Ali Akbaş şiirleri

+ Yorum Gönder
Biyografi ve Yazarlar ve Şairler Bölümünden Ali Akbaş şiirleri ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    muamma.şair
    Bayan Üye
    Reklam

    Ali Akbaş şiirleri

    Reklam



    Ali Akbaş şiirleri

    Forum Alev


    Aral'a Ağıt

    Karada kalan kayıklar
    Eski günleri sayıklar
    İnci mercan saçan Aral
    Nerede o şakayıklar.

    Aral’ın suyu kan gibi
    Yaralı bir ceylan gibi
    Meğer göller de ölürmüş
    Kuğu gibi, insan gibi.

    Ural’dan inen marallar
    Aral’da saçın tararlar
    Yıkanacak göl mü kalmış
    Bilmem ki neyi ararlar.

    Göl değil kımızdı Aral
    Bir iffetli kızdı Aral
    Kalınca küffar elinde
    Yer altına sızdı Aral.

    Devran geçmiş, kervan göçmüş
    Aral’ı bir evran içmiş
    Ah neden sonra anladım
    Buraları sevmek suçmuş.
    Ali Akbaş




  2. 2
    muamma.şair
    Bayan Üye

    --->: Ali Akbaş şiirleri

    Reklam



    Elif'e sözüm vardı
    Köy dağların ardında kaldı
    Bir gün çıktım yel-yapalak
    Köy dağların ardında kaldı

    Türküleri unuttum
    Gitgide ıradı kağnı sesleri
    Bir daha uğramadım

    Halbuki Elif'e sözüm vardı
    Hiç varmadım
    Kız dağların ardında kaldı

    Sanırım;
    Özlemiş,özlemiş alışmış Elif
    Artık çoluk çocuğa karışmış Elif

    Bilirim ardımdan atıyorlar
    'İnsanoğlu çiğ süt içmiş emmioğlu
    Sözü savı mı olur?

    Mümkünü yok
    Dönmez artık
    Dönmez o...'
    Ali Akbaş








  3. 3
    muamma.şair
    Bayan Üye
    Göç
    Su sereperler ya
    Gidenlerin ardından
    Dün askere
    Hind'e Yemen'e
    Bu gün ekmeğe
    Yaban ellere
    Dönmezlerde ondan
    Yoksa niye serpsinler
    Sirkeci'den tren gider
    Ona binen verem gider
    Bir kapana çalar
    Analar ağlar
    'Oğuuuul
    oğul'
    Çocoklar öksüz
    Gelinler dul
    Sirkeci'den tren gider
    Evim barkım viran gider
    Biz hep atla geçtik Tuna'dan
    Böyle geçmedik
    Avrat uşak
    Biz hiç böyle geçmedik
    Beyler utansın
    Sirkeci'den tren gider
    Vağım yoğum törem gider
    Tuna bizden utanır
    Biz Tuna'dan
    Yüzüne kapatır ellerini
    Aldırma be Tuna'm
    Yiğit çıplak doğar anadan
    Sirkeci'den tren gider
    Erzurumlu Duran gider
    Burada ezan var
    Orada çan
    'uyaaaan
    Uyaaaaan
    Uyan! '
    Sirkeci'den tren gider
    Bir yaldızlı Kur'an gider







  4. 4
    muamma.şair
    Bayan Üye
    Kazak Mezarlığı
    'Hüvelbaki' yazılı mezar taşlarında,
    İncecik bir hilal altinda,
    'Hüvelbaki...'
    Hangi şaki soyabilir artık,
    Bir kefenden ibaret servetlerini,
    Yılanlar çiyanlar yemiş çürüyen etlerini,
    Döşekleri vatan toprağı yorganları kardır,
    Kıtlıktan, kırgından ve kahrından ölmüş ölenler,
    Sayıları gökteki yıldızlar kadardır.
    Ruhlar şehridir bu diyarda mezarlıklar...

    Ne tipi yıldırır onları artık,
    Ne yağmur ne kar.
    Ne Stalin, ne Lenin ne de Çar dinler bu adamlar.
    Çukur gözleri ve gıcırdayan mafsallarıyla,
    Kemikten süngüleri ve kefenden bayraklarıyla,
    Başlarında Navrızbay ve Kenesarı’yla,
    Korkunç bir intikam ordusudur onlar!
    Ruhlar şehridir bu diyarda mezarlıklar...

    Amansız bir alev rüzgarıyla
    Semey'de ölenler,
    Ve daha dün
    Kan kusan namlular önünde
    Jeltoksanda ölenler,
    Arkalarında yaşanmamış sevdalar bıraktılar,
    Analar atalar öksüz balalar bıraktılar.
    Acıklı jırlar ölümsüz destanlar bıraktılar,
    Adsız yıldızlar gibi kaydılar göğümüzden
    Mavi bir bayrak,
    Ve sonsuz bir toprak bıraktılar.
    Ruhlar şehridir bu diyarda mezarlıklar.


    Ruhunuz şad olsun,
    Yıllardır Fatihasız uyuyan kardeşlerimiz,
    Bir jeltoksan aşkıyla şahlanan ülkeniz abad olsun!
    Artık boşa gitmeyecek döktüğünüz kanlar,
    Gökkubbenin altında susmayacak ezanlar!
    Şekerimler, Seyfullinler, Mağcanlar,
    Ruhlar şehridir bu diyarda mezarlıklar...

    Kanınız sulara,
    Sesiniz rüzgara karışmış...
    Ne fark eder sizin için, tufanmış, kışmış...
    Şehitlere her mevsim bahardır,
    Uzak diyarlarda sizin için
    Yas tutan, Yasin okuyan, kardeşleriniz vardır.
    Ruhlar şehridir bu diyarda mezarlıklar...


  5. 5
    muamma.şair
    Bayan Üye
    Kerkük üstüne...
    Ne zaman ki Kerkük gelir aklıma
    Boğazlanan bir Türk gelir aklıma.
    Fuzûlî bağını talan edenin
    Yüzü için tükrük gelir aklıma

    Kerkük bir öbek kar çöl ortasında
    Ah anamız ağlar el ortasında
    Sağır mısın, sağır mısın Ankara?
    Öldük güpe gündüz yol ortasında.


  6. 6
    muamma.şair
    Bayan Üye
    Masal Çağı
    Şu mâvi dumanlı koyda
    Bir küçük köy uyukluyor
    Şu gümüş hâreli çayda
    Bizim kızlar kilim yuyor

    Geliyor tokaç sesleri
    Yansıtır yamaç sesleri
    Suyun aynasında tarar
    Kızlar üç kulaç saçları

    Yüzünüz şavkır sulara
    Kalaylı bakraç yüzünüz
    Oturun dinlenin biraz
    Yok mu yazınız güzünüz

    Öte geçeye geçmeyin
    Çay bulanık su içmeyin
    Güzellikten baç alırlar
    Gül yüzünüzü açmayın

    Şarıl şarıl çimdiğim çay
    Çiğdem topladığım yayla
    Artık rüyama girmeyin
    Etmeyin etmeyin böyle

    Aynı kaptan yenen yemek
    Bin dudağın değdiği tas
    Ah köyüm baba ocağım
    Suyun zemzem taşın elmas

    Dağlar ak saçlı bir dede
    Doruklar pâre pâre kar
    Tarlalar kırda seccâde
    Kekik kokulu tarlalar

    Gözümde tüter bacalar
    Medet analar bacılar
    Gençleri beni tanımaz
    Duydum ki ölmüş kocalar

    Zeynep elif suna gülçin
    Fistanınız biçim biçim
    Bir gün imeceye gelin
    Bu derdi tüketmek için

    Beni unutmayın sakın
    Seven demez uzak yakın
    Yitirdim köyün yolunu
    Yamaçlara ateş yakın

    Hiç sormayın nerde kaldım
    Her yıl bir diyarda kaldım
    Bir ifrit ağına düştüm
    Bir kuş gibi darda kaldım

    Yıkacağım evi barkı
    Sıkıyor beni dört duvar
    Niye söylediğim şarkı
    Ulaşmıyor yâre kadar

    Kuşlar geçer katar katar
    Katılır ben de giderim
    Kanat vermezse turnalar
    Kolumu kanat ederim

    Çamlıbeli tutunca kar
    Uluşur dağda aç kurtlar
    Bir kuş olurdu bir deve
    Bacadan geçen bulutlar

    Vurulmuş küçük şehzâde
    Düşmüş doru küheylandan
    Kimseler gelmez imdâde
    Baykuş ötüyor ayvandan

    Ninem nerde nerde masal
    Ağzından bal akardı bal
    Benim aslan çocukluğum
    Yollar ayrıldı hoşça kal


  7. 7
    muamma.şair
    Bayan Üye
    Şönretler Terzihanesi
    Sıcak yatağında uyumak varken
    Açar dükkanını her sabah erken
    Demirci, kömürcü, marangoz, berber
    Eski bedestende semerci Ejder.
    Dedim: Usta artık bırak şu işi!
    Yüzü gölgelendi çatıldı kaşı.
    Dedi: Ahiliktir bizim töremiz
    Kıyamete kadar yanar çıramız.
    Pirimiz ne demiş semer üstüne
    'Ne güzel yakışır himâr üstüne!
    Gürgenden meşeden oymalı semer,
    Sırtı keçe, alnı aynalı semer
    Bir taht gibi al aygıra vurulur
    Üzerine koç yiğitler kurulur.
    İbrişim kuşaklı Bertiz uşağı
    İner gelir Alişar'dan aşağı.
    Terkisine kızlar gelinler biner
    Aksuya kuğular sülünler iner.
    Kırmızı bakırdan çeyiz dizerler
    Kalaylı tabakta kına ezerler.
    Al önlüklü kısrak çalımlı kızlar
    Mor belikli, yüzü yalımlı kızlar
    Onun için hor görmeyin semeri
    Çağlar öncesinin insan hüneri.
    Dünyada at nesli tükense bile
    Bu sanat geçecek hep elden ele
    Kolay bırakılmaz baba mesleği
    Müşterimdir nice insan taslağı
    Mektep terzisiyim diye kınama
    Her gün nice ünlü gelir yanıma.
    Ateşten giyinir, kordan giyinir
    Milleti soyanlar burdan giyinir.
    Bana diyorlar ki 'çağ dışı adam'
    Kim ne derse desin, efendim ne gam.
    Mektep çoğalmakla merkep azalmaz
    Dünyada bir kârı olan aç kalmaz.
    Merkür'e, Merih'e başladı sefer
    Hâlâ semer yapar Maraş'lı Ejder.


  8. 8
    muamma.şair
    Bayan Üye
    Türküler
    Bin yılda yoğurduk her mısraını
    Yüzüğe kaş ettik Ağrı Dağını
    Dünyaya değişmem bir aksağını
    Gönlüme göredir bizim türküler.

    Türküler bilirim Van'lı, Yemen'li,
    Yemen'in yolları güllü çemenli
    Söylemiş gelinler gözleri nemli,
    Künyedir, kuradır bizim türküler.

    Kavruldum ateşte, boğuldum gamda
    Hepsi ayrı hava, ayrı makamda
    Bir gelini sel aparmış Mugan'da
    Sellerde Sara'dır bizim türküler.

    Yıkılmış siyeci, bozulmuş bağlar
    Davullar ah çeker, zurnalar ağlar
    Bu gelin gönülsüz, salmayın dağlar!
    Bir bahtı karadır bizim türküler.

    Bizim kızlar bulmayınca dengini
    Kimi türkü yakar, kimi kendini
    Bahar seli gibi yıkar bendini
    Bir kanlı deredir bizim türküler.

    Ay karanlık, bulamamış yolunu
    Seferberlik yaman bükmüş belini
    Karanlık gecede sinsin yalımı,
    Zulmette çıradır bizim türküler.

    Barak dedikleri bir ince ağrı
    Yükselir her gece sabaha doğru.
    Uğuldayıp durur dağların bağrı
    Tılsımlı mağradır bizim türküler.

    Ekinler biçilir toy-düğün olur,
    Güzün gün kısalır, bir süyüm olur
    Her çeşme başında kırk güğüm olur
    Nöbettir, sıradır bizim türküler.

    Suları ürperten bir Nîda olur,
    Aksi seda veren Altındağ olur
    Bir merhaba olur, elveda olur,
    Ne kutlu töredir bizim türküler.

    Veysel susar, Davut Sulari söyler
    Kırımdan gelirken serdarı söyler
    Köylüsü-kentlisi, hünkarı söyler
    Fermanda tuğradır bizim türküler.

    Köroğlu dağlarda kalır mı naçar
    Hızır himmet eder, kuş olur uçar.
    Beyler unutursa Keloğlan açar
    Sihirli sofradır bizim türküler.

    Bin dereden su taşımış elekle,
    Bin senedir kavgası var felekle
    Tırmanır sırtında ağır şelekle
    Ağrı'dır, Hîra'dır bizim türküler.

    Bülbül gibi gül dalında dem çeker
    Kara günde gam dağıtır, gam çeker
    Türkülerin çektiğini kim çeker?
    Kervanda buğradır bizim türküler.

    Nağmeler delisi Sarısözen'i
    Anmayınca tutmaz sazlar düzeni
    Türküler peşinde gezmiş fizanı
    Belhü Buhara'dır bizim türküler.

    Bağlama dediğin üç tel bir tahta
    Ne şaha baş eğmiş, ne taca tahta
    Tüm dertleri özetlemiş bir ah'ta
    Bozkırda naradır bizim türküler.

    Elif ördek olur, göllerde yüzer
    Suyun aynasında saçını çözer
    Ceylanlar peşinde avcılar gezer
    Bir mîri meradır bizim türküler.


  9. 9
    muamma.şair
    Bayan Üye


    Zafer Güvercinleri

    Göğsünü yelken gibi rüzgara gere gere
    Tunç bedenli tayfalar çıkıyor bir sefere.
    Belki ayın güneşin doğup battığı yere
    Tuz kokan yosun kokan sulardadır bereket,
    'Vira, vira bismillah! ' başlayacak hareket.

    Hind'e Çin'e gideriz açılıp Marmara'dan
    Uğurumuz Ay-yıldız esirgesin yaradan.
    Yeriniz geniş olsun biz usandık karadan,
    Ufukta yavaş yavaş silinir karartılar,
    Kıyıda kalanlara selam edin martılar.

    Akdeniz anne deniz, eski çağlardan beri
    Fırtına kalyonlarla tanır bizi tan yeri
    Selam gökteki yıldız, selam deniz feneri.
    Gelen Türk tayfaları yol ver hey deli deniz,
    Rüzgarla konuşuruz, pîrîmiz Piri Reis.

    Bir motor uğultusu ve bitme bilmeyen su
    Kaptanın ömür boyu sürecek türküsü bu
    En çetin fırtınalar yollara kursa pusu,
    Coşsa kudursa deniz, tufan olsa giderdik,
    Elde değil bir kere, maviye gönül verdik.

    Öpülesi yelkenler, zafer güvercinleri
    Bin haçlıyı batırmış Barbaros'un kırk eri
    Çalkanır durur deniz, ulu seferden beri.
    Enginde duman duman bir donanma yanıyor
    Hâlâ Burak Reis'in sesi yankılanıyor! ...


+ Yorum Gönder
ali akbaş şiirleri
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi