AYDIN HATİPOĞLU Şiirleri

+ Yorum Gönder
2. Sayfa BirinciBirinci 123 ... Sonuncu8Sonuncu9
Şiir Bölümü ve Ünlü Şairlerden Şiirler Bölümünden AYDIN HATİPOĞLU Şiirleri ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 13
    aSsude
    Usta Üye
    Reklam

    --->: AYDIN HATİPOĞLU Şiirleri

    Reklam



    YALNIZ KARANFİL SOKAĞI


    Rüzgârın rengi hazan
    Yalnızlığa değiyor
    Bıçak kesilmiş ufuk
    Kavrulmuş un kokuyor

    Çocuk gözümde ölüm
    Suya düşmüş yaralı kuş
    Düşe değiyor ellerim
    Umutsuzluğu okşuyor

    Kuşlar ki en kadim yerli
    Surlarında eski kentin
    Giderler bir eski kentten
    Bir eski kente giderler

    Güneşin rengi sevda
    Sesinde papatyalar
    Çalar yorgun bir zamanı
    Bulut katarı anılar

    Parkın sevdiğim yanı bu
    Ben gelince herkes gelir
    Dokunsa elime elin
    Bütün güvercinler uçar



    ForumAlev --->: AYDIN HATİPOĞLU Şiirleri

  2. 14
    aSsude
    Usta Üye
    BAHAR ŞARKISI


    Bahardır damıtılan
    Umudun imbiğinden
    Üveyikler biliyor

    Dağların eteğinde
    Gelin gülüşü gibi
    Ellerin apak

    Ne kadar yakışıyor
    Bir bebek sevincine
    Suyun dibinde çakıl

    Duru soluğun okşar
    Eğilmiş de yüzümü
    Dudaklarım duyuyor

    Ne incecik gelincik
    Ne gümrah mor menekşe
    İçim papatya tarlası










  3. 15
    aSsude
    Usta Üye
    SUSKU


    Sis susuyor
    Dallarına şeytan uçurtması takılan ağaç
    Örtüyor sisin sessizliğini
    Hüzünlerle ıslanan uzun bir es
    Sürüklenen bir kuş ölüsü kaldırımda

    Kadın susuyor
    Sabah
    Gün suskuya bulanıyor
    Tek başına karşılıyor kurumuş bir hayatı
    Ah o çocuk ağlaması dolduruyor sokağı
    İhanet /bir de sevda/ susmuyor
    İyi ki susmuyor iyi ki
    İyi ki tırmalıyor kanatıyor parçalıyor

    Karanlık susuyor
    Ölüme ulanan kızıl sarmaşıklar
    Dallarına seytan uçurtması takılan ağaç
    Bir de ağlayan çocuk
    Durgun sulara sarkıtıyor yalnızlığımı
    Kör kuyulara
    Susku yürüyor kente








  4. 16
    aSsude
    Usta Üye
    AKŞAM


    Ürperen denize kavuşan akşam
    Ne çok yalnız adam çiziyor ufka
    Ne çok yalnız adam ne çok kadın ne
    Yitmiş umutlar gibi bir günü noktalayan

    Hiç sevinçler göğermez mi bahçelerinde
    Acı ve hüzün taşıyorlar durmadan
    Nerde çiçekleri ellerinde nerde inançları
    Birden geceye bulanıyor saçları

    Hâlâ gülüşlerini arıyorlar aynalarda
    Hep ölüm hep karanlık hep korku hep
    Hep kahır renginde çiziliyor resimleri
    Yarınsız tedirgin ve yorgun kimileri

    Şehrin gözlerine yağmurlar doluyor
    Mor hareli sevecen gözleri ıslak
    Yılgın bir çocuk ağlıyor için için
    Sevgi kirleniyor hızla ve küçük özlemler

    Hiç sevişmeye durmaz mı dal uçları
    Her şey terk edilmiş bir çölü başlatıyor
    Hiç baharları patlamaz mı şafakta
    Tekil delik deşik bir akşam sokakta


  5. 17
    aSsude
    Usta Üye
    KAÇMA DUR


    Gölgelenir
    Işıklı gözlüklerin
    Solgun yıldızlar taşır
    Gagalarında tutsak kuşlar

    Ham ervah
    Bir sarhoş çığlığı gibi
    Boşlukta sallanır mısraların
    Kaçırma gövdeni

    Gelincikler
    Boynu bükük kalmasın
    Kırılmasın sevginin heykelleri
    Ve uzay yıllarında soluklansın
    Sesi delikanlı coşkularımızın

    Alıp götürdüğün
    Sararmış resim
    Nice zamanların nakışından süzülmüş
    Hüzünlü bir seferberlik türküsüdür

    Bir derviş gibi düşün kendini
    Bir bütünün içinde
    Sevinçlerin acıların çilelerin içinde
    Kavgaların umutların sevdaların içinde

    Kaçma dur
    Korkularına sarıp sarmaladığın hançer
    Otuz yıllık merhabamdır


  6. 18
    aSsude
    Usta Üye
    BİLİR ZAMAN


    Kara sarı yüzünü
    Gömer durur anasının memesine / kurumuş
    Hayat soluk alıp verir / belli belirsiz
    Çatlak dudaklarında soluk resimler / gibi
    Durur toprak
    -Doyumsuzluk değil beyler-
    Açlık çoğalır durur

    Çürüyen yalnızlık
    Ve burgacında çırpındığımız korku
    Ve umutsuzluk / ve durmadan yaşanan
    Karabasan
    Özsuyunda taşır yaralı yarınları
    Uyur tohum

    Kanım -mı- kaynar
    Bir yerlerde gün vurur kıl çadırlar üstüne
    Topukları toprağı döven bir bebek
    Yeşerir çığlıkları sevincin
    Boyanır gökyüzü umut rengine
    Vurur yürek

    Yorgun bir kuğunun kanadından
    Salınarak düşen tüy
    Düş cemreler gibi ufuklarıma

    Kim hapis kim ölmüş kim öldürülmüş
    Kim kaçmış kim susmuş kim susturulmuş
    Bilir zaman



  7. 19
    aSsude
    Usta Üye
    KEDİ


    Usulca okşuyor sesi sabahı
    Güne ulanan bebek uykusu
    İğdiş sevinçlere hazırlanıyor

    Usulca geriniyor düş günlerine
    Eşkiya doğası çiziyor sınırları
    Sağıyor sevginin memelerini

    Usulca sofalara sızıyor korkusu
    Özgürlüğü bilmiyor kuşatılmış
    Kıyısında hiç yaşamadığı sevda

    Müstevli ordulardan arta kalmış nefer
    Yalnız ve içedönük kimi zaman da
    Usulca çıkıvermiş mısır tarihinden



  8. 20
    aSsude
    Usta Üye
    ÜSKÜDAR


    Ak libasına sarınmış lacivert akşam
    Sönmüş yangın ıssızlığında karşı kıyı
    Işıltıyla bakıyor tambur rengindeki cam
    Dingin gülüşünün derinliğinde

    Durmadan akıyor ve sürüklüyor anlamı
    Ahşabına zamanı sindiren yalı
    Yakamoz titreşiminde karar kılan
    Hüznü hüzzamda vuran bir ses aramalı

    Eski ormanların yetim dalları yaban
    Tutuşmuş bir nefes huruç ediyor
    Yankılanan ezgisi takılıyor ağlara
    Su sesi saydamlığında bir bakıştır o an



  9. 21
    aSsude
    Usta Üye

    --->: AYDIN HATİPOĞLU Şiirleri

    Reklam



    YÜZLER


    Yüzlerinizde izliyorum yaşamın yansımasını
    Acısı susulmuş rengi içe atılmış
    Yüzleriniz aynasıdır yüreğinizin
    Yanmış kavrulmuş yüzleriniz
    ...
    Kiminiz gün görmüş hep gün görmüş hep
    Şeftalibaharı tenli bakışları tafralı
    Kiminiz hin kiminiz cin kiminiz hiç bakışlı
    Çiçekbozuğu kiminiz şark çıbanlı urfalı

    Avurtları kemirilmiş duruşu hüzzam
    Sarı kara göz akları göz altları mor
    Yanakları pörsümüş örselenmiş saçları
    Limonküfü doyumsuzluk derin çizgilerinde

    Kimi candan dudağında gülüşü
    Kimi içten pazarlıklı hınzır sakallı kimi
    Kiminin çeyiz umutlarında allanmış yanakları
    Bir iz yaşanmışlıktan bir iz yaşanamamış

    Siz yüzünde yaşamın çeliği parıldayan
    Sıkılmış dişleri çene kemikleri sağlam
    Sen gözleri derin kuyular gibi duran
    Elmacık kemikleri solgun adam

    Benzi onur kırığı ufku deniz
    Ey su damlasındaki giz
    Yaşamın şehvetindeki yüz
    Ölürüm sizi yazmasam




  10. 22
    aSsude
    Usta Üye
    BAHARDIR


    Seher yeli
    Söyle senin bülbüle
    Bıraksın artık ağlamayı
    Geceyi yırtıyor nerdeyse şafak
    Eli kulağında domurların
    Bahardır

    Nah işte
    Tohumu saklayan toprak gibi
    Yuvaları kuytularda bekliyor
    Güneş ülkesinin kuşları
    Sıyırdı mı kılıç kanatlarını
    Bahardır

    Sabrın dervişi
    Koca çınar
    Gün görmüş gövdesiyle dinelip
    Tazecik yapraklarını açar yine
    Bahardır

    Söyle seher yeli
    Söyle senin bülbüle
    Umudun şarkısını söylesin artık
    Toprağı iten tohumun coşkusudur
    Gümbür gümbür
    Sevincin rengine boyayan gökyüzünü
    Bahardır


  11. 23
    aSsude
    Usta Üye
    VAPUR


    Seherdir
    Sokaklarda kendine şaşan tek tük ayak sesleri
    Kimi kez tarlalar sürer gibi
    Dalıp gider çizgisine cıgara dumanının

    Bir vapur kalkar istanbuldan
    Her yanı istanbul olan bir vapur
    Döner çark
    Döner çıkrık
    Canavar düdükleri
    Polis düdükleri
    Ve vapur
    Uzak
    Buruk
    Kanar yüreğinde yanık bir sevda türküsü
    Yüreği
    Kırık
    Sanki yenicamide bir güvercin vurulur
    O saat venedikte güvercinler

    Elleri ne kadar güvercin
    Birbirine bağlanıyor
    Gözleri özgür
    Bıyıkları gür
    Çığlık çığlığa martılar
    Çark çark
    Çıkrık çıkrık
    Çark çıkrık
    Çıkrık çark
    Bir vapur köpük köpük rıhtımdan ayrılıyor
    Bir vapur telaş telaş
    Tırnaklarım avucumu deliyor
    Cıgaramı çiğniyorum apacı
    Dönen dünyadır bu gıcırtıda
    Duyulur
    Kara vagonlarda hiçlenen bir serserinin
    Bütün bunaltısını yüklediği bir vapur
    Bir vapur
    Bir kelepçe
    Bir abdülhamit
    Dönüp bakmıyor yedi on yolcuları elleri simit

    Seherdir
    Kendine şaşan tek tük ayak sesleri
    Doldurur sokakları
    Kuşlar daha karışmamıştır şehrin gürültüsüne
    Ağaçlar daha bir ağaçtır bu saatlerde
    Uzak uzak yankılanır su sesleri
    Uzak uzak kurbağalar

    Seherdir
    Yiğitlere su vermekten döner kızlar
    Bir kadın uykudadır
    Bir kadın uyanık
    Bütün bardakları sevgiyle doldurup
    Yüreklerine akıtıyorlar
    Sonra bütün yüreklerini sevgiyle doldurup
    Hayır diyorlar
    Pişman değiliz
    Vapura telaş telaş bindiriliyorlar
    Vapur baştan başa istanbul
    Bir vapur
    Bir kelepçe
    Bir istanbul
    Döner çark
    Döner çıkrık
    Çark çark
    Çıkrık çıkrık
    Çark çıkrık
    Çıkrık çark
    Bir kadın
    Yüreği kırık
    Gözleri özgür ya bu çok önemli
    Başka hiçbir durumda bir insanın gözleri
    Böyle özgür olamaz
    Ve başka hiçbir durumda bir insanın gözleri
    Bir selamı böyle sıcak alamaz
    Gün doğar
    Kimseleri şaşırtmadan yeşerir kavga
    Bir umut
    Bir çığlık
    Bir yenilgi
    Bir kadın bir çocuğu büyütür usulca
    Nasıl büyütür kimseler bilmez
    Nasıl sarar sevgilerle
    Nasıl besler umutlarla
    Kimseler bilmez
    Bir yokluğu bir yokluğa katarak
    Höllüğünü ince eler büyütür

    Bir vapur
    Ayırır anayı yavrusundan
    Bir vapur bir tel örgü bir istanbul
    Canavar düdükleri havada vızıldar
    Bir ananın süt damarı sızılar
    Yavrum yavrum
    Başörtüsünde ömürlük çilelerin dokuması
    Bir kahramanlıktır analık
    Bir mermeri yontar gibi sabırla
    Değişen dünyadır yeşeren kavgada




  12. 24
    aSsude
    Usta Üye
    HANIMELİ


    Gün mü uyanıyor
    Gül mü
    Yaprağında çiğ tanesi
    Kokla/sam

    Süt mü sızmış balam
    Gül memelerden
    Bir bebek gülüverse
    Okşasam

    Seher yeli geçer gibi
    Gelin dalından
    Dağıtsan saçlarını
    Uzan/san

    Bir çin porseleni kadar saydam
    /Sırçadandır gümüş teni sırçadan/
    Düşlerin ürperir mi
    Dokunsam

    Sanki mermer heykellerde yaşayan
    Kadim yunan
    Yakın dursa da
    Uzak /san

    Bir de pamuk toplarken gör tarlalarda
    Türküsünü tutturmuş mu sana usuldan
    /İnci takmış sedef gerdan üstüne/
    Düşün/sen

    Pembe bulutlar dağılır yüzünde
    Ak laleler gibi durur elleri
    Eğilip su içer gibi çeşmeden
    Öpsem




+ Yorum Gönder
2. Sayfa BirinciBirinci 123 ... Sonuncu8Sonuncu9
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi