer devlet için önemli bir pazarlık gücü anlamına gelmektedir.(3) Bu pazarlık gücü ise diğer tarafın söz konusu ilişki karşısındaki hassasiyetine (sensibility) ve kırılganlığına (vulnerability) bağlıdır. Duyarlılık karşılıklı bağımlılığın olumsuz etkilerini ifade etmektedir. Örneğin 2008’de Lehman Brothers bankasının iflas etmesi ABD dışındaki diğer piyasaları da etkilemiştir. Ekonomik kırılganlık ise karşılıklı bağımlılık sisteminde oluşan yapısal bir değişimin söz konusu ülkeye olan maliyetine işaret etmektedir. Günümüz uluslararası ekonomik sisteminde duyarlılık kaçınılmaz olduğunda daha az kırılgan olan devletler daha avantajlı bir konum elde edecektir.

    Nye bir ekonomik gücün karşı tarafı kendi istediği gibi davranmaya itmek için iki temel araca başvurduğunu yardım (havuç) ve yaptırım (sopa) belirtmektedir.(4) Yapılan yardımlarla devletleri belli şekilde davranmaya teşvik etmek mümkün olduğu gibi yaptırımlar yoluyla zorlamak veya mecbur bırakmak da mümkündür.


    1. Joseph Nye, The Future of Power, NewYork, PublicAffairs, 2011, sf. 51
    2. Ibid., sf. 52
    3. John A. Kroll, "Complexity of Interdependance”, International Studies Quarterly, Vol.37, No.3, 1992, sf. 322-323
    4. Joseph Nye, Soft Power:the Means to Success in World Politics, New York, Public Affairs, 2005, sf.31







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi