ERDEM BEYAZIT Şiirleri

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 Sonuncu8Sonuncu9
Şiir Bölümü ve Ünlü Şairlerden Şiirler Bölümünden ERDEM BEYAZIT Şiirleri ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    aSsude
    Usta Üye
    Reklam

    ERDEM BEYAZIT Şiirleri

    Reklam



    ERDEM BEYAZIT Şiirleri

    Forum Alev
    DİRİLİŞ



    Ey bir emre hazırlanan simsiyah gecede
    Karanlığı emip emip de gebe kalan
    Ey her depremden sonra biraz daha doğrulan
    Herkesin
    Veba girmiş bir şehrin hem halkı
    Hem seyircisi olduğu bir günde
    Ey düştüğü yerden kalkmaya hazırlanan ülke.

    Her damlası bir zafer müjdecisi
    Bir posta eri gibi
    Yağmur yüzümüze değince
    Çıkacağız yola.

    Çıkacağız yola
    Hesap günü gelince
    Yağmur yüzümüze değince
    Güneş bir mızrak boyu yükselince.





  2. 2
    aSsude
    Usta Üye

    --->: ERDEM BEYAZIT Şiirleri

    Reklam



    ÖLÜMÜN SESİ


    Ölümden bir işaret var her şeyde
    Ölümün sesini duyuyorum şarkılarda türkülerde:

    --- Kışlanın önünde redif sesi var Namluların ucunda ölümün sesi!

    --- Bir ay doğdu geceden oy oy
    Karanlığın ağzında ölümün sesi!

    --- Erzurum dağları kar ile boran
    > Vadilerin koynunda ölümün sesi!

    --- Ezo gelin durmuş bakar yollara Umudun ardında ölümün sesi!

    --- Bir ihtimal daha var
    Umuttan da öte ölümün sesi!









  3. 3
    aSsude
    Usta Üye
    BULDUM


    Bir an kayboldun gibi. Yaşadım kıyameti
    Yoruldun ama buldun ey kalbim emaneti

    Yeniden su yürüdü dalıma yaprağıma
    Bir bakışın can verdi kurumuş toprağıma

    Çiçeğe durdu kalbim içtim parmaklarından
    Göz çeşmem suya erdi sevda kaynaklarından
    Bir aydınlık denizin sonsuz derinliğinde
    Yüzüyorum gözünün yeşil serinliğinde

    Bir ışık bir kelebek biraz çiçek biraz kuş
    Yeni bir ülke yüzün ellerimde kaybolmuş

    Soluğum bir kuş gibi uçuyor ellerine
    Kapılıp gidiyorum saçının sellerine

    Gözlerinden göğüme sayısız yıldız akar
    Bir gülüşün içimde binlerce lamba yakar

    Bir kurtuluştur o an çağrılsa senin adın
    Sesin ne kadar sıcak sesin ne kadar yakın

    Tabiat bir bembeyaz gelinlik giymiş gibi
    Yüzüme kar yağıyor sanki elinmiş gibi

    Sensiz geçen zamanı belli yaşamamışım
    Sensizlik bir kuyuymuş onu aşamamışım

    Bir yol buldum öteye geçerek gözlerinden
    İşte yeni bir dünya peygamber sözlerinden

    Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm
    Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm








  4. 4
    aSsude
    Usta Üye
    ÖNDEN GİDENLER İÇİN


    Onlar gittiler
    Yalnız bir yemin kaldı aramızda
    Ben şimdi bu yanda
    Kasılmış çıplak bir kurşun gibiyim
    Namluda.

    Onlar gittiler
    Topraktan bir işaret taşıyarak alınlarında
    Ben şimdi bu yanda
    Gerilmiş bir an gibiyim
    Doğumla ölüm arasına.

    Onlar gittiler
    Gelen zamandan bir haber gibiydiler.

    Ben şimdi bu yanda
    İçilmiş bir and için bekleyenim
    Kurulmuş saat gibi.

    Onlar gittiler
    Giderken bir muştu gibiydiler.


  5. 5
    aSsude
    Usta Üye
    SOLUYAN DENIZ

    Bir çığlık düştü karanlıklardan
    Issız denize

    Ses beton gibi buz tutuyordu

    Bir takım gölgeler gidip geliyordu
    Ay ışıkları gidip geliyordu
    Deniz yaralı bir tay gibi soluyordu.

    Kim bizi çeken ayaklarımızdan
    Suyun yumuşaklığına
    Yerin katılığına
    Göğün karanlığına.

    Bir göz bizi denetliyor -- bu muhakkak
    Bir çığlık boğuluyor denizde -- bunu iyi duyuyoruz
    Bir ışık kesiyor karanlığı bir ustura ağzında
    Bilmediğimizi anlıyoruz
    Görmediğimizi seziyoruz

    Yeni bir çağa çıkıyoruz saçlarımızdan


  6. 6
    aSsude
    Usta Üye
    SABAH KOŞUSU

    İlk güneşi duyuyoruz etimizde
    Derimizde ansızın kaçak bir rüzgar yakalıyoruz
    Bir serinliyoruz bilseniz bir serinliyoruz
    Her gün gidip beş vakit
    Denizi öpsek yeridir.

    Bir karınca durmuş yaşamayı anlatıyor
    Bir dinliyor böcekler görseniz bir dinliyor
    Bir çoban yıldızları sayıyor
    Bir arabacı şapkasını atıyor havaya.


    Sabah oluyor yalınayak koşuyoruz yeni bir çağa
    Derin asfaltları duyuyoruz
    Sıcaklığını duyuyoruz
    Bazen bir serinlik doluyor içimize
    Ayaklarımızdan
    Göğü kapatan çatıları yıkıyoruz ellerimizle
    Ve şunu iyi anlıyoruz
    En iyisi yürüyerek gidilir yaşamağa.


  7. 7
    aSsude
    Usta Üye
    ÖLÜME SAYGI

    Ölüm bir melek elinde gelir

    Ve öper usulca çocuk yüzleri.
    Belki bir gün kurtuluruz
    Karıncaların yolunu şaşırtan ince rüzgarlarla
    Kaplumbağaların hasret kaldığı derin tepelerde
    Çocuk gibi bakalım mavi sulara
    Şehirlere bakalım insanlığımızı eskittiğimiz
    Sislerden dumanlardan yollara atılan
    mısır koçanlarından
    Belki tutarız birgün belki kurtarır bizi
    Simsiyah saralım bezlerle dağları rüzgarları
    Gül bahçeleri ağlasın
    Dallarda salınan çocuk salıncakları ağlasın
    Kırmızı balonlar bizsiz kaybolsun gökyüzünde.
    Haydi sığının şehirlere

    Kabuğunuza çekilin yorganınızı çekin üstünüze
    Kalsın titrek ve mavi elleriniz
    Bekleyin geliyor ölüm usulca
    Usulca girer koynunuza.


  8. 8
    aSsude
    Usta Üye
    BOŞLUKLU YAŞAMAK

    Şimdi bütün şehir bir adama yöneldi
    Adam dedimse senin benim gibi bir adam
    Ama kadın değil bura önemli.

    çünkü ben hiç görmedim bir kadının insanlar
    tarafından asıldığını / kafasını ucu ilmekli ipe
    uzattığını hiç duymadım / aslında görmekten öte
    bu duymaktan öte.

    Dedim ya şimdi bütün kent bir adama yöneldi
    durmuşlar bir meydanda bekleşiyorlardı /
    birşeyler anlatıyorlardı / biri vardı iyi ettim de
    şemsiyemi aldım diyordu / besbelli yağmurdan
    korkmuştu / öteki öğünüyordu yiyeceklerini
    unutmadığından ötürü / hele biri vardı bayağı
    kızıyordu karanlık adamların sarı idamlığı hâlâ
    getirmediklerine.

    Sonra beklenen çağ geldi
    Kalabalık uğuldadı büyüdü
    Daha çok yöneldiler bir noktaya
    Karanlık adamların yanında sarı idamlığa
    iyi bakıyorlardı.

    İdamlık bir noktayı geçiyordu belliydi
    Bakıyordu ama görmüyordu. Belliydi
    Ezikti inceydi gölge gibiydi
    Kalabalığa bakıp bağırmıyordu
    Adımlarını dar atıyordu

    bana kalsa buna gitmek demezdim / gitmek
    istememek de demezdim / biz buna kabulleniş
    diyemezdik/ biz bunda direniş de aramamalıydık
    / bu belki bir bağdı / koparılamayan / müşterek /
    oluşumuzun içinde.

    Adamın kafasında koskoca bir güneş var diyorum ben
    Adamın kafasında sultanahmedin güvercinleri
    Gülhanenin ağaçları
    Oturacak yerleri parkların
    Sonra yedi yıl hücrede beklemek göksüz

    Dostoyevskinin göğe açılan penceresi. Yaşama tutkusu
    Adamın dar adımları bunu anlamalıyız diyorum ben
    Adamın göğe bakmayı unutması bu beni boğacak
    Kalabalık bağırıyor / anlamıyorum
    Canavar diyorlar / anlamıyorum
    Niye ağlamıyor bu adam / bağıramıyor

    ayaklar boşlukta / üç ayaklı terazi sallanıyor /
    kalabalık simit yiyor sigara içiyor / siz hiç
    gördünüz mü mosmor uzun ıslak paçaları korkak
    idamlığı insanlar gördü / ayaklarına kara kan
    oturmuş ben çorap sandım diyor biri.

    Meydan boşalıyor caddelerde kapkara kalabalık
    Yüzlerinde sezginin bozgunluğu
    Demirleri kemiren parmaklar yorgun başıboş
    Gözlere mermer gibi oturmuş korku
    Ayaklarda boğuk bir telaş
    Kör umursamaz bir sağırlık taşlarda

    Üç ayaklı terazi sallanıyor boşlukta.


  9. 9
    aSsude
    Usta Üye
    DİRİLİŞ SAATİ

    Ey bir emre hazırlanan simsiyah gecede

    Karanlığı emip emip de gebe kalan
    Ey her depremden sonra biraz daha doğrulan
    Herkesin
    Veba girmiş bir şehrin hem halkı
    Hem seyircisi olduğu bir günde
    Ey düştüğü yerden kalkmaya hazırlanan ülke.

    Her damlası bir zafer müjdecisi
    Bir posta eri gibi
    Yağmur yüzümüze değince
    Çıkacağız yola.

    Çıkacağız yola
    Hesap günü gelince
    Yağmur yüzümüze değince
    Güneş bir mızrak boyu yükselince.


  10. 10
    aSsude
    Usta Üye
    ARA ÇAĞRI

    Sen bir taze haber gibi gelmiştin unutmadım
    Her gelişin bir taze haberdi, unutmadım
    Aşktı alıp verilen, altın bir vakitti yaşadığımız
    Bir muştuyu algılamanın sürekli gerilimiydi sanki, unutmadım
    Can oynardı evlerde, yollarda, meydanlarda
    Can alınıp can verilirdi, hiç unutmadım
    Sen uyurdun, uykun bir tepeden seyredilen uçsuz bir vadi
    Kıyısından seyredilen bir denizdi sanki, unutmadım
    Ah sevgili! hayat görünürdü kapından bir çırpınış yüreklerimizde
    Sen evinden çıktığında güneşler doğardı içimizde, unutmadım
    Toprağa düşen tohum, onda gizlenen renk, şekil, koku
    Senin için biçimlenirdi, renklenirdi, kokardı senin için, unutmadım
    Ebedi masum çocuklar zamanın solmayan çiçekleri
    İstemişlerdi de ezan okumuştu Bilal bir sabah, unutmadım
    O dirildi, o dirildi diye birden çalkalanan sokaklar
    Ölüm ki sonsuza açılan bir kapıydı, hiç unutmadım
    Ey aşk, ey dirilik soluğu, ey evrenin hareket kaynağı,
    Nasıl unuturum, nasıl unuturum, hiç unutmadım!..


  11. 11
    aSsude
    Usta Üye

    --->: ERDEM BEYAZIT Şiirleri

    Reklam



    GÜVERCINLER

    Bir ağaç bir mezartaşını yutuyordu çarşıkapıda
    "İçimizde kıpırdanırken İstanbul"
    Bir çocuk mabedlerin susamışlığını satıyordu
    Sesini hatırlayamadığımız bir su testisinde
    Güneş sanki günahımızdı üstümüzde.

    Sonra bu güvercinler niye varlar
    Bir anıyı yaşatmak için mi
    Ölümsüz bir ses mi taşımak için ötelere

    Avuç içlerinde camilerin.


  12. 12
    aSsude
    Usta Üye
    KAR ALTINDA HÜZÜN DENEMESI

    Dünyanın en uzun hüznü yağıyor
    Yorgun ve yenilmiş insanlığımızın üstüne
    Kar yağıyor ve sen gidiyorsun
    Ağlar gibi yürüyerek gidiyorsun
    Belki bulmağa gidiyorsun kaybettiğimiz

    O insan ve tabiat çağını

    Dön bana ve dinle
    Kuşlar uçuşuyor içimde

    Loş bir keman solosu gibi
    Kuşların uçuştuğunu içimde
    Dön bana ve dinle.

    Karanlık denizlerin dibinde
    Birtakım incilerin olduğunu

    Birtakım incilere ve hatıralara
    Neden bağlı olduğumuzu unutma.

    Duy beni ve dinle
    Denizler boğuşuyor içimde.

    Unutma diyorum ama sen anla
    Anlat bizim de yaşamak istediğimizi onlara.


+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 Sonuncu8Sonuncu9
erdem beyazıt buldum,  erdem beyazıt tabiat risalesi,  buldum erdem beyazıt
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi