Göz ile ilgili Deyimler Ve Anlamları

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Göz ile ilgili Deyimler Ve Anlamları ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi


  2. 2
    Asel
    Özel Üye





    Cevap:
    Göz Ile Ilgili Deyimler Ve Anlamları

    İçinde göz kelimesi geçen deyimler ve anlamları



    *açlıktan gözü (gözleri) dönmek (kararmak)
    çok acıkmak: “Bu akşam açlıktan gözü dönmüş bir hâlde bir evin mutfağına girmişti.” -S. F. Abasıyanık.

    *ağzını açıp gözünü yummak
    öfke ile, sonunu düşünmeden ağzına gelen bütün ağır sözleri söylemek: “Fakat bu inat, Emine’nin çenesini açmış; kızın ne kadar kusuru varsa babasından geldiğini söylerken, Tevfik’e ağzını açmış, gözünü yummuştu.” -H. E. Adıvar.

    *alıcı gözüyle bakmak
    inceden inceye gözden geçirmek: “Şimdiye kadar pek alıcı gözüyle bakmamıştı.” -S. F. Abasıyanık.

    *Arap uyandı (Arap’ın gözü açıldı)
    geçen bir olaydan ders alındığını anlatan bir söz.

    *ayrıcalık gözetmek
    ayrıcalık tanımak: “Annem, babam çocuklar arasında hiçbir ayrıcalık gözetmezlerdi.” -A. Erhat.

    *baş göz etmek
    hlk. evlendirmek: “Oğullarının artık normal bir yaşam süreceğini sanan anne baba ona güzel de bir kız bularak baş göz etmişler.” -A. Ümit.

    *başım gözüm üstüne
    belirtilen istekleri içtenlikle yapmayı kabul etmeyi anlatan bir söz.

    *başını gözünü yarmak
    bir işi kötü yapmak, bir işi istenildiği gibi yapmamak.

    *(bir işi) gözü yememek
    bir işi yapacak güç ve yeteneği kendinde bulamamak.

    *(bir kadın bir erkekte) gözünü açmak
    kadın ilk cinsel ilişkiyi o erkekle kurmuş olmak.

    *(bir şey birinin) gözünde olmamak
    herhangi bir üzüntü veya zor durum dolayısıyla o şeye değer verecek durumda bulunmamak.

    *(bir şey) gözüne ilişmek
    birdenbire, istemeden görmek: “Tam kapı yanında bir sütçü dükkânı gözüme ilişti.” -R. H. Karay.

    *(bir şey) gözünü almak
    1) şiddetli ışık sebebiyle gözü iyi göremez duruma getirmek; 2) mec. aşırı biçimde etkilenmek.

    *(bir şeyde) gözü olmak
    bir şeyi ele geçirmek isteği beslemek: “Allah bilir, milletvekilliğinde de gözü vardır.” -H. Taner.

    *(bir şeyde) gözü olmamak
    1) bir şeye sahip olmayı istememek; 2) heves beslememek, fazla önem vermemek: “Giyinip kuşanmakta, gezip tozmakta gözüm yok.” -R. N. Güntekin.

    *(bir şeyden) gözünü ayırmamak
    bir şeye sürekli olarak bakmaktan kendini alamamak: “Ateşoğlu, bir yandan da gözlerini deniz yüzüne gelen ve yüzde suyu fokurdatan hava habbelerinden ayırmıyordu.” -Halikarnas Balıkçısı.

    *(bir şeye) gözü gitmek
    bir şeyi istemeden görmek, elinde olmayarak bakmak.

    *(bir şeye) gözü (gözleri) takılmak
    dikkati çeken bir şeyden bakışlarını ayıramamak: “Gözleri başka bir sahifenin ortalarına takıldı.” -P. Safa.

    *(bir şeye) gözünü yummak
    görmezlikten gelmek.

    *(bir şeye) … gözüyle bakmak
    yerine koymak: Kardeş gözüyle bakmak.

    *(bir şeyi) gözü gibi sakınmak (saklamak veya esirgemek)
    bir şeye aşırı ilgi göstermek, önemle bakıp korumak: “Doğru, hakları vardı, koskoca sandalıyla da beraber gömemezdiler ama çok sevdiği, gözü gibi esirgediği ağlarıyla gömebilirlerdi.” -S. F. Abasıyanık.

    *(bir şeyi) gözü gibi sevmek
    pek çok sevmek.

    *(bir şeyin) gözü kör olsun
    tkz. 1) bazı zorunlu durumlarda zararı istemeyerek kabullenmeyi anlatan bir söz; 2) gereksinim duyulan şeyin yokluğunda söylenen bir söz: Paranın gözü kör olsun.

    *(bir şeyin) gözünü çıkarmak
    1) beceriksizce davranmak, zarara uğratmak; 2) tkz. iyisi dururken en kötüsünü seçmek.

    *(bir yerde) gözünü açmak
    o yerde olduğunun farkına varmak.

    *birbirinin gözünü çıkarmak
    kıyasıya dövüşmek.

    *birbirinin gözünü oymak
    aralarında aşırı geçimsizlik olmak.

    *(birinden) gözü su içmemek
    güvenmemek: “Azarlayıp adam olmazsın sen nafile… Gözüm hiç su içmiyor senden.” -O. Kemal.

    *(birine) fena gözle bakmak
    kötü niyetini anlatır biçimde bakmak.

    *(birine) gözdağı vermek
    sonradan verilecek bir ceza ile korkutmak, yıldırmak, tehdit etmek, caydırmaya çalışmak: “Sarhoş ağabeyi, parası pulu ile gözdağı vermeye kalktı onlara.” -N. Cumalı.

    *(birine) gözünün üstünde kaşın var dememek
    birinin her davranışını hoş görmek.

    *(birini) görüp gözetmek
    korumak, yardım etmek, mukayyet olmak.

    *(birini) gözü ısırmak
    bir kimseyi tanıyacak gibi olmak.

    *(birini) gözüm görmesin
    “bana görünmesin, yüzünü görmek istemem” anlamında kullanılan bir söz.

    *(birini veya bir şeyi) gözü görmez olmak
    artık ona değer vermemek.

    *(birini veya bir şeyi) gözü kesmek
    bir işi yapabilme konusunda kendisine veya başkalarına güvenmek: “Şimdi Murat dağlarında eğlenirim, beni bulmak istersen adamlarının da gözü keserse oraya yolla.” -T. Buğra.

    *(birini veya bir şeyi) gözü kesmemek
    1) bir işi yaparken kendine veya başkalarına güvenmemek; 2) beğenip seçememek: “Kendi iyle otuzu geçtiği hâlde isteyenler arasında kendine uygun birisini gözü kesmediği için evlenmemişti.” -N. Cumalı.

    *(birini veya bir şeyi) gözü tutmak
    güvenmek, beğenmek: “Bu genç çocukla bu üstü başı oldukça eski ihtiyar adamı gözü tutmamıştı.” -N. Hikmet.

    *(birinin bir şey) gözünü bağlamak
    doğruyu bulamaz, düşünemez duruma getirmek.

    *(birinin) gözlerine mil çekmek
    birinin gözlerini kızgın mille kör etmek.

    *(birinin) gözü önünde
    yanında, yakınında: “Çocukluğundan beri onun bir siniri de aydınlıkta başkasının gözü önünde uyumaktı.” -R. N. Güntekin.

    *(birinin) gözüne girmek
    sevgi ve ilgisini kazanmak: “Tevfik Bey’in gözüne girdiğini de etraflıca anlattı.” -T. Buğra.

    *(birinin) gözünü açmak
    görüşünü değiştiren bilgi vermek, uyarmak.








  3. 3
    Ziyaretçi
    Göz önemli bir organdır ve onun üzerine yazılan deyim ve atasözleri de güzel dir







+ Yorum Gönder
göz kelimesi geçen deyimler,  content
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 6 kişi