Toprağın insan hayatındaki önemi nedir

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Toprağın insan hayatındaki önemi nedir ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Toprağın insan hayatındaki önemi nedir





  2. 2
    Forumacil
    Özel Üye





    Cevap: toprağın insan hayatındaki önemi nedir






    toprağın insan hayatındaki önemi nedir hakkında bilgi



    İnsanın doğadan etkilenerek sosyal yapısını düzenlemesi olgusu en iyi toprak sürecinde tanımlanabilir. Çevremizde gördüğümüz küçücük bir bahçede büyük-küçük, çiçekli-çiçeksiz, meyveli-meyvesiz, güzel kokan-kokmayan, tek yılık-çok yıllık bitkiler aynı ortamda konaklamakta, beslenerek varlıklarını sürdürmektedir. Bunun biz insanlara yansıması ise bizlerde birlikte yaşaya biliriz, bizlerde paylaşabiliriz. Fakat her zaman doğada çınar ağacı olacaktır ve gölgesinde ot bitirtmez, bizim aramızda da ben merkezli hep bana hep bana diyenler olacaktır. Bu diyalektiğin kuralıdır.

    Toprakta son yıların teknik imkanları ile birbirinden farklı özelikte, milyonlarca toprak canlısının olduğu ve bunların bir kısmı birbirini destekler bir kısmın ise birbirini yok ederken, bir kısmın da birbirini kontrol etmekte olduğu gözlemlenmiştir. Bütün bu olgular ile büyük bir alemde, canlıların birbirlerini ne denli tamamladıkları görülmektedir. İşte bu noktada insan, bu süreçte halkanın dışında değil, halkanın içinde bulunmaktadır. Topraktan insana beslenme zincirinde bütün cananlıların bir şekilde topraktan beslenerek, bir sonraki aşamaya, besin kaynağı hazırladıkları belirlenmektedir. İşte topraktaki beslenme zincirinde meydana gelebilecek bir aksama, insanın beslenme ilişkisini bozacaktır. İnsan davranışlarının altında, temelde beslenme (enerji) kaygısı bulunmaktadır…
    Gelişmenin temelinde de yeme-içme, barınma diğer bir ifade ile enerji bulunmaktadır. Yeryüzünün yaşam kavgası da enerji temin etme ile başlamıştır. İnsanın enerji temininde diğer canlılardan daha üstün gelmesi, enerji temin etme yöntemlerini ve kaynaklarını da farklılaştırmıştır. Günümüzde yaşamsal bir önemi olan her anlamada enerji yaşamın vazgeçilmez tek unsuru olarak üretimi ve tüketimi aşamasında çeşitli çevre sorunlarını da beraberinde getirmektedir. Artan nüfus ve dolayısıyla artan enerji ihtiyacına bağlı olarak, yeraltı ve yerüstü kaynaklarının yoğun bir şekilde tüketilmesi ve beraberinde ekolojik dengenin bozulması artık hepimizin bilgisi dahilindedir. Doğal ekosistemler, dinamik bir yapı içerisinde kendilerine özgü ve süreklilik gösteren bir denge içerisinde işlevlerini sürdürürler. Çevre bu ekosistem içerisindeki canlı ve cansız bileşenlerinin bir etkileşimi olup, dinamik bir denge içerisinde hareket etmektedir. Hava, su ve toprak bu çevrenin fiziksel ve kimyasal unsurlarını, hayvan, bitki ve mikroorganizmalar ise biyolojik unsurlarını teşkil etmektedirler. Biyosfer (yaşam katmanı) en büyük biyolojik birim olup, yaşam için gerekli tüm sistemlerin bir bütün olarak değerlendirilmesini sağlar. Biyosfer bütün etkileşimler sonucu belirli bir denge esasına göre işlediği için, dünyanın herhangi bir noktasında meydan gelebilecek herhangi bir fiziksel, kimyasal ve biyolojik değişme bir başka bölgede etkisini gösterecektir. Artan dünya nüfusuna bağlı olarak yetersiz ve dengesiz beslenme sonucu özellikle de kapalı ve bölgesel beslenme kültürünün hakim olduğu kırsal kesimlerde, başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere büyük beslenme sorunu
    yaşamaktadırlar. Yetersiz beslenmeye bağlı olarak beyin kapasitesinin düşüklüğü, verimsizlik, erken ve yüksek doğum oranı ve düşük yaşam standartlarına sahiptirler.

    Dünyanın genel beslenme sorunları
    5 yaşın altındaki çocukların % 30’u normal ağırlığının altında bir kiloya sahiptir. 250 milyon insan A vitamini eksikliği çekmektedir. 3 milyara yakın insana çinko noksanlığı çekmektedir. 3.7 milyara yakın insana demir noksanlığı çekmektedir. 800 milyon kişi açlık sınırında yetersiz gıda almaktadır. 6 milyar insan genelde yetersiz beslenmektedir. 5 yaşın altındaki 158 milyon çocuk yetersiz beslenmektedir. 1.2 milyar insan sağlıksız su tüketmektedir. 1 milyar insan iyot yetersizliği çekmektedir. Demir ve çinko noksanlığı yanında Se, vitamin C, D, folik asit eksikliği çekmektedirler.
    Yeterli ve sağlıklı beslenme, üremenin (çoğalmanın) ve uzun yaşamanın temelini oluşturmaktadır. İnsanın besin elementi sağlaması tarımsal çıktılar tarafından sağlanmaktadır. Tarımın olumsuz etkilenmesi sonucunda düşük verim ve beraberinde de düşük beslenmeye bağlı olarak kişiler ve toplum üretkenliğini kaybedecek ve yaşamın her alanında bir durgunluk yaşanacaktır. Bu bakımdan tarımın dolayısıyla da bitkilerin sağladığı besinler dünyadaki nüfusun beslenmesinde önemli bir yer tutmaktadır. Merkezinde insan olan beslenme bugün insanın içgüdüsel ve zorunlu ihtiyaçlarından birisidir. İnsan bünyesi yer küredeki 25 kadar elementin değişik düzeyde ve formda oluşturduğu bileşiklere gereksinim duyarak canlılığını sürdürmektedir. Bu besin elementleri ile organik doku, iskelet, osmotik ilişkilerin kontrolü ve vücut dokularındaki pH dengesi gibi fonksiyonlar sağlanmaktadır. İnsan besinlerini, bitki ve hayvansal kaynaklı olmak üzere, ağırlıklı olarak bu iki kaynağın dışında, su ve az miktarda da olsa havadaki tozlardan alabilmektedir. Topraktan insana beslenme zincirinin en kritik noktası yetersiz ve dengesiz beslenmedir. Bir çok insan yeterli besin alabilmekte fakat dengeli beslenememektedir. Batı toplumunun bugün ki beslenme şekli insanın tükettiği yiyecek kitlesi miktarı yüksek fakat besin elementi ve vitamin dengesi ise o oranda düşük olabilmektedir.

    Ağırlıklı olarak ayak üstü atıştırılan yağlı yiyecekler, kola ve alkolü içkiler yüksek kalori içeren yiyeceklerdir. Ancak bu gıdaların mikro-elementler içerikleri oldukça düşüktür. Toprak içerdiği su, hava, organizma, organik madde nedeniyle canlı olarak kabul edilmekte ve canlıların yaşam ortamı olarak da hizmet görmektedir. Toprak bir çok çevresel etkilere karşı tampon görevi görerek zararlı ve zehirli maddeleri tutup filtre ederek taban sularının temiz kalmasını sağlamaktadır. Artan oranda kirletici maddelerin yağmur ve sulama suları ile gelmesi sonucu zamanla topraklar da kirlenmektedir. Bu yönüyle canlılığın devamı için vazgeçilmez fonksiyonlar yüklenen toprak insan için korunması gereken değerli bir varlık olup kirletilmemesi için gerekli önlemlerin alınması zorunludur.

    İnsanlığın kısa tarihinin doğa üzerindeki olumsuz etkileri
    Doğal çeşitlilik artık yerini tek çeşitliliğe yani mono kültüre bırakmış. Toprak daha yoğun işlenmeye ve daha fazla gübre kullanılmaya başlandı; nihayet bu yoğun girdi sonucu sular ve atmosfer kirlendi ve nihayet topraklar da kirlendi. Hızla büyüyen kentler, tropikal ormanların tahribatı, denizlerin ve ırmakların kirlenmesi, ozon tabakasının incelmesi, küresel ısınma ve asit yağmurları artık dünyanın giderek yaşanamaz bir duruma geldiğinin göstergesi olarak kabul edilmektedir.

    Dünyanın uzaydan görünümü
    Uluslararası uzay istasyonunda görevli astronot 11 yıl öncesine göre dünyanın çok daha değişik olduğunu bildirmekte ve dünyanın daha çıplak ve özelliklede Türkiye üzerinde büyük bir kum kütlesi görüldüğünü söylemektedir (CNN Türk TV 31 09 2001). Astronot aşağıda yaşayan milyarların bu gerçeği tam göremediğini söylemektedir. Tarım alanlarının önemli kısmını oluşturan 1. sınıf topraklar; yerleşim yeri, fabrika ve işletmelere bırakılmış, bunun yanında tarıma açılmaması gereken 4. sınıf ve üstündeki çoğu mera alanları ise tarım yapılan alanlara dönüştürülmüştür. Bütün bunların sonucu olarak, ülkemiz kuraklığı yüksek düzeyde konuşulur duruma gelmiştir. Kuraklık, çölleşme fakirlikle, fakirlik de GÖÇ ile sonuçlanmaktadır.

    Ne yapabiliriz?
    Tarımsal kaynakların korunmasına özen gösteren alternatif sistemlere geçilmesi, gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmanın hepimiz için ön koşul olmalıdır. Kaynak koruyucu tarımsal üretim modellerinin yaygınlaştırılması, yönlendirici politikaların uygulamaya alınması, yasal düzenlemelerin yapılması, teknik elemanların ve üreticilerin eğitilmesi geleceğimiz için önem arz etmektedir. Bu açıdan resmi kurumlar, karar verici merciiler kadar, sivil toplum örgütleri, üretici birlikleri ve bizler yaşanılabilir bir çevre için bireysel sorumluluk taşımak zorundayız. Sınırlı doğal kaynaklara sahip dünyamızda, artan çevre kirliliği faktörleri nedeniyle, artık çevreyi temizlemesini bilen yeni teknolojiler ve politikaları geliştirmek zorundayız. Plansız, programsız, basit kar güdüsü ile hareket etmek yerine doğayı ve insanı ön plana alan sürdürülebilir bir yaklaşımla hareket etmek daha akılcı ve zorunludur. Artık insanın üzerinde yaşadığı toprakların felsefi anlamı üzerinde düşünmesi gerekir.







  3. 3
    Ziyaretçi
    sağoLun Do$tLaR







  4. 4
    Ziyaretçi
    üzerinde pek çok canlı yaşar.Besin kaynağı olan tahıl yem ve sebzeler yetişir

+ Yorum Gönder
toprağın önemi,  toprağın insan hayatındaki etkileri,  4 a sınıfı için toprağın önemi nedir uzunca,  toprağın insan yaşamındaki önemi,  toprak insan hayatındaki etkileri
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi