İslamiyetten Sonra Türk Devletlerinde Askeri teşkilat

+ Yorum Gönder
Tarihimiz ve Türk Tarihi Bölümünden İslamiyetten Sonra Türk Devletlerinde Askeri teşkilat ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Fatal
    Özel Üye
    Reklam

    İslamiyetten Sonra Türk Devletlerinde Askeri teşkilat

    Reklam



    İslamiyetten Sonra Türk Devletlerinde Askeri teşkilat

    Forum Alev
    İslamiyetten Sonra Türk Devletlerinde Askeri teşkilat

    Büyük selçuklularda devletin temeli olan ordu, Hassa ordusu ve timarlı sipahilerden meydana eliyordu. sarayda özel olarak yetiştirilip, doğrudan sultana bağlı olan Gulamân-ı saray askerleri çeşitli milletlerden seçilirdi. Bunlar senede dört defa maaş alırlardı. Hassa ordusu; melik, vali, vezir ve diğer yüksek rütbeli devlet memurlarının emri altında, her an harekete hazır askerler olup maaşlıydılar.
    Sipahiler; süvari kuvvetleriydi. Sipahi ordusu mensuplarından her biri, ülkenin çeşitli bölgelerinde kendilerine tahsis edilen toprakların (ikta=dirlik) gelirlerinden geçimlerini sağlıyordu. Selçuklular, askerî iktalar sayesinde, maaş ödemeden bir orduyu beslemiş, mühim bir Türkmen nüfusunu toprağa ve devlete bağlayarak iskân etmişti. Bu sayede üretimin artmasını, halk ile hükümet arasında yeni askerî ve idarî bir kadronun kurulmasını temin etmişti. Bin süvariden fazla asker besleyen ikta sahipleri vardı. Büyük Selçuklularda ordu mevcudu, 400.000'e kadar çıktı. Bunun 46.000'i merkezde, geri kalanı devletin diğer bölgelerine dağılmış durumdaydı. İkta sistemiyle, ülke menfaatlerini âhenkleştirip, kudretli askerî ve idarî teşkilata sahip oldular. Aynı sistem, Osmanlılar'ı da etkiledi. Halk arasından Haşer denilen ücretli askerler de alınırdı. Ayrıca gönüllü Gâziyân ve çeşitli askerî sınıflar da vardı.
    Selçuklu ordusunun gezici hastaneleri ve Çerge denilen hamamları vardı. Orduda hafif silah olarak ok, yay, kılıç, kalkan, mızrak, harbe, sökü, bozdoğan da denilen topuz, gürz, balta, nacak, çekre, zemberek, pala, cevşen (zırh) ve çokal kullanılırdı. Ordunun silahları ülke içinden, en iyi malzeme kullanılarak, sanatında pek mahir ustalar tarafından imal edilirdi. Büyük Selçuklularda deniz kuvvetleri olmamasına rağmen, bağlı devletlerde vardı. Ordunun ihtiyacının karşılanması ve meselelerin halline Dîvanü'l-ceyş bakardı.
    Karahanlılar'da ordu, Selçuklular'da olduğu gibi başlıca dört ana bölümden meydana gelirdi. Bunlar, saray muhafızları, hâssa ordusu, hanedan mensupları ile valiler ve diğer devlet adamlarının kuvvetleri, devlete bağlı Türk teşekküllerine mensup kuvvetlerdi
    Gaznelilerde ordu, dört kısımdan meydana gelirdi. Bunlardan süvariler ilk kısmı meydana getirir ve ordunun en kalabalık bölümünü teşkil ederdi. Çoğunun iki atı vardı. İkinci bölümü yayalar meydana getirip sayıları az, başlıca vazifeleri ise şehirleri korumalarıydı. Ordunun üçüncü kısmı sultanın özel birliğiydi. Buradaki askerler, Türkistan'daki oymak savaşlarında hakimiyet altına alınan yerlerdeki Türk çocuklarıydılar. Ordunun son bölümünü, filler meydana getirirdi. Bunlar doğrudan doğruya sultan tarafından denetlenirdi. Filcilerin çoğu Hintliydi. Bunların muharebelerdeki görevi, düşman saflarını bozmak ve yarmak, düşman atları, kendilerine ve kokularına alışmamışsa, onları ürkütüp bozgun çıkarmak, okçulara yüksek atış yeri sağlamaktı.
    Harezmşahlarda ordu, hassa ordusu ve eyalet askerlerinden meydana geliyordu. Memleketin her tarafına dağılmış haldeki ıktâ sahiplerinden teşekkül eden muazzam bir süvari kuvveti bulunuyordu. Ayrıca, muhtelif eyaletlerde askerî valilerin emri altında özel kuvvetler vardı. Bunlar, sultana tam bağlı olup, istenildiği yere kuvvet sevk ederlerdi.
    Anadolu Selçuklularında ordu; Gulamân-ı Saray, hassa ordusu, hânedâna mensup meliklerin kuvvetleri, Türkmen kuvvetleri, tâbi kuvvetler, ücretli askerler ve donanmadan oluşurdu. Ordunun ve idarenin esasını, mahallinde çiftçilerin ödediği vergilerle beslenen Türk iktâ askerleri teşkil ederdi. Orduda, dinî vazifeleri görmek ve gazâ ruhunu canlı tutmak maksadıyla âlim, derviş ve mutasavvıflar bulunurdu. Silah olarak, ok, yay, kılıç, kargı, çomak, gürz, mızrak, topuz, nacak, mancınık, merdiven, seyyar kule kullanılırdı. Ordudaki birlikler, çeşitli bayrak, tuğ ve alem taşırlardı
    Tolunoğullarında El-Ketâ'i'de askerî iskân, milliyetlere göreydi. Her kavmin mahalleri ayrıydı. Tolunlular ordusunun mevcudu, yüz bine yaklaşırdı. Ordu, Türk ve Sudanlılardan meydana gelirdi. Ordunun kışlaları, kumandanların konakları etrafındaydı.
    Eyyubî Devleti gücünü ordudan alan bir devletti. Ordudaki askerlerin çoğunluğunu Kıpçak Türkleri (memlûk) oluştururdu. Askerler daimî askerler ve gönüllüler olmak üzere iki gruba ayrılırdı. Esas Eyyubî ordusu, mesleği askerlik olan daimî askerlerden oluşuyordu. Çoğunluğunu süvarilerin oluşturduğu daimî askerler de hassa askerleri ve memlûklardan meydana gelmekteydi.
    Eyyubîler, Kafkaslardan Kıpçak Türklerini memlûk (köle) olarak alıp, özel bir eğitimden geçirerek gulam-asker olarak yetiştirirlerdi. Gulamların bazıları azat edilerek sultan ve emirlerin hassa kuvvetlerini oluştururdu. Eyyubî ordusunun büyük bölümü aylıklı asker olan memlûklardan oluşurdu. Eyyubî ordusundaki daimi askerler iktalı idi. Selçuklu ikta sistemini örnek al?p uygulayan Eyyubîlerde ikta sahibi olan her emir, belli miktarda savaşta hazır asker yetiştirmek ve savaş giderlerine katkıda bulunmakla görevli idiler. Bu askerlerin sayıları, silahları ve aldıkları maaşlar Divan el-Ceyş'teki defterlere yazılırdı. Gönüllüler ise sadece ihtiyaç olduğu zaman silahaltına alınan, diğer zamanlarda da kendi işleriyle uğraşan kişilerdir. Eyyubî askerlerinin kullandığı silahlar; kılıç, kalkan, ok ve yay, balta ile nacaktı.
    Eyyubîler donanma gücüne de sahiplerdi. Dimyat ve İskenderiye'de kurulan tersanelerde,ordunun ihtiyacı olan gemiler yapılırdı
    Memlûk ordusunun esasını Kafkasya ve Kıpçak bozkırlarından getirilen Türk gençleri oluşturuyordu. Memlûk ordusu sultanın muhafız birliği, tımarlı askerler, emirlerin askerleri ve yardımcı kuvvetlerden meydana geliyordu. Nil Nehri üzerinde bulunan Ravza adasında yetiştirilen ve saray köleleri de denilen muhafız birlikleri ordunun çekirdeğini oluşturuyordu. Sultana hizmet eden memlûklar iki sınıftı. Birinci sınıf, sultanın şahsına ait memlûklardı. Sultan tahttan indirildiğinde veya öldüğünde bu memlûklar de görevden alınır, saraydan uzaklaştırılarak diğer emirlerin hizmetine verilirdi. ikinci sınıftaki sultan memlûkları ise saltanat hizmetinde bulunurlar, sultan değiştiğinde veya öldüğünde görevlerinde kalırlardı.Tımarlı askerler, tımar sahiplerinin özel olarak yetiştirdiği askerlerdi. Kendilerine tımar (ikta) verilen sultanın komutanları ve emirlerin çocukları topraklarından elde ettikleri gelirlerinin üçte biri ile geçinirler, üçte ikisi ile de asker yetiştirirlerdi. Memlûk ordusunun en kalabalık bölümünü, emirlerin yetiştirmek zorunda bulunduklar köle askerler (Tımarlı askerler ) oluştururdu. Bunların dışında beylerin besledikleri askerler de vardı. Bunlarda iktalı idiler. Ayrıca valiler de düzenli asker beslemek zorunda idiler. Memlûk Devleti'nin Akdeniz ve Kızıldeniz'de donanma gücü de vardı. Fakat bu donanmalar kara ordusu kadar güçlü değildi. Savaş kararları, sultanın başkanlığını yaptığı şûra tarafından verilirdi. Orduya bizzat sultan veya emirlerden biri komuta ederdi. Memlûk ordusu tamamen atlı birliklerden oluşuyordu. Ayrıca gerek askerî teşkilatta, gerekse devlet yönetiminin çeşitli alanlarında düzenli olarak işleyen bir posta teşkilatı kurulmuştu. At, çok hızlı gidebilen hecin develeri ile güvercinlerin kullanıldığı posta teşkilatı, o dönem için oldukça ileri düzeyde idi




  2. 2
    EFRUMİE
    Bayan Üye

    Cevap: İslamiyetten Sonra Türk Devletlerinde Askeri teşkilat

    Reklam



    Türklerin askeri teşkilatlanma bakımından çok iyi organize edilmiştir. İslamiyetin gelişi ile birlikte toprak sitemi ve askeri yapı birleştirilerek devletin temellerini oluşturmuşlardır.







+ Yorum Gönder
islamiyet sonrası türklerde ordu teşkilatı
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi