Zoonoz nedir örnek veriniz

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Zoonoz nedir örnek veriniz ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Zoonoz nedir örnek veriniz





  2. 2
    Gizliyara
    Frmacil.com





    Cevap: zoonoz nedir örnek veriniz

    zoonoz nedir örnek veriniz



    Zoonoz Hastalık Nedir?

    Zoonoz hastalıklar; insanlar ve hayvanların birbirine bulaştırabildikleri ve her iki gruba dahil bireylerde ortak olarak şekillenen hastalıklar diye tanımlanabilir. Dünya sağlık örgütü; zoonoz hastalıkları, doğal koşullarda insanların ve hayvanların birbirine bulaşan hastalığı olarak tanımlamaktadır. Ancak bu tanımlamadaki 'doğal koşullar' kavramının aksine bazı hastalıkların bulaşabilmesi için bir takım özel şartların oluşması gerekmektedir ki bu da önemli bir konudur. Örneğin kuduzun bulaşabilmesi için mutlaka ısırık, tırmalama vb. nedenlerle oluşan açık bir yara olmalıdır. Aynı durum Brucella enfeksiyonlarında da söz konusudur. Bulaşma yollarından biri olan deri yolu ile bulaşma ancak deri üzerinde çizik, çatlak gibi açık bir yaranın varlığında mümkündür. Zoonoz hastalığın tanımından da anlaşıldığı gibi tek taraflı bir bulaşma değil, her iki grubunda birbirine hastalık bulaştırması söz konusudur. Bulaşmanın kaynağına göre zoonoz hastalıklar iki gruba ayrılır.

    * Zooantroponozlar; hayvanlar ve hayvansal ürünler aracılığı ile insanlara bulaşan hastalıklar.

    * Antropozoonozlar; insanlardan hayvanlara bulaşabilen hastalıklar.

    İnsanlardan hayvanlara geçen hastalıklara sistiserkozları (cysticercosis) örnek olarak gösterebiliriz. Ülkemizde de sıkça görülen ve konakçılar aracılığı ile indirekı yolla kedi ve köpeklerde görülebilen bu parazitin, ergin şekli olan tenyalar (T.Solium) insanların ince bağırsağında yaşar ve bu parazitlerle enfekte gıdaların yenmesi ile sığırlara (T.Saginata) geçer. Kedi ve köpeklere bulaşma, çiğ etlerin veya enfekte iç organların yedirilmesi sonucu olabildiği gibi doğrudan insan atıkları ile enfekte olmuş gıdaların yenmesiyle de oluşabilir.

    Tüm pet sahiplerinin ortak endişesi olan konu zooantroponoz karekterli hastalıklardır. Birlikte yaşadığı petlerin kendileri için oluşturabileceği riskleri bilmek her zaman insanların ilgisini çeken önemli bir konu olmuştur. Ayrıca zoonoz karakterli hastalıklardan bazıları petlerde tedavisi olmayan, sadece koruyucu aşılamalar ile önlenebilen hastalıklardır ve insanlar içinde ciddi tehlike yaratabilmektedir. Bu gün tüm dünyada hem insan hem de hayvan sağlığı için büyük önem taşıyan kuduz buna en iyi örnektir.

    Zoonoz hastalıkların bulaşması hastalığın etkenine bağlı olarak farklı yollarla olmaktadır. Ancak genel olarak bulaşma temas, solunum veya oral yol ile olmaktadır.

    Tüm bulaşma yollarında asıl olan ortak nokta etkenin taşınmasıdır. Kedi veya köpeklerin vücut atıkları (dışkı, idrar, salya, burun akıntısı) etkenlerin taşınmasında önemli bir yoldur. Bu atıklarla temas veya atıklarla bulaşık enfekte gıdaların alınması sonucu insanlara geçebileceği gibi ısırma ve tırmalama sonucu kan yolu ile de bulaşma olabilir.

    Direk bulaşmanın yanında kedi ve köpeklerdeki etkenlerin ara konakçılar vasıtası ile insanlara indirek yolla bulaşabilmesi de mümkündür. Son yıllarda ülkemizde de sık rastlanılan ve köpeklerde ağrılı eklem hastalıkları ile karekterize Lyme hastalığını buna örnek olarak verebiliriz. Hastalığın etkeni keneler aracılığı ile köpekden köpeğe taşınabildiği gibi keneler vasıtası ile insanlara da bulaşabilmektedir.

    Kedi ve köpek gibi petlerden kaynaklanan zoonoz hastalıklar yanında tavuk, kuş vb. kanatlı hayvanlar, koyun, sığır vb. evcil memeliler, maymun, fare vb. yabani memeliler ve tavşanlar gibi pek çok hayvan türüne ait zoonoz hastalık, insanlara bulaşarak ciddi sorunlara neden olabilir.

    Kedi ve köpeklerde dahil olmak üzere tüm hayvan türlerinde görülebilen ve insanlara da bulaşabilen bu zoonozlar, bakteriyel, paraziter, viral ve mantar kaynaklı olabilmektedir. Bunun yanısıra, bulaşması sadece kene pire gibi arthropodlar aracılığı ile olabilen bazı zoonoz hastalıklar arthropadal kökenli zoonozlar olarak tanımlanmaktadırlar.

    Bu etkenler (bakteri, virus, mantar ve parazitler) kedi ve köpeklerde değişik şekillerde hastalığa neden olurlar ve farklı yollarla insanlara bulaşabilirler.

    Kedi ve köpeklerde sık karşılaşılan ve önem taşıyan zoonoz karakterli hastalıklardan bazıları şunlardır; Salmonellosis, Brucellosis, Camphylobacteriosis, Leptospirosis, Kuduz, Cat Scratc disease, Lyme disease, Veba, Tularemi, Sporotrichosis, Dermatophytosis, Toxacara canis, Echinococcosis, Droflariasis, Cysticercosis, Toxoplasmosis.

    Korunma için öncelikle etkenin veya hastalık kaynağının bilinmesi gerekir. Bunun dışında önemli olan diğer bir konuda bulaşma yollarının bilinmesidir. Zoonoz hastalıkların gerek petler arasında yayılmasını, gerekse insanlara bulaşmasını önlemek için koruyucu olarak yapılan aşı, ilaçlama, iç ve dış parazitler ile mücadeleye önem vermek gereklidir. Kuduz gibi tedavisi olmayan bazı zoonoz hastalıkların varlığı koruyucu hekimliği ön plana çıkarmaktadır. Bu amaçla spesifik hastalıklara karşı geliştirilen aşı uygulamaları halen tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de en etkin yöntem olarak kullanılmaktadır. Bu aşılara örnek olarak kuduz, lyme ve Leptospiro aşıları örnek olarak verilebilir. Ayrıca petlerde oldukça sık görülen ve insanlarda hydatik kist oluşumuna neden olan Eccinococcuslar ile mücadele de, oral yolla düzenli olarak yapılan paraziter uygulamalar ile yapılabilir. Uzun yıllar boyunca zoonoz hastalıkların önlenmesi için gereken çalışmalara önem verilmemiş olmasına karşın özellikle son dönemlerde yapılan çalışmalar zoonozlara karşı alınan önlemleri ve korunma çalışmalarını artırmıştır.

    Ülkemizde 1991 yılında kurulan 'Türkiye Milli Zoonozlar Komitesi' faal olarak çalışmalarına 1998 yılında başlamış ve UNESCO ile ortak çalışmalar yaparak halk sağlığı eğitim komiteleri tarafından toplantılar düzenlenerek bilgilendirme çalışmalarına başlanmıştır. Ayrıca Sağlık Bakanlığı Veteriner Halk Sağlığı Daire başkanlığı tarafından düzenlenen'kuduz hastalığı mücadele programı' ile zoonoz hastalıklar ve bunlardan korunma çalışmaları artırılmıştır.











    Trichopytosis Mantar Enfeksiyonları





    Kedilerde tricophytosis'e neden olabilen bir çok mantar türü vardır. Etkenin kıl folliküllerin de yerleşmesi ve ikincil bakteriyel enfeksiyonların devreye girmesi sonucu hastalık ortaya çıkar ve follikulitis oluşur. Özellikle canlı tüylerde yaşayan etken, uzun tüylü kedilerde bulaşmanın kolay olması nedeniyle hızlı bir gelişim gösterir. Hastalık daha çok genç kedilerde görülmekte olup, hastalık direk temas yolu ile veya mantar etkenleri ile enfekte olan fırça, kafes gibi malzemelerle bulaşır. Çoğunlukla baş, kulak, kuyruk ve bacaklarda yerleşen trichophytosis de görülen ilk bulgu kılların kırılmasına bağlı olarak şekillenen bir tüy dökülmesidir. Dökülme sınırları belirgin lokal odaklar şeklindedir. Kaşıntı ve kızarıklıkta görülebilecek ilk bulgulardandır. Zamanla tüysüz alanların genişlemesi ve birleşmesi söz konusudur. Ölü tüylerde yaşayamadığından sağlıklı tüylere geçiş ve hızlı bir yayılma söz konusudur. Hastalık daha çok, bazı hastalıklarla bünyenin zayıfladığı zamanlarda veya beslenme düzeninin kötü olduğu durumlarda ortaya çıkar. Bu nedenle beslenmeye her zaman olduğu gibi özel bir dikkat gösterilmelidir. İnsanlara da bulaşabilen zoonoz karekterli bu hastalığın tedavisinde dikkat edilmesi gereken konu, barınak ve kullanılan malzemelerin temizliği dışında diğer kediler ve insanlarla temasının kesilerek yayılmasının engellenmesidir. Hastalık kronik bir hale geldiğinde yıllarca sürebilir. Bu nedenle bu tür vakalarda erken müdahale önemlidir, tüylerin kesilmesi de hastalığın yayılmasının engellenmesi açısından faydalıdır.




    Kuduz (Rabies)





    Kuduz virusu tarafından oluşturulan, Dünyaca öneme sahip bir enfeksiyondur. Son yıllarda dünyada daha sık görülmesinin sebebinin kedilerin geceleri daha aktif olarak dolaşmaları ve vahşi yaşamla daha içi içe olmasına bağlanmaktadır. Genç kediler yaşlılara göre enfeksiyona daha duyarlıdır. Hastalığa yakalanmış kedilerin salyasında bol miktarda virus bulunur ve ısırma yoluyla diğer hayvanlara ve insanlara etkeni bulaştırlabilirler. Hastalık etkeni rhabdovirüsdür. Davranış değişikliği, sonraları felç oluşan ve bütün sıcakkanlı hayvanlarda ölümle sonuçlanan viral bir hastalıktır. Virüs dış ortamda çok kısa bir sürede ölür. Güneş ışığı, dejenfektanlar ve ısıya karşı çok dayanıksızdır. Kuduzda bulaşma hasta kedinin ısırması veya tırmalaması ile olur. Sağlam deriye bulaşan salya kuduza sebeb olmaz. Ancak deri üzerinde yara ve berelere salya bulaşırsa mümkündür. Kuduzda kuluçka süresi ısırılan bölgenin beyine olan uzaklığına , bulaşan virüsün miktarına ve virüsün hastalık yapma kabiliyetine bağlıdır. Virüs vücuda girdikten sonra dolaşım sistemine geçer ve periferal sinirler yoluyla merkezi sinir sistemine ulaşır. Burada çoğaldıktan sonra beyne ulaşır ve oradanda tükrük bezlerine geçer. Asıl hastalığı bulaştırma özelliği de bu evreden sonra başlar. Hastalığın virüs alındıktan sonra 3 hafta ile en fazla 6 ay arasında ortaya çıktığı düşünülmektedir. 1.Devre : Genelde 2-3 gün bazen de sadece bir kaç saat sürebilir ve huzursuzluk, hayali nesnelere miyavlama, en küçük tahrikte bağırmaya başlama söz konusu olur. Göz bebeklerinde büyüme, göz kapakları ve göz refleksinde yavaşlama, vücut ısısında hafif bir artış görülebilen belirtilerdendir. 2.Devre : Genelde 1-7 gün sürer ve ses ile ışık uyarılarına karşı giderek artan bir tepki vardır. Işıktan korkma, huzursuzluk, sıra dışı cisimleri yeme, canlı ve cansız cisimlere karşı saldırganlık görülebilir. Kendi kendini yaralama olabilir, bununla beraber kaslarda koordinasyon bozukluğu ve nöbetler kendini gösterebilir. Nöbetler 3.Devre : Genelde klinik işaretlerden 2-10 gün sonra başlar ve 2-4 gün sürer. Ses tonunda değişim, yutma güçlüğü, üçüncü göz kapağının aşırı büyümesi, çenenin aşağı sarkması ve kedinin çenesini kapatamaması ile karaketerize bir tablo söz konusu olur. Salya akışı oldukça artar, kafa ve boyunda felçler meydana gelir ve hemen sonrasında ölüm şekillenir. Hastalıktan tamamen kurtulabilmek için sahipli ve sahipsiz tüm hayvanların aşılanması gerekir. Kuduz şüphesi ile bakılan hayvanlar karantinaya alınarak gözlemlenmelidir. Kuduz şüpheli bir hayvan tarafından saldırıya uğrayan insanın hemen yapması gereken şeyler şunlardır, - Isırılan bölge hemen dezenfektanlar veya sabunla temizlenmelidir. -Eğer saldırıya uğrayan kedi veya köpeğiniz ise veteriner hekiminize giderek kontrol ettirin ve tekrar aşılatın. -Saldırıya uğrayan sizseniz ve saldıran hayvanı hiç tanımıyorsanız ve karantina için bulma şansınız yoksa doktorunuza mümkün olduğunca kısa sürede danışarak aşıya başlayın -Eğer mümkünse saldıran hayvanı bularak yetkililere haber veriniz. Saldıran hayvan karantinaya alınarak 10 gün kontrol edilecek ve eğer kuduz değilse size haber verilecektir. Bu durumda aşı olmayı kesebilirsiniz. Ancak hayvan bulunamıyorsa veya karantina sonucunda kuduz tespit edilmişşe aşılamaya devam etmelisiniz.




    Echinococus Enfeksiyonları





    Echinococcosis (Kist Hydatit) Hastalığın etkeni Echinococcus multilocularistir. Erişkin hali köpeklerde yaşayan bu parazitin kedilere bulaşması ara konakçısı olan fareler aracılığı ile olmaktadır. Kedi veya köpeklerin dışkısı ile atılan yumurtaların ara konakçı fareler tarafından alınması ile ve vücudunda bu kisti taşıyan farenin kediler tarafından yenilmesi ile kediye bulaşır. Parazit kedilerin bağırsağında gelişerek yaklaşık 2 aylık bir sürede erişkin şeklini alır. Kedinin dışkısı ile dışarı atılan yumurtaların tekrar fareler ve kediler tarafından alınması ile yaşam döngüsü devam eder. Farelerin ve fare ile beslenen kedilerin insan ile teması fazla olmadığından, insanlara bulaşma nadirdir. Ancak bulaşma olduğu durumlarda insanlarda karaciğer başta olmak üzere akciğer, periton, böbrek ve beyin gibi organlarda hidatik kist oluşturabilir. Paraziti taşıyan kedilerde belirgin bir sorun yaratmaz. Görülebilecek tek bulgu dışkı ile atılan halka veya yumurtalar olabilir. Bunlar uygun bir paraziter ilaç uygulaması ile giderilebilir. Kedilerin enfekte organları (akciğer, karaciğer gibi) yemesi engellenmelidir. Ayrıca bu tür sakatatlar sağlıklı da olsalar çiğ olarak verilmemeli, gıda maddesi olarak tüketilen meyve ve sebzeler çok iyi yıkadıktan sonra yenilmelidir. Kedilere pazitlerin yumurtalarına karşı düzenli olarak ilaç verilmelidir. Bu amaçla kullanılan ilaçların kullanım aralığı hastalığı kapma riski, yaşadığı çevre ve diğer faktörlere göre değişiklik gösterirse de genelde 3 ile 6 aydır. Kedilerin enfekte organları ( akciğer, karaciğer gibi ) yemesi engellenmelidir. Ayrıca bu tür sakatatlar sağlıklı da olsalar çiğ olarak verilmemelidir. Gıda maddesi olarak tüketilen meyve ve sebzeler çok iyi yıkadıktan sonra tüketilmelidir. Kedilere pazitlerin yumurtalarına karşı düzenli olarak ilaç verilmelidir.




    Salmonella Enfeksiyonu





    Hastalığın etkeni olarak bir çok salmonella türü vardır. Fakat kedilerde en çok görülen tür salmonella typhimuriumdir. Kedilerde görülen gastroenteritisin başlıca sebeblerindendir. Başlıca hastalık kaynakları kirlenmiş sular, sığır ve ya kümes hayvanları ndan yapılmış yemeklerin iyi pişirilmemesinden, bakterinin bulaştığı eşyalar, depolama veya işleme sırasında kemirgenler, böcekler ve kuşlar tarafından enfekte edilen hazır mamalar ve hayvanların toplu olarak bulundukları yerlerdir. Bakteri vücuda girdikten sonra ince bağırsak, kolon ve çevre lenf yumrularında yerleşir. Ayrıca karaciğer ve dalak da enfekte olabilir. Bakteri hafta boyunca zaman zaman vücuttan dışarı atılabilir. Hastanın yaşı, genel sağlık durumu, beslenme durumu ve çevre şartları bakterinin hastalık yapıcı etkisini belirler. Özellikle sindirim sistemi ile ilgili olarak kilo kaybı, ishal (sulu veya mukuslu olabilir ve bazen taze kan bulunabilir), kusma, karın ağrısı, patolojik uyku hali, merkezi sinir sistemi belirtileri (aşırı heyecan, koordinasyonsuzluk, körlük ve havale) ve hamile hastalarda yavruların ölü doğumuna sebeb olabilir. Bazı hastalar herhangi bir belirti göstermeden de taşıyıcı olabilir. Salmonella organizmaları günlük dezenfektanlarla kolayca elimine edilebilir. Hastaların dışkıları temizlenmeli ve hijyene dikkat edilmelidir. Hasta hayvanlarla uğraşanların ellerini iyi yıkamaları ve çevre temizliğine dikkat etmeleri gerekmektedir. Hastalık teşhis edildikten sonra tedavi çok zor değildir. Yinede hastalığı hafife almamak ve gerekli destek tedavinin düzenli olmasını sağlamak gereklidir. Ayrıca tedavi olanların dahi bir süre daha bakteriyi dışkılarıyla attıklarını akılda tutmak faydalı olur. Hastalık insanlara geçebilse de basit hijyenik kurallarla bu risk en aza indirilebilinir.




    Toxoplasma





    Toxoplasma kedi ve diğer memelilerde ortaya çıkan enfeksiyöz bir hastalıktır. Hastalık Toxoplazma gondii isimli protozoa tarafından oluşturulur. Son konakçısı kedigiller olan bu parazit diğer hayvanlara ve en önemlisi insanlara da bulaşabilir. Kedilerin hastalık tarafından enfekte olmaları yiyecekler tarafından olur. Bu yiyecekler doğada bulunan kemirgenler, kuşlar veya çiğ etler olabilir. Eğer kedinin yediği kemirgen veya kuş parazit tarafından enfekte edilmişse parazit kediye geçer ve parazitin yaşam siklusu başlamış olur. Parazit kedilerin ince bağırsağında çoğalmaya başlar ve ookistleri oluşturur. Oluşan ookistler yaklaşık 3 hafta içinde dışkıyla dışarı çıkarlar ve 1 hafta içinde spor'lar oluşur. Bunlar oldukça dayanıklıdırlar ve nemli ortamda aylarca canlı olarak kalabilirler. Bu ookistlerle enfekte olan yerlerle temas etmek hayvan veya insanların hastalığı alması için yeterlidir. Bunun dışında az pişmiş etlerin özellikle domuz, sığır ve koyun etlerinin yenmesi veya keçi sütü gibi pastörize edilmemiş sütlerin içilmesi de hastalığın alınması için yeterlidir. Toxoplazma ayrıca kan nakli sırasında da bulaşabilir. Enfeksiyona yakalanmış kedilerin bir çoğunda klinik belirti görmek mümkün değildir. Belirti görülebilenlerde ise zaman zaman ateş, halsizlik, depresyon ve iştah kaybı seçilebilen bulgulardır. Bunların dışında solunum sistemine ait bulgular, pankreas yangıları, lenf bezlerinde değişimler, göz problemleri, çiğneme ve yutkunma güçlükleri, davranış bozuklukları veya felç görülebilir. Ancak bu belirtilerin hiç birisi hastalık için net gösterge değildir ve dolayısıyla bir çok hastalıkla karışabilir. Yavru veya genç kediler yaşlı olanlara göre hastalıktan daha fazla etkilenirler. İnsanlarda ise, genellikle grip benzeri semptomlarla ortaya çıkar veya hiçbir belirti göstermez. Belirti görülenlerde ise baş ve boyundaki lenf bezleri şişer, kas ağrısı, baş ağrısı, ateş, sinirsel bulgular ve bulanık görme ortaya çıkan semptomlardır. Eğer hastalık beyin zarlarını etkilemişse çok şiddetli bir baş ağrısı en belirgin bulgudur. Hastalığın insanlarda en önemli etkisi hamile kadınlar üzerindedir.Annede yapılan serolojik testlerde IgG ve IgM kontrol edilir. IgG eskiden geçirilmiş enfeksiyonu, IgM ise şu anda yaşanan bir hastalığı ifade eder. Toxoplasma IgG (+), IgM(-) ise anne eskiden bir enfeksiyon geçirmiş ve iyileşmiş demektir. Fakat tersi IgM(+), IgG (-) ise anne enfeksiyon etkenini taşımaktasdır, tedavi edilmeli ve IgM titrasyon testi düzenli olarak kontrol edilmelidir. Eğer her iki test de pozitif ise test 2 hafta sonra kontrol edilir ve titrasyon değerlerine bakılır. Toxoplasma ile ilgili durumunuzu öğrenmek ve daha detaylı bilgi almak için doktorunuza başvurunuz. Hamilelik öncesi veya hamilelik sırasında Toxoplazma ile enfekte olmuş annelerden doğan çocukların büyük bir kısmı enfekte olma riskiyle karşı karşıyadır. Enfekte olan çocuklarda beyin ödemleri veya mental gerilikler ortaya çıkabilir. Hamileliğin erken devrelerinde enfekte olan annelerde ise düşükler görülebilir. Hastalığın teşhisi oldukca zordur. Serolojik testlerin mutlaka yapılması gereklidir. Kedilerin dışkılarında ookistler görülebilir. Ayrıca dokuların mikroskopik incelemesinde de Toxoplazma tespit edilebilir. Bunun dışında kan, beyin ve omurilik sıvılarından ve idrardan tespit edilebilir. Hastalıkdan korunmak için bir aşı yoktur. Bunun yerine hastalığa karşı önlem almak korunmanın en iyi yoludur. Hastalık etkenleri öncelikli olarak toprakta bulunduğundan toprak ile temas sonrasında gerekli temizliğin yapılması önem taşır. Tuvaletin temizliği ve kumunun sık değiştirilmesi de diğer önemli bir konudur. Kumun temizliği yapılırken eldiven kullanılması hastalığın insanlara bulaşmasını önlemek açısından önemlidir. Kedilerin kuş veya fare gibi hayvanları avlaması mümkün olduğu kadar önlenmeli, pişmemiş et ve pastörize edilmemiş süt ve süt ürünleri verilmemelidir. Toprakla uğraşan kişiler mutlaka eldiven kullanmalıdır. Pişmemiş sebze ve meyveler yenmeden önce mutlaka çok iyi yıkamalıdır. İnsanlara bulaşma yollarından biri de kan naklidir.. Bu nedenle kan alımı gerektiğinde kontrollü (resmi) kurumlardan kan temin edilmesi riskleri en aza indirmek açısından önem taşır. Hastalığın insanlara bulaşması yiyecekler ile olabildiğinden az pişmiş veya pişmemiş etlerin, pastörize edilmemiş sütlerin alınmamasına dikkat edilmelidir. Kedinin etkeni taşıyıp taşımadığının testlerle belirlenmesi ve varlığı halinde gerekli tedavilerin yapılması özellikle bebek sahibi olmayı düşünen kedi sahiplerinin ilk yapması gereken işlem olarak söylenebilir.




    Kedi Tırmığı Hastalığı





    Kedi Tırmığı Hastalığı İnsanlarda ev kedileriyle temas sonucu meydana gelen bir hastalık. Hastalık etkeni kesin olarak gösterilmemiş olmakla beraber, bir virüs olduğu tahmin ediliyor. Hastalık ilk olarak 1930 larda Fransa ve ABD'de fark edildi. Genellikle hastalık öncesinde kedilerle bir temas sözkonusu olur. İnsanlarda çoğunlukla iyi huylu olan, sınırlı lenf yumrularında değişimlerle ile karekterize olan hastalık çocuklarda yaygın olarak görülür ve sadece kedi tırmalamasıyla değil , kedi veya köpek ile temasdan sonra da görülebilir. Ancak kedi tırmalamasından sonra görülme oranı daha yüksek olduğundan kediler hastalığın kaynağı olarak tanınmaktadır. Hastalığın nedeni konusunda değişik fikirler savunulmasına karşın Cat Scratch Disease geçiren hastalarda son zamanlarda Bartonella henselae ve Bartonella quinata adlı bakteriler hastalığın nedeni olarak önem kazanmaktadır. Hastalık subakut bir hastalıktır. Bulaşmadan sonra yaklaşık 2 hafta içinde papül şeklinde lezyon şekillenir. Özellikle baş ve boyun çevresindeki lenf yumrularında gelişen bölgesel lenfadenitis söz konusudur. Genellikle iyi huylu olan bu lenfadenopatiler yaklaşık olarak 1-2 ay süreyle varlığını sürdürdükten sonra sekunder bir etken yoksa kendiliğinden iyileşme sürecine girer ve bir kaç ay sonra etkinliğini kaybeder. Ancak AIDS hastalığının söz konusu olduğu durumlarda tedavi yapılmazsa hastalık daima kötüye doğru gelişir ve hayati tehlike oluşabilir. Kedilerde hastalığa neden olan değişmez etken Bartonella henselae'dir ve özellikle mayıs aylarında pireler tarafından taşınır. Bartonella quinatanı ise kaynağı bilinmemektedir. İnsanlar bu hastalığı kedi tırmalaması veya ısırması ile alabilir. Ayrıca köpeklerin de hastalık etkenlerini taşıyabileceği ve bulaşmaya neden olabileceği bildirilmiştir. Hastalığın erken yaşlarda görülme oranı yüksektir. Özellikle yavru kediler hastalığın taşınmasında etkin rol oynamaktadır, insanlarda da gençler ve özellikle çocuklar hastalığa daha duyarlı olarak gözlemlenmektedir. Pireler bakterilerin taşınmasında aracılık ettiğinden aşırı pire enfestasyonu görülen kediler daha fazla risk oluşturabilir. Açık yaraların varlığı, yalama sonucu bulaşma olabileceğinden riski artıran diğer bir faktördür olup yapılan çalışmalar erkeklerin kadınlardan daha duyarlı olduğunu götermiştir.Bağışıklık sistemini zayıflatan ağır seyirli enfeksiyonlar örneğin, AIDS hastalığının seyri sırasında şekillenen bulaşmalarda risk daha fazladır. Kedide, hastalık etkenini taşıyan ve bu etkenleri insanlara bulaştırabilen enfekte kedilerde genellikle hastalığa ait bulgular görülmez. Kediler etkeni taşıyıcı görev yaparlar. İnsanda, klinik olarak ilk gözlenebilen belirti tırmalanan veya ısırılan bölgede oluşan yara ve bunu takiben şekillenen deri lezyonlarıdır. Bu lezyonlar kırmızı renkte yuvarlak ve kabukludur. Hastalığın insanlarda görülen en karekteristik belirtisi ise lenf yumru ya da yumrularında değişimlerdir. Öncelikle boyun bölgesi lenf yumrularında görülen bu değişikliğe çene altı, kasık ve boyun (çene, kasık ve göğüs) lenf yumrularında da rastlanabilir. Elle yapılan muayenelerde lenf yumrularındaki bu şişkinliği tespit etmek mümkündür. Ayrıca yüksek ateş, iştahsızlık, halsizlik, mide bulantısı ve kusma gibi genel belirtilerin yanısıra dalakta büyüme, farenjit ve paratroid bezinde büyüme gibi özel bulgularda görülebilir. Bu spesifik belirtiler yanında daha az oranda olsada encephalit, felç, saldırganlık, yüz kaslarında felç, koma gibi sinirsel belirtiler ve diş etinde, ağız içinde yaralar, ağrısız şişkinlikler tarzında konjunktival granulomlar gözlenebilmektedir. Hastalığın teşhisinde dikkat edilmesi gereken en önemli konu her vakada deri lezyonlarının görülmeyebileceğidir. Teşhis için en doğru sonuçlar laboratuvar testleri ile mümkündür. Bu amaçla, deri lezyonlarından örnek alınarak patolojik incelemeler yapılabilir.Kan tahlili ile de enfeksiyonun varlığı tespit edilebilir. Ayrıca biopsi yapılabilir. Kedi tırmığı hastalığının teşhisinde en önemli adım ise kişinin hikayesinin araştırılmasıdır. Kedi ile temasın olup olmadığının öğrenilmesi kesin teşhisin konulmasında yardımcı olan temel unsurdur. Enfekte kediler uzun süre ( 30 gün veya daha fazla) tedavi edildiğinde Bartonella henselae elimine edilebilir. İnsanlarda da antibiyotik tedavileri ile büyük oranda olumlu sonuç alınmaktadır. Çoğunlukla medikal tedaviler ile kısa sürede iyileşme görülen bu hastalık her hangi bir tedavi uygulanmadan kendiliğinden iyileşebilir. Nadir olarak tedavi uygulanmayan bazı vakalarda kötü bir gelişme izlenebilmiştir. Ancak bu durumun bağışıklık sistemi ile ilgisi olduğunu düşündüren bulgularda gözlendiğinden direk olarak kötü seyrin nedeninin Cat Scratch Disease olduğunu düşünmek yanlış olabilir. Lenfadenopati insanlarda sık karşılaşılan bir durumdur. Ancak bu durum kedi tırmığı dışında enfeksiyonlar ve bazı kanser hastalıklarının seyri sırasında da sık görüldüğünden tanısının konulması ve nedenin iyi araştırılması gerekmektedir. Kedi tırmığına bağlı olarak şekillenen lenfadenopatiler çoğunlukla tümöral karakterli değildir.




    Leishmaniasis





    Leishmaniasis zoonoz karakterli paraziter bir deri hastalığıdır. Tropikal bölgelerde ve Akdeniz ülkelerinde sık görülen hastalık kedilerde nadir olarak görülmektedir. Hastalığın etkeni bir protozoon olan Leishmania'dır. Kedilerde hastalığa neden olan türler Leishmania canis (leishmania donovani) ve Leishmania Tropica'dır. Hastalık phlebotomus türü keneler, tatarcık ve kum pireleri gibi kan emen sinekler ile bulaşmaktadır. Kedilerde nadir görülmekle birlikte köpeklerde daha sık karşılaşılmaktadır. Hastalık etkeni bulaştıktan sonra kuluçka süresi haftalar hatta yıllarca sürebilmektedir. Buna karşın hastalığı geçirenler ise bağışıklık kazanmaktadır. Hastalık etkenini taşıyan insektisitlerin ısrması ile bulaşan etken 1 ay ile 1 yıl arasında değişen bir kuluçka süresi geçirir. Isırılma bölgesinde hücre bağışıklık sistemi yeterli ise lezyonlar lokalize olur. Bağışıklık yetersiz ise lezyonlar hızla yayılır. Hastalığın seyri genellikle kötüdür ve nüksler söz konusudur. Hastalık çoğu zaman medikal tedaviye olumlu cevap vermez. Yaygın olarak deri lezyonları görülmektedir. Özellikle dudaklar, burun, göz kapağı ve kulak uçlarında nodül ve kabuklu ülserler şekillenir. Ayrıca sistemik belirtiler olarak kilo kaybı, dalak ve karaciğerde büyüme, topallık görülebilir. Hastalığın erken teşhis edilmesi ve koruyucu hekimlik hastalığın önlenebilmesinde büyük önem taşımaktadır. Taşıyıcı olan insektisit mücadelesi dikkat edilmesi gereken önemli bir konudur. Kedilerde oldukça nadir olarak görülen hastalığın seyri genellikle kötüdür.







  3. 3
    Ziyaretçi
    insanlardan hayvanlara ve hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıklara denir.







+ Yorum Gönder
zoonoz nedir örnek veriniz
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi