Mizah Hikayesi Kısa

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Mizah Hikayesi Kısa ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Mizah Hikayesi Kısa





  2. 2
    Son Yolcu
    Bayan Üye





    Cevap: Mizah Hikayeleri Kısaca

    Gerçek Sevgi

    Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: "Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?" Bakın göstereyim demiş, ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasındanda derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. "Ermiş bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir de şart koymuş. Peki demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan. Bunun üzerine şimdi demiş ermiş, sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe. Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. "Buyurun" deyince, her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içirmiş. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan işte demiş ermiş, 'kim ki gerçek sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse,o aç kalacaktır. ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz ve şunu da unutmayın, gerçek pazarında alan değil, veren kazançtadır daima.


    Vermeyince Mâbûd...
    Sultan Mahmud devrinde adamın biri su tesisatçısıymış. Sultan kendi adına bir çeşme yaptırıyormuş. Bu çeşme yapımında çalışan tesisatçı bir musluktan az miktarda su aktığını görür ve israf olmasın diyerek orayı bir tahta parçasıyla tıkar. Bunu tıkadıktan sonra da:
    - Musluğu da tıkadık, işlerimiz de tıkalı. diyerek sıkıntı ile dolu hayatından dert yanmış...

    Adamın bu sözleri merhametli Sultanın kulağına gelir. Emir buyurur ve o adama bir paket baklava hazırlattırır. Her dilimin altına da birer altın koydurtur ve adama gönderir...
    Baklava adama ulaşınca:
    - Şimdiye kadar sıkıntı ile yaşadık, kaç kere baklava yedik ki? diyerek paketi tamamıyla satar.

    Sultan Mahmud adamın bu hareketi üzerine ona bir hindi hazırlattırır içini de tamamiyle altın ile doldurtur. Hindi adama ulaştığında:
    - Şimdiye kadar sıkıntı ile yaşadık, kaç kere hindi yedik ki? diyerek hindiyi de satar.

    Sultan Mahmud bunun üzerine celallenir ve adamı yanına çağırmaları için emir verir. Adam yanına geldiğinde der ki:
    - Eline yerden bir taş al ve atabildiğin kadar uzağa at. Taşın gittiği kadar yeri sana vereceğim. Adam eğilir ve yerden bir taş alır. Elini gerer gerer ki uzağa atmak için. Yalnız öyle bir hadise olur ki adam da padişah da saçlarını yolar. Elini gererken dengesini kaybeden tesisatçı olduğu gibi gerisin geri düşmüştür.

    Bunun üzerine padişah hazine odalarından birini açtırtır. Adamı hazine odasına sokar ve der ki:
    - Eline şu gördüğün küreği al ve daldır. Küreğe ne kadar altın gelirse senin olsun.

    Adam hazinede yığılı altınların göz kamaştıran ışıltısı altında heyecanla küreği daldırır ve çeker. Görenler bu sefer de hayrete düşer. Ne yazık ki adam küreği ters tutmuş ve küreğin üstünde tek bir altın parçasından başka bir şey alamamıştır. Bunun üzerine sultan bitkin ve üzgün bir şekilde şöyle demiş:
    - Vermeyince Mâbûd neylesin Sultan Mahmud.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi