Yaratılış destanı özellikleri

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Yaratılış destanı özellikleri ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Yaratılış destanı özellikleri





  2. 2
    Gülcan
    Usta Üye





    Cevap: yaratılış destanı özellikleri

    Yaratılış Destanı

    “Yaratılış Destanları”, insanın kendini, evreni, insanoğlunu, doğayı anlama çabasının bir ürünü olarak doğmuştur. Bu bakımdan birçok ulusun (Kızılderililer, Sümerler…) “Yaratılış Destanı” vardır.

    Altay Türklerinin Yaratılış Destanı da evrenin yaratılışını, iyilik ve kötülüğün kaynaklarını, evrendeki düzeni konu edinen bir destandır.

    Yaradılış Destanı, 19. yüzyılda Prof. W. Radloff tarafından Altay Türkleri arasında derlenmiştir.

    Bu destan, yaratılışla ilgili en eski Türk inançlarını, Türkler tarafından kabul edilmiş dinlerin, özellikle de Şamanizm’in izlerini taşır.

    Yaratılış Destanında Kara Hun veya Kayra Han adı verilen tek Tanrı’nın dünyayı, insanı, şeytanı yaratması ve göğün on yedinci katından onları yönetmesi anlatılmaktadır.

    Yakut’lardan (Saka) derlenen yaradılış efsaneleri de Altay yaradılış destanının yakın varyantı niteliğindedir.

    Aşağıda Yaratılış Destanı’ndan bir bölüm verilmiştir:

    Yer gök hiç bir şey yokken dünya uçsuz bucaksız sulardan ibaretti. Tanrı Ülgen bu uçsuz bucaksız dünyada durmadan uçuyordu.

    Göklerden gelen bir ses Tanrı Ülgen’e denizden çıkan taşı tutmasını söyledi. Göğün emri ile oturacak yer bulan Tanrı Ülgen artık yaratma zamanı geldi diye düşünerek şöyle dedi.

    Bir dünya istiyorum, bir soyla yaratayım Bu dünya nasıl olsun, ne boyla yaratayım Bunun çaresi nedir, ne yolla yaratayım Su içinde yaşayan Ak Ana, su yüzünde göründü ve Tanrı Ülgen’e şöyle dedi:

    Yaratmak istiyorsan Ülgen, Yaratıcı olarak şu kutsal sözü öğren De ki hep,” yaptım oldu ” başka bir şey söyleme. Hele yaratır iken,”yaptım olmadı” deme. Ak Ana bunları söyledi ve kayboldu.

    Tanrı Ülgen’in kulağından bu buyruk hiç gitmedi. İnsana da bu öğüdü iletmekten bıkmadı:

    “Dinleyin ey insanlar, varı yok demeyin. Varlığa yok deyip de, yok olup da gitmeyiniz.”

    Tanrı Ülgen yere bakarak : ” Yaratılsın yer!” Göğe bakarak “Yaratılsın Gök!” Bu buyruklar verilince yer ve gök yaratılmış.

    Tanrı Ülgen çok büyük üç balık yaratmış ve dünya bu balıkların üzerine konmuş. Böylece dünya gezer olmamış bir yerde sabit olmuş. Tanrı Ülgen balıkların kımıldadıklarında dünyaya su kaplamasın diye Mandışire’ye balıkları denetleme görevi vermiş. Tanrı Ülgen, dünyayı yarattıktan sonra tepesi aya güneşe değen etekleri dünyaya değmeyen büyük Altın Dağın başına geçip oturmuş.

    Dünya altı günde yaratılmıştı, yedinci günde ise Tanrı Ülgen uyumuş kalmıştı. Uyandığında neler yarattım diye baktı: Ayla güneşten başka fazladan dokuz dünya birer cehennem ile bir de yer yaratmıştı.

    Günlerden bir gün Tanrı Ülgen denizde yüzen bir toprak parçacığı üzerinde bir parça kil gördü” insanoğlu bu olsun, insana olsun baba.” dedi ve toprak üstündeki kil birden insan oldu. Tanrı Ülgen bu ilk insana “Erlik” adını verdi ve onu kardeşi kabul etti. Ancak Erlik’in yüreği kıskançlık ve hırsla doluydu. Tanrı Ülgen gibi güçlü ve yaratıcı olmadığı için öfkelendi. Tanrı Ülgen, kemikleri kamıştan, etleri topraktan yedi insan yarattı.

    Erlik’in yarattığı dünyaya zarar vereceğini düşünerek insanı korumak üzere Mandışire adlı bir kahraman yarattıktan sonra yedi insanın kulaklarından üfleyerek can, burunlarından üfleyerek başlarına akıl verdi. Tanrı Ülgen insanları idare etmek üzere May-Tere’yi yarattı ve onu insanoğlunun başına han yaptı.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi