Yusuf Hayaloğlu Şiirleri

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 ... Sonuncu8Sonuncu9
Şiir Bölümü ve Ünlü Şairlerden Şiirler Bölümünden Yusuf Hayaloğlu Şiirleri ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    aSsude
    Usta Üye
    Reklam

    Yusuf Hayaloğlu Şiirleri

    Reklam



    Yusuf Hayaloğlu Şiirleri

    Forum Alev
    ADI YILMAZ

    Dalyan gibi bir çocuktu
    Benim gözümde küçüktü
    Küstü de daglara çikti
    Iner mi inmez mi bilmem

    Şimdi daglarin tozudur
    Belki isyanin sazidir
    Hala kalbimde sizidir
    Diner mi dinmez mi bilmem

    Adi Yilmaz kendi Yilmaz
    Makami yok dem tutulmaz
    Daglara soru sorulmaz
    Iner mi inmez mi bilmem

    Mavi gözleri boncuktur
    Ölüm korkusu şuncuktur
    Azrail ati kanciktir
    Biner mi binmez mi bilmem

    Parkasina kar yagmiştir
    Bir kenarda aglamiştir
    Belki elleri yanmiştir
    Söner mi sönmez mi bilmem




  2. 2
    aSsude
    Usta Üye

    --->: Yusuf Hayaloğlu Şiirleri

    Reklam



    Ah Ulan Rıza

    Neden hala gelmedi, yoksa
    Saati mi şaşırdı bu hıyar?
    Gerçi hiç saati olmadı ama
    En azından birine sorar.

    Cebimde bir lira desen yok,
    Madara olduk meyhaneye!
    Ah eşşek kafam benim,
    Nasıl da güvendim bu hergeleye!

    Gelse balığa çıkacaktık,
    Ne çekersek kızartıp birayla yutacaktık.
    Kafamız tam olunca, şarkılar döktürüp
    Enteresan hayallere dalacaktık.

    Bu sandalı geçen hafta denk getirip
    Çalıntıdan düşürdük.
    Arkadaşlar ısrar etti,
    Biz de, iyi olur, bize uyar diye düşündük.

    Saat sekizde gelecekti,
    Bana birkaç milyon borç verecekti.
    Yoksa o nemrut karısı kaçtı da
    Onun peşinden mi gitti?

    Eğer öyleyse yandık,
    Gudubet gene yaptı yapacağını!
    Geçen sene de merdivenden itip
    Kırmıştı Rıza' nın bacağını.

    Abi, kadında boy şu kadar;
    Kalça fırıldak, göz patlak, kafa çatlak!
    Korkuyorum, bir gün ya kendini asacak,
    Ya horlarken Rıza' yı boğacak!

    Bak şimdi acıdım, aşkolsun adama,
    Ben olsam, vallahi baş edemem!..
    Hele beş tane velet var ki boy-boy,
    Allah'tan düşmanıma dilemem!

    Aslında iyi çocuktur Rıza, efendi huyludur,
    Herkesin suyuna gider.
    Yoksa, kalıba vursan hani,
    Tek başına on tane adam eder!

    Bir keresinde, hiç unutmam
    Üç-beş zibidi haraca dadandı;
    Rıza, sandalyeyi kaptığı gibi
    Herifleri hastaneye kadar kovaladı!

    Aynı mahallede büyüdük, aynı kızları sevdik,
    Aynı kafadaydık.
    Orta ikiden bıraktık, matematik ağır geliyordu,
    Biz, başka havadaydık.

    Aynı gömleği giyer, aynı sigaraya takılır,
    Aynı takımı tutardık.
    Fener' in her maçında iddialaşıp
    Millete az mı yemek ısmarladık!..

    Bir tek askerde ayrıldık,
    Bana Bornova düştü, ona Gelibolu.
    Döner dönmez evlendirdiler,
    En büyük salaklığı da bu oldu!..

    Bense hiç düşünmedim, zaten param da yoktu.
    Hep tek tabanca gezdim.
    Benim beğendiğimi anam istemedi,
    Onun gösterdiğini ben sevmedim.

    Neyse bunlar derin mevzu...
    Anlaşıldı, bu herif artık gelmeyecek.
    Ufaktan yol alayım
    Anam evde yalnız, şimdi merakından ölecek!..

    Gittim, vurup kafayı yattım;
    Rüyamda gördüm, gülümseyerek geldiğini.
    Ne bilirdim, yolda kamyon çarpıp
    Hastaneye kavuşmadan can verdiğini!..

    Vay be Rıza!..
    Sonunda sen de düşüp gittin Azrail'in peşine!
    Dün, boşuna günahını almışım,
    Ne olur, kızma bu kardeşine!

    Öğlen kahvede söylediler, Rıza öldü, dediler
    Ne kolay söylediler!
    Sanki dev bir taş ocağını
    Kökünden dinamitleyip üstüme devirdiler!

    Ah dostum... o kocaman gövdene
    O beyaz kefeni nasıl kıyıp giydirdiler?
    O zalim tabutun tahtalarını
    Senin üstüne nasıl böyle çivilediler?

    Yani sen şimdi gittin, yani yoksun,
    Yani bir daha olmayacak mısın?
    Yani bir daha borç vermeyecek,
    Bir daha bira ısmarlamayacak mısın?

    Peki beni kim kızdıracak,
    Kim zar tutacak, kim ağzını şapırdatacak?
    Peki, beni bu köhne dünyada
    Senin anladığın kadar kim anlayacak?

    Ulan Rıza... ne hayallerimiz vardı oysa,
    Ne acayip şeyler yapacaktık...
    Totoyu bulunca dükkan açacak,
    Adını Dostlar Meyhanesi koyacaktık.

    Talih yüzümüze gülecekti be!..
    Karıyı boşayıp sıfır mersedes alacaktık.
    Hafta sonu iki yavru kapıp
    Boğaz yolunda o biçim fiyaka atacaktık!

    Ah ulan Rıza... bu mahallenin,
    Nesini beğenmedin de öte yere taşındın?
    Ara sıra gıcıklaşırdın ama inan ki,
    Benim en kral arkadaşımdın!..

    Ah ulan Rıza... ben şimdi,
    Bu koca deryada tek başıma ne halt ederim?
    Senden ayrılacağımı sanma,
    Bir kaç güne kalmaz, ben de gelirim!..









  3. 3
    aSsude
    Usta Üye
    ALTI KURŞUN

    İlk kurşun, uçuşan saçlarından
    Yolarak ağarmış bir tutamı
    Duvardan sekip yere düştü.

    İkinci kurşun, omuz başından
    Yırtarak adalesini neşter gibi
    Canhıraş bir ses çıkardı.

    Üçüncü kurşun saplanınca bileğine
    Yüzünü dönerek haine
    Dördüncü kurşunu
    Buyur etti göğsüne.

    Beşinci kurşun dağıtınca alnını
    Kanlanan gözleri göremedi artık
    Altıncı kurşunun
    Yüreğine yol aldığını.

    Dadandılar üstüne
    Çığlıklar atarak, lakin
    Ne olur, ne olmaz diyerek
    İhtiyatı elden bırakmadan.

    Ve gördüler ki
    Duvara yapışmış kanlı saçın ucunda
    Kırmızı bir gül uç vermiş, açıyordu
    Yırtılmış adaleler ise
    Kök salmıştı betona.

    Ve gördüler ki
    Çürütmek için, bileğindeki
    Firari demir kelepçeyi
    Gözpınarlarından boşanan
    Umut mavisi dalgalar
    Tuzlu bir deniz oluşturmakta.

    Ve gördüler ki
    Darmadağın alnından
    Hışımla fışkıran yıldızlar
    Çalarak ışıltısını, akan kanın
    Yüreğinden havalanan güvercine
    Güneşin doğduğu yeri göstermekte..








  4. 4
    aSsude
    Usta Üye
    ASİ BİR KÜHEYLAN

    Aşiret çocuğuyam, adım küheylan,
    Kızılca kıyamet yaylasında doğmuşam.
    Koyaklarda kartal uçurmuşam,
    Kurt kovalamışam,
    Adam vurmuşam!

    Onursuz yaşanmaz demişem,
    Rezil-rüsva etmemişem kendimi böceklere!
    Yavri-yavri!
    Bu yüzden dik bakarım adamın yüzüne,
    Bu yüzden böyle hoyrat kalmışam...

    Seni sevmişem,
    Bir kekliğin sesini üzmekten sakınır gibi...
    Seni sevmişem,
    Gururlu dağ çiçeklerini
    Göğsüme takınır gibi...
    Ben sazımı kıl çadırların boynuna asıp da
    Öyle gelmişem buraya.
    Yavri-yavri!
    Ölürsem iradi ölürem;
    Harlanmış bir kılıca
    Alnımla dokunur gibi!.

    Asi bir küheylanam,
    Gözlerini benden ayırma.
    Kırılıp düşerem sonra,
    Kimse bakamaz yarama...

    Bana ne getirmişsen cicom,
    Karda çürümüş sümbül soğanları mı?
    Yoksa, toz kaldıran taylarımı,
    Dar geçitlerde mi kanatmışsan?

    O göçebe sevdamızın yamacına şimdi
    Kimler konmada, söyle?
    Yavri-yavri!
    Söyle kınalı kuzum nerede;
    Onu hangi soysuzun sürüsüne katmışsan?

    Asi bir küheylanam,
    Mahmuz vurma döşüme!.
    Delerem bu duvarları,
    Candarma kavuşmaz peşime!

    Ben ki dipsiz uçurum boylarında,
    Param-parça olmuş, ölmemişem...
    Ben ki huysuz nehir yataklarında,
    Yaralarımı çamurla sıvamışam...

    Nasıl sığaram düşündün mü,
    Şu altı adımlık tosbağa voltasına şimdi?
    Yavri-yavri!
    Dağları çıldırtan öykümü,
    Ben bu demirlere
    Dişlerimle yazmışam!

    Asi bir küheylanam,
    El süremezler yeleme!
    Bırak yırtılayım, bırak
    Gem vurma benim dilime!..

    Hüznün duvarlarında,
    Sıvası dökülmüş bir yer vardır;
    Bilir misen yavri?
    Bilir misen, çiçekler
    Çentik-çentik solar,
    Bu gavur ölüsü akşamlarda?

    Bırak, gözyaşlarımın oyduğu çukurlar,
    Öylece betonda kalsın.
    Dolansın peşime, bir metelik etmez
    Bu sırtlan adımları, dolansın!
    Yavri-yavri!
    Şapkam namusumdur,
    Koma buralarda,
    Koma, tespihim dağılmasın!..

    Asi bir küheylanam,
    Kesmez beni bu acılar!
    Beni vursa da bu puştlar,
    Ancak sırtımdan vururlar!..


  5. 5
    aSsude
    Usta Üye
    BAŞIM BELADA

    Bugün, düşünemeyeceğin kadar
    Başım belada!
    Köşe başları tutulmuş,
    Üstelik yağmur yağmada...
    İler-tutar yanı yok!
    Fişlenmişim, adım-eşkalim bilinmekte.
    Üstelik, göğsümde, yani tam şuramda,
    Kirli sakalıyla
    Bir eşkıya gezinmekte...

    Başım belada!
    Adamın biri vurulmuş sokakta,
    Cebinde adresim bulunmuş...
    Başım belada!
    Tabancamı unutmuşum helada.
    Nerden baksan tutarsızlık,
    Nerden baksan ahmakça!

    Sevdim seni inanamayacağın kadar
    Sevdim seni esmer kız...
    Kirpiklerimde çırpınan
    Şu tuzlu gözyaşımda
    İhanetin adın yok!
    Neylersin ki çember daralmakta...
    Şimdilik hoşçakal yaban çiçeğim.
    Yasal mermisiyle,
    Bir komiser yaklaşmakta...

    Başım belada!
    Üzerime kan sıçramış doğarken.
    Uykularım yarıda kalmış.
    Başım belada!
    Senelerce kuralsız yaşamışım,
    Nere gitsem çaresi yok,
    Nere gitsem yanmışım...



  6. 6
    aSsude
    Usta Üye
    BAŞKALDIRIYORUM

    Cevap veriyorum:

    Eli böğründe analardan,
    Mahpuslardan ve acılardan
    Çokça bahsediyorum, çünkü;
    Başını kuma saklayanlardan
    Tiksindim, başkaldırıyorum!

    Ve söz veriyorum:

    Kırmızı rujlu sokakların,
    Aşağılık pazarlıkların,
    Adı anılmayacak benle.
    Bir çiçeğim halk ormanında,
    Fışkırdım, başkaldırıyorum!

    Ben bir bıçak ucuyum,
    Kavga vermiş halkına.
    Başkaldırıyorum işte,
    Varın benim farkıma.

    Yine söylüyorum:

    Gözü bağlanmış korkulardan,
    Yasaklardan ve baskılardan,
    Asla irkilmiyorum, çünkü;
    Kan emici yarasalardan
    Çıldırdım, başkaldırıyorum!

    Yemin ediyorum:

    Üçkağıtçının, --------in,
    Teslimiyetin ve mihnetin
    Yolu uğramayacak bana.
    Bir dalgayım halk denizinde
    Köpürdüm, başkaldırıyorum!

    Ben bir namlu ağzıyım,
    Omuz vermiş halkına.
    Başkaldırıyorum hey!
    Herkes varsın farkına.


  7. 7
    aSsude
    Usta Üye
    BEN DELİ DEĞİLİM

    O adam niçin siyah gözlük takıyor;
    Niçin öyle ruhsuz ve namussuz?
    O adam o kızın yanında,
    Niçin öyle duruyor, bilmiyor musunuz?

    O adam, o kızı kolundan tutacak,
    Belki canını çok fena acıtacak.
    O adam, o kızın babası değil,
    O kız, o adamı hiç tanımıyor.
    O adam, o kızı kandıracak, belli,
    Götürüp bir pavyona satacak!

    Peki ama o kızın babası kim,
    O kız, orada kimi bekliyor?

    O kızı niçin bu kadar önemsediğimi
    Ben de bilmiyorum.
    O kızın babası ben miyim yoksa?
    Bayağı, gözüm ısırıyor.

    Ben bu kediyi nerede görsem,
    Bütün vücudumu bir kaşıntı alıyor.
    Bu kedi beni ne zaman görse,
    Böyle aptalca kuyruk sallıyor.

    Ben bu kediyi alsam, eve götürsem, olmaz
    Annem, dünyada koymaz.
    Ben bu kediyi şimdi kandırmaya çalışsam
    Anında yüzümü cırmalar, huyudur.
    Bu kedi var ya, bu kedi
    Başıma gelen bütün uğursuzlukların
    Tek ve tek sormulusudur!

    Ben şimdi bunun gırtlağına basıp boğsam,
    Mazeretimi kim anlar?

    Bu kedinin beni niçin bu kadar ilgilendirdiği,
    Sizi niçin bu kadar ilgilendiriyor?
    Bu kedi benim şahsi kedim, dün tekmeledim,
    İnat etmiş, eve girmiyor.

    Ben şimdi bu vitrinin önünde her gün,
    Böyle kazma gibi durup dikiliyorsam,
    Kime zararı var, değil mi?
    Herhalde bu vitrinin bir yerinde,
    Dikkatimi cezbeden bir şey var, değil mi?

    Yani şimdi, şu gelinlik kaç para kardeş? desem
    Acayip bir fiyat çekerler.
    Diyelim ki param var, diyelim ki, sarın! dedim
    Diyelimi ki hemen sarıp verdiler
    Ulan, bu gelinliği anam mı giyecek?
    Konu-komşu demez mi, kime aldın?

    Ben burada dikilmekten hoşlanıyorum arkadaş,
    Var mı bir itirazın?

    Bu gelinliğin beni niçin bu kadar etkilediğini,
    Ben de düşündüm, çözemedim.
    Meret, o kadar güzel ki, sırf bunu giymek için
    Bir günlüğüne, gelin olmayı isterdim.

    Ben şimdi asılıp kulağımı kopartırım,
    Kulak benin kulağım.
    Ben şimdi çıkartıp çorabımı da yerim,
    Çorap benim çorabım.
    Ama ben şimdi tutup karını dövsem, olmaz
    Karı, senin karın.
    Peki, sen şimdi karını dövsen, olur mu?
    Karı, senin karındı hani?
    Ama sen şimdi benim karımı dövsen, farketmez,
    Çünkü benin karım yok.

    Demek oluyor ki, dostum,
    Her istediğini yapma hususunda,
    Senin durumun bombok!

    Bu mevzuya niçin bu kadar taktığımı
    Anlamıyor bu doktorlar.
    Güya, bir karım varmış da, kötü dövmüşüm de...
    Öldürmüşüm, öyle diyorlar...

    Bak şimdi şuraya, taştan bir adam kondurmuşlar,
    Adam düşünüyor ama derdini bunlar almışlar.
    Yani şimdi şu düşünen herif,
    Dizini-dirseğini kırmış, öööyle düşünüyor..
    İyi, güzel, tamam da, ne düşünüyor, bilen var mı?
    Yani şimdi onun, öyle kara-kara düşünmesi için
    Ortada, görünür bir sebep var mı?

    Yaa, bu herif hiçbir maça gitmiyor,
    Takım filan tutmuyor, loto-ganyan oynamıyor.
    Sonra bu herif, tele-voleleri, dizileri takip etmiyor,
    Kira derdi, vergi derdi, askere gitme derdi yok.
    Onu, gözetleme evinde kimse gözetlemiyor,
    Deprem profesörlerinden kimseyi tanımıyor.
    İçkiyi ağzına koymamış, sigaraya hiç alışmamış,
    Hayatında bir tek hatunla bile aganigi olmamış.

    Bence bu herifin bir bok düşündüğü yok.
    Bu herif bizimle resmen kafa buluyor...

    Bu mevzuları niçin bu kadar uzattığımı
    Biraz olsun, düşünmüyor musunuz?
    Peki siz hiçbir şey düşünmeden, dert etmeden,
    Böyle ot gibi yaşarken, ne hissediyorsunuz?

    Ben eskiden böyle değildim, bakmayın siz.
    Beni bir gün ne biçim dövdüler, bilemezsiniz..
    Yahu niçin dövüyorsunuz be abiler? dedim
    Kes ulan, burada soruları biz sorarız! dediler.

    Neymiş? Çok şey biliyormuşum, dilim çok uzunmuş,
    Çok soru soruyormuşum,
    Anları hasta ediyormuşum.
    Niçin ben de uslu bir vatandaş gibi
    Hiç düşünmeden ve eşelemeden yaşamıyormuşum?
    Niçin önümdekini yiyip şükür etmiyormuşum?
    Şimdi sana güzel bir ders vereceğiz, dediler
    Çırılçıplak soyup baş aşağı, bir çarmıha gerdiler.
    Orada ne kadar kaldığımı sormayı unutmuşum,
    Zaten saldıklarında artık hiç soru sormuyormuşum.

    İşte ben o günden beri hatırlamıyorum bildiklerimi,
    İşte ben o günden beri böyle birazcık hoşum...

    Bana niçin öyle baktığınızı anlamıyorum.
    Çekin üstümden gözlerinizi, zoruma gidiyor.
    Vurmayın ulan vurmayın artık, ayıp oluyor!
    Vurmayın be vurmayın, beynim dışarı akıyor!


  8. 8
    aSsude
    Usta Üye
    BENİ DÜŞÜN UNUTMA

    Ay doğarken bir söğüdün ardından,
    Göl yüzünde sisli bir esintiyle,
    Akşamın göğsüne hüzün serperek,
    Ve yağmurdan geceye
    Çiçekli perdeler çekerek,
    Beni düşün...
    Beni düşün, unutma...

    En umarsız, en mutsuz gününde,
    Bağrına bir yumruk çökeldiğinde,
    Ve dağların mazlum ateşi,
    O güzelim saçlarına,
    Cayır-cayır yanıp ulaştığında,
    Beni düşün...
    Beni düşün, unutma...

    Beni düşün bir kavganın içinde;
    Helal bir ekmeğin peşinde...
    Ve kurtlardan arta kalmış yüreğimin,
    Can çekişen o son parçasını da
    Sana sakladığımı bil!..

    Bil ki haykırırcasına,
    Bu esir gövdemi yakarcasına,
    Kavuşmak için o serin bağrına,
    Ateşten bir yol arıyorum...

    Kar yağarken mor dağların ucundan,
    Sol yerine sessiz bir iniltiyle,
    Yastığın yüzüne yaşlar dökerek,
    Ve akşamdan gizlice bir ah çekerek,
    Beni düşün...
    Beni düşün, unutma...

    Kan kızılı bir gelincik seherinde,
    Sırtıma kahpe bir hançer indiğinde,
    Ve bu gencecik ve bu hemencecik ölüm,
    Çığırtkan bir gazete başlığında,
    Çığlık-çığlık sana kavuştuğunda,
    Beni düşün...
    Beni düşün, unutma...

    Beni düşün, şehre her yağmur yağdığında,
    Islak ve kırılgan bir türkünün içinde...
    Göğsünden dudaklarına doğru,
    Sancılı bir isyan kabardığında;
    Bastırarak kalbini avuçlarınla
    Sesini okşadığımı bil!..

    Bil ki yalvarırcasına,
    Uzayan yollara dağılırcasına,
    Sonsoz bir mahşerin ortasında,
    Bir zemzem suyu gibi,
    Seni, seni özlüyorum...


  9. 9
    aSsude
    Usta Üye
    BENİ TUTMA

    Öyle çok şey var ki,
    Şimdi burada anlatmak istemiyorum..
    Sen de ince sorularınla
    Beni incitmesen, iyi olur..

    Yağmurlu ve uzun bir yolu
    Düşe-kalka yürümeye çalıştık
    Ve inanılmayacak kadar duygusal
    Bir geçmişimiz oldu seninle..
    Üstelik biz bunu, bir ömür boyu
    Sürüp gider sanmıştık..

    Beni tutma, böyle sahnelere gelemem.
    Beni tutma, çok kötü yanılırsın.
    Yıllardır öyle biriktim ve öyle gerildim ki
    Şimdi topyekün boşalırım,
    Toz olur dağılırsın..

    Sen benim en ince telimden
    Türkümü çaldın.
    Sen benim en ücra duygularımı
    Talan ederek beslendin.

    Her şeyin merkezi sendin,
    Her şey senin etrafında dönerdi.
    Bar köşelerinde tükenip
    Kaldırımlarda sınarken kendimi,
    Gelip sana sığınırdım,
    Umutlarım bir kez daha gümlerdi..

    Beni tutma, şantajlara boyun eğmem.
    Beni tutma, hırsımdan çatlarım.
    Yıllardır öyle sabrettim ve öyle doldum ki
    Şimdi yanardağlar gibi
    Birdenbire patlarım..

    Bir yavru serçe, hayata alışır gibi
    Ağzım açık bağlandım sana.
    Bir topal karınca, yuvasına yaklaşır gibi
    Titredim, heyecanlandım sana.

    Bu akşam, çekip gitmek adına
    Bütün ömrümü ve seni sildim.
    Bir tuhaf senaryoydu ve bu senaryoda,
    Zavallı bir figürandım sadece.
    Anlatamam..
    Kumlara yazılmış sözcükler kadar
    Kısacıktı ümidim.
    Ve anladım ki birtakım şeyleri
    Ben daha ilk dalgayla yitirdim..

    Beni tutma, ben senin dizlerine çökemem
    Beni tutma, elinde kalırım, kırılırım.
    Yıllardır öyle daraldım ve öyle bunaldım ki
    Şimdi bir saniye bile oyalarsan,
    İnan ki çıldırırım...

    Sen, kalbimi emanet edecek kadar
    Güvendiğim, dost bildiğim..
    Sen bir lokmayı bile,
    Tek başıma hazmedemeyip
    Birlikte yediğim..
    Sen, yatalak olsan, altına yapsan bile
    İğrenmeden alırım dediğim..
    Bu nasıl insanlıkmış ulan,
    Bu nasıl arkadaşlık, bu nasıl vefa?
    Bu nasıl acıymış ulan,
    Bu nasıl vicdansızlık, bu nasıl cefa?

    Beni tutma, gazabım yakar ellerini.
    Beni tutma, hurdahaş olursun.
    Yıllardır öyle kırıldım ve öyle küstüm ki
    Şimdi bir ah ederim,
    Kaskatı kesilir, taş olursun..

    Ben şimdi gözüne sokuyorum dünyayı
    Ama sen körsün, ısrarla görmüyorsun.
    Ben şimdi beynine çakıyorum hayatı
    Ama bir türlü algılamak istemiyorsun.

    Peki, benim gördüklerimi gördün
    Ve yaşadıklarımı hiç yaşadın mı sen?
    Peki, devrik heykellerin önünde,
    Düşsüz yanılgıları ve yüce gururlarıyla,
    Yoksul fakat dürüst,
    Çıplak bir sütun gibi dimdik duranların
    Acısını hiç taşıdın mı sen?

    Beni tutma, gömleğim kan içinde.
    Beni tutma, darmaduman olursun.
    Yıllardır öyle çok yedim ve öyle çok doydum ki
    Şimdi bir tükürürüm
    Havan bozulur, rezil olursun..

    Ey, kir içinde yüzenler, hayatı kirletenler
    Her devirde borusu ötenler!
    Ey, darbe kaçkınları, ortayolcular, dönekler,
    Ey, sümüklü böcekler!
    Ey, bölenler, bölüşenler,
    Kardeşi kardeşe kırdırıp kanla sevişenler!
    Ey, gençliğimizi harcayanlar,
    Ey, kağıttan kaplanlar, ey zavallı sıçanlar!
    Ey, ciğeri beş para etmezler,
    Sıkıyı gördü mü fellik fellik kaçanlar!
    Ey, fırsatçılar, cepçiler, hortumcular, tokatçılar,
    Vurguncular, voliciler, üçkağıtçılar!
    Ey, sürüngenler, sülükler, bağırsam parazitleri, bitler,
    Ey kudurmuş itler!
    Ey, yüzü yırtılmış köçekler, fırıldak varyeteler,
    Ve ey, dinsiz-imansız çeteler!

    Beni tutmayın ulan, burama geldi dayandı,
    Beni tutmayın, çizerim o çirkin suratınızı!
    Yıllardır öyle çok sömürdünüz
    Ve öyle çok kan kusturdunuz ki;
    Ulan, şimdi bir şarjöre diz çöktürürüm alayınızı!..


  10. 10
    aSsude
    Usta Üye
    BİR ACAYİP ADAM

    Firtinadan arta kalmiş bir teknede,
    Tevekkül içinde;
    Görkemli sakali ve igreti parkasiyla,
    Gizledigi macerasiyla,
    Bir acayip adam yaşardi.
    Akşamlari susardi,
    Ben konuşsam kizardi...

    Bir sürgün kasabasiydi,
    Bir eski zamandi, Haziran'di.
    Çocuktum, evden kaçmiştim
    Gelip ona siginmiştim...

    Küçücük bir koydu, sigdi,
    Burayi keşfeden belki de oydu.
    Uzaktan, kasabanin işiklari yanardi,
    içim anneyle dolardi, aglardim.
    Suphi şöyle bir göz atardi,
    Gizli bir cigara sarardi, aglardi.
    Sonra barişirdik,
    Ben flüt çalardim, cigara sönerdi,
    Aglardik...

    Nereden geldigini bilmezdim,
    Kimsesizdi,
    Belki kimliksizdi...
    Onun macerasi onu ilgilendirirdi;
    Kimseye ilişmezdi...

    Bir şeylere küfrederdi hep,
    Tedirgin bir balik gibi uyurdu.
    Bazen kaybolurdu, arardim,
    Yagmurun altinda dururdu.

    Bir kalin kitabi vardi,
    Cebinde olurdu, her gün okurdu.
    Ben bir şey anlamazdim,
    Kapagini seyreder, duymazdim.
    Sakalli bir resimdi, kimdi;
    Ne kadar mütebessimdi!

    Sordum bir gün Suphi'ye:
    Söylediklerini niye anlamiyorum, diye.
    Bildiklerini, dedi; yüzleştir hayatla
    Ve sinamaktan korkma!.
    Dogru ile yanlişi,
    Ancak o zaman ayirabilirsin
    Ve O'nu anlayabilirsin...

    Sonra gülerdi.
    Günlerim, yüzlerce ayrintiyi
    Merak etmekle geçerdi.
    Sonra yine akşam olurdu, Suphi susardi,
    Ben konuşsam kizardi.

    Tekneye martilar konardi,
    Yüregim Suphi'ye yanardi, aglardim.
    Suphi denize tükürürdü,
    Gökyüzünü tarardi, aglardi.
    Sonra barişirdik,
    Ben flüt çalardim, yildiz kayardi,
    Aglardik...

    Bir sahil kasabasiydi,
    Bir eski zamandi, Haziran'di.
    Çocuktum, evden kaçmiştim,
    Gelip ona siginmiştim.

    Bir gün aksilik oldu,
    Annem beni buldu!
    Suphi kaçip kayboldu.
    Kasaba çalkalandi, olay oldu;
    Ben sustum, kanim dondu!..

    Polisler onu buldugunda tekti,
    Felaketti...
    Herkes meydanda birikti.
    Karakoldan içeri girerken
    Sanki magrur bir tüfekti!..
    Ansizin dönüp bana bakti,
    Anladin mi? dedi
    Anladim, dedim; anladim...
    Ve o günden sonra
    Hiç bir zaman,
    Hiç bir yerde,
    Hiç aglamadim...


  11. 11
    aSsude
    Usta Üye

    --->: Yusuf Hayaloğlu Şiirleri

    Reklam



    BİR ANKA KUŞU

    Yüzlerce soğuk namlu
    Üzerime çevrildi.
    Yüzlerce demir tetik
    Aynı anda gerildi!
    Anne, beni söğüdün gölgesinde vurdular.
    Öpmeye kıyamadığın,
    Dal gibi oğlun yere serildi...

    Üşüştü birer-birer
    Çakallar üzerime.
    Üşüştü dört bir yandan,
    Göğsüme, ciğerime.
    Anne, beni leş gibi
    Yiyip talan ettiler.
    Teşhis edilmem için
    Parçamı koydular önüne...

    Ben bu acılar ülkesinin
    İnsana reva görülen
    Bütün acılarını tattım.
    Aç yattım, ekmeğime sabır kattım.
    Beni milyon kere dövdüler üst-üste!
    Ben bu yolu, kendim seçtim anne,
    Ben ömrümü kendim kanattım...

    Geceler tanır beni,
    Konarım, göçerim ben.
    Geceler tanır, kan damlar içerim ben.
    Anne, sen beni unut, karanlığın bağrında.
    Kırmızılar ekerim,
    Siyahlar biçerim ben..

    Suçüstü yakalandım,
    Bölüşürken kalbimi.
    Suçüstü kelepçeyle yardılar bileğimi.
    Anne, ben diyar-diyar, umudun savaşçısı..
    Bir tutam sevgi için
    Dağladım gözlerimi!..

    Prometheus'tum zincire vurulurken dağlarda,
    Ciğerimi kartallara yedirdim.
    Spartaküs'tüm, köleliğin çığlığında,
    Arslanlara yem oldum, tükendim.
    Kör kuyuların dibinde Yusuf'tum,
    Kerbela çölünde Hüseyin.
    Zindanlarda Cem Sultan,
    Sehpalarda Pir Sultan.
    Ve Madımak'ta otuzyedi can...

    Kaçıncı yok oluşum,
    Kaçıncı var oluşum bu?
    Tanrılardan ateş çaldım
    Yüzyıllarca tutuştum, üst-üste yandım.
    Bir anka kuşu gibi anne,
    Bir anka kuşu gibi;
    Kendimi külümden yarattım..



  12. 12
    aSsude
    Usta Üye
    BİR İNTİHAR GİBİ

    Birazdan kudurur deniz...
    Birazdan dalgaların sırtından,
    Üst-üste fışkıran rüzgarlar,
    Bir intikam gibi saldırınca üstüne;
    Yüzüne şarkılar çarpar,
    Yüzüne şiirler çarpar, ağlarsın.
    Sen artık buralarda duramazsın!..

    O büyük sessizliğin bağrı mı olur,
    Kimsenin bilmediği bir ağrı mı;
    Gider kendine gömülürsün...
    Yoksa bu şehir, bu sokaklar
    Seni alır kullanır,
    Seni alır kullanır,
    Santim-santim çürürsün!..

    Hani, el değmemiş bir yanın vardır,
    Aynalara göstermediğin bir yüzün,
    Kendine sakladığın bir hüzün...
    Hadi durma!
    Üzülsen de, sen üzülürsün!..

    Kim farkeder boşluğunu?
    Ardın sıra kim ağlar?
    Bir intikam gibi
    Çıldırmış bu sevdalar!..

    Bir intikam gibi
    Çıldırmış bu sevdalar!..

    Bazen bir uçurum kalır,
    Bazen de martıların ardından
    Velvele koparan bir leş kalır;
    Bir intihar gibi
    Puşt olunca sevdalar...
    Sırtını duvara yaslar,
    Sırtını ağaca yaslar, susarsın.
    Sen artık hiçbir sözü kaldıramazsın!..

    Şimdi yeni bir sevda mı olur,
    Kimsenin kapını çalmadığı bir inziva mı;
    Tutar sıfırdan başlarsın.
    Yoksa bu ilişkiler, bu zaaflar
    Seni yiyip bitirir,
    Seni yiyip bitirir,
    Dirhem-dirhem azalırsın...

    Belki hiç söylenmemiş
    Bir şarkın vardır,
    Henüz koyvermediğin bir kahkaha...
    Fırsatın olacak mı bir daha?
    Ne bekliyorsun?
    Yanılsan da sen yanılırsın!..

    Kim hatırlar güzelliklerini,
    Senin için kim yanar?
    Bir intihar gibi
    Puşt olmuş bu sevdalar!..

    Bir intihar gibi
    Puşt olmuş bu sevdalar!..


+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 ... Sonuncu8Sonuncu9
yusuf hayaloğlu ben deli değilim sözleri
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi