Salih Polat Şiirleri

+ Yorum Gönder
Şiir Bölümü ve Ünlü Şairlerden Şiirler Bölümünden Salih Polat Şiirleri ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    aSsude
    Usta Üye
    Reklam

    Salih Polat Şiirleri

    Reklam



    Salih Polat Şiirleri

    Forum Alev
    SENİ TANIDIĞIMDA

    Seni tanıdığımda
    Med zamanıydı, kanat alıştırıyordu ay
    Bakışlarının kardeşi, zümrüt toprak
    Çaresizliğin sesini tanımlıyordu saatin
    Sana yakışan da buydu
    Ve bana, umutsuzca biliyorduk

    Uzun yağmurlardan sonraydı
    Seni tanıdığımda
    Öğle vakti çıkabilirdik kırlara
    Yeşerebilirdi bileklerimiz, gözlerimizde
    Çiçekler açabilirdi, kalsak biraz daha
    Çekirgeler fışkırabilirdi saçlarımızdan kelebekler
    Sonunda karışıp gidebilirdik otlara ve kuşlara.

    Apansız bulutlar, ışıklı hüzün çiçekleri
    Yoldan geçen bir avcının çantasından
    Dökülür gibiydi sesin
    Seni tanıdığımda
    Uzaktaydı kent yasalar, plastik dünya
    Bilinçli unutkanlıklar uzaktaydı.

    Yağmurun tanığıydın, şu ellerinle
    Şimşeği yuvasına zorluyordun
    Seni tanıdığımda
    Gülümsüyordun






  2. 2
    aSsude
    Usta Üye

    --->: Salih Polat Şiirleri

    Reklam



    AŞK

    çünkü sürüyor hayat
    değişiyor herşey, aşk
    aşk bizim en eski kederimiz
    nehir yataklarından
    deltalardan
    biriktirdiğimiz

    gün gelir, sorulur;
    bir ağuyu çiğnemekten geliyoruz
    ve aşktan
    neredeydiniz?









  3. 3
    aSsude
    Usta Üye
    GÜLÜN İLKESİ


    Dağa çizilmiş resimdir
    Bir çocuğun babası olmak
    Yakından balınca anlaşılmaz
    Uzaktan belli eder kendini.

    Taşrada yalnız yaşamaktır
    Bir çocuğun babası olmak
    Atlarla çarşıya girince köylüler
    Upuzun bir turna katarı
    Sonbaharın altını çizer.

    Radyoda uygun bir istasyon aramak
    Aynanın önünde yılların tortusunu taramak
    Hep aynı dalda açmaktan yorulmak
    Başka nedir, bir çocugun babası olmak?

    Gülün ilkesidir vaktinde solmak.








  4. 4
    aSsude
    Usta Üye
    PAYIMA DÜŞEN

    herkes işinde gücünde
    tohumu alınıp bostanda bırakılmış bir salatalık
    gibi sararmış kurumuş elleriyle yün eğiren
    şu nine işinde gücünde
    arsa alım-satımıyla uğraşan profesör
    ve öğrenmediği şeylerle sürekli sınanan
    öğrenci işinde gücünde
    saymakla bitiremediği paralarla
    ellerinin ilişkisini araştıran veznedar
    ve büyük kızını dün evlendiren
    banka müdürü işinde gücünde
    yeni bir sefere hazırlanan pilot
    ve onun bir çok ülke dolaşmış olan çantası
    kazasız belasız bir gün geçiren itfaiyeci
    ve onun yangınlarla ilgili anıları
    gece vardiyasına uyanan işçi
    ve uyanmayan öfkesi
    işinde gücünde şu çöplükteki tavuk
    ki pamuk şekeri gibi civcivler hazırlanıyor

    bana da oturup şiir yazmak kalıyor



  5. 5
    aSsude
    Usta Üye
    GECE

    sesizce iniyor mermer merdivenler
    dolunay var minarenin arkasında
    tıka basa bulut dolu ağaçlar
    ne anlama geldiğini kimse bilmiyor bunun
    yol üstünde unutulmuş yolculukların,
    ayak seslerini biriktiren çocukların,
    gecenin ne anlama geldiğini kimse bilmiyor.
    zamana ekliyor kendini
    herkes, ağlıyor



  6. 6
    aSsude
    Usta Üye
    YABANCI

    Ayrılığın ormanından topladığım çalı çırpıyla tutuşturacağım
    seninle yaralanmış şafağı
    o zaman taşlar dile gelecek ve anlatacak
    zamanın nasıl yağmalandığını
    şimşekle beslediğimiz fideyi

    bir gün gelirsem, şimdi otlarla kaybolmuş yoldan
    anılarla kıpırdayacak eşyalar, eskiden yaşadığım evde
    uyuklayan bir köpeğin birden dikilmesi gibi
    yabancı bir sesle.


  7. 7
    aSsude
    Usta Üye
    BİRER BİRER GEÇTİLER

    birer birer geçtiler yanımdan
    ilk sayfasına anlaşılmaz adresler yazılıp bırakılmış
    bir not defteri nasıl sessizce beklerse kullanılmayı
    öylece beklerken
    ödünç alınmış yüzleriyle
    birer birer geçtiler yanımdan

    arkalarına bile bakmadılar
    yol ortasında kimsenin eğilip almak istemediği
    harcanmaya bile değmeyen bir metal para
    gibi beklerken
    en yalancı doğrularıyla
    birer birer geçtiler yanımdan

    hiçbir söz söylemediler
    kendine açılan bir çukur gibi
    doldurulmayı beklerken
    kendi boşluklarına sığınarak
    birer birer geçtiler yanımdan



  8. 8
    aSsude
    Usta Üye
    ŞARKI SÖYLE

    bugün eve gitme yusuf şarkı söyle
    dersten çıkmışsın bak elin yüzün tebeşir
    yağmur yok dışarda hava çok güzel
    gelirken bir çiçek çarptı alnıma
    alnım bu yüzden ıslak
    al bu şiiri önce dizelerine ellerini sil
    dersten çıkmışsın bak elin yüzün tebeşir

    yusuf beni dinlersen bize gidelim
    karım var evde seni görünce sevinir
    son günlerde bunalımlı bilirsin çocuk ev iş
    çocuğa bir çukulata karıma nergis alırız
    olmazsa bir şişe hititle ağzımızı kana bularız

    sizinkilere haber verme istersen bir telefon aç
    nasıl olsa tahmin ederler bizimle olduğunu
    şöyle bir düşündüm de dünyayı ülkemizi kendim
    kuşku ve korkuyla nasıl yaşarız böyle

    bugün eve gitme yusuf şarkı söyle


  9. 9
    aSsude
    Usta Üye
    GECE TANIKLIĞI

    her taş yürümek istiyor, baksana
    anımsamak istiyor kül, ateşin başlangıcını
    yeşermek istiyor kan, gecenin kollarında
    gülmek istiyor ölüler, baksana.

    eşilmiş toprak, bulunmuş tohum, küf
    kim anlatabilir ki hüznün mesafesini
    dağ öyle durmuşsa, bir bildiği olmalı
    bir bildiği olmalı, deniz çıldırmışsa
    şu yalnızlık, şu aşk, şu ölüm
    geceyi deliyor kuşun soluğu, baksana.



  10. 10
    aSsude
    Usta Üye
    ÖZELEŞTİRİ

    beklenmedik bir şafak gibi parlıyor ellerimizde bıçaklar
    fazla buluyoruz ışığı ve tek başına bırakıyoruz.
    bacaya konmuş güvercinle konuşuyor yağmur, en yalın diliyle
    yazık, hiçbir şey anlamıyoruz bu konuşmadan, yoksun kalıyoruz
    çeliğin şarkısını dinlemekten, düş görmekten.
    gökyüzü kılıcını bırakıyor bir süre için
    bizse sürekli istiyoruz onu: üzülmüşüz bir kez
    asma dalındaki tomurcuğun yer değiştirmesine, ateşle.




  11. 11
    aSsude
    Usta Üye

    --->: Salih Polat Şiirleri

    Reklam



    LİMAN TABLOSU

    alo santral
    bana otel müdürünü bağlayın lütfen
    şu liman tablosunu kaldırsınlar hemen
    odamın duvarından
    ben ne zaman binmek istesem o gemilere
    sessizce kaçmak istesem acının adalarından
    biliyorum bütün martılar maviyi ağlar
    bir yağmur tutuşur kirpiklerinde şu kederli kaptanın
    ilkyazın bütün kapıları mühürlenir
    alo santral
    şu liman tablosunu odamın duvarından
    söyleyin kaldırsınlar


  12. 12
    aSsude
    Usta Üye
    GRAVÜR

    bu dağlar o çok öldüğüm dağlar değil
    eğri büğrü gülen bu çocuk
    bu yamyassı rüzgar
    kapının önünde uluyan bu gece
    ufukta uyanan bu masmavi kadın cesedi deniz
    bu yeni doğmuş tayın ıssız adımları
    sığ sularda boğulan bu balık
    o değil

    bu umutsuzluğun gravürü
    umutsuzluk: tabutuma çakılacak son çivi




+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi