Mutlakiyet ve Barok Dönemi (1648-1770)

+ Yorum Gönder
Tarihimiz ve Türk Tarihi Bölümünden Mutlakiyet ve Barok Dönemi (1648-1770) ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Fatal
    Özel Üye
    Reklam

    Mutlakiyet ve Barok Dönemi (1648-1770)

    Reklam



    Mutlakiyet ve Barok Dönemi (1648-1770)

    Forum Alev
    Barok sözcüğü, birbirinden ayrı iki şeyi tanımlar: bir yandan, sanat tarihinde, Rönesans ile klasikçilik arasında kalan bir dönemi; öte yandan bütün çağlarda verilmiş bazı eserlerin tarzını. Her iki halde de, hareket, biçim özgürlüğü, süslemede aşırılıkla dolu bir sanat söz konusudur: belirli kuralların katılığına başkaldıran bir şenlik sanatı.
    Başlangıçta bu sözcüğe alçaltıcı bir anlam verilmişti ama çok geçmeden anlaşıldı ki, aşırılıklarına karşılık, barok sanat çoğu zaman, insana kıvançlarını veya kaygılarını sanatçı anlatımın çeşitli biçimlerinde ve olanca parıltısıyla verme olanağını sağlamaktadır: her şeyden önce mimarlıkta ve heykelcilikte; ama resimde, müzikte, *edebiyatta da.
    Barok sanatın büyük dönemi, 1570 ile 1750 yılları arasıdır. Bu dönemde, bütün Avrupa, kiliseler ve anıtlarla donanmıştır. Bu yapılardaki fantezi, Rönesans yapılarının sadeliğiyle ve klasik beğenide ağır basacak olan katılık ve ölçüyle çelişkili düşmektedir.
    Taşta yaratılan bu devrim, İtalya'da, Roma'da Protestan Reformu'nun yalınlığına tepki olarak patlak vermiş (bu yüzden «Karşıt Reform» diye adlandırılmıştır). Papalar, Katolik anlayışının yüceliğini görkemli biçimde belirtmek istiyorlardı. Bu bakımdan büyük sanatçıları bulma talihine eriştiler ve zevk sahibi olduklarını gösterdiler; bu sanatçılar, Michelangelo'nun ardından, Roma'yı baştan başa değiştiren mimarlar (Borromini, Maderno), ressamlar (Cortona'lı Pietro, Luca Giordano) ve heykeltıraşlardı (aynı zamanda büyük bir mimar olan Bernini).
    Bu yeni tarz çok geçmeden İspanya'ya, Portekiz'e, Flandres'a, Avusturya'ya, Güney Almanya'ya ve Çekoslovakya'ya yayıldı. Fransa bu akımın biraz uzağında kaldıysa da barok sanat, buna karşılık, Atlas Okyanusu'nu aşıp cizvit misyonerlerin peşinden Latin Amerika'ya yerleşti.
    Barok tarz her şeyden önce dekor üzerinde ısrarla durur. Roma'nın bazı alanları (sözgelimi Navona Alanı), sonsuz şenlikler için hazırlanmış büyük tiyatro sahneleri gibidir. Kiliselerin cepheleri, binanın önüne, salt süsleyici olarak yapıştırılır, roman sanatında veya gotik sanatta olduğu gibi, binayla bir bütün oluşturmaz.
    Tiepolo gibi Venedik ressamları, Rubens ile Flaman ressamlar, Ribera ile İspanyollar, bu hareket ve ışık oyunları coşkusunu tablolarına veya fresklerine aktaracaklardır.
    Louis XIV zamanında Fransa'ya egemen olan klasik sanat anlayışının zaferinden epey sonra bile, barok sanat, yaşantısını sürdürecek, giderek daha karmaşık nitelik kazanacak ve XVIII. yy.da, özellikle Almanya'da rokoko adıyla anılan tarza dönüşecektir: bu deniz kabuklarını andıran aşırı yüklü bezeme tarzı, ancak kiliselere ve saraylara, zaman zaman zarafet ve fantezi dolu bir çekicilik kazandırmıştır.


    Alman Edebiyatının Yapısı ve Özellikleri

    Diğer Avrupa edebiyatlarıyla genel anlamda karşılaştırıldığında Alman Edebiyatının daha fazla yerel farlılıklar gösterdiğini görmek mümkündür.Bu sebeplerden bir tanesi:1800'lerde Berlin'in ortaya çıkmasına kadar Almanca konuşan toplulukların diğer Avrupa ülkeleri gibi örneğin:Fransa'nın Paris'i İngiltere'nin Londra'sı varken Almanya'nın bir başkenti yoktur.Diğer yandan Almanya uzun yıllar bölünmeler ve parçalanmalar yaşamıştır.Almanya reform diye adlandırılan dini hareketlerin merkezi olması nedeniyle 1500'lerde Protestanlığın ortaya çıktığı yerdir.Reform hareketinde önemli olan içsel dünyadır.Alman Edebiyatı'nın şekillenmesinde en büyük etken de bu içsellik ve felsefi yansımadır.

    Erken Alman Edebiyatı

    M.S.100li yıllarda Germen kabileleri kuzey Avrupa üzerinden şimdiki Almanya'ya göç etmişlerdir. Bu kabileler nesilden nesile besteledikleri baladları ve hikayeleri anlatırlardı.Göçler yaklaşık M.Ö.800 civarında sona erdi.Manastırlar o dönemde edebiyat ve eğitim merkezleri olarak kullanılmaktaydı ve merkezlerdi.Rahipler,İncil ve Hıristiyan felsefeleri üzerine kurdukları şiir ve hikayeleri yayıyorlardı.Rahip Otfird von Weissenberg adıyla bilinen ilk Alman yazar şiir kafiyeleriyle ve The Book of Gospels adlı eseriyle karşımıza çıkar.Rahipler aynı zamanda eski kahramanlık destanlarını kaydetmeye başlamış bunun yanı sıra feodal lordları yücelten yeni yazılar da yazmışlardır.Bunların arasından günümüze kadar gelen Hildebrandslied bir baba ile oğlu arasındaki savaşı anlatır.M.S.9.yy'da,Germen destanı Güçlü Elli Walther sonradan bir Latin efsanesi olan WALTHARİUS'a dönüşmüştür.

    Barok (1600-1720)

    1617'de Fruchtbringende Gesellschaft'ın kuruluşu mu?1624'de Opitizin Buch von der DT.Poterey mi?Yoksa Goettsched ve Klopstock'un oraya çıkışı mı?Ya da 1570 ler mi?17.yy. edebiyatı büyük ölçüde Gelehrtenrepubliktir.Alim-şairler,şairler-alimler fikri sahada erken Avrupa Internatıonalizmini oluşturur.Saraylara yakın olduğunu için Saraye edebiyatı denegelmiştir.Gerçekten de saray,insiyatifi ele almış ve bütün sanat faaliyetlerini yönlendirmiştir.Alim edebiyatı olduğu için hitap ettiği grup uzunca bir süre küçük kalır.İnce bir Alim tabakasıyla sınırlıdır.Geniş bir burjuva tabanı ek------.Diğer faktörler şöyledir:Ders seviyesi yüksek okullar,Yayıncı-yayınevleri,Dil Cemiyetleri,mevcut sansür normativ üslüp idealini belirler.
    Dönemin imaji:17.yy. Alman edebiyatı zamanın hadiselerini fal olarak katılmadan müteakip dönemde (17.de)alimane bir karakter kazanır,Fransız ve İtalyanların yolunu takipederek değişir.Almanya da ahlaka eğitime ve refaha ani bir son veren otuz yıl savaşlarının (1618-1648)edebiyatta da derin bir çöküşe yol açar.Bilim ve sanatta ki mutlu hayat donuklaşır.Muzaffer Fransa Alman prenslere tesir etmekle kalmaz ,aynı zamanda alman halk ruhunu da sahiplenir.Halk giyimde ,dilde ,adet ve geleneklerde Fransızları takip eder.Fransız Kralı 14.Ludwigin Almanya'yı küstahça gasbetmesine cesaretsizlikten ses bile çıkarılmaz.Alman edebiyatı böyle durumlara ancak sancılı şikayet ,uyarı,tenkid ve alayla yer verir.Otuz yıl savaşı esnasında ve sonrasında ,Alman ruhu bütünüyle kırılmayacak kadar güçlüdür.Bazı gayretli vatanperverler "hasta halkı "yılmadan tedavı etmeye çalışmaktadırlar.Reformasyon sonrası yeni bir dönem,sosyal politik iktisadi ve ilmi değişikliklerle kendını göstermektedir.Kopernik ismi yeni keşiflerin temsilcisidir.Bu yeni keşifler,ananevi dünya imajını sarsmaktadırlar.Merkeziyetçi mutlakıyetçilik giderek güçleşir,Avrupanın modern milli devletler ile birlikte alman toprağında yabancı devletler arasında cereyan eden otuz yıl savaşı (1618-1648)Alman imparatorluğunu parçalanmışlığını tescil eder ve mutlakıyetçiliğin milli sahadan ziyade,küçük ve büyük sarayların çokluğunda gerçekleşmesini sağlar.
    Vanitas (Weltflucht):Dünyayı boşveriş!Bütün bu değişiklikler derin bir güvensizlik hissi doğurur,Vanıtas,bütün dünyevi olanı karakterize eder görünür,insanlar dine sığınırlar. Carpe diem (Pflücke den Tag):Gününü Gün et Felsefesi.Devrin insanında bu iki hayat felsefesi yan yana görülür.Bir yandan dünyanın eziyetinden bıkan insan dine sarılırken,bir yandan da dünyaı kötülükler dünyası olarak bilen insan,gününü gün ederek,bu dünyanın eziyetinden kendini kurtarır ve nasıl olsa değişmeyecek olan bu durumdan sıyrılmayı arar.
    Büyük değişikliklerin her döneminde, alışılmadık ve tezad olan hususlar vardır ve insanlar bunun büyüsüne kapılırlar.Edebiyat da buna uyar.Edebiyatta Kahramanın kararlılığından sefaletten en sıcak aşktan bahsedilir.Edebiyat bu dünya /öbür dünya ya da ölüm/hayat tezadına dayanır.Daha sonraki dönemler bunu mübalağa kabul ederler.Bunun için de Barock edebiyatı,eğri,muntazam olmamakla,yamuk olmakla aşağılarlar.Barock:düzgün olmayan demektir.
    Barock kültürü iki temel ögeye dayanır.Birincisi katolik mezhebi,ikincisi de prenslerin mutlak hükümdarlık istekleridir.Katolik görüşe göre Tridentin Din Meclisinde hıristiyanlığın sınırları akılcı nedenlere dayandırılmıştı.Katolik mezhebi kendini,geleneklerini ve yaptığı düzenlemeleri inananların kalple anmalarını kabul etmekle birlikte keyfiliğin kilisenin tamamını ya da bir kısmına zarar vermemesi için düzenleyici akla büyük değer veriyordu.Mutlakiyet de pek çok noktada Katolik mezhebi ile benzer özellikler gösteriyordu sadece hedefler farklıydı.Mutlakiyet bu dünyaya yönelikti ve devletlerle ilgiliydi,oysa Katoliklik öbür dünyaya yönelikti ve insanlara öteki dünyada mutluluk vaad ediyordu.Barock devrinin Katolik edebiyatı da kilisenın didaktik amaçlarına uygun olarak gelişti.Tiyatro eserlerinde özellikle dini,tarihsel ve efsanevi konular işleniyordu.Bu eserler sanat bakımından zayıftı.Sanatsal değerlerden çok seyirciye bir mesaj iletmek amacını taşıyordu.Sadece ilahiler ve tasavvuf belli bir sanatsal düzey tutturabilmiştir.Protestan olan Paul Gerhard'ın ilahileri bu alanda örnek gösterilebilir.Tassavufta ise Protestan olan Jakop Böhme ile Katolik olan Agelius Silesius ifade gücü ve içerik bakımdan aynı düzeyde eserler verdiler




  2. 2
    Ziyaretçi

    Cevap: Mutlakiyet ve Barok Dönemi (1648-1770)

    Reklam



    İnternette Barok dönemini bundan daha iyi anlatan bir yazı görmedim. Teşekkürler.







+ Yorum Gönder
alman edebiyatı barok dönemi,  barok dönemi alman edebiyatı,  alman edebiyatında barok dönemi,  barok dönemi tekstil,  mutlakiyet dönemi protestan okulları
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi