The Lord of The Rings: The Two Towers

+ Yorum Gönder
Tanıtım ve Tam Çözüm ve İncelemeler Bölümünden The Lord of The Rings: The Two Towers ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    InKusTe
    Usta Üye
    Reklam

    The Lord of The Rings: The Two Towers

    Reklam



    The Lord of The Rings: The Two Towers

    Forum Alev
    Herşey bir hafta önce başladı; basit, sıradan bir telefon görüşmesiyle. Ve ben o telefonun hemen arkasından soluğu internet cafedeki PlayStation 2'nin başında aldım. Neden mi? Çünkü aylardır beklediğim, videolarını defalarca izlediğim ve heyecanla beklediğim , yani Two Towers sonunda cafeye ulaşmıştı. Açıkçası oyunun başına oturduğumda oyunun güzel olacağını zaten biliyordum. Uzun zamandır hiçbir oyun beni bu kadar heyecanlandırmamıştı. Heyecanımı zor da olsa bir kenara bıraktım, CD'yi PlayStation'a yerleştirdim vee...

    Ve Electronic Arts ve New Line logoları geçerken joystick'i daha da sıkı kavradım! Sonra gelen sahneler ise oldukça tanıdıktı. İlk filmdeki sahneleri görünce önce biraz şaşırdım, ama doğrusunu söylemek gerekirse hoşuma gitti. Filmin başındaki Elf'ler ve insanların son İttifak Savaşı'nı gördüğümde ise kendimi sırıtmaktan alıkoyamadım! Böyle bir oyun için mükemmel bir diye düşünürken (ve de tam Elf'ler Ork'ları kılıçtan geçirirken) sahne oyun grafiklerine dönüşünce resmen dilim tutuldu! Ama beni asıl şaşırtan olay az sonra gerçekleşti; O savaşı ben oynuyordum! Üstelik Isildur'u yönetip, Elrond'la sırt sırta dövüşüyordum! Şaşkınlığı atlatıp hemen Ork katliamına başladım.

    Kontroller inanılmaz derecede kolaydı! Oyuna alışmam iki dakikamı bile almamıştı. Birkaç dakikalık Ork katliamından sonra beklediğim geldi. Sauron, önündekileri adeta silip süpürerek Isildur'a doğru gelmeye başladı. Isildur'u da duvara savurduğunda soluğumu tuttum. Oyun, tekrar filme dönmüştü. Isildur'un kırık kılıç Narsil'le Sauron'un parmağını kesmesini izledim. Isildur, Elrond'un uyarısına rağmen onu dinlemeyip yüzüğü alıkoydu ve ekranda tanıdık bir yüz belirdi. Isildur'un varisi, Aragorn! Ve sonra, kendimi oyunun en merak ettiğim bölümlerinden birisinde buldum. Fırtınabaşı!

    Frodo'nun başı Nazgûl'larla dertteydi ve Aragorn, elinde meşalesiyle Nazgûl'a saldırdığında kendimi sanki filmin içindeymişim gibi hissettim. Nazgûl'ları bir güzel yaktıktan sonra diğer bölümlerde birbirini takip etti. Gates Of Moria, Balin's Tomb, Amon Sûl, Fangorn Forest, Rohan, Helm's Deep derken ikinci günün sonunda oyun bitmişti! Oyun bitmişti bitmesine ama bir haftadır hala bıkmadan, usanmadan oynamaktan vazgeçemiyorum. Eh, zaten bu yazıyı da Miğfer Dibi'nden döndükten hemen sonra yazıyorum! :) İnanın bana, Ork katletmek en çarpıcı hayallerinizde bile bu kadar zevkli olmamıştı...

    Oyunun Preview, yani ön-incelemesini çok kısa bir süre önce zaten yapmıştım. Artık oyunu oynamış, hatta yalayıp yutmuş biri olduğuma göre şu soruya cevap vermem gerek sanırım; "oyun beklediğim gibi çıktı mı?". Aslına bakarsanız beklediğimden de güzel çıktı! Özellikle filmden sahnelerin oyunun içine sürekli olarak serpiştirilmesi çok hoşuma gitti. Bunu o kadar güzel yapmışlar ki kendinizi sürekli filmin içinde, bizzat filmi yaşıyor hissediyorsunuz. (Özellikle Miğfer Dibi'nde ve Théoden'in kapılardan çıkış sahnesinde gaza gelip "Gondooor!!" diye bağırmam buna örnek gösterilebilir! :)) Peki tamam, atmosfer mükemmel. Peki ya başka ne özelliği var bu oyunun?



  2. 2
    InKusTe
    Usta Üye

    --->: The Lord of The Rings: The Two Towers

    Reklam



    Öncelikle 3 farklı karakter var. Kitabı okuyan ve filmi izleyen çoğu kişinin favori karakterleri Aragorn, Legolas ve Gimli (eğer Tower Of Orthanc bölümünü de bitirebilirseniz Isildur'u da istediğiniz yerde kullanmak üzere açabilirsiniz) oyunda birebir modellenmiş olarak bulunuyorlar. Özellikle Aragorn ve Legolas'ın hareketlerine hayran kalacağınıza eminim! Gimli'nin hareketleri de güzel ama nedense bir türlü ısınamadım ona! :) Legolas'ın çifte bıçaklarıyla yaptığı hareketler, Aragorn'un Andûril ile karşısındaki Ork'u birbirinden şık hareketlerle öldürmesi gibi hareketler o kadar güzel tasarlanmış ki hayran olunmayacak gibi değil!

    İsterseniz biraz da grafik, ses ve geçen yazıda değinmediğim bazı noktalara geçelim. Grafikler PlayStation 2'nin kapasitesini bile aşmış durumda bence. O kadar güzel ve gerçekçiler ki, bazı yerlerde görüntünün oyundan mı yoksa filmden mi olduğuna emin olamayacaksınız. Sudaki yansımalar bile o kadar gerçekçi ki... Sesler ve müzikler deseniz, onlar da olağanüstü zaten! Seslerin hepsi karakterleri filmde canlandıran oyunculara ait. Ayrıca oyunda, oyuncularla yapılmış röportajları da mutlaka izlemenizi tavsiye ederim. Ben izlerken arada birkaç Miğfer Dibi sahnesi yakaladım da o yüzden diyorum!

    Müzikler zaten filmin Soundtrack'inden, yani o konuya hiç girmesek de olur yoksa bir daha çıkamama tehlikesi var. Zaten şu anda bu yazıyı yazarkende Winamp listemde Two Towers Soundtrack'indeki şarkılar çalmakta (şarkılar için tekrar teşekkürler bu arada kanka! ;)). Şarkılar tek kelimeyle mükemmel ve atmosferi çok iyi tamamlıyorlar. Sizi iyice havaya sokup gaza gelmenizi ve elinizdeki joystick'le yanınızda duran arkadaşınıza "Isildur's Gambit" yapmanızı sağlıyor! Evet, grafik ve ses, müzik tam not alıyor anlayacağınız.

    Şimdi gelelim oyun sistemine. Daha önceki yazımda experience sistemine kısaca değinmiştim. Artık bu sistemi bizzat test ettiğime göre daha ayrıntılı bir açıklama yapabilirim. Oyundaki experience sistemi alışık olduklarınızdan biraz farklı. Oyunda sol altta göreceğiniz mavi bar experience bar'ınız oluyor. Fakat bu bar yaratık öldürdüğünüz zaman size belirli bir exprience puanı vermiyor. Her Ork öldürdüğünüzde o bar'ın hemen yanında "fair", "good", "excellent" ya da "perfect" yazılarını göreceksiniz. Bu puanlama yaratığı öldürüş biçiminize göre değişiyor. Eğer sıkı ve yapması zor bir hareketle karşınızdakini öldürdüyseniz büyük ihtimalle "excellent" ya da "good" alacaksınız demektir. Sizin aldığınız bu puanlara göre experince bar doluyor ve Level Up oluyorsunuz.

    Her karakter en fazla 10 Level olabiliyor. Geçen yazımda birde skill'lere değinmiştim kısaca. Bu kazandığınız experience puanlarını ayrıca yeni skill'ler almakta da kullanıyorsunuz. Örneğin 5000exp puanınız var ve 2. level'sınız. Burada 2.level'dayken öğrenebileceğiniz hareketlerin bir listesi var ve belirli bir experience puanı harcayarak bunları öğrenebiliyorsunuz. Diyelim ki "Isildur's War Swift" hareketini öğrenmek istediniz, 5000exp puanı karşılığında bu hareketi öğreniyorsunuz ve belirtilen tuş kombinasyonlarıyla bu hareketleri kullanabiliyorsunuz. Emin olun ki bu hareketler çok işe yarıyorlar ve çoğu yerde hayatınızı dahi kurtarıyorlar! Zaten bu hareketleri kullandığınızda çoğunlukla "good" yada "excellent" alıyorsunuz. Böylece daha çok experience alıp daha farklı hareketler açıyorsunuz.

    Birde experience bar'ının etrafında siz kombo yaptıkça dolan başka bir gösterge daha var. Ard arda yaptığınız kombolarda bu bar doluyor ve kılıcınız mavi bir efektle parlamaya başlıyor. Bu durumdayken hem vurduğunuz herkesi tek hamlede öldürebiliyor, hem de öldürdüğünüz her kişiden "Perfect" alıyorsunuz. Oldukça yararlı anlayacağınız. Ama doldurması o kadar kolay değil tabi...







  3. 3
    InKusTe
    Usta Üye
    Anlatılacak başka ne olabilir? Hmm.. Ben en iyisi oyundaki birkaç anımı anlatayım da oyun hakkında kafanızda daha net bir portre belirsin. Örneğin oyunun en güzel birkaç yerini anlatmaya başlayabilirim. Balin's Tomb'dan başlamaya ne dersiniz? Bir kere buranın giriş demosu kesinlikle filmden değil ama filmin aynısı! Bu arada bu bölümü Legolas'la oynuyordum. Kapıdan giren Ork'ları (hatta bir tanesi kapıdan giremeden Legolas tarafından öldürüldü :)) Aragorn ve Legolas beraberce okladıktan sonra kontrol bana geçti. İlk önce önüme gelen goblin'e tekme attıp yere düşürdükten sonra çift bıçaklarımı yerdeki goblin'e sapladım (good). Sonra gelen biraz daha iri olan kalkanlı bir goblin'in kalkanını "Elrond's War Swift" ile parçaladıktan hemen sonra "Elrond's War Rush" yaparak bu goblin'i de çifte bıçaklarım ile tanıştırmış bulundum (excellent). Sonra ortalık bayağı kalabalıklaştıktan sonra geriye çekilip biraz da Mithril Arrow'larımın tadına baktırdım. Derken, bir Troll kapıyı yıkarak ortama daldı ve şenlik iyice başladı.

    Birkaç sıkı kombonun ardından Troll elindeki sopayı parçalayınca Legolas sütunların tepesine çıktı ve Troll zincirle saldırmaya başladı. Burada sütunların arkasından uygun bir açıdan oklarımı Troll'un üstüne yolladım. Arada yukarı çıkıp benimle baş etmeye çalışan bir-iki goblin'i de hakladım ve kısa bir süre sonra Troll'u yere yığdım. Oldukça eğlenceliydi! Hatta bu bölüm, oyunun başına her geçtiğimde mutlaka bir-iki kere oynadığım bir bölümdür. Ama yine de en heyecan verici bölümler tabiki Miğfer Dibi'nde (Helm's Deep) geçenlerdi.

    Oyunda Miğfer Dibi'ni de 3 bölüme ayırmışlar. Ve bence oldukça da iyi olmuş. Özellikle son bölümü muhteşemdi! Ayrıca ilk bölümün girişindeki Théoden'in hazırlanması sahnesine de hayran kaldığımı belirtmeliyim. Neyse, 20 Aralık gününe fazla birşey kalmadı zaten! O gün sinemada o sahneyi daha iyi görüp daha çok tepinme imkanım olacak ne de olsa... :)) Miğfer Dibi'nin ilk bölümünde surlara merdiven dayayan Ork'ların merdivenlerini ittirip surlara çıkan Ork'ları öldürmekti görevim. Merdivenle birlikte Ork'ları da aşağı atmak çok zevkliydi. Burada Gimli'nin merdiven ittirirken Legolas'a "I've got two!" diye bağırmasına da çok güldüm bu arada! :) Ben merdiven ittirdikçe yerine yenisi geliyordu, uzun süre merdiven ittirdikten ve artık daha fazla ne kadar dayanabilirim diye düşünürken yardım geldi ve bu bölümü atlattım.

    İkinci bölümde Aragorn (Miğfer Dibi'ni de Aragorn'la oynuyordum tabi ki!) savunmasız insanları bir kapıdan geçirip korumaya aldı ama Ork'lar kapıyı yıkmaya kararlıydı. Sırtlarında barutla intihar saldırısı yapan Ork'larla başetmek fazla zor olmadı aslında ama arada gelen bazı Ork'lar dikkatimi dağıtıp onların kapı dibine gelerek patlamalarına neden oldu. Uzun bir süre kapıyı savunduktan sonra surlardan içeri Ork okçuları girdi. Şık birkaç komboyla onların da icabına bakıp intihar saldırısı yapan birkaç Ork'u öldürdüm. Biraz sonra da Ork'lar içeri bir mancınık yolladılar! Kapının fazla dayanacak gücü kalmamıştı, mancınığı bir an önce yok etmem gerekiyordu. Ork'ları yararak mancınığın yanına kadar geldim. Kombolarla bile vaktinde yoketmem zordu bu mancınığı! Ama kılıcımın alev aldığını gören Ork'lar da bayağı bir paniğe kapıldılar hani.. :) Etkili ama sonucu "fair" olan bu saldırırının sonucunda kapı tam bir darbeye daha dayanamayacakken mancınığı yokettim. Legolas kalan Ork'ları oklarıyla püskürttü, Gimli Baltasını Ork'un birine öyle sapladı ki zar zor çıkarabildi :) ve en sonunda beraber kapıdan geçerek üçüncü Miğfer Dibi, yani final bölümüne geldim.

    Ama video'da gördüğüm gibi gözümüzden kaçan bir Ork kendini surların önünde patlatınca içerisi yine Ork kaynamaya başladı haliyle. Eh, bundan şikayetçi miydim? Tabi ki hayır! Ne kadar çok Ork olursa o kadar büyük bir eğlence beni bekliyor demekti bu. Buradaki amacım da Théoden'in korunduğu odaya giden büyük kapıyı korumaktı. Burdaki Ork'ların sayısı oldukça fazlaydı. Tam "işte bana göre bir ziyafet!" diyerek Ork'lara kılıcımı tattırırken Legolas yardım istedi. Hemen merdivenle surlara çıkıp yolumun üstündeki Ork'ları öldürerek Legolas'ı buldum. 3 Uruk-Hai'yle başı dertteydi. Hepsini öldürdüm. Kombo barı dolmuştu ve kılıcım mavi mavi parlıyordu. Bu tabiki "perfect" demekti! Hemen kapının yanına dönmek için yola çıkmıştım ki Gimli'yi gösteren bir video çıktı.







  4. 4
    InKusTe
    Usta Üye
    Gimli tek başına işi oldukça iyi idare ediyordu. Ama yine de ona yardım etmem gerekiyordu. Aşağı inip kapının önündeki Ork'ları temizlerken "Archers on the wall!" çığlığıyla ne olduğunu anlamam aynı ana denk geldi. Karşı surlar ele geçirilmişti ve Ork okçuları bizi oradan oka tutuyordu. Tekrar surların üstüne çıktım ve karşı surlardaki okçuların icabına baktım. Aşağı indim ve inmemle birlikte iki tane Mağara Troll'unun surlardan içeri girmesi bir oldu! Ben o şaşkınlıkla "bu kadar az dayanabilecek bir kapıyı iki troll'e karşı birden nasıl korurum? Balin'in mezarında bir tanesini bile öldürünceye kadar canım çıktı!" derken çaresiz bir şekilde kapıyı yıkmaya çalışan Troll'lere saldırdım. Eh, en azından Balin'in Mezarı'ndaki Troll kadar dayanıklı değillerdi. İlk Troll'u "perfect" destekli iki kombo sonucunda öldürdüm. Kapı artık dayanamayacak gibiydi. İkinci Troll'u de Legolas ve Gimli'nin de yardımıyla öldürdüm. Fakat olan olmuştu! Troll ölürken kapının üstüne düşmüş, ve kapıyı yıkmıştı!

    Aragorn "Büyük Salon'a geri çekiliyoruz" diye bağırdığında heyecanla "acaba şimdi nolacak?" diye bekledim. Tabi bu arada kafamı şöyle bir kaldırdığımda yaklaşık 20 kişinin uzun süredir benim oyunumu izlediğinin farkına da varmış oldum. :) Ve işte, ikinci filmden yeni sahneler karşımdaydı. Ork'lar koçbaşı'yla kapıyı kırmaya çalışıyorlardı. Kapı kırıldı Ork'lar içeri daldılar fakat içeride kendilerini neyin beklediğini bilmiyorlardı. Théoden, Aragorn ve Théoden'in muhafızları atlarının üstünde Ork'lara hoş bir süpriz yaparak atağa kalktılar. Ork'ları kolayca püskürttüler ve tam bu sırada "Ak Süvari" Miğfer Dibi'ne varıp savaşı bitirdi!

    Joystick, terlemiş ellerimden kayarken ekranda "The Return Of The King - 2003" yazısı belirdi. Sırıtarak yanımda oturup beni izlemekte olan Taylan'a döndüm ve "Seneye daha da çok eğleneceğiz sanırım. Senin şu PlayStation2 ne zaman geliyordu?" dedim. Evet işte böyle bitti efsane oyun. Aslında daha tam bitmiş sayılmazdı. Sırada Tower Of Orthanc vardı. Ama onu da bitirdiğimize göre oyunda gizli hiçbirşey kalmadı sanırım. Ama açıkça söylemek gerekirse Orthanc'in 20. katında 3 Troll birden görünce ne yapacağımı şaşırdım biran. Ama yine de bitirdim sonuçta. Evet, oyun böyleydi işte. Kafanızda daha iyi canlandırabiliyorsunuzdur sanırım artık. Ayrıca şu anda Electronic Arts'tan resmi bir açıklama geldi mi bilmiyorum ama oyunun 2003 Haziran'ında PC'ye çıkacağı konusunda bir takım söylentiler var ortada. Umarım doğrudur. Çünkü bu oyunu internet cafe ortamı dışında bir yerde oynamak güzel olacak!

    Yazının sonuna doğru gelirken belki sorabilirsiniz bana "hiç mi eksik yanı yok bu oyunun?" diye. Şu ana kadar en güzel oyunlarda bile eksikler bulmuş olmama rağmen bu oyunda bir eksik bulamıyorum bir türlü! Herşeyiyle mükemmel, herşeyiyle çok iyi bir oyun. Belki biraz kısa sayılabilir ama bu benim açımdan bir eksi ifade etmiyor, çünkü aynı bölümleri oynamak bile yeterince zevkli benim için. Eğer PlayStation 2 sahibiyseniz ve bu oyunu almamak gibi bir hataya düşerseniz 2002'nin en iyi oyununu kaçırmış olursunuz. Kesinlikle LoTR fanı olmasanız bile bu oyunu en azından bir şekilde oynamaya çalışın. Başından kalkamayacak ve bitirene kadar rahat duramayacaksınız. Eğer bir de LoTR fanıysanız zaten alacaksınız demektir ve benim gibi defalarca bitirdikten sonra bile rahat duracağınızı sanmıyorum. 20 Aralık'ta sinemada ve 2003 yılında Return Of The King'in incelemesinde görüşmek üzere! Eru'nun ışığı sizinle olsun! ;))

+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi