Yılmaz Erdoğan Şiirleri

+ Yorum Gönder
Şiir Bölümü ve Ünlü Şairlerden Şiirler Bölümünden Yılmaz Erdoğan Şiirleri ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 13
    Sevinç
    Bayan Üye
    Reklam

    --->: Yılmaz Erdoğan Şiirleri

    Reklam



    Çöl daha iyi



    çöle kıyısı olan kentlerin
    limanları sıkıcı olur
    kuş uçar gemi geçmez,
    kervan zaman içinde.
    böyle kentlerde insan
    fırtına gibi sever,
    sevdiği için ağlamayı.

    hangi türküde sevmekten bahsedilse
    ben hicaz olurum
    elimi ıslatır elinin teri
    ziyan olurum

    seni sevmekle ıslanır akşam sefalarım
    hangi türküde sevmekten bahsedilse
    bu çölde ben
    "şair burada yaşadığı kenti çöle benzetiyor"da
    bahsedilen şair olurum!



    Yılmaz Erdoğan

    ForumAlev --->: Yılmaz Erdoğan Şiirleri

  2. 14
    Sevinç
    Bayan Üye
    Dolmabahçe'ye taşınan bir aralık akşamı



    Sus pus olmuş, puslu bir İstanbul muydu yüzün, yoksa
    çok bildik hüzünler mi taşınmıştı yüzüne
    Dolmabahçe'de, çay tadında....
    Divit ucuyla yazılmış bir aşkın sureti vardı avuçlarında,
    tarih bir başka iklimin kıvamını gösteriyordu.
    Ben rehnedilmiş yelkovan gibi... hani akrep'i seven ama
    yüreği takvim yokuşlarında....

    Sinemada elinin elimde terleyişinin bir anlamı olmalı,
    sesinin sesimde yankılanmasının.. sanki perdedekine
    üzülmüş ya da sevinmişsin de tesadüfen akmış yüzün
    içime.. Yalan! Sen perdeye bakıyorsun, fikrin benim
    seyir defterimde.. ve ben amerikanca bir filmi ****seyrediyorum...

    Kadın, Beyoğlu'nun bir kış akşamında,
    üstündeki deri montun sahibine küs, soğukluğundan
    muzdarip yürüyordu.. Adam da.. Yürümek hiçbir şeyi
    çözmüyordu, bazı Aralık akşamlarında... Parmağında
    yaralı bir öyküyü taşıyordu adam.. Kadının yüzünde
    bir hüzün... Hüzünlü aralık akşamında bir yüzük...
    Yüzüğün yüzünde dünya güzeli bir kadının kehaneti..
    .. Soğuğun ve karanlığın vehameti!

    Hayatı, bir başkasının pantolunu gibi, küçültülmüş,
    daraltılmış.. İlk sahibinin o pantolonla yaşadığı şeyler,
    yani pantolonu pantolon yapan anılar, bazı ilkbahar
    bereleri yüzünden yapılan yamalar, ter tüketen
    yazlar... Hepsi daraltılmış.. Yaşananlara bir beden
    büyük geliyor artık hayat!

    Bir aşkı paylaşmak için çok geç, bir paylaşıma aşık
    olmak içinse erken.. Beni sevda yerimden vurdu yine
    zaman.. Şimdi sana söylenecek tek cümle:


    Bende sana yetecek kadar ben kalmadı...



    Yılmaz Erdoğan








  3. 15
    Sevinç
    Bayan Üye
    Ece Hanıma


    O beni buldu.
    Bense sadece bulundum
    Adı Ece'ymiş öyle söyledi,
    Çok güzelmiş, çok alımlı,

    O beni buldu.
    Geldi... sadece...
    Geri koyacak sandım ama..
    Beni aldı.. götürdü..

    O beni buldu.
    Evinin en gizli köşesine koydu beni
    Kimsenin bilmediği en kuytu köşeye.
    Canım sıkılıyor.. yüreğim de..

    Sanırım beni geri götürmeyecek.
    Ama kendi bilir
    Adı ece'ymiş ece dedim ya
    Soyadı mı?
    Bilmiyorum...
    .

    Yılmaz Erdoğan








  4. 16
    Sevinç
    Bayan Üye
    Ey Halkım!


    Sevidir öz türkçe
    Tüm belaların mümessili
    Her dilde aynı sızıyı hatırlatır
    Yalnızlık
    Bakma kemik sesidir sesimin içine sızan
    Kırılmaktadır sabah akşam
    Eklemlerim fire vermektedir ek yerlerinden
    Ruhumdaki
    Dikiş izleri belli olmaktadır
    Evet değirmende bir başak kederidir un
    Ama suyla hamur olacak bir şey değildi bu kördüğüm...
    Sen bir sokak oluyorsun bazı
    Bazı bir koku
    Birinin saçına sinen
    Sen bir şaka oluyorsun bazı
    Durup dururken aklıma gelen
    Sen bir çift göz oluyorsun bazı
    Bir tek sözü bile aklında tutamayan
    Herkes kötü davranıyor bana
    Sözüm kesiliyor
    Ve kanıyor en zayıf harfinden
    Saçım çekiliyor
    Yüzümden
    Herkes bana kötü davranıyor
    Yalnızlığım ki,yirmidört saat birlikteyiz
    Kendisiyle
    Bazı o bile uğramıyor
    Asıl gelmayince gelen
    Bir ölüm haberi gibi
    Ağaçlarım sökülüyor sonra
    Başka yere ekilecekmiş süsü veriyor
    Kuru dallarımın pişmanlığına
    Ellerime yapraklar dökülüyor
    Hak edilmiş bir sonbahardan
    Herkes bana kötü davranıyor
    Uğradıklarında anlıyorum
    Görmezden geliyorlar
    Yol uzun vakit kalmıyor bana
    Ayaküstü kalbimi kırıp gidiyorlar
    Ağzımda kendi gözyaşım birikiyor
    İçin için bir tuz tadı
    İçin bu kayıplar içinizden geldiği gibi
    Üzülmeniz için
    Herkes sevsin istedim beni
    Suç işledim masa örtülerime
    Süs mahiyetinde
    Kimseyi sevemedim uluorta
    Suç işledim kayıtlara geçti
    Geçti gitti bir ömrün
    Henüz bilmiyorum ne kadarı
    Cezadır ey halkım
    Çekilir tenimden
    Tez elden hazırlanır doktora
    Kendini ele veren tezler
    Konumuz yoktur ey halkım
    Konuşmacınız yalnızlık illetinde
    Yazılarına bir süre zarar verecektir
    Kendisi yıllık gizinde
    Kar bile yağmaz
    Kış kendini tanımlamaz
    Akdenizin zedeli mevsimlerinde
    Seyrine buğu dayanmazdı oysa
    Çocukluğum
    Lapa lapa bir seyirliktir
    Komikliğimiz yoktur ey halkım
    Komiğiniz kar izindedir
    Kadındır
    Saçlarında birbirine karışır teller
    Sevgilinin tellerine bakışlar konar
    Herkes sevdiğine canım
    Böyle mi yazar?
    Aşkımız yoktur ey halkım
    Sevdalınız şıllık izindedir
    Yazımız yoktur ey salkım
    Üzümlerimiz üzünç içinde
    Şarap meylindedir
    Şiirimiz çoktur ey halkım
    Şairiniz acı çekmektedir.
    .

    Yılmaz Erdoğan



  5. 17
    Sevinç
    Bayan Üye
    Fire veren coğrafya'da



    O düğün gecesi Mardin’de çektirdiğimiz resim benden söz eder.

    Yüzüm, bu öksüz ülkenin bütün sabrını kuşanmış

    Örtülmüş perdeleri gülümsemenin

    Demek Mardin’de biraz akşammış...

    O kent hala albümlerden, Kadir’den ve Lütfü’den

    Birisi sevgilisi tutuklu bir genç kız kederinden

    Birisi gidilemeyen kentlerden nar mevsiminden söz eder.

    Ve yürürüz,

    Yürümek her bahar papatya kokularıyla sarhoş

    Sonra merakla açtığım mektup:

    "Çankırı cezaevi, Görülmüştür", Kadir’den

    Zarfta o düğün gecesi Mardinli resim

    Ve bir hükümlü merhaba bizden söz eder.

    Öylesine çoktuk ki ve çoktu Kadir

    Daha çoğaltır kendini taş odalarda

    Her geçen gün fire veren bu coğrafyada...



    Yılmaz Erdoğan


  6. 18
    Sevinç
    Bayan Üye
    Hepsi bu



    Değişen ben değilim
    dönüşen savaş
    yaşlanmakla ıslanmak aynı şey

    bir yağmurun gölgesinde ihtiyarlamak

    şimdi ölüm bile yetmiyor
    acılarımızı tartmaya
    dostlar
    alıngan bir sahili pinekliyorlar
    bir merhaba'yı bıçaklar gibi artık
    selamlaşmalar

    değisen ben değilim
    dönüşen savaş
    artık zaman bile yetmiyor
    yaşadığımız sanmaya
    yine de ışıklar bu kenti
    güzelmiş gibi gösteriyor
    geceleri...

    geceler
    yani
    Ahmet Hasim'in kafiyeleri....

    seni aklıma düşüren
    yerçekimi değil
    yalancı yıldızlar
    üflesem soğuyacaksın
    sarılsam okyanus

    bir aşka yetecek kadar
    ve anımsatacak kadar
    sebepsiz bir ölümü,
    acılarımız
    ve kafiyelerimiz var...

    iste hepsi bu kadar...



    Yılmaz Erdoğan


  7. 19
    Sevinç
    Bayan Üye
    Hoşçakal Anlatıcı


    kolları kesiliyor
    takatten
    alt kattan sesler
    ve penceresinde kız çocuğu bir fesleğen kokusu
    inadından olacak
    evcil daralmaların
    kuş yüreğinin içinde bir kafes besler
    nefes almadan
    sadece vererek koşar
    boylu boyunca yaşamanın içine
    zira
    soyulunca anlaşılıyor asıl
    portakalın mucizesi
    hoşçakal tabiat
    sağol hatırlattığın için
    hoşçakal bilim
    elimde
    binlerce cevapsız kalmış ahize
    yüze kapatılmış yüzlerce telefon
    hoşçakal anlatıcı
    yerini bulamadım anavatanımın
    sesinin haritasında
    anlattığını anlayamadım beni affet
    doğduğum yer biraz sapa
    bilirsin
    iki kere hoşçakal der
    bütün romantikler
    hoşçakal anlatıcı
    hoşçakal!
    .

    Yılmaz Erdoğan


  8. 20
    Sevinç
    Bayan Üye
    İmgesi Kendinden Kalın


    orada
    bizans
    orada
    topkapı ve surlar
    ve rutubet,aslanım!
    şimdiki zamanlarda aklım
    geniş zamanlardaki
    rehavet!

    şiirdik bütün aşkşamları
    seninle
    saçından bir dal düştü
    yüzünün en ıssız yerine

    yine sen
    ve yine sizlik
    sensiz artık bu şehir
    faşistanbul!
    .

    Yılmaz Erdoğan


  9. 21
    Sevinç
    Bayan Üye

    --->: Yılmaz Erdoğan Şiirleri

    Reklam



    İşsiz Şiir



    bu imkansızlıklar
    bu yaralar
    hepsi,
    hepsi insan işi

    sevda diye bağıran yüzün,
    bir kitabın en sır satırını
    okuyan sesin,
    beni bana düşman eden,
    ağlamaklı gecelerimin
    tek temsilcisi
    ve hiçbir yerde şubesi
    olmayan yüzün
    yani baştan ayağa sen...

    bu bakışlar
    bu bakır tadı
    hepsi,
    hepsi insan işi
    ve insanın insana ettiği
    en yalan yemin: Aşk!
    hepsi,
    hepsi insan işi....



    Yılmaz Erdoğan


  10. 22
    Sevinç
    Bayan Üye
    Kayıp kentin yakışıklısı



    dokuzunda kayboldu mayıs'ın,
    cesedi bulundu
    onikisinde...

    kaçırıldığında da
    kaybolduğunda da
    ve cesetken de
    yakışıklıydı...


    amcamdı...



    Yılmaz Erdoğan


  11. 23
    Sevinç
    Bayan Üye
    Kızım Berfin'e



    Berfinim,
    içimin güler yüzü,
    yaşanılası iklimim hoşgeldin.

    (adımın çapraz yazılması kimin
    umrunda..
    denize düşen yılana öykünür
    biraz da...)

    bir aralık sızıverdin işte
    ömrümüzün en gevrek zamanı...
    çıt diyor kırılıyoruz,
    öfke kadar saydamız o zamanlar
    ve kırılgan
    bıçak kadar!

    kızım demeyi öğrettiğin için
    o tanrısal kokun
    ve gülüşündeki baban için

    ki hala zilleri çalıp kaçmak istiyorduk
    yarım yamalak aşk kırıntıları
    tabakta bırakılmış, yazık atılacak bir sevda
    haritası,
    hatta el değmemiş delilikler istiyorduk..
    çocuktuk daha
    büyümeye direniyorduk,
    iş toplantılarında lolipop zamanlar düşlüyorduk

    ama sızıverdin işte...
    bir avuç yeşil gevrek rokaydık,
    mayışmamıza bir limon yetecekti..
    biz garsonu bekliyorduk,
    sen çıkageldin...

    hoşgeldin berfinim...
    kızım kızgınlığım..
    bilmiyorduk daha,

    objektiflerin objektif olmadığını,
    ikimize yeter sanıyorduk ikimizin toplamı,
    meğer doyurmak çok zormuş
    içimizdeki hayvanı..

    habersiz geldin, kusura bakma
    ortalık biraz dağınıktı...
    şimdi hemen toparlarız sanıyorduk,
    olmamıştık daha...

    işin zor kızım,
    hem büyüyecek
    hem bizi büyüteceksin..
    baban mı var, derdin var kızım..

    hoşgeldin kızım,
    içimin gülen yüzü, hoşgeldin...



    Yılmaz Erdoğan


  12. 24
    Sevinç
    Bayan Üye
    Mart Diye Bahar Geldi


    Adını savurur rüzgar,
    Saçlarının niyetine.
    Aşka küserim sonra,ülserim azar,
    Azar azar düşer şakaklarıma mart akları.

    Bak ne güzel erken bahar açmış ağaçlar,
    Bir soğuk vursun da görsünler günlerini!

    Adını savurur rüzgar,
    Deneyimli bahar niyetine.
    Ülserim azar,
    Azar azar düşer saçlarıma mart akları.

    Ben her bahar pişman olurum.
    Erken açar baharlarım,
    Soğuk vurur goncalarıma,
    Toprak olurum.

    Martı görünce kaçacak yaz ararım.
    Ve gözlerimi kapatırım erken martı sesi duyunca.
    Sanki kızım dilime vurmuş sanırım,
    Giderken kapattığım kapının kilidi.

    Ben her bahar pişman olurum.
    Güneşe kanar baharlarım,
    ****** BİR GÜLÜŞÜN GAMZELERİNE,
    YAPRAK YAPRAK TESLİM OLURUM!
    .

    Yılmaz Erdoğan


+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi