Epik Tiyatronun Türk Tiyatrosunda Yorumlanışı

+ Yorum Gönder
Edebi Türler ve Tiyatro Bölümünden Epik Tiyatronun Türk Tiyatrosunda Yorumlanışı ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    .::Melinda::
    Üye
    Reklam

    Epik Tiyatronun Türk Tiyatrosunda Yorumlanışı

    Reklam



    Epik Tiyatronun Türk Tiyatrosunda Yorumlanışı

    Forum Alev
    Epik Tiyatronun Türk Tiyatrosunda Yorumlanışı



    Batı tiyatrosunun bu gelişimi çok kısa bir geçmişi olan Türk tiyatrosunu
    nasıl etkiliyor? 60’lı yıllarda politik tiyatroya duyulan ilgiyle birlikte
    tiyatro dünyamıza giren B. Brecht’in tiyatromuza etkisi nedir? Brecht’in
    oyunları ülkemizde nasıl sahnelenip oynanmıştır? Yabancılaştırma tiyatrosu
    anlama ve doğru yorumlama açısından karşılaşılan başlıca güçlükler nelerdir?
    Bunlar ne derecede aşılabilmiştir? Bu soruları yanıtlamadan önce
    tiyatromuzun geçmişine kısaca göz atalım.

    Batı anlamında tiyatronun ilk adımı Tanzimat döneminde atılmıştı. Fransız
    tiyatrosunu örnek alan bu tiyatro, benzetmeci tiyatro anlayışının içinde
    kalan dramatik tiyatroyu benimsiyordu. Bu anlayış Cumhuriyet dönemi
    reformlarıyla iyice kök salar. Tiyatro bu dönemde belli bir ağırlığı, önemi
    olan bir kurum olarak kabul ettirir kendini. Türkiye’de benzetmeci tiyatro
    anlayışının yerleşmesi için yapılan savaşım, 18. yy. Aydınlanma dönemi Alman
    tiyatrosunun kuruluşunu anımsatır. Bu dönemin ünlü tiyatrocularından J.C.
    Gottsched klasik Fransız tiyatrosunu örnek alarak ulusal Alman tiyatrosunun
    kurulmasında öncülük yapmıştı. O zamana değin gezginci grupların elinde halk
    tiyatrosu geleneğini sürdüren Alman tiyatrosu, Gottsched’in çabaları sonucu
    ciddiye alınması gereken bir kurum olarak benimsenmişti. Böylece halk
    güldürülerinin yerini dramatik tiyatro kurallarına göre yazılan ve ahlaksal
    bir bildirisi olan klasik oyunlar almıştı. Cumhuriyet dönemi tiyatrosunun
    kurucusu Muhsin Ertuğrul’u bu bakımdan Gottsched’e benzetebiliriz. O da
    tiyatronun önemini halka öğretmek istiyor, tiyatronun önemsenmesini sağlamak
    için halk tiyatrosu geleneğine, tuluata yer vermiyor ve belli kuralları
    benimsemeye çalışıyordu. Bu dönemde oyun yazarından yönetmene ve oyuncuya
    değin tümünün tiyatro anlayışı dramatik tiyatro anlayışı doğrultusunda bir
    gelişim gösteriyor.

    Türk tiyatrosu, Alman tiyatrosuyla karşılaştırıldığında iki yüzyıl
    geridedir. Batı’daki tarihsel gelişim sürecinin incelendiği bölümde
    gördüğümüz gibi Aydınlanma’yı izleyen Klasik, Romantik, Gerçekçilik gibi
    akımlar, tiyatro anlayışına, diline, anlatımına yeni yeni boyutlar
    kazandırmışlardır. 20 yüzyılın başında Dışavurumcularla bu gelişimin son
    aşamasına varıldıktan sonra, benzetmeci tiyatro geleneği tükenmiş, yerini
    yeni arayışlara, yeni denemelere bırakmıştı. Türk tiyatrosuysa Batı’da
    dramatik tiyatro geleneğinin çözülmeye başladığı bir dönemde bu geleneği
    özümsemeye çalışıyordu. Muhsin Ertuğrul 1920’lerde çıkan “Tiyatro Adabı”
    yazısında tiyatronun belli kurallar doğrultusunda nasıl izlenilmesi
    gerektiğini bir bir açıklarken (1), B. Brecht, aynı yıllarda tüm kurallara
    karşı çıkarak yeni bir izleyici-sahne diyaloğundan söz ediyordu (2). Bu
    gelişim çağdaş tiyatro anlayışına uzun yıllar kapalı kalmamıza neden oluyor.
    Gerçi Batı tiyatrolarında yeni bir yazarın, yeni bir oyunu sahnelendiğinde,
    çoğu kez bizim tiyatrolarımızda da gösteriliyor, ancak bu hiçbir temele
    oturtulamadığından, kopyacılık düzeyini aşamıyor.

    Dramatik tiyatronun sınırlarının duyulmaya başlaması ancak 1960’larda
    politik tiyatroya duyulan ilgiyle başlıyor. Bu dönemde bizi yakından
    ilgilendiren toplumsal sorunlarla tiyatro aracılığıyla hesaplaşan bir
    anlayışın doğmasıyla, çağdaş tiyatronun ilk adımı atılmıştır. Brecht’in
    yapıtlarının bir bölümünün Türkçe’ye çevrilmesi bu yıllara rastlar.
    Oyunlarından ilk kez “Carrar Ana’nın Silahları” (Die Gewehre der Frau
    Carrar) 1960’da amatör bir grup tarafından sahnelenir. Bunu gene amatör
    gruplarca oynanan “Kural ve Kuraldışı” (Die Ausnahme und die Regel), “Küçük
    Burjuva Düğünü” gibi kısa oyunlar izler. 1962’de ilk kez profesyonel bir
    tiyatronun, Şehir Tiyatrosu’nun “Sezuan’ın İyi İnsanı”nı sahnelemesiyle
    Brecht tiyatro dünyamıza girer.

    1960’lardan bu yana politik tiyatro yavaş yavaş eski önemini yitirmiş,
    toplumsal sorunları ele alan yerli yabancı bir çok oyunun unutulmuş olmasına
    karşın, Brecht’e duyulan ilgi azalmıyor. Çünkü Brecht onca yıldır
    benimsemeye çalıştığımız dramatik tiyatro anlayışının sarsılmasına yol
    açmıştır. Brecht bir kez bulgulandıktan sonra, o zamana değin geri plana
    itilmiş, önemsenmemiş olan Türk halk tiyatrosu geleneğine de yeni bir gözle
    bakılmaya başlanıyor.

    Bu bölümde yabancılaştırma tiyatrosunun Türkiye’de nasıl alımlandığını üç
    temel nokta üzerinde durarak irdelemeye çalışıyorum: l- Brecht’in
    oyunlarının sahneye koyma açısından değerlendirilmesi, 2- Çeviri ve uyarlama
    çalışmaları açısından değerlendirilmesi, 3- Özgün yapıtlarda Brecht’in
    etkisi: Çağdaş tiyatro anlayışını ilk olarak benimsemeye çalışan iki yerli
    yazarımızın Haldun Taner’in ve Vasıf Öngören’in yapıtlarından birer örnek
    veriliyor.



  2. 2
    AYSEN
    Bayan Üye

    Cevap: Epik Tiyatronun Türk Tiyatrosunda Yorumlanışı

    Reklam



    Epik tiyatro, siyasal amaçlı bir tiyatro düşüncesidir. Bertolt Brecht'in doğrudan Marksizm-Leninizm etkilenimiyle oluşturduğu ve seslendiği seyirci kitlesini de emekçi sınıf olarak belirlemiş bir kuramdır.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi