Sid Meier's Pirates!

+ Yorum Gönder
Tanıtım ve Tam Çözüm ve İncelemeler Bölümünden Sid Meier's Pirates! ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    InKusTe
    Usta Üye
    Reklam

    Sid Meier's Pirates!

    Reklam



    Sid Meier's Pirates!

    Forum Alev
    Bilgisayar oyunlarıyla bu kadar haşır neşir olmamızın en büyük nedeni nedir sizce? Bu soruya herkesin vereceği cevap farklı olabilir ama büyük çoğunluğumuz "bize olmak istediğimiz kişi olma şansını verdiği için" diyecektir sanırım. Hergün belki de saatlerimizi harcadığımız bilgisayar oyunları hiç olamayacağımız kişileri canlandırma şansı veriyor bizlere; bazen çılgın bir bilim adamı, 2. Dünya Savaşında görev alan bir asker ya da gökdelenden gökdelene yol alan Spiderman. Gece karanlığa saklanmış avını bekleyen bir vampiri ancak oyunlarda canlandırma şansına ulaşıyoruz, çünkü birer Hollywood starı değiliz, elimizdeki tek şans bilgisayar oyunları. Bazı oyun karşıtları özellikle aşırı şiddet içeren oyunlar konusunda tepkili olabilir ya da avının kollarına atılması için soteye yatmış bir vampiri canlandırmak isteyenleri hasta olarak görebilir. Ne kadar doğru bulacaksınız bilemem ama insan ne yazık ki kan görmeyi seven bir varlık. Bunu gerçek hayattansa oyunlarda yaşamak en doğrusu ve zararsızı sanırım.

    Neyse efendim bu konu üzerinde uzun uzun konuşmaya başlarsak zamanın beyni durur. (Konu üzerine daha detaylı bir yazıyı belki daha sonra yazarız, hiç belli olmaz) Ne diyorduk, yaşayamayacağımız heyecanlar yaşattığı için bilgisayar oyunlarını oynuyoruz. Yazısını okuyacağınız oyunumuz Sid Meier's Pirates! da bizleri başka bir dünyaya, korsanların dünyasına sokan bir oyun. Açık denizlerin tadını doyasıya çıkarabilecek, define peşinde koşacak, her korsan gibi çapkınlık yapacağız. İsterseniz başlayalım...

    Bundan seneler önce kuzenimi ziyarete gittiğimde "süper bir oyun buldum" demişti. O zamanlar yaşım(ız) ufak olduğundan "bu süper oyun buldum" annemlerden kuzenlerimde kalmak için izin istemem gerektiği anlamını geliyordu. Neyse efendim, gerekli izin yalvar yakar alındı ve Commodore 64'ün başına geçildi. O gece ve sonraki iki gece korsan olmanın aslında ne kadar güzel birşey olduğunu anladık kuzenimle. Karayipler'in altını üstüne getirdik, ticaret gemilerini yağmaladık, savaş gemileriyle kapıştık ve günlerce uyumadık. İşte böyle bir oyundu Sid Meier amcanın bizlere sunduğu o ilk Pirates!. Pirates sayesinde Sid Meier'le de tanışmış oluyordum. Daha sonraki yıllarda çıkaracağı oyunlarla (Sid Meier's Civilization, Cid Meier's Colonization, vb) gecem gündüzüm birbirine karışacaktı haberim yoktu o küçücük yaşımda.

    Seneler sonra oyunun devamının yapılacağını duyduğumda biraz gerildim doğrusu, benim için bu kadar değerli ve yeri ayrı olan bir oyunu tekrar görmek hoş olacaktı. Ama şu da bir gerçek ki Commodore zamanının efsane oyunlarını günümüz teknolojisiyle yenilemek pek de başarılı sonuçlar doğurmuyor. Bir kere eski oyuncuların yeni oyunu kabul etmesi kolay olmuyor. Eski oyuncular grafiklerin güzelliğini pek umursamadıklarından, onlar için önemli olan oynanışta en ufak bir değişiklik olduğunda bile hemen tepki gösteriyorlar. Böyle bir tepkiyi göz önüne alıp Sid Meier's Pirates!'ı tekrar yapmak her babayiğitin değildi, ve ancak Sid amcanın harcı olabilirdi.

    Yeni Pirates'la ilgili ilk söyleyebileceğim şey eski oyunun havası ve oynanışının aynen korunduğu. Gene Karayip kıyılarını birbirine katmaya çalışıyoruz. Gene oyunun kontrolleri tamamen klavye ile yapılıyor. (isteyenler mouse'da kullanabilir ancak klavye her açıdan daha avantajlı) Bunu hemen eski oyuculara müjdeleyeyim.



  2. 2
    InKusTe
    Usta Üye

    --->: Sid Meier's Pirates!

    Reklam



    Öncelikle, hiç bilmeyenler ya da oyunun adını duyup ilk kez oynayacak olanlar için Pirates'ı biraz anlatmam gerekiyor. Oyunumuz adından da anlaşılacağı üzere bir korsanlık oyunu, 1600'lü yıllarda yeryüzünün cennet ve bir o kadar da karışık köşesi Karayipler'de geçmekte. Daha küçük bir çocukken, ailemizle yediğimiz mutlu mesut yemek sırasında evimiz bir korsan yağmasına uğruyor ve ailemiz öldürülüyor. Bu trajediden kurtulan olarak ailemizin intikamını alacağımıza yemin ediyoruz. Yıllar sonra çömez bir denizci iken gemide çıkan bir isyan sonucu bir anda kaptanlığa terfi ediyoruz. İşte beklediğimiz fırsat sonunda karşımıza çıktı, denizlerdeki en iyi korsan olacak ve ailemizin öcünü sonunda alabileceğiz ve kayıp akrabalarımızı bulabileceğiz. Tabi bu o kadar da kolay olmayacak.

    Oyunumuza yeni yetme bir korsan olarak başladık, artık ister gemimizi ticaret için kullanıp büyük bir servet kazanmaya ya da ticaret gemilerini soyup güç para elde etmeye çalışabiliriz, seçim tabi ki size kalmış. Biz bütün bunları yapmaya çalışırken Karayipler o zamanların 4 süper gücünün elinde kıran kırana mücadelelere sahne oluyor, her devlet diğerinden fazla kazanmaya daha çok yeri ele geçirip rakibini saf dışı bırakmaya çalışıyor. Bizim yasadışı yollarla yaptıklarımızı onlar legal yollarla yapmaya çalışıyor ve bunun için bazen sizi de kullanıyorlar.

    Bu dört devler; İspanya, İngiltere, Fransa ve Hollanda. İspanya Karayiplerin büyük bölümüne hakim durumda, pek çok şehir ve buna bağlı olarak yağmalanacak pek çok gemiye sahipler. Ancak çok ticaret gemisi çok savaş gemisi anlamına da geliyor aman dikkat. İngiltere, İspanyanın en büyük rakibi konumunda, az yerleşim yerleri olmasına rağmen saat gibi işleyen bir ticari yapıya sahipler. Fransızlar ve Hollandalılar ise oyunun kolay lokmaları diyebiliriz. Bazen Fransız korsan avcısı gemiler başınızı ağrıtsa da pek dişe dokunur bir kuvvetleri yok. Fakat kızları çok güzel :) (ileride deyineceğim)

    Evet gemimizin başındayız, ne yapacağımıza karar verdik, diyelim ki hemen karşımıza çıkan ilk gemiye saldırmak istedik (zaten ticaret yapmak istiyorsanız Port Royale oyununu deneyin arkadaşlar). Gemiye yaklaştığımızda hemen 5 tuşuna basıyoruz ve oyun savaş ekranına geçiyor. Savaşlarda esas olan karşımızdaki gemiyi batırmadan etkisiz hale getirmek, batırılan bir gemiden kimse bir şey yağmalayamaz değil mi? Her şeyiyle geliştirilmiş bir gemide 3 tip top saldırısına sahipsiniz.

    Normal top ateşi karşı geminin herşeyine zarar vermekte, en uzun menzilli atış bu, 3 tuşuyla kullanabiliyorsunuz. Sadece tayfaların zarar gördüğü atış ise 1 tuşuyla aktif oluyor ve yakın menzilden etkili. 7 tuşuyla kullanılan iki güllenin birbirine zincirle bağlandığı atış ise yelkenlere büyük zarar veriyor ve karşı gemiyi yavaşlatıyor, orta menzilli bir atış. Ben bu atışı savaşlarda çok kullanıyorum, benim gemim orta büyüklükte, kıvrak ve hızlı bir gemi olduğundan; karşıma büyük ve ağır silahlı gemileri durdurmak için bu atışı kullanıyordum. Karşı geminin yelkenleri parçalanınca manevra kabiliyeti kayboluyor ve ben de bundan faydalanıp bir leş kargası misali düşman geminin çevresinde dönüp ölüm kusabiliyordum. Ayrıca bu atış sayesinde sizden hızlı düşman gemilerinin de hızını kesip kaçmalarını önleyebilirsiniz.







  3. 3
    InKusTe
    Usta Üye
    Bazen her halükarda siz ya da düşman gemisi diğer gemiye yaklaşıyorsunuz yani diğer gemiyi bordalıyorsunuz. Eğer düşman gemiye yeterince zarar verdiysek gemi bize kendiliğinden teslim oluyor, ancak iki geminin de gücü halen yerindeyse savaş devam ediyor. Diğer geminin teslim olmayacağını anlayan tayfalar diğer gemiye atlamaya başlıyor (filmlerde hep görürüz ya, iplerle diğer gemiye geçilir ağızlarda bıçaklar) ve savaş ekranı birden değişiyor. İşte bu ekranda biz ve düşman geminin kaptanı güvertede kılıç dövüşüne başlıyoruz. 1, 4, 7 tuşları ile rakibe saldırırken 2, 5 ve 8 tuşları ile kendimizi korumaya çalışıyoruz. Dövüşün galibi biz olursak düşman gemiyi sağ kalan mürettebat ve silahlarıyla ele geçirmiş oluyoruz.

    Tabi bunun bir de kaybetmesi var; işte o zaman kendimizi hapishanede buluyoruz. Kurtulmamızın ise iki yolu var, ya rüşvet vereceğiz ya da kaçacağız. Kaçmak istediğimiz zaman oyun sanki bir platform oyunu havasına bürünüyor ve gardiyanlara yakalanmadan gece karanlığında limana, bizi bekleyen adamlarımıza ulaşmaya çalışıyoruz. Neyse, biz her şeyin düzgün gittiğini ve gemiyi ele geçirdiğimizi var sayalım.

    Şimdi asıl önemli nokta bundan sonra başlıyor; Yağmaladığımız gemiyi batırmadık içindeki mallar beraber kontrolümüze aldık ve yakındaki ilk limana demir attık. Limaların sahibi olan devlete karşı bir suç işlemediysek ya da onlarla savaş halinde olan bir devlete yandaş değilsek, önümüze birkaç seçenek çıkıyor. İstersek savaş sırasında yağmaladığımız malları ya da gemimizi tamir ettirir ve beraber limana çektiğimiz gemiyi satabiliriz. Bundan sonra çıkacağımız sefer için yiyeceğe ihtiyaç duyacağımızdan 10-12 aylık yolluk alabiliriz, okyanusun ortasında yiyecek sıkıntısı çekmeyi kim ister ki? Ayrıca, gemimize yeni özellikleri de belli ücretler karşısında ekletebiliriz. Gemimize para için her şeyi yapacak gönüllüler arıyorsak tavern'e uğrayabilir ve ateşin başında bekleyen denizcilerle konuşabiliriz. Yine tavern'in arkasındaki karanlık odada bizlere hazine haritaları ya da özel eşyalar satmayı bekleyen bir amca görebilirsiniz. İstersek garson kızla iki çift laf edebilir ve karizmamız sayesinde ağzından bir iki sır alabiliriz. Barmen de bize güzel bilgiler verecektir eminim ki.

    Limanlarda yapacağımız en önemli şey ise valinin yanına uğramak olacaktır. Her limanda şehrin bağlı bulunduğu ülkenin bir valisi bulunmakta. Vali bey huzuruna bizi kabul ettiğinde bizden bazı isteklerde bulanabiliyor. Savaş halinde bulundukları ülkenin gemilerine zarar vermemizi ya da özellikle bir gemiyi hedef almamızı, bazen de bir gemiye diğer bir limana kadar eşlik etmemizi isteyebiliyor. Eğer bu görevleri yerine getirirsek yardım ettiğimiz ülke tarafından çeşitli ödül ve rütbeler ile onurlandırılıyoruz.

    Rütbemiz biraz yükselince (amiralliğe kadar yolu var) valiler genelde bizlere kızlarını takdim ediyor. Takdim ediyor derken ufak bir tanışma seramonisi gerçekleşiyor, bu karşılaşmalar bir süre sonra hanımefendinin bizi dansa davet etmesi ile devam ediyor. Daha önce kılıç dövüşlerinde ve hapishaneden kaçışta olduğu gibi dans bölümünde de kaptanı bizzat biz kontrol ediyoruz. Danstaki başarımıza göre küçük hanımı etkileyip etkileyemediğimiz anlaşılıyor, eğer yeterince iyi dans edersek küçük hanım bize tav oluyor ve bir aşk böylece başlamış oluyor. Yalnız bu dans olayı o kadar da kolay değil arkadaşlar, nice seferler kazanmış, İspanyol ve İngilizlerin korkulu rüyası olmuş korsanımızın dans pistinde nasıl rezil olduğunu tahmin bile edemezsiniz. (Küçük bir ipucu dans ederken yanıp sönen tuşlara değil karşıdaki hatunun ellerine dikkat edin)







  4. 4
    InKusTe
    Usta Üye
    Oyunda sadece o dört devletin limanları yok tabi ki, korsan kardeşlerin özgürce girip çıktığı, erzak depolayıp, dinlendikleri korsan şehirleri de mevcut. Bu şehirlerin özellikleri vali yerine başta bir korsanın olması. Onun yanına gittiğimizde verdiğimiz bilgilere göre diğer korsan gemileriyle sefere çıkabiliyoruz. Söz gelişi Caracas şehrinde şu anda az asker bulunuyor dediğimizde, birkaç korsan gemisiyle beraber Caracas'a saldırıyoruz. Kente saldırdığımızda iki seçeneğiniz oluyor isterseniz şehre gizlice girebilirsiniz ya da direk adamlarınızı karaya çıkartıp şehrin askerleriyle kapıştırabilirisiniz. Böyle yapmak istediğinizde oyun turn-base bir strateji ekranında geçiyor, ilk olarak siz sonra karşı taraf askerlerini hareket ettiriyor. Karşı taraf atak mesafesine girince saldırı emri veriliyor ve savaş başlıyor. Eğer savaşı kazanırsanız kenti ele geçiriyorsunuz ama üs olarak kullanamıyorsunuz. Böyle savaşmak bana biraz zor geldi ama çok zevkli olduğu da bir gerçek.

    Yukarıda tavern'den define haritası alabileceğinizi söylemiştim. Arkadaki karanlık odada bulunan amcaya belli bir ücret ödeyerek sahip olabileceğiniz bu haritalar sayesinde küçük birer servete sahip olabilirisiniz. Haritada gömünün bulunduğunu düşündüğünüz yerin yakınına adamlarınızla çıktığınızda, karada ilerlemeye başlıyoruz. Bir müddet sonra toprağın üstünde ben buradayım dercesine duran bir şişkinlik göze çarpacaktır, işte şişkinliği kazdığınızda define sizindir artık.

    Kazandığınız savaşlar ve edindiğiniz çeşitli objeler sayesinde korsanlar dünyasının top 10'una gireceksiniz. Yükselmek için kimi zaman daha fazla savaşmalı, kimi zamansa önünüzdeki korsanlarla kapışmalısınız. Ancak siz yükseldikçe karşılaştığınız korsanlarda güçlenecektir haberiniz olsun.

    Oyun boyunca rüzgarı yakından takip etmeniz gerek, özellikle savaş esnasında rüzgarı karşıdan almak hızınızı oldukça düşürecek ve sizi kolay hedef haline getirecektir. Sol alt köşede rüzgarın yönünü gösteren bara sürekli göz atmanızı tavsiye ederim. oyun ekranında 8 ve 2 tuşları ile geminin yelkenlerini rüzgara göre ayarlaya bilirisiniz. 2 tuşu yelkenlerinizi toplayacaktır bu sayede karşıdan gelen rüzgardan en az kaybı göreceksiniz.

    Bir çok arkadaş eski oyunda olan şehri uzaktan top ateşine tutmayı bulamamış. Space tuşuyla yakınında geçtiğiniz şehri top ateşine tutabiliyorsunuz. Ancak eski oyundaki bu ateş şehre zarar vermiyor ya da ben ateş ettiğimde hiçbir zarar veremedim. Bu arada, 9 tuşuyla oyunun kamera açılarını değiştirebilir, 3 ile dünya haritasını görebilir, 1 ile de gemimizin son durumu hakkında bilgi alabiliriz.

+ Yorum Gönder
sid meiers pirates tam çözüm,  sid meiers pirates şehir alma
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi