Masal içinde geçen tekerlemeler

+ Yorum Gönder
Edebi Türler ve Yazılar Bilgiler Bölümünden Masal içinde geçen tekerlemeler ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Asker
    Üye
    Reklam

    Masal içinde geçen tekerlemeler

    Reklam




  2. 2
    İlk Yolcu
    Bayan Üye

    Cevap: masal içinde geçen tekerlemeler

    Reklam



    masallardaki tekerlemeler

    “Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde geniş bir alan içinde ben çok çok küçükmüşüm. Azığımız azmış anam kızmış. Dedem eşikte ninem beşikteymiş. Anam dedem ağlar dedemi sallarmış ninem ağlar ninemi sallarmış. Bu sırada bir ses gelirdi tavandan ben tavana çıkardım. Orada bulurdum bir sandık. Açardım sandığı içinde kırk anahtar. Alırdım elime birini sarıdır diye bir kapıya varırdım yalıdır diye açardım kapıyı aradığım yer buradır diye bir hasır çıkardı karşıma basardım üstüne halıdır diye halı uçmaya başlamaz mı..Uçardım uçardım bulut oluklardan su içerdim ilden ile göçerdim lale sümbül biçerdim. Sulu yerde kavun karpuz susuz yerde peynir ekmek yerdim. Yerdim ama dedem bir ağlardı bir ağlardı şaşardım çağırırdım arap bacıyı başlardı dedeme bir masal anlatmaya evvel zaman içinde kalbur saman içinde develer tellalken eski hamam içinde hamamcının tası yokmuş külhancının baltası yokmuş yalanların uyduranların da arkası çokmuş. Eski zamanların içinde bir padişahla üç oğlu yaşarmış büyük bir ülkenin birinde..”


    Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, cinler top oynarken eski hamam içinde… Ben deyim şu ağaçtan, siz deyin şu yamaçtan, uçtu uçtu bir kuş uçtu; kuş uçmadı, Gümüş uçtu. Gümüş uçmadı, Memiş uçtu. Uçar mı, uçmaz mı demeye kalmadı; anam düştü eşikten, babam düştü beşikten… Biri kaptı maşayı, biri aldı meşeyi; dolandım durdum dört köşeyi…

    Vay ne köşe bu köşe! Dil dolanmadan ağız varmaz bu işe; bu köşe yaz köşesi, şu köşe kış köşesi, şu köşe güz köşesi, diye iki tekerleyip üç yuvarlarken aşağıdan sökün etmez mi Maraş paşası!.. Hemen bir sarıya bir fare deliği bulup, attım kendimi dışarı; gelgelelim şu mahallenin yumurcakları haşarı mı haşarı; bir fiske vurdular enseme, gözlerim fırladı dışarı!..

    Az gittim uz gittim… Dere tepe düz gittim. Çayır çimen geçerek, lale sümbül biçerek; soğuk sular içerek, altı ayla bir güz gittim. Bir de dönüp ardıma baktım ki, ne göreyim, gide gide bir arpa boyu yol gitmişim!..

    Vay başıma, hay başıma; bu yol bitecek gibi tükenecek gibi değil, ya bir devlet kuşu konsa başıma, ya da alsa beni kanadına kaşına, demeye kalmadı bir de gördüm ki, ne göreyim? Adıyla sanıyla, yeşiliyle alıyla, Zümrüdüanka dedikleri değil mi? Kafdağı’nın üstünden süzüm süzüm süzülüp geliyor. Bakın hele! Yüzü insan, gözü ahu. Ne maval, ne martaval. İşitilmedik bir masal!..







  3. 3
    Ziyaretçi
    Küçükken hikaye anlatanlar bize hep dediğiniz şekilde başlarlardı.







  4. 4
    Ziyaretçi
    süper çok sağol forum alev teşekkürler

+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi