Türk Hikayeciliğinin Serveti Fünuna Kadarki Gelişimi Nedir

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Türk Hikayeciliğinin Serveti Fünuna Kadarki Gelişimi Nedir ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Türk Hikayeciliğinin Serveti Fünuna Kadarki Gelişimi Nedir





  2. 2
    EFSER
    Bayan Üye





    Cevap: Türk Hikayeciliğinin Serveti Fünuna Kadarki Gelişimi Nedir

    Cumhuriyet öncesi ve sonrası olmak üzere iki bölüm halinde ele alacağımız bu konudayeni bir araştırmaya girmeyerek bilinen ve güvenilir kaynaklardan hareketle meseleyi toparladık. Divan edebiyatında hikayeye tekabül eden "Mesnevi ile geleneğimizde yaşayan ve uzun bir geçmişe sahip olan "halk hikayeleri"ni dışarıda tuttuğumuz zamanbugünkü manasıyla hikaye Tanzimat'tan sonra görülmektedir.Başlangıçta anlatımı esas alan nevilere top yekun hikaye denilmiş. Hatta batıdan yapılan ilk tercüme romanlara da bu ad verilmiştir. "Hikaye-i Mağdurîn" "Hikaye-i Robenson" gibi. Zamanla metnin hacmine bağlı olarak "uzun hikaye" ve "kısa hikaye" denilerek tahkiye esasına dayalı edebî eserler bir ayrıma tabi tutulmuştur. Günümüze doğru gelindiğinde "hikaye" türün genel adı olmuş romandan ayrı olarak ele alınmıştır. 1960'lı yıllardan itibaren "hikayece karşılık olarak "öykü" teklif edilmiş hikayeyle birlikte bu da kullanılmaya başlanmıştır.
    Cumhuriyet öncesi hikayemizde ilk akla gelen isimler Emin Nihat Bey ve Ahmet Mithat Efendidir. Emin Nihat Bey'in "Müsameretname" adlı eseri yedi hikayeden ibarettir. Bu hikayeler yapı itibariyle Boccacio'nun "Decameron"u ile doğuya ait "Bin Bir Gece" hikayelerim hatırlatmaktadır. Üslup bakımından ise "Divan edebiyatı hikayeleri ile halk hikayelerinin de tesiri"1 söz konusudur. Ahmet Mithat Efendinin "Letaif-i Rivayet" serişi de değişik metinlerden meydana gelmiştir. Metinler arasında gerek "dil konu üslup birliği" ve gerekse yapı bakımından bütünlük bulunmamaktadır. "Aralarında otuz-kırk sayfalık hikayelerden iki yüz küsur sayfa tutan kısa romanlar"2 vardır.Ancak eserleriyle Ahmet Mithat Efendinin hikayeciliğimizde batıyı tanıma ve tanıtma gayretlerinin önemi büyüktür. O batıyla temaşa geçmemizde öncü simalar arasında yer alır.
    Hikayeyi romandan ve anlatıma dayalı diğer türlerden müstakil olarak ele alan Sami Paşazade Sezai'dir.Sanatkar "Küçük Şeyler" (1892’de ilk güzel küçük hikaye örneklerini vermiş metnin dar çerçevesine fert hayatının önemli yanlarını yerleştirmiştir. "Küçük Hikayeler "konusuna kronolojik açıdan baktığımızda Halid Ziya Uşaklıgil Sami Paşazade Sezai’den dört yıl önce yayınlamıştır. "Batılı anlamıyla 'Küçük Hikaye' bu dönemde Halid Ziya Uşaklıgil ile girer." diyen İsmail Parlatır Halit Ziyanın "Bir izdivacın Tarih-i Muaşakası 1888" "Bir Muhtıranın Son Yaprakları 1888" adı kitaplarının daha önce olduklarım belirtmektedir.3 Yine aynı dönemde Nabizade Nazım’ın "Karabibik"! ise"Küçük Hikaye"de olmazsa da
    Anadolu nün ve köy hayatinin realist bir tarzda ele alındığı ilk eserdir.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi