Demokrasinin Tarihsel Gelişimi Nedir

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Demokrasinin Tarihsel Gelişimi Nedir ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Demokrasinin Tarihsel Gelişimi Nedir





  2. 2
    EFSER
    Bayan Üye





    Cevap: Demokrasinin Tarihsel Gelişimi Nedir

    Bundan 7000 yıl önce, Mezopotamya’da insanlığın ilk uygarlığını kuran Sümer, Elam ve Akad budunlarında demokrasi ilkesi uygulanmıştır. Gerçekte, bu (Türk) budunlar birleşik bir cumhuriyet kurmuşlardır. Bundan sonra Atina ve Isparta gibi Yunan kentleri, bir tür demokrasi ile yönetilirlerdi. Roma da demokrasi hayatı yaşamıştı.

    Türkler, en eski tarihlerde bile ünlü kurultaylarıyla ve bu kurultaylarda devlet başkanlannı seçmeleriyle, demokrasi düşüncesine ne denli bağlı olduklarını göstermişlerdir. Son tarih dönemlerinde Türkler’in kurdukları devletlerde başlarına geçen padişahlar, bu yoldan ayrılacak zorba olmuşlardır.

    Kralların ve padişahların baskı yönetimlerine dinler dayanak olmuştur. Krallar, halifeler, padişahlar çevrelerini saran papazların, hocaların etkisiyle Tanrısal haklara inanmış ve dayanmışlardır. Egemenliğin, bu hükümdarlara, Allah tarafından verilmiş olduğu kuramı uydurulmuştur. Buna göre, hükümdar ancak Tanrıya karşı sorumludur. Erk ve egemenliğinin sının yalnız din kitaplannda aranabilir.

    Tanrısal haklara dayanan bir mutlakiyet temeli karşısında, demokrasi ilkesinin, gösterdiği ilk tutum oldukça alçakgönüllücedir. O, önce hükümdan devirmeye değil, onun yalnız güçlerini sınırlamaya, mutlakiyeti kaldırmaya çalıştı. Bu çalışma 400-500 yıl öncesinden başlar, tikin erkin, ulustan geldiği; erk, yeteneksiz ve yetersiz bir ele düşerse, onun geri alınabileceği ve bu erkin milletvekillerinden oluşan bir meclis tarafından kullanılması gerekeceği dile getirildi. 16. yüzyılda demokrasi ilkesi, hükümdarlann yetkesini (nüfuz) kırmak için siyasal savaşım aracı olarak kullanıldı. Bu savaşımlarda en son olarak ortaya atılan düşünceler şunlardır: “Erk ulusa aittir. Onu, yasa çerçevesinde bir hükümdara vermiştir. Kimi durumlarda geri alabilir.” 18. yüzyılda ise, demokrasi düşüncesi, karşı konulmaz bir güç ve akım durumuna geldi. Demokrasi ilkesi, ulusal egemenlik ilkesi biçimine girdi ve anayasaya geçti. Artık ulusla hükümdar arasında sözleşme yapma düşüncesi ortadan kalktı. Ortaya, egemenlik bölünüp parçalanamaz ve başkalarına bırakılmaz, düşüncesi çıktı. Bu düşünceyi şöyle açıkladılar: Egemenlik bireylerin, yani tek tek kişilerin iradelerinin üstünde, yine bireylerin oluşturdukları ulusun ortak kişiliğine dayanan genel ve ortaklaşa bir iradedir. Bu nedenle egemenlik tektir, parçalara ayrılamaz ve egemenliğin ortaya koyduğu ortaklaşa irade, onun sahibi olan, ortak kişilik, ulusça hiçbir zaman başkasına aktarılamaz ve bırakılamaz.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi