Assassin's Creed İnceleme

+ Yorum Gönder
Tanıtım ve Tam Çözüm ve İncelemeler Bölümünden Assassin's Creed İnceleme ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    eRen
    Özel Üye
    Reklam

    Assassin's Creed İnceleme

    Reklam



    Assassin's Creed İnceleme

    Forum Alev

    Assassin's Creed

    Ubisoft, Prince of Persia serisi ile muhteşeme bir başarı yakalamıştı. Derin bulmacalar ile aksiyonun birbiriyle güzel harmanlandığı Prince of Persia serisinin üçüncü oyunun sonra gözler başka bir oyuna, Assassin’s Creed’e çevrildi. Çünkü Prince of Persia ile harikalar yaratan ekibin üzerinde çalıştığı muhteşem bir projeydi bu. Muhteşem gözüken ve tasarlanan grafiklerinden bahsetmiyorum bile. Assassin’s Creed’in ilgi çekmesindeki neden, oyunun bu tarza yeni özellikler katacak olmasıydı. Halk ile iletişimin ilk defa bu denli yüksek olacağı bir oyundu. Ağız suyunu oluk oluk akıtan videolardan, resimlerden ve çeşitli reklamlardan sonra sonunda oyun konsollarımıza düştü.
    Gametogame ekibi olarak biz Assassin’s Creed’i uzun zamandır bekliyorduk. Zaten siteyi ilk açtığımız zamanlarda da hemen ön incelemesini siteye koyduk. Oyun çıkana kadar da bol bol videolarını izledik, her yeni yayınlanan oyun içi görüntüsünü analiz ettik. Çıkışı için gün saydık, para biriktirdik. Hatta oyun piyasaya çıktığı gün “Assassin’s Creed sonunda piyasada” başlıklı bir haber bile ekledik. İşte bizim için de beklenen an geldi ve çattı. Rüyalarımıza bile giren bu oyun GTG test merkezimizde…

    Altair bekliyorduk biz ama?
    Assassin’s Creed bizi M.S. 1191 senesine, Kudüs topraklarına götürüyor. Hikâyemiz genel olarak ikiye bölünüyor. Bir hikâyede Desmond Miles adında genç bir adamdan bahsediliyor. Bu adam bir laboratuarda hapsediliyor ve oradaki bilim adamları için denemelerde kullanılıyor. Bu denemeler için Desmond Altimus adında bir zaman makinesine oturtularak geçmişe gönderiliyor. Bu arada hikâyenin çemberi Desmond’un Assassin’lerin kanını taşıdığı ortaya çıkıyor ve geçmişte bazı gizli kalmış bilgileri sadece onun ortaya çıkartabileceği anlaşılıyor. İkinci hikaye de burada başlıyor ve Desmond’un zihninde oyunun asıl karakteri Altair’i yönetiyoruz.
    İleri derecedeki teknoloji ve zamanın tarihi geçmişlerinin karışımı bu hikâyeyi zaten bir olağan üstü özellik katarak ilginç kılıyor. Örnek verilmesi gerekirse, bir Assassin olarak çok fazla hata yapma şansınız yok, çünkü bu hikâyenin akışı bozuluyor ve “Game Over” ihtimali çok yükseliyor. Yani siz birisini öldürdükten sonra nöbetçiler sizi takip etmeye başladığında siz onlardan yeteri kadar hızlı kaçarak birkaç saniye dikkatinizi üzerinizde toplamadığınız zaman oyun tekrar kendi akışına giriyor ve siz oyununuza devam edebiliyorsunuz. Yok, siz cengâver gibi nöbetçilerin ortasına daldığınızda ölümünüz kesin oluyor ve işiniz oracıkta bitiveriyor.

    Assassin’lerin de eksileri olur
    Burada maalesef oyun ne kadar güzel olursa olsun, görevleriniz hep aynı oluyor. Yeni bir şehre geldiğinizde size verilen görevleri yapıyorsunuz, etraftan bilgi topluyorsunuz ve biraz sivri dilli olmam gerekirse boş boş etrafta geziniyorsunuz. Aslında bu güzel oyun bu kritiği hak etmese de benim gözüme çarpan ve biraz sıkıcı olan tek noktası olarak belirtebilirim. Yani bence biraz daha farklı görevler ve değişik mekânlar daha güzel kılabilirdi bu oyunu.



    Assassin’s Creed oyunumuzun kontol edilmesine gelince, pek fazla kötü bir şey söyleyemeyeceğim. Kaçış esnasında sizin karşınıza çıkan engelleri büyük bir ustalıkla hoplaya zıplaya geçiyorsunuz. Prince of Persia’da ki gibi duvarlardan yürüyebiliyor, çatılarda gezinebiliyor ve aşılması zor mesafeleri atlayabiliyorsunuz. Şehirlerimiz epey büyük olduğu gibi şehir dışında da hayat var. Böylelikle siz etrafta boş duran bir atın üzerine kendinizi sallayabilir ve şehrimizin etrafında bulunan köy veya kasabaları da ziyaret edebilirsiniz. Hatta atınızın üzerindeyken bile savaşabilirsiniz. Böylece de fazla ayaklarınızı yormadan büyük mesafeleri arkanızda bırakarak düşmanlarınızı azaltabilirsiniz.
    Assassin’s Creed’in en güzel yanı, kahramanımız Altair’in engel tanımadan yolunda ilerleyebilmesi. Düz duvar, çit, bina, dağ, tepe gibi kavramlar Altair için zorluk ifade etmiyor. Öyle ya da böyle bir şekilde buralara da tırmanabiliyor. Tırmandıktan sonra karizmatik duruşlarla halkı tepeden izleyebiliyor ve “Eagle” bakışı ile kimin asker, kimin sivil ve kimi öldürmeniz gerektiğini de etrafında beliren renklerden anlayabiliyorsunuz. Zaten bu bakış oyunun en önemli noktası. Çünkü oyunun büyük bir kısmı bu bakış ile yöne çizmenize neden olacak. Sol üst köşede bulunan “A” logosunun renklere bürünmesi de farklı anlamlar içeriyor. Örneğin sarı yanıp sönmesi veya kırmızıya dönmesi çok fazla belli olduğunuzu ve acilen saklanmanız gerektiğini gösteriyor. Yeşil yanıp sönmesi rahat olduğunu gösteriyor, ancak giç bir rengin yanmaması ise her şeyin yolunda gittiğinin en büyük kanıtı :).


    Elbet saklanacak bir yer vardır
    Oyunda halk ile etkileşime girebildiğimiz gibi nöbetçilerden, askerlerden saklanmak için bir sürü alternatifimiz var. Eğer hızlı olabilirseniz o çatı senin bu çatı benim diyerek koşmamız, atlamamız ve de zıplamamız gerekiyor. Etrafta bulunan samanlıkların içine dalıp ortamın yatışmasını da bekleyebilirsiniz. Çatılarda bulunan saklanma yerlerine de gizlenebilirsiniz. Veya da dua okuyan insanların arasına siz de dua okuyarak karışıp, izinizi kaybedebilirsiniz. Zaten oyunun tamamı bunun üzerine kurulu, bir atraksiyon yapıp hemen akabinde izini kaybettirmek. Oyun boyunca aynı görevler tekrar tekrar bize sunulması da bundan kaynaklanıyor.
    Oyunun grafik kalitesine gelince “mükemmel” diyebilirim. Güneşin yarattığı gölgelerden detaylı düşünülmüş çizimlere kadar her şey var. Etraftaki dilencinin ısrarla para dilenmesi veya bir satıcının ille de size bir şeyler satmak istemesine kadar her şey son derece gerçekçi yapılmış. Müzik konusunu ele alınca ise biraz arka planda kalmış desek yeridir. Bence aslında müziği daha heyecanlı yapsalardı hiç de fena olmazdı. Fakat bunların üzerinde durmaya değmeyecek kadar ufak eleştiriler diyebiliriz.


    En çok beklenen oyunun karar anı...
    Oyunu baştan sona genel olarak değerlendirmek gerekirse, aslında bana göre 90 puandan daha fazla hak eden oyunlar kısmına giriyor. Mükemmel çizimi, rahat hareket ettirebilme olanağı, harikulade atlayışlar ve göz alıcı ışık oyunları. Ama beni rahatsız eden ve görmemezlikten gelemeyeceğim bir konu ise görevlerin hep aynı stratejide ilerlemesi ve mekânların üç aşağı beş yukarı hep aynı olmaları. Her şeye rağmen mutlaka oynanması gereken, görselliği ile mükemmel olan bir oyun olmuş Assassin’s Creed.





  2. 2
    albatros91
    Üye

    --->: Assassin's Creed İnceleme

    Reklam



    :D uzun konusmaları yazmayı unutmussun abi 25 dagga konusyo adam:D







  3. 3
    Cedric
    Emekli
    Alıntı albatros91 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    :D uzun konusmaları yazmayı unutmussun abi 25 dagga konusyo adam:D
    Bak burda haklısın işte adam bi başlıyo konuşmaya sanki nutuk çekiyo.Konuşmalarını dinleyeceğim sırada oyunu bitiririm ben :D
    Bu oyunun riplisi şart oldu.Hiç video yok falan konuşmaları olmadan güzel güzel oynanır.Bi de böyle uygun yere uygun müziği koyuyolar ya orası çok güzel olmuş.İnsanı alıyo başka bi ortama götürüyo resmen







  4. 4
    kongullu
    Yeni Üye
    ah bi de kurabilseydim bilgisayara.neyse artık ....

+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi