Kainattaki bu düzen tesadüf olabilir mi

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Kainattaki bu düzen tesadüf olabilir mi ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Kainattaki bu düzen tesadüf olabilir mi




    Soru: • Yağmurun ve karın oluşumu,
    • Güneş ve ayın hareket etmesi,
    • Gece ve gündüzün birbirini takip etmesi,
    • Mevsimlerin oluşumu,
    • Gezegenlerin kendi yörüngelerinde belli bir hızla dönmesi,
    • Meyve-sebzelerin farklı tat ve renklerde olması,
    ?







  2. 2
    Gülcan
    Usta Üye





    Cevap: kainattaki bu düzen tesadüf olabilir mi

    tesadüf diye bir şey var mı

    Bilim adı altında kâinatta "tesadüf" adı verilen bir başıboşluğun kol gezdiğini iddia edenlere en güzel cevap yine kâinatın kendisinden geliyor. Kâinat şüphe götürmeyecek bir tarzda "tesadüfe yer yok" diye haykırıyor.

    Geçtiğimiz günlerde ajanslara "Tesadüfen yaşıyoruz" başlığı altında bir haber servis edildi. Söz konusu haberde insanlığın 70 bin yıl önce aşırı iklim şartları sebebiyle soyunun tükenme seviyesine geldiği, ancak bir şekilde bu akıbetten kurtulduğu ifade edilmekteydi. Haberin ne asıl kaynağında ne de kendi metninde böyle bir ibare yer almamasına rağmen haber "tesadüf eseri" vurgusuyla yayınlanmıştı. Türkiye'nin önde gelen bir haber ajansı tarafından servis edilen haberin metni şu şekildeydi: "Amerikalı ve İsrailli paleontologlar, insanlığın, 70 bin yıl önce aşırı iklim şartlarından ötürü soyunun tükenmenin eşiğine geldiğini ortaya çıkardı. ABD'den Stony Brook Üniversitesi, IBM Araştırma Merkezi ve İsrail'den Rambam Tıp Merkezinin yaptığı araştırmada, 70 bin yıl önceki aşırı iklim şartlarının, insan nüfusunu öylesine azalttığı ve soyunu tükenme noktasına getirdiği belirlendi. Stony Brook'tan Paleontoloji Profesörü Meave Leakey, makalesinde ‘Bundan sadece 70 bin yıl önce nüfusumuzun o kadar azaldığını ve tükenmenin eşiğine geldiğini kim düşünür?’ ifadesini kullandı. Bu alanda önceki araştırmalar, bugün 6,6 milyara ulaşan insan nüfusunun 70 bin yıl önce sadece 2 bin kişi olduğunu gösteriyor. Doğu Afrika'nın 135 bin ila 90 bin yıl önce büyük bir kuraklık dönemi geçirdiğini ve bu iklim şartlarının, birbirinden ayrı gelişen iki küçük gruba böldüğü insan nüfusunda önemli değişikliğe neden olduğunu belirleyen bilim adamları, ilk insanların 100 bin yıl boyunca ayrı yaşadıktan sonra tek bir pan-Afrika nüfusu haline sadece 40 bin yıl önce geldiğini belirtiyor. National Geographic Society'den Spencer Wells de, bu araştırmanın insan soyunun tarihinin kilit noktalarını ortaya çıkarmak için genetiğin olağanüstü gücünü ortaya koyduğunu belirterek, ‘İlk insanların tüm dünyaya yayılmadan önce soylarının az daha tükenmekte olduğu ve çok zor iklim şartlarından ötürü birbirinden ayrı küçük gruplar halinde yaşadıkları DNA'mızda yazılı’ diye konuştu.

    İlk insanlar, ortadan yok olmanın eşiğine geldikleri bu karanlık dönemin ardından Afrika kıtasının pek çok bölgesini işgal etmesini sağlayacak biçimde hızla çoğaldıktan sonra, diğer kıtalara yayılmak üzere Afrika'dan göç etti. Bu dönemin Afrika'da Taş Devrinin sonuna denk geldiğini ve karmaşık bir dil konuşmaya, soyut düşünmeye başlayan modern insanın başlangıcı olduğunu düşünen bilim adamları, ilk insanların Afrika dışına çıkması ve diğer kıtalarda yayılmaya başlamasının, bundan yaklaşık 60 bin yıl önce meydana geldiğini tahmin ediyor. Araştırma, American Journal of Human Genetics dergisinde yayımlandı."

    Görüldüğü gibi aslında bilim adamları herhangi tesadüfî bir vakadan söz etmiyorlar. Bu tamamen haberi servis eden muhabirlerin yorumundan ibaret. Yine de söz konusu haberi okuduktan sonra aklımıza zamanımızın büyük âlimlerinden Bediüzzaman Said Nursi'nin "kâinatta tesadüfe tesadüf edilmez" mânâsındaki sözleri geldi. Aynı hakikati yüz yıllar önce Sokrates'ten, yahut yakın geçmişte Einstein’ın dilinden duymak da mümkün. Bu âlimlerin hiçbiri kâinat düzeninde tesadüf denilebilecek bir durumu kabul etmemişler. Kâinatta tesadüfe yer olmayacağını, evrenin ve insanın kusursuz bir denge ve fizikî ve matematiksel bir düzen içinde yaratılmasından anlamak mümkün. Bu gerçeği vurgulamak adına evrenin bilimsel olarak kabul edilmiş matematiksel düzenini aşağıda listeliyoruz:

    Atmosferik basınç ve pi sayısı

    Atmosferik basınç sayısı P= 0,101325 dir. P'nin karekökünü alıp 1’e böldüğümüzde Pi sayısını yaklaşık olarak bulabiliyoruz.

    Bir sığırın canlı ağırlığı

    Bir sığırın canlı ağırlığını bulmak için, göğüs çevresinin karesi ile vücut uzunluğu ve 87,5 kat sayısı çarpılır.

    Cır cır böceği ile hava sıcaklığı arasındaki ilişki

    Cır cır böceğinin sesleri ile hava sıcaklığı arasında bir ilişki vardır. Dolayısıyla hava sıcaklığını aşağıdaki formül ile Fahrenheit cinsinden bulabiliriz: T= 0,3.N+40 (T: hava sıcaklığı, N: Cır cır böceğinin bir dakikada çıkardığı ses sayısı)

    Filin yüksekliği ve pi sayısı

    Bir filin ayağı daire şeklindedir ve ayağının çapını ölçüp 2 ile çarptığımızda filin yüksekliğini bulabiliriz.

    Eşkenar üçgen ve kar tanesi

    Bir eşkenar üçgenin her kenarının ortasındaki üçte birlik kısmı alın. Bunlarla yeni bir üçgen oluşturun. Yeni üçgen şekil olarak aynı ve büyüklük olarak ilkinin üçte biri kadardır. Böylece devam edildiğinde, ideal bir kar tanesi elde edersiniz.

    Doğadaki her şeyin birbirleriyle ilişkisi

    Bir gölün alanını bulma ile bir madeni paranın yukardan düşme hızı arasında bir ilişki olabileceği çoğumuzun aklına gelmez. Ama böyle bir ilişkinin varlığını matematik ile anlayabiliyoruz. Gölün alanı integralle, paranın düşme hızı türev ile bulunur. Türev ise integralin tersidir.

    Köpeklerin en uygun yolu seçmesi

    Matematikçi Tim Pennings 2003 yılında The College Mathematics Journal'da yayımlanan makalesiyle, köpeği Elvis'in matematiksel analiz yaptığını dünyaya duyurmuştu. Suya atılan tenis topunun peşine düşen Elvis, çoğu zaman önce kumsal boyunca biraz koşup, daha sonra suya dalarak en kısa sürede topa ulaşıyordu. Bir başka deyişle, suda farklı, karada farklı hızla ilerleyebilen köpek, A noktasından B noktasına en kısa sürede ulaşabilmesi için hangi noktada suya girmesi gerekiyorsa, o noktada suya atlıyordu.

    Gezegenler ve matematik

    Her gezegen odaklarından birinde güneşin bulunduğu ekliptik yörüngede hareket eder ve gezegeni güneşe birleştiren çizgi, eşit zamanlarda eşit alanlar tarar.

    Arılar ve altıgen

    Arılar, peteklerini birim alanının tamamen kullanılması ve en az malzemeyle petek yapılması için altıgen şeklinde yapmaktadırlar. Ayrıca, bütün dişi bal arılarının yaptıkları petek gözeneklerinin açısı 70 derece 32 dakikadır.

    Karıncalar ve vektörler

    Sahra çölü karıncaları yön bulmada yol entegrasyon sistemini kullanırlar. Bu sistemde karınca, yuvadan çıktıktan sonra yaptığı yürüyüş ve dönüş hareketlerinin toplamını, yuvaya olan uzaklığını hesaplamak için kullanır. Karınca, yuvasına olan mesafeyi küçük segmentlere böler; her bir segment uygun yön ve uzaklık vektörünü taşır. Bu vektörlerin toplamıyla yuvanın uzaklık ve yönünü veren ‘homing’ vektörü elde edilmiş olur.

    e sayısı ve doğa

    1 + (1/1!) + (1/2!) + (1/3!) + (1/4!) + ... + (1/n!) serisinin toplamı "e" sayısını verir. Yaklaşık değeri: e = 2.71828182... dir. Matematikteki üç ünlü sayıdan biridir. Diğer ikisi pi ve i sayılarıdır ve kendi aralarında çok güzel bir harmoni oluştururlar, yani e üzeri i.pi -1 sayısına eşittir. Matematik ve Hayal kitabında E.Kasnar ve J.R.Newman, bu formül için şöyle derler: “Zarif, kısa ve anlam dolu. Uygulamalarının ise sonu gelmiyor. Formül, bilim adamına ve filozofa aynı derecede hitap ediyor”. Matematikçisi B.Peirce ise birgün derste bu formülü tahtaya yazdıktan sonra şöyle demişti: “Ne demek istiyor bilmiyoruz. Fakat onu kanıtladık”.

    Doğada pek çok faaliyet e sayısındaki karakteristiğe sahiptir. Örneğin, Fransız böcek bilimcisi J.H.Fabre Örümceğin Hayatı kitabında, sisli sabahlarda örümcek ağlarının su damlacıkları ile yüklenerek yanar döner elmasları andıran zincir eğrileri çizdiğini anlatır ve şöyle der: “... ve bu ağların şanını e sayısı oluşturuyordu”.

    Fibonacci Sayısı ve Doğa

    Bu sayı, 1'den başlamak üzere kendisinden önceki iki sayının toplamına karşılık gelen sayıların dizisidir. Yani 0, 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233… şeklinde ilerlemektedir. Çoğu kez Fibonacci dizisi olarak bilinen bu ünlü matematik dizisinin en çarpıcı yanlarından birisi, doğada tekrar tekrar karşımıza çıkmasıdır. Papatyalar büyürken her dal Fibonacci serisine uyarak yükselmektedir. Birbirine yapışık iki tabaka camda ışığın yansıması için şu kural vardır: 1.kere yansıması 2 biçimde... 2.kere yansıması 3 biçimde... 3.kere yansıması 5 biçimde… Bunlar Fibonacci sayılarıdır. İşin daha ilginç yanı Fibonacci sayısının Pascal üçgeninde de ortaya çıkmasıdır. Pascal üçgenin köşegenlerindeki sayıları topladığınızda Fibonacci serisi karşımıza çıkmaktadır.

    Altın Oran ve Doğa

    Altın Oran, pi sayısı gibi irrasyonel bir sayıdır. Altın oranın ifade edilmesi için kullanılan sembol, PHI(Fi) dir. Göze en hoş gelen, en estetik oran olduğundan bu isim verilmiştir. Bu sayı= 1.618033988… şeklinde sonsuza kadar devam eder. Üstelik yukarda incelediğimiz Fibonacci sayısı ile Altın Oran arasında ilginç bir ilişki vardır. Dizideki iki sayının oranı, sayılar büyüdükçe Altın Oran'a yaklaşır. Doğada pek çok yapı altın oranı içerir.

    Arı kovanı ve altın oran

    Arı kovanlarında yaşayan dişi arıların sayısının erkek arıların sayısına bölündüğünde hep aynı sayı elde edilir, altın oran.

    DNA ve altın oran

    DNA molekülü tüm hayatın programını taşımaktadır. Her tam turunda 34 angstrom uzunluğunda ve 21 angstrom genişliğindeki çift heliks spiral yapısı ile altın oranı bünyesinde bulundurmaktadır ve 34/21= 1.619 sayısını vermektedir.

    Ayçiçeği ve altın oran

    Ayçiçeğinde yer alan ay çekirdekleri saat yönünde 55 adet, buna karşılık saat yönünün tersinde 89 adet bulunur ve 89/55=1,618 dir.

    İdeal insan vücudunda altın oran

    Üst çenedeki ön iki dişin enlerinin toplamının boylarına oranı altın oranı verir. İlk dişin genişliğinin merkezden ikinci dişe oranı da altın orana dayanır. Bunlar bir dişçinin dikkate alabileceği en ideal oranlardır. İnsan vücudunun bir parçası olan kolları dirsek iki bölüme ayırır (üst bölüm ve alt bölüm olarak). Kolumuzun üst bölümünün alt bölüme oranı altın oranı vereceği gibi, kolumuzun tamamının üst bölüme oranı yine altın oranı verir. Her insanın boy ölçüsünün göbek boyuna oranı yaklaşık olarak altın oran çıkmaktadır. Yine her insanda ayak boyunun uzunluğu ile dirsek el arası uzunluğu eşittir.

    Kalp şekli ve koordinatlar

    Denklemlerin polar koordinatlarda gösterilmesi sayesinde pek çok ilginç şekil elde edilebilir. Bir kuşun, bir futbol topunun veya bir kalemin şekli uygun denklemler yazılarak elde edilebilir. Denklemlerden şekillerin oluşmasını izlemek pek çok insan için büyüleyicidir. Bu şekilde oluşturulan şekillerden birisi de 'kalp'tir. Kalp şeklini elde etmek için kullanılabilecek en basit denklem (r=b+a*cosV)'dir. Bu kalp şekli aynı zamanda cardioid olarak da bilinir.

    Fractal geometri (Doğadaki geometri)

    Fraktal; sonsuza dek iç içe geçmiş, gitgide küçülen ve alanı sonsuz olan şekillerdir. Bu şekillerin en önemli özelliği, ne kadar büyütürseniz büyütün, görüntünün her küçük ayrıntısının, bütün ile tıpatıp aynı karakteristikleri taşımalarıdır. Bilgisayarlar yardımıyla gerçekleştirilebilen matematiksel tekrarlar muhteşem grafik görüntüler elde edilmesini sağlar.

    ***
    TESADÜF OLABİLİR Mİ?
    Bu bilgileri çoğaltmak mümkün. Şimdi sormak gerekiyor. Bu kadar kusursuz bir düzenin hâkim olduğu kâinatta halen tesadüften söz etmek mümkün müdür? Yoksa Bediüzzaman Said Nursî'nin dediği gibi demek lazım gelmez mi?

    "Evet, fennî bir nazarla dikkat edilirse anlaşılır ki, o zerrenin hareketi, körü körüne, tesadüf eseri değildir." Ve yine Nursi'nin deyimiyle pek tabii ki “Tesadüf yok, hâdisat başıboş gelmiyor, intizamsız değillerdir."







+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi