Dünyada ne kadar yahudi var

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Dünyada ne kadar yahudi var ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Dünyada ne kadar yahudi var





  2. 2
    Gizliyara
    Frmacil.com





    Cevap: dünyada ne kadar yahudi var


    dünyada ne kadar yahudi var


    . Yahudi kimdir?
    Yahudi geleneğine göre Yahudi anneden doğan her çocuk ve birtakım sıkı kurallar ve dini törenden geçip Yahudiliği kabul eden herkes Yahudi'dir. Bir insan Yahudi olup dindar olmayabilir. Bu kişilere laik Yahudi denir. Yahudi dini, çok dindar ortodokslardan tutucular ve liberallere kadar farklı akımları kapsar.

    2. Dünyada kaç Yahudi var?
    Dünyanın her bir yanında yaklaşık 13 milyon Yahudi yaşıyor. Bu 6,6 milyar olan dünya nüfusunun küçücük bir parçası. Yahudilerin yarıya yakını İsrail'de; büyük bir kısmı da ABD, Rusya ve Fransa'da yaşıyor. Son 30 yılda dünya nüfusunda yüzde 60 artış olmasına rağmen Yahudilerin nüfusu sadece yüzde iki artmıştır.

    3. Yahudiler bir ırk mıdır?
    Hayır. Biyoloji bilimine göre insanlar tek bir ırktır. 19. yüzyılda ve 20. yüzyılın ilk yarısında bazı etkin Avrupalı bilim adamları kendi ırklarının ("beyaz ırk"ın) üstünlüğünü kanıtlamakla ilgilendiler. 1930 - 40'larda Naziler Aryanlar'ı diğer ırklardan ayırmak için bu fikirleri kullandılar. Aryanlar'ı "ırk merdiveninin" en üstünde, Semitik ırkı da en aşağıda gösterdiler. Güncel bilim ve genetik çalışmalar ırk sınıflandırmasının yokluğunu kesinlikle kanıtlamıştır.

    4. Anti-Semitizm nedir?
    Anti-Semitizmin anlamı Yahudi nefreti, anti-Semit de Yahudi karşıtı demektir. Anti-Semitizm sözcüğü, 1880 yıllarında "anti-Semitizmin babası" diye anılan Wilhelm Marr adlı Alman gazetecinin makaleleri ve broşürleri sayesinde ün kazandı. Politik anti-Semitizm 19. yüzyılda yükseldiyse de, dinsel anti-Semitizm (anti-Yahudilik) eski zamanlarda başlayıp Ortaçağda özellikle Hıristiyan Kilisesi kapsamında devam etti. Bunun nedeni, Yahudilerin, kendisi de bir Yahudi olan İsa'yı mesih olarak tanımayı reddedip, Romalıları onu öldürmeleri için kışkırtmalarıydı.

    5. Yahudilerin dünyaya egemen olmak için gizli bir planı mı var?
    Yahudi düşmanlığı tarihte çok geriye gittiği halde Yahudilerin gizlice dünyaya egemen olma komplosu fikri 1800'lerin sonu ve 1900'lerin başında gündeme geldi. Almanya'daki Nazi propagandasında önemli bir yeri olan bu inanış Rusya'daki "The Protocols of Elders of Zion" (Siyon Liderlerinin Protokolleri) adlı kitabın yayınıyla tekrar ön plana çıktı. Bu kitap Rusya'daki Çarlık yönetimi hükümeti tarafından halkın dikkatini, içinde oldukları ekonomik krizden uzaklaştırıp, Yahudileri ülkenin sorunlarının sebebi olarak göstermek için yazılmıştı. Kitaba göre zengin Yahudilerden oluşan kurmaca bir grup, 24 gizli toplantıda Hıristiyanları yok edip dünyada bir Yahudi düzeni kurmanın yollarını araştırırlar. İlk olarak 1903'te St. Petersburg'da bir gazetede çıkan bu kitabın daha sonra birçok değişik uyarlaması yayınlandı.

    Kitabın Arapça ve Farsça çevirileri bugün Müslüman dünyasında maalesef geniş çapta görülmektedir. 2002 yılında Mısır televizyonunda bu kitaba dayalı bir dizi bile yayınlanmıştı. "Atsız Binici" adlı bu dizi birçok Arap ülkesinde yayınlanıp bu hikâyenin yayılmasına yardımcı oldu.

    6. Amerikan dış politikasını Yahudiler mi yönetiyor?
    Amerika'da politik lobiler, sistemin önemli bir parçasıdır. Değişik çıkarları ön plana getirmek isteyen gruplar, kayıtlı olarak meşru yollardan şeffaf bir şekilde kulis yapabilir. Orada Yahudi grupların yanı sıra Arap Lobisi, İran Lobisi gibi gruplar da mevcuttur. Zaten doğru terim Yahudi Lobisi değil, "İsrail Yanlısı Lobi"dir. Enteresan olan bir konu da Amerika'da Evanjelist Hıristiyanların İsrail yanlısı lobide önemli bir rol oynadıklarıdır. Amerika'da yasayan 7 milyon Yahudi, ülke nüfusunun sadece % 2'sini kapsar. Amerikan Yahudileri çok değişik ve çoğu zaman da aralarında karşıt fikirleri olan bir gruptur. İsrail yanlısı lobinin Amerikan Ortadoğu politikasındaki etkisi çoğunlukla büyütülür. Ortadoğu politikası kararlarıyla ilgili kapsamlı bir anketin sonucuna göre, meclisin çoğunluğu gündeme gelen yüzlerce konuda Amerikan başkanı ve İsrail lobisi AIPAC'ın karşıt olduğu konuların sadece % 27'nde İsrail lobisi yanlısı oy vermişti.

    Holokost hakkında temel sorular
    7. "Holokost" sözcüğünün anlamı nedir?
    Holokost 1933-1945 yılları arasında Nazi rejiminin ve yandaşlarının yaklaşık altı milyon Yahudi'yi işkence edip öldürmesidir. 1933 Ocağında Almanya'da yönetime geçen Naziler Almanları "üstün ırk", Yahudileri ise Alman ırkını tehdit eden aşağı derecede bir yabancı güç olarak görüyorlardı. Yahudilerin yani sıra Çingeneler, zihinsel ve bedensel engelliler ve Polonyalılar da ırksal, etnik veya milliyetçi nedenlerle yok edilmek için hedeflendiler.

    8. "Son Çözüm" nedir?
    "Son Çözüm" Almanya'nın bütün Avrupa'daki Yahudileri yok etme planıdır. Bu terim 20 Ocak 1942'de Berlin'deki Wannsee Konferansı'nda ortaya atılıp Alman subayları tarafından nasıl gerçekleştirileceği tartışılmıştır. Naziler "Son Çözüm" adı altında Avrupa'daki en son Yahudi'ye kadar her birini silah ateşi, gaz odaları ve diğer yöntemlerle nasıl yok edebileceklerini artık açık bir şekilde tartışabiliyorlardı. Holokost sırasında 1,5 milyonu çocuk olan altı milyon Yahudi öldürüldü. Bu sayı II. Dünya Savaşından önce Avrupa'da yasayan Yahudilerin üçte ikisiydi.

    9. Holokost sırasında kaç Yahudi öldürüldü?
    Avrupa'da yaşayan 9 milyon Yahudi'den 5-6 milyonu Holokost sırasında öldürüldü. Dört yıllık bu süreç içinde yeralan değişik olaylardan dolayı kesin bir sayı vermek imkânsız. Ölenlerin yarısı toplama veya Auschwitz gibi ölüm kamplarında öldü. Diğer yarısı da Nazi askerlerin başta Almanya, Polonya ve Sovyetler olmak üzere değişik yerleşim bölgelerinde toplu öldürmeleriyle gerçekleşti.

    10. Onca Yahudi'nin Naziler tarafından öldürüldüğünün kanıtı nedir?
    Nazilerin 5-6 milyon Yahudi'yi öldürdüğünün bazı delilleri:

    Yahudiler için inşa edilen ve kullanılan daha büyük ölüm kamplarına yollanan insan sayısı ile ilgili tutanaklar.
    Avrupa Yahudilerinin II. Dünya Savaşı öncesi ve sonrası demografik yapısı hakkındaki araştırmalar.
    Ölüm kamplarındaki Nazi komutanlardan ve ölüm mangalarından gelen çalışma raporları.
    Savaş sonrasında Nazi subaylarının ve liderlerinin tanıklık ifadeleri.
    Son zamanlarda yapılan araştırmalar sonucu Ukrayna'da yakın zamanda kazılan Yahudi toplu mezarları.
    Nazi liderlerinin Yahudilerin yok edilmesiyle ilgili söyledikleri bazı sözleri:

    Hitler'in propaganda şefi Joseph Goebbels'in günlüğünden (Lochner, The Goebbels Diaries, 1948, pp. 86, 147-148):
    14 Şubat 1942: Führer (Hitler) Avrupa'daki Yahudileri insafsızca temizleme azmini tekrar zikretti. Bu konuda hiçbir korkakça duygusallık olmamalı. Yahudiler sonunda başlarına gelen felaketi hak ettiler. Onların mahvedilmesi düşmanlarımızın mahvıyl a birlikte gidecektir. Bu süreci serinkanlı bir acımasızlıkla hızlandırmalıyız.

    27 Mart, 1942: Bu yöntem oldukça insanlık dışı ve burada daha kesin açıklanmamalı. Yahudilerden geriye fazla bir şey kalmayacak. Toplam % 60'ı yok edilip % 40'ı da zorunlu isçi olarak kullanılacak.

    SS şefi Heinrich Himmler'in 4 Ekim 1943'te teybe alınmış konuşmasından (Öndegelen Savaş Suçlularının Mahkemesi, 1943, Vol. XXIX, p. 145):
    Simdi Yahudilerin tahliyesinden, Yahudi halkının yok edilmesinden söz ediyorum. Bu kolayca söylenen şeylerden biri: "Yahudi halkı yok ediliyor," diyor parti üyeleri, "doğrudur, bu planlarımızın bir parçası, Yahudilerin elenmesi, yok edilmesi, bunu yapıyoruz."

    11. Naziler bütün diğer "düşmanlar" arasında neden sadece Yahudileri ortadan kaldırmaya karar verdiler?
    Hitler dünyaya egemen olmak için bir dünya savaşı başlattı. Bu savaşın insan bedeli altı milyonu Yahudi olmak üzere toplam 47 milyon siville birlikte yaklaşık 72 milyon ölüydü. Yahudiler Holokost'un hedefiydi çünkü Hitler Yahudilerden nefret ediyor ve onları dünyadaki tüm problemlerden sorumlu tutuyordu. Hitler Viyana'da, Yahudilerin politik ve kültürel yaşamda önde gelen kişiler olduğu şehirde büyüdü. Özellikle I. Dünya Savaşında Almanya'nın yenilgisinden Yahudileri sorumlu tuttu. Alman halkına, Yahudiler ve yandaşları onları "arkadan bıçaklamasalardı" birinci savaşı kazanabileceklerini söyledi.

    Hitlerin Yahudilere olan nefreti o kadar derindi ki, pek çok biyografi yazarı bunu bir "takıntı" olarak tanımlıyordu. Hitlerin yakin dostu Albert Speer 1977'de şöyle yazdı:

    Yahudilerden nefreti Hitler'in odaklandığı nokta, belki de ona güç veren tek şeydi. Neticede Alman halkı, Alman üstünlüğü, Alman hükümeti hepsi anlamsızdı onun için. Böylece vasiyetindeki son söz de o korkunç yenilgiden sonra biz Almanları acımasız bir Yahudi düşmanlığıyla bağlıyordu.

    Ben 30 Ocak 1939'da Hitlerin "Savaş çıkarsa Almanların değil, Yahudilerin yok edileceğini garanti ediyorum" dediği Reichstag toplantısındaydım. Bu cümleyi o kadar emin söyledi ki, bunu sonuna kadar yerine getireceğinden hiç bir şüphem olamazdı.

    12. Alman halkı Yahudilere yapılan zulümlerin bilincinde miydi?
    1930'larda Nazilerin Yahudilere ve diğer karşıt gruplara yaptıkları zulüm Almanya'da herkes tarafından biliniyordu. Dünyada pek çok sinemada yer alan haber filmlerinde, ------------- (Kırık Camlar Gecesi) sırasında Yahudilere, mülklerine ve ibadet yerlerine yapılan saldırılar gösterilmekteydi. Buna rağmen Naziler Yahudilerin toplu katlini ve soykırımı gizli tutmaya çalıştılar. Alman halkı Yahudilerin doğuya sürüldüğünü biliyordu, ancak öldürüldüklerinden habersizdi.

    13. İşgal altındaki Avrupa ülkeleri toplumları, Almanların Yahudilere yaptıklarının bilincinde miydi?
    Yahudilerin katliamına karşı yerel halkın tutumu, Nazilerle işbirliği yapmakla görmemezlikten gelmek ve Yahudilere yardım etmek arasında değişiyordu. Bu konuda genelleme yapmak çok güç. Durum ülkeden ülkeye de farklıydı. Polonya, Rusya, Romanya ve Baltık devletleri (Estonya, Latvia, Litvanya)'nde "Son Çözüm" daha açık olarak biliniyordu çünkü bu yörelerde yerel halk da bunun için kullanılıyordu. Batı Avrupa'da halk "Son Çözüm"ün ayrıntılarını bilmiyordu. Bu süreç sırasında Avrupa'nın her ülkesinde yürekli insanlar Yahudileri kurtarmak için kendi hayatlarını tehlikeye attılar. Bazı ülkelerde Yahudilere yardım eden özel gruplar oluştu. Örneğin: Hollanda'da Joop Westerweel, Polonya'da Zagota, İtalya'da Assisi yeraltı teşkilatı, Fransa'nın Le Chambon-sur-Lignon köyü gibi.

    14. "Ulusların İçinden Dürüstler" - "Righteous Among the Nations" kimlerdir?
    Bu terim Yahudi olmadıkları halde Holokost sırasında hayatlarını tehlikeye atıp Yahudilere yardım eden kişiler için kullanılır. Nazilerin işgali altında veya onlarla işbirliği yapan her ülkede yaşayan bu dürüst insanlar çoğu zaman birçok Yahudi'nin hayatını kurtardı. İsrail'in Holokost'u anmadan sorumlu kurumu olan ‘Yad Vaşem', bu kişileri özel ödüllerle onurlandırır. Bu güne kadar yapılmış olan dikkatli araştırmalardan sonra yaklaşık 10.000 kişi bu ödüle hak kazanmıştır. Bunların arasından İslam dinine mensup yetmiş kişi de "Ulusların İçinden Dürüstler" nişanıyla onurlandırılmışlardır.

    15. Yahudilerin soykırımını önlemek mümkün müydü?
    Müttefik devletlerin Yahudi katliamına olan reaksiyonu maalesef yetersizdi. ‘Vicdanın Sesi' olması gereken Papa'dan da ses çıkmadı. Müttefikler 17 Aralık 1942'de Nazilerin Yahudilere yaptıklarını şiddetle kınamakla kaldılar, 1944'e kadar da başka bir deklarasyonda bulunmadılar. Üstelik Yahudileri sistemli bir şekilde öldüren Nazilere yardım etmekten vazgeçmelerini, Avrupa halkına kimse söylemedi. Bazı kişilere göre Müttefikler Auschwitz'i bombalasaydı belki de ölüm makinesi yavaşlayacaktı. Buna olasılığa rağmen sistematik soykırımı durdurmak veya yavaşlatmak aslında her şekilde imkânsızlaşmıştı.

    16. Tarihte birçok insan felaketlere kurban gittiği halde neden Yahudiler Holokost'u eşi benzeri olmayan bir olay olarak tanımlarlar?
    İnsanların çektiği değişik acıları sınıflandırmak ve diğerlerinin acılarını küçümsemek vicdanen yanlıştır. Her felaket ve soykırım diğer felaket ve soykırımlara hem benzer, hem de değişiktir. Ancak Holokost; uygar bir milletin bir etnik veya dinsel azınlığı erkek, kadın, çocuk demeden son bireyine kadar (Avrupa'nın büyük şehirlerinden en uzak Yunan adalarına kadar) izini sürüp sistematik bir şekilde topluca yok edilmesinin politik hedef olarak göstermesi yönünden tarihte halen, benzeri görülmemiş bir soykırım olarak yer etmiştir. Naziler sırf bu hedeflerine ulaşabilmek için mükemmel bir bürokratik sistem kurdular.

    Holokost'un gelişimi
    17. Nazi rejiminde toplama kamplarıyla ölüm kampları arasındaki fark neydi?
    Naziler değişik amaçlı kamplardan oluşan bir sistem geliştirdiler. Toplama kampları birer hapishaneydi. Çalışma kampları Almanya'nın savaş mekanizmasını beslemek için kullanılan bir çeşit köle kampıydı. Ölüm kampları da Polonya'da kurulan, Yahudi ve diğer azınlıkların topluca öldürüldükleri altı kamptı.

    18. Naziler ölüm kamplarını neden Almanya'nın dışında kurdular?
    Kampların ülkelerinin dışında olması, onları Alman halkından gizli tutmayı kolaylaştırıyordu. Ayrıca öldürülen Yahudilerin çoğunluğu doğu veya güneyde kalan fethedilmiş topraklardan geliyordu. Ölüm kamplarının onlara yakın olması ulaşım kolaylığı sağlıyordu.

    19. Yahudiler Nazilere karşı direnmeyi denediler mi?
    Nazi kontrolü altındaki Avrupa'da koşullar Yahudiler için çok güç olmasına rağmen Nazilere karşı silahlı direnişte bulunan çok Yahudi oldu. Bu direnişler üç çeşitti: Getto ayaklanmaları, toplama ve ölüm kampları direnişleri ve silahlı partizan çatışmaları. Bunlar arasında 19 Nisan 1943'te başlayan ve 5 hafta süren Varşova Gettosu ayaklanması en çok bilinen silahlı direniş olmasına rağmen bunun gibi birçok getto ayaklanması oldu.

    Ölüm, toplama ve işçi kamplarındaki feci şartlara rağmen Yahudi tutuklular Nazilerle 2 Ağustos 1943'te Treblinka, 29 Eylül 1943'te Babi Yar, 14 Ekim 1943'te Sobibor, 19 Kasım 1943'te Janovska, ve 7 Ekim 1944'te Auschwitz'te çarpıştılar.

    Yahudiler ayrıca Nazilere karşı yerel milli direniş hareketlerinde ve Yahudi partizan gruplarında aktif rol aldılar.

    Naziler, Holokost ve Müslümanlar
    20. Naziler Müslümanlar hakkında gerçekten ne düşünüyorlardı?
    Nazilerin ırkçı ideolojilerine göre Araplar Semit ırkından olup Yahudiler gibi "insanlık altı"ydılar. Hitler "Mein Kampf" - Kavgam - adlı kitabında dünyaya egemen olma çabasını Aryanlar ve Aryan olmayanlar arasında süregelen ırksal, kültürel ve politik bir çatışma olarak açıklar. Hitler'in ırk hiyerarşi merdiveninde Alman Aryanlar en yukarıda, Yahudiler ve Çingeneler ise en alt sıradaydı. Bu sıralamada Araplar ve Müslümanlar da Yahudilerle aynı şekilde hor görülen hizmetkâr seviyesindeydiler.

    Hitlerin 1939'da bir kişisel konuşmasında, Ortadoğu'da yaşayanlardan "kırbaca müstahak boyalı maymun adamlar" diye söz ettiği bilinir. Naziler yine de kendi ideolojik görüşlerinin daha önemli politik unsurlara engel olmamasına özen gösterdiler. Arap ve Müslüman dünyasının kendi yanlarında olmasının önemini bildiklerinden kamuya yaptıkları açıklamalarda onlarla ilgili esas görüşlerini gizlediler. "Kavgam" adlı kitabı 1938de Arapçaya çevrildiğinde "ırk merdiveni" teorisini kitaptan çıkarmayı Hitler kendisi öngördü.

    21. Müslümanların Nazilere karşı tutumu neydi?
    1930'lar boyunca Naziler, Arapların ve İranlıların İngiltere'nin Ortadoğu egemenliğine karşı rahatsızlığından yararlanmaya çalıştılar. Naziler Araplara, İngilizlerden ve Fransızlardan kurtuluş sözü veriyordu ki, Araplar Nazi ırkçı rejiminin ileride kendilerini ülkelerinde köle durumuna getireceklerini kavrayamayıp onlara inandılar.

    Müslüman dünyasında genelde Nazi Almanya'sına sempati duyulmasına rağmen, bu durum Nazi ırkçı doktrinlerini desteklemekten ziyade kuvvetli bir İngiltere düşmanlığına dayanıyordu; anti-Semitizm nadirdi. Avrupa'daki savaş Müslümanların çoğundan çok uzakta kaldığı halde Naziler aralarından bazılarını kendi saflarına çekmeyi başardılar. Arnavutluk'ta ve Bosna'da iki Müslüman SS birliği oluşturdular, ancak zamanla bu birliklerin etkisiz ve Alman hükümeti için savaşmaya isteksiz olduklarını gördüler. Naziler Hitler'in 21 Kasım 1941'de Kudüs müftüsü Hacı Muhammed Emin El Hüseyni ile görüşmesini propaganda malzemesi olarak kullandılar ve çok reklâmını yaptılar. El Hüseyni ile Müslüman SS birlikleri Islam Dünyası'nın Nazilere yaklaşımının doğru örnekleri değildi, diğer taraftan Afrika, Hindistan ve Sovyetlerden gelen yüz binlerce Müslüman asker, müttefik kuvvetlerin yanında El Alamein, Monte Cassino, Provans ve Stalingrat'ta faşizme karşı savaştılar.

    22. Müslümanlar arasında Nazi katliamından kaçan Yahudileri kurtaran oldu mu?
    Evet. Avrupa'nın, çoğunluğu Müslüman olan tek ülkesi Arnavutluk'ta savaşın bitiminde öncekinden daha fazla Yahudi vardı. 800 bin kişilik Arnavutluk'ta, II. Dünya Savaşından önce sadece 200 Yahudi yaşıyordu. Savaş sırasında çeşitli Avrupa ülkesinden kaçan birçok Yahudi Arnavutluğa sığındı.

    "Ulusların İçinden Dürüstler" arasında resmen onurlandırılmış yetmiş Müslüman arasında birçok cesaret ve özveri örneği görüldü. Bu kişilerden Bosnalı Derviş Korkut, Mira Papo adlı genç bir Yahudi direnişçi kızı saklayıp dünyanın en değerli Yahudi el yazması olan Saraybosna Agadası'nı kurtardı. Türk konsolos Selahattin Ülkümen'in de elli Yahudi'yi Auschwitz fırınlarından kurtararak gösterdiği kahramanlığa Naziler, oğlu Mehmet'in doğumundan hemen sonra hanımı Mihrinissa'yı öldürerek karşılık verdiler. On altı yaşındaki Arnavut Refik Vesili, sekiz Yahudi'yi ailesinin dağ evinde saklayarak kurtardı.

    Yahudiler, Müslümanlar ve Hıristiyanlar
    23. Yahudiler ve Müslümanlar hep birbirlerine düşman mıydılar?
    Hayır. İslam ve Yahudilik birbirine çok benzer dinlerdir. İkisi de tek Tanrı'ya inanır. İkisinde de dinsel kanunlar, yenilmemesi gereken yiyecekler ve bireyler arası ilişkileri denetleyici ayrıntılı kurallar vardır. İkisi de dinlerinin yazıldığı dilde öğrenilmesini emreder. Müslümanlar, Yahudileri ve Hıristiyanları "Kitabın İnsanları" olarak tanımlar.

    Müslüman ülkelerinde yaşayan Yahudiler her zaman toplumdaki putperestlerden daha fazla korundular. Yahudiler ve Hıristiyanlar yüzyıllarca belirli bir ek vergi karşılığında "zimmî" - ikinci sınıf vatandaş - konumunda yaşadılar. On dört yüzyıl boyunca Yahudi azınlıklar birçok farklı rejim altında İslam Dünya'sında barış içinde yaşadılar. Bu süreçte bazı ülkelerde barış ortamları da sıkıntılı dönemler de geçirdiler. Örneğin Osmanlı Sultanlarının boyunduruğunda dini ortam oldukça hoşgörülü idi. Tam tersine, İran'da 1501-1722 yılları arasında Safavi Hanedanı süresince dini azınlıklar - Yahudiler, Zerdüştler ve Ermeniler'e- düzenli bir şekilde zarar verildi, işkence edildiler ve din değiştirmeye zorlandılar.

    24. Yahudiler geçmişte İslam altında, Hıristiyan ülkelerde olduklarından daha mı iyi yaşadılar?
    On dört yüzyıllık İslam tarihini yirmi yüzyıllık Hıristiyanlıkla karşılaştırmak kolay olmasa da, genel olarak İslam dünyasında zaman zaman Yahudilere karşı ayrımcılık yapılmış olsa da zulüm olaylar seyrekti.

    Hıristiyan Avrupa'sında, Yahudilerin kendi dini inançlarını reddetmeleri için çok çaba harcandı. Yüzyıllar boyunca Yahudileri kendi dinlerine döndürmek için uğraştılar; İslam ülkelerinde bu çok daha az oldu. Bu süreçte birçok Hıristiyan din adamı ve Kilise'nin ileri gelenleri anti-Semit söylenceler ve klişeler uydurdular. Geçmiş yüzyıllarda Müslüman düşünürler bu konuda daha duyarlı oldular. Eski İslam edebiyatında "Yahudi canavarı" diye bir şey yoktu. Müslüman dünyasına ilk anti-Semit klişeler 19. yüzyılda, Arap topraklarındaki Avrupa sömürgelerinden geldi. Ne gariptir ki, bugün Arap ve Müslüman dünyasında hızla artan anti-Semit mitler hep Hıristiyan ve batı dünyasında yaratılmıştır.

    25. Tarihte Yahudilerle Müslümanların barış içinde yaşamışlığının örnekleri var mı?
    Yüzyıllar boyunca dünya Yahudi nüfusunun büyük bir kısmı Müslümanların egemen olduğu topraklarda yaşadı. Hep "zimmî" oldukları halde Yahudilerin serbestlik ve hatta refah zamanları da oldu. Onuncu ve on birinci yüzyılda İspanyada Endülüs'te Yahudi, Hıristiyan ve Müslüman sanatı ve bilimi yan yana gelişti. En güzel Emevi sarayları inşa edildi; hattatlar ve sanatçılar Tevrat parşömenleri, İnciller, Kuranlar yarattılar; dilbilimciler Latince ve Arapça yazıları birbirlerine çevirdiler. Yahudiler Kordova Halifesi Abdal Rahman III (912- 961)'ın divanında yer aldı. Bu süreç fanatik Kuzey Afrikalı Berberler, Almohad'ların Endülüs'ü fethiyle sona erdi. Almohadlar "zimmî"lere kötü davrandılar. Ölüm ya da din değiştirme seçimleri arasında kalan çoğu Yahudi ve Hıristiyan başka ülkelere göç etti. Tanınmış Yahudi filozof Maimonides'inki gibi birçok aile doğudaki hoşgörülü Müslüman ülkelerine kaçtılar; bazıları da kuzeyde gelişmekte olan değişik Hıristiyan krallıklarına yerleştiler. 1492'de İspanya'nın Katolik kralı Yahudilerin sürülmesini emrettiğinde Sultan II. Bayezit bütün vilayetlere "Yahudilerin girişlerini engellememelerini, onları içtenlikle karşılamalarını" duyurdu. Amerikalı tarihçi Bernard Lewis'e göre "Yahudiler Osmanlı topraklarına kabul edilmekle kalmayıp, aksine cesaretlendirildiler, destek ve yardım gördüler, bazı durumlarda da mecbur kaldılar." Yahudiler birçok Osmanlı hükümdarı altında yükseldiler, bilime ve devlete önemli katkıları oldu. Müslüman ülkeler arasında ilk basımevi 1493'te İstanbul'da bir Yahudi tarafından kurulmuştur.

    26. İslam, Yahudileri nasıl anlatıyor?
    Yahudilerin ve Hıristiyanların İslam'da özel bir yeri vardır. Müslümanlar Allah'ın, sözünü İbrahim, Musa ve İsa peygamberlerden geçirdiğine inanır. İsa'nın annesi Meryem'in adı İncil'den çok Kuran'da geçer. Kuran'da ayrıca Tevrat'tan ve Yahudi peygamberlerden söz edilir. Yahudiler İbrahim ve Sara'nın neslinden, Müslümanlar da İbrahim ve Hacer (Sara'nın hizmetkârı, ona ilk oğlu İsmail'i doğuran kadın)'ın neslinden gediğini kabul ederler.

    İslam inancına göre, İbrahim Mekke'de Kâbe'yi oğlu İsmail ile birlikte inşa etmiştir. Müslümanlar Allah'ın Musa ve İsa'ya öğrettiklerinin yanlış bilindiğine ve Hazret-i Muhammed'den gelen sözün Allah'ın tek, sonsuz ve doğru sözü olduğuna inanır. Kuran'da Tevrat, peygamberler ve İncil'den alıntılar olduğu gibi, ayrıca Hazret-i Muhammed'in Arap yarımadasında Yahudi kavimlerle savaşları geçer. İslam'ı kabul etmeyi reddeden üç Yahudi kavim Muhammed zamanında orada yaşamaktaydı. Peygamberin ordusu iki kavmi 624-625'te Medine'den püskürttü. Birkaç yıl sonra da üçüncü kavmin erkekleri öldürülüp kadınları ve çocukları köle olarak satıldılar. Muhammed'in Medine Yahudileriyle olan çatışmaları Kuran'ın ana konularından değildir, önemi azdır. Buna rağmen Kuran'da Hz. Muhammed'in Yahudilerle olan uğraşı konusu son zamanlarda Müslümanlar arasında Yahudi karşıtı hisleri kabartmak için aşırı uç fikirliler tarafından devamlı gündeme getirilmekte. Bu kişiler Kuran'da ve Hz. Muhammed'in sözlerinde geçen, Yahudilere olumlu kısımları tamamen göz ardı etmekte. Örneğin Sure 2:47 "Ey İsrailoğulları, size ihsan ettiğim nimetimi ve vaktiyle sizi diğer varlıklara üstün yaptığımı hatırlayın." (Elmalılı Meali)

    27. İslam Yahudilere karşı mı?
    Hayır, çünkü İslam, Yahudileri "Kitabın insanları" olarak tanır. Bu nedenledir ki, Müslümanlar olarak İslam dünyasında bunca anti-Semit efsanenin yayılmasından üzüntü duyuyoruz.

    İslam dünyasında birçok değişik akımın var olduğu bir gerçek. On dört yüzyıllık tarihte İslam dünyasının, özellikle Hıristiyanlara kıyasla aralarındaki Yahudi azınlığına gösterdiği göreli hoşgörüyü unutmamak gerekir. Osmanlı İmparatorluğundaki ve Endülüs'teki dinsel serbestlik içinde Yahudilere çok nadir eziyet edildi.

    Günümüzün İslam dünyasında var olan Yahudi düşmanlığı Avrupa'da icat edildiği halde günümüzde birçok Müslüman ülkede var olan anti-Semit düşüncelerin ve klişelerin gücünü ve kötü niyetliğini göz ardı etmemek, önemsemek gerekir. Yahudileri vatan haini ve komplocu insanlar olarak gösteren, kan iftirası ile suçlayan bu klişelerin çoğunu uzun yıllar öncesine, Hıristiyan Avrupa'dan gelen kökenine kadar izleyebilmek mümkün. Gene de Hıristiyan veya İslami antisemitizmden konuşmak anlamsız. Antisemit olan dinler değil, kendi politik çıkarları için başkalarının dini duygularıyla oynayan uçlardaki insanlardır.

    Biz Müslüman aydınlar olarak, Müslümanlara yapılan ayrımcılığı herkesten önce Batıdaki Yahudi aydınların kınadığı gibi, Müslüman ve Arap düşünürleri ve ileri gelenlerinin de İslam adına Yahudi düşmanlığına karşı çıkmalarını bir vicdani sorumluluk olarak görüyoruz.

    İslam karşıtı ayrımcılık gibi Yahudi düşmanlığı da mağdur kişiyi değil, faili rezil eder ve alçaltır.

    28. Avrupa tarihinin bir parçası olan Holokost'un Müslümanlarla ne ilgisi olabilir?
    Holokost, milyonlarca Yahudi'nin Naziler tarafından katliamı, sadece Avrupa'nın değil, insanlık tarihinin önemli bir bölümüdür. Bu soykırımda milyonlarca insana yapılanlar dinimiz ve düşüncemiz ne olursa olsun, hepimizi ilgilendirir.

    Holokost'un acı gizemlerinden biri de görünüşte medeni bir toplumun planlayarak sistematik bir şekilde milyonlarca kişiyi öldürebilmesiydi. Holokost'tan ders alabilmek için Almanya'daki demokrasiyi hiçe sayıp bütün bir nesli kandırarak dünyayı küresel bir çatışmaya sokan ve bütün bir toplumu tehdit edici Holokost'a kadar varan karanlık güçleri bütünüyle anlayabilmek gerekir.

    Holokost İnkârı Hakkında
    29. Holokost inkârı nedir?
    Holokost inkârı, Nazilerin Yahudileri maruz bıraktığı toplu cinayetin asılsız olduğunu; Yahudilerin verdiği kayıpların sayısının çok abartıldığını, Holokost'un sistematik veya resmi bir politikanın sonucu olmadığını veya Holokost'un hiç bir zaman olmadığını savunmaktır. Holokost'un delillerini saklamaya çalışan ilk kişiler Nazilerdi. Paul Rassinier adında bir Fransız II. Dünya Savaşı'nda sadece 500 bin ile bir milyon arası Yahudi'nin öldüğünü ve bunların Nazilerin elinde değil de, günün kötü şartları yüzünden öldüklerini iddia etti. Onu diğer sahte bilginler ve "tarih revizyonistleri" izledi. Holokost inkârcıları nefret dolu bildirilerini internet yardımıyla yaymaya, beyaz üstünlükçüler gibi gruplar da internet sitelerinde olayları kendi çarpık açılarından açıklamaya devam ettiler.

    30. Nazilerin kurbanlarını gazla öldürdüğünün kanıtı nerede?
    Holokost sırasında Yahudileri öldürmek için en çok kullanılan yöntemlerden biri ölüm kamplarındaki gaz odaları idi. Naziler 1941 sonbaharında büyük boy gaz odalarının kullanımı hakkında talimatlar yayınladıklarında daha küçük boydaki ölüm odaları zaten kullanılmaktaydı. Ölüm kampları kurulmadan önce gaz odaları Hitler'in genetik ıslah programında önemli bir yer tutuyordu. Ocak 1940 ile Ağustos 1941 arasında bedensel ve zihinsel engelli 70.273 Alman vatandaşı 20-30 kişilik "duş odası"- tecrit edilmiş gaz odalarında can verdi.

    Bu sürede Almanya'nın doğu seferberliğinde Yahudiler toplu olarak ateşli silahlarla öldürülmeye devam ediyordu. 1941 Ekim'ine gelindiğinde bu yöntem yetersiz olmaya başladı. Kasım 1941'den itibaren Chelmno ve Treblinka'da dizel kamyonların egzozunu kullanarak taşıdıkları insanları gazlamaya başladılar. Çoğunluğu Yahudi olan 320 binden fazla Chelmno tutuklusu bu yöntemle öldürüldü. Treblinka'da gaz kamyonları ve gaz odalarında toplam 870 bin Yahudi öldürüldü.

    Gaz odaları Belzec, Lublin, Sobibor, Maydanek ve Auschwitz-Birkenau'da 3 Eylül 1941'den 1944 Kasım'ına kadar kullanıldı. Bilirkişiler gaz odalarının 2 ile 3 milyon Yahudi'nin ölümünden sorumlu olduğunu tahmin ediyor.

    31. Neden Holokost'u sorgulayanlar antisemit veya Neo-Nazi olmakla suçlanıyor?
    Altı milyon Yahudi'nin II. Dünya Savaşı sırasındaki katliamı tarihte en iyi belgelenmiş insanlık karşıtı suçtur. Bu vahşetin, başta Nazilerin kendi tutanakları olmak üzere planlama ve işi yerine getirme aşamaları ile ilgili birçok resmi belgesi var. Ayrıca toplama kamplarının kurtarılması ve toplu mezarların kazılması sırasında çekilmiş birçok fotoğraf ve film, aralarında kamplardan kurtulanların da olduğu sayısız şahidin anlattıkları bulunmakta. Bütün bu deliller karşısında Holokost inkârı hep politik amaçlar içerir. Holokost inkârı çoğu zaman Neo-Naziler tarafından yeni üyeleri cezbetmek için kullanılır.

    Birçok araştırmacı ve akademisyen, yakın tarihte Holokost inkârıyla antisemitizm ve Nazizm arasındaki bağlantıyı gösteren çeşitli örnekler sunmuştur. Amerika'da Holokost'u inkâr eden kuruluş "Institute for Historical Review" Başkanı Greg Raven 1992'de "Hitler büyük bir adamdı... Churchill ve Roosevelt'in toplamından da büyük... Almanya'nın başına gelebilecek en iyi şeydi" demiştir.

    Geçtiğimiz yıllar boyunca dünyada Holokost'u araştıran yüzlerce ünlü tarihçiden bir tanesi bile Holokost inkâr teorilerini onaylamamıştır.

    32. Neden birçok Avrupa ülkesinde Holokost inkârı suçtur?
    Holokost inkârı ayırımcılığa, vahşete, ırkçılığa ve zenofobiye (yabancı düşmanlığı veya korkusu) teşvik nedeniyle Avrupa ülkelerinde kanuna aykırıdır. Bütün geçmişteki mahkemeler, anıtlar, müzeler, hatıratlar, filmler karşısında bu olayı inkâr eden bir insan, Holokost'un büyük çapta bir hile olduğunu iddia etmiş olur. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Kurulu 1996'da Robert Faurisson'un inkârı hakkında şöyle yazmıştır: "Sözde tarafsız akademik araştırma görüntüsü altında Nazilerin kurbanlarını sahtekârlık yapmakla suçluyor." Holokost inkârı, bir tür, Yahudilere karşı kışkırtma yolu olduğu için suç kabul edilir.

    33. Holokost inkârı neden Arap ve Müslüman ülkelerinde yaygın?
    İslam dünyasında yakın zamanlarda yaygınlaşan Holokost inkârı hükümetlerin desteği, radikal İslam'ın yayılışı ve Arap-İsrail çatışmasının şiddetlenmesinden kaynaklanıyor. Holokost inkârı Ortadoğu'da tanınmış kişilerin konuşmalarında, devlete ait televizyon kanallarında, gazete makalelerinde ve profesyonel organizasyonlar desteğiyle sürekli gündemde. Holokost inkârının temel direği olan "Yahudiler Holokost hikâyesini kendi çıkarlarını korumak için uydurdular" iddiası Arap ve İslam ülkelerinde gittikçe daha yaygın olarak kabul edilmekte.

    Arap ve Müslümanların Holokost kavramı hiç bir zaman tek şekilde olmadığı gibi, Arap-İsrail kavgasının durumuna göre de değişmektedir. İran ve Suriye gibi ülkelerde Holokost inkârı doğrudan devlet teşvikiyle baş gösteriyor. Başka ülkelerde II. Dünya Savaşı'nda Yahudilerin katliamını küçümsemek, İsrail ve Amerika'yla olan ilişkilerin düzelmesine karşıt olan partiler ve gruplar tarafından teşvik ediliyor.

    34. Holokost inkârı İslam dünyasına nasıl "ithal" edildi?
    Holokost inkârı Arap dünyasında ilk olarak 1970'lerde ortaya çıkmasına rağmen, 1990'lara kadar Ortadoğu medyasında yaygın değildi. Batıdaki inkârcılar arasında eski bir komünist olan Fransız Roger Garaudy, İslam dinine geçtikten sonra Holokost inkârı ve antisemitizmi İslam dünyasında yaymaya başladı. Fransız hükümeti Garaudy'u ırkçılığa teşvikle suçlayınca kendisi Ortadoğu'da kahraman oldu.

    Aralık 2000'de Institute for Historical Review 14'cü konferansını 2001 Nisan ayında Beyrut'ta düzenleyeceğini açıklayınca Batılı inkârcılarla Arap dünyasındaki bağ daha da belirginleşti. Birçok Arap aydını bunu bir rezalet olarak açıkça protesto etti. Sonuçta Lübnan hükümeti bu konferansı yasakladı. İran dışişleri bakanlığının 2006 Tahran Holokost konferansında eski Ku Klux Klan lideri David Duke, gözden düşmüş birkaç akademisyen ve birçok ‘supremacist' (beyazların üstünlüğünü savunan) yer aldı.

    35. Holokost inkârı Müslümanlara ne kazandırır?
    Hiçbir şey, ancak büyük bir insanlık faciasını inkâr etme Müslümanların kendi özgüvenini ve ahlak değerlerini sarsar. Aramızdaki Müslümanların da belirttiği gibi, hiç bir dava II. Dünya Savaşı'nda milyonlarca Yahudi ve diğer azınlıkların Naziler ve yandaşları tarafından öldürülmesinin getirdiği büyük acıyı inkâr ederek veya küçümseyerek kazanılamaz. Holokost inkârını Ortadoğu çatışmasında bir politik araç olarak kullanma teşebbüsü aksine bu yöredeki güvensizlik ve düşmanlığı körükler.

    Holokost ve Arap-İsrail çatışması
    36. Yahudiler İsrail'i kurmak için Holokost'u mu kullandılar?
    Yahudi devletinin varoluşunu Hitler'e borçlu olduğunu söylemek hatalı bir düşüncedir. Yahudi milliyetçiliği - Siyonizm, Avrupa'daki Yahudiler yok edildiğinde yarım yüzyıllık geçmişi olan bir kavramdı. Hitler 1933'te iktidara geldiğinde ve 1936'da Filistin'in bölünmesi teklif edildiğinde, Yahudi devletinin temelleri çoktan atılmıştı. Bundan dolayı İsrail, Holokost'un doğrudan bir sonucu olmuyordu.

    Birleşmiş Milletlerin 1947-1948 yılları arasında yer alan müzakerelerine bakılırsa, Holokost'un bu konuda karar yönlendirici veya önemli bir rolü olduğunu bile kanıtlamak zor. Şu da gerçektir ki, Holokost dünya kamuoyunda Yahudilere ait bir vatanın yasallığını hızlandırdı. Ancak Holokost ve İsrail arasında bir sebep - sonuç ilişkisi yok.

    37. Holokost'u konuşmak İsrail'e çıkar sağlamıyor mu?
    Hayır. Holokost bir İsrail meselesi değil. Ayrıca, Müslümanların Holokost inkârı, Filistinlilerin davasına yardımcı olamadı. İsrail devleti ve İsrail hükümeti hakkındaki politik görüşümüz ne olursa olsun, tarihte Holokost'un varlığının kanıtları değişmez. Yahudi milletinin soykırımını inkâr veya küçümsemenin hiç bir ahlaki temeli olamaz.

    Holokost'u kabul etmek, Filistinlilerin haklarını reddetmek veya onların davalarını inkâr edip küçümsemek anlamına gelmez.

    38. İsrail - Filistin çatışması neden Holokost'la kıyaslanamaz?
    İsrail'le Filistinliler arasındaki anlaşmazlık ırkçı değil, milliyetçi bir davadır. Politik ve toprak sorunudur. İki milletin küçük bir toprak parçası için verdiği uğraştır. Bu sorun yıllardan beri kimi zaman şiddet kullanarak, kimi zaman da anlaşmaya çalışarak devam etmiştir. Bir barış anlaşmasına varılamadığı durumda, şiddet ortamı gerek Araplara gerekse Yahudilere azap vermekte, Filistinliler de kötü durumda yaşamaya devam etmekte.

    Her şeyden önce, Yahudilerin katliamı ırkçı Nazi ideolojisinin bir sonucuydu. Bu ideolojiye göre Yahudiler varlıklarıyla Almanya'yı ve bütün uygarlığı tehlikeye sokan çok kötü bir ırktı. Nazilerin Yahudilere yönelik kavgası toprak veya varlık gibi elle tutulur bir kazanç uğruna değildi. Onların hedefi dünyayı Yahudilerin sözde zararlı etkisinden kurtarmaktı.

    Holokost Nazilerin ırkçı ideolojilerinden doğdu ve onlar Yahudilerin tümünü öldürmeyi denediler. Holokost'ta egemen bir millet, devletin bütün kaynaklarını belirli bir milletin sistemli toplu katlini gerçekleştirmek için kullandı.

    Naziler Yahudileri ölüm kamplarında silahla ve özel olarak tasarlanmış gaz odalarında düzenli bir şekilde öldürdüler. Ayrıca Nazi idaresi altında gettolarda, kamplarda ve köle işçi olarak çalıştıkları yerlerde, yüz binlerce Yahudi ölünceye kadar çalıştırıldı. Sonuç 6 milyona yakın Yahudi'nin ölümüydü.

    İsrail-Filistin çatışması çok acı olduğu halde Holokost'la kıyaslanamaz. Ortadoğu'daki durumu açıklamak için Holokost'un tarihinden terimler kullanmak olayları ve sonuçlarını açıklığa kavuşturmak yerine daha da bulandırır.

    39. Holokost'la ilgisi olmayan Filistinliler neden onun cezasını ödesin?
    Bir insanlık felaketi olan Holokost konusunu İsrail'in kuruluşu ve özellikle İsrail siyasetinden ayrı tutmak gerekiyor.

    Filistinlilerin ve İsraillilerin hisleri ve düşünceleri kutsal tarih, acı dolu bir geçmiş, birbirlerine karşı batıl inançlarla o kadar dolu ki, geçmişte veya günümüzde birbirlerinin çektiği acıyı bir türlü anlayamıyorlar.

    Filistinlilerin (ve Arapların) Yahudi tarihine bakışı, Yahudilerin Filistin (ve Arap) tarihine bakışı gibi kötülük ve söylencelerle dolu. Bu söylenceleri düzeltmenin sorumluluğu her iki tarafın da aydın kişilerine aittir. Müslüman aydınlar, Yahudileri Nazilerle eşleştirip Yahudi (Davut) yıldızını Nazilerin gamalı haçı gibi çizmenin anlamsız olduğunu bildirmekle kalmayıp Holokost kurbanları ve ailelerine en büyük hakaret olduğunu beyan etme cesaretini gösterebilmelidir.

    Yahudi aydınlar da diğer Yahudilerin Filistinliler ve meşru istekleri hakkındaki mit ve kötü niyetli düşüncelerini silmek için çalışmalıdır.

    En önemlisi, Holokost konusunun politik anlaşmazlıklar arasında yeri olmamalıdır. Holokost İsrail'in kuruluşundaki kararı yönlendirdiyse de; Arapların Yahudilerin başına gelen felakette bir suçu yoksa da; Müslümanların Holokost'u inkâr etmesinin ya da kabulünün İsrail'e destek veya Filistin haklarına ihanet olarak görmek ahlaki vicdana uymaz.

    40. Holokost konusu neden bu kadar çok konuşuluyor?
    Holokost konusu sadece Nazizmin kurbanlarını hatırlamak ve onurlandırmak değil. Bu bir ülkeyi yönetenlerin, belli bir dini veya etnik zümreyi hedef alarak onları ülkenin sorunlarıyla suçlayıp, çözümü kin yoluyla basitleştirmenin nelere yol açabileceğini gösteren uyarıdır.

    Hedeflerine nefret yoluyla ulaşmak isteyenler azınlıkta olduğu halde, karşılarına çıkan olmadığı sürece çoğunluk olarak görünürler. Holokost'tan öğrenmemiz gereken tek bir şey varsa, o da adaletin en büyük düşmanının sessizlik olduğudur. Geçmişteki hataları kavramak istiyorsak Holokost'u tarih diye geçiştirmemeli, ondan ders almalıyız.

    Biz Müslümanlar - ve herhangi bir inancı olan her insan - Holokost'un nedenlerini ve sonuçlarını, özellikle ona öncülük eden yıllardaki politik liderlerin, makale yazarlarının ve yorumcuların üsluplarını anlamalıyız. Holokost'un Auschwitz veya gettolarda başlamadığını da unutmamalıyız. Holokost ondan çok uzun zaman önce cehalet içinde üreyen bir nefretin yaygınlaşmasını sessizce izleyenlerin kalplerinde başlamıştı.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi